Kalıcı çözüm için Kürtlerin bir özne olarak kabul edilmesi gerekir..

0

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Mardin Kızıltepe’deki Buğday Pazarında esnafları ziyaret etti. Burasının Türkiye’nin tahıl ihtiyacının yaklaşık yüzde 20’sini karşıladığını dile getiren Sancar, şunları söyledi:

“DEDAŞ, o da zaten önümüze gelen bir konu ve gündeme getirdiğimiz büyük bir sorun. Hububat üretiminin yüzde 20’sini karşılayan bir bölgede yaşanan bu sorun basit bir sorun olarak ele alınamaz. Gerçekten zulme dönüşmüş durumda. DEDAŞ’ın yaptıkları ve hükümetin tarım politikası Mardin bölgesinde özellikle Kızıltepe’de çok büyük mağduriyetler yaratıyor. Faturalarını ödeyemeyen çiftçiler artık tarımsal faaliyet yapamaz hale geldiler. DEDAŞ toplu cezalandırmaya gitmiştir. Birkaç çiftçinin faturayı ödememesinin karşılığını bütün köylere kesmiştir.

Bazı kırsal kesimlerde, köylerde bütün elektriklerin kesildiği bir dönem başlamıştır. Yıllardır büyük bir mağduriyet ve eziyet haline gelen bir uygulamadır. Arkadaşlarımız soru önergeleri verdi, araştırma önergeleri verdi. Mehmet Şerif Başkan bizleri bilgilendirdi. Bizler de hükümetle, bakanlıklarla ve diğer yetkililerle görüşmeler yapmaya çalıştık, çözüm aradık. Maalesef bir çözüm bulunamadı. Zulüm devam ediyor.

Biz bunun basit bir elektrik faturası meselesi olmadığını biliyoruz. Bu bölge bilinçli bir şekilde mağdur ediliyor. Özellikle bu iktidarın ve bundan önce pek çok iktidarın bölgeye bakışında eşit yurttaş anlayışından uzak olmaları söz konusu. Eğer böyle olmasaydı bu sorunlar bu kadar kronik hale gelmezdi, bu kadar ağır tahribatlar doğmazdı. Buna rağmen çiftçimiz çalışkan ve üretim yapmaya çalışıyor. Sorunlar bununla da bitmiyor sulama konusunda da GAP meselesi var. Bugüne kadar çoktan sonuçlanması gerekirdi sulama programlarının ama bildiğimiz kadarıyla yüzde 40 civarında tamamlandı ve bölgenin hepsi sulama kanallarının devreye girmesini bekliyor. Sulu tarımı daha rahat yapmak istiyorlar.

Bu da gerçekleşmedi. GAP Türkiye’nin en prestij projesi olarak gündeme getirilmiştir. Yıllardır büyük kaynaklar da aktarıldı. Bu kaynakların nereye aktarıldığını şimdi araştırırsanız Türkiye’nin kronik hastalıklarından biri olan yolsuzlukla, rantla, yandaşları kayırma gerçeğiyle karşılaşırsınız. O nedenle çiftçinin umutla beklediği sulama projeleri tamamlanamıyor. Eğer tamamlanmış olsaydı DEDAŞ kaynaklı elektrik meselesi de yaşanmayacaktı.

Eğer Türkiye’de bu iktidar Suriye Kürtlerine, Suriye’deki Kürtlerin hak mücadelesine düşmanca yaklaşmasaydı, orayı etnik bir tehlike olarak algılamasaydı ve sunmasaydı şimdiye kadar sınırın iki yakası arasında çok daha iyi işler yapılmış olurdu. Hem siyasi anlamda hem de ekonomik anlamda. Zaten Suriye iç savaşı başladığından beri ticaret durdu. Nakliyecilik de büyük bir sorun yaşıyor. Çünkü Mardin bölgesinde tarımdan sonra en büyük sektör bildiğim kadarıyla nakliyecilik. Son 7-8 yıldır bölgede yaşanan ekonomik çöküş gerçekten dramatik. Ve bu bir kader değil, bir mecburiyet değil. Bu tamamen siyasal ve ekonomik tercihlerin bir sonucu.

Bu sorunların çözülmesi için gerçekten bir güç olmamız gerekiyor. Mardin halkının HDP’ye, bizlere desteği büyüktür. Her zaman bunu büyük şükranla dile getiriyoruz. Kendimizin sorunlarını ancak içimizden çıkanlarla çözebiliriz. Bu konuda eksiklerimiz ve yetersizliklerimiz varsa eleştirilerinize ve uyarılarınıza açığız. Sizin partiniz, çocuklarınızın ve kardeşlerinizin partisi HDP. Bu parti ne kadar güçlü olursa, sorunların çözümünde de o kadar etkili olur.

Biz iktidarlara elbette sesleneceğiz ‘çözüm üretin’ diye. Muhalefet partisi olarak elbette Meclis’te ve başka alanlarda sorunları dile getireceğiz, baskı kurmaya çalışacağız. Ama bunlarla sorunları çözmek konusunda mesafe almamız zor oluyor. Hedefimiz sizlerle birlikte bu ülkenin yönetiminde yer almak. Biz halkımızı Türkiye’de yönetime taşımak istiyoruz. Kendi kimliğiyle, tercihleriyle Kürt halkını yönetime taşımak istiyoruz. Kimse Kürtler adına hareket etmesin. Bizler partiniz olarak, sizler halkımız olarak bizatihi, yönetimi hedefliyoruz. Desteğinizle, duanızla partimizi büyütmeyi en önemli görev olarak koyduk önümüze. Sorunlarımızı biz çözeriz.

Yerel yönetimlerde bile buna imkan tanımayan çok gaddar bir zihniyet var biliyoruz. Ama bunun ötesine biz de gözümüzü diktik, hedefimizi bunun daha ötesine koyduk. Diyoruz ki biz HDP olarak Kürtlerin Türkiye yönetiminde doğrudan kendileri olarak yer almalarını sağlayacağız. Kürtleri özne olarak kabul etmeyen hiçbir girişim herhangi bir sorunu çözemez. Kalıcı bir şekilde çözüm üretmek için Kürtlerin bir özne olarak kabul edilmesi, temsilcilerinin de eşit aktör olarak görülmesi gerekir. Bunu başarırsak sorunlarımızı da hep birlikte daha kolay ve hızlı çözebileceğimize inanıyoruz.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here