Kapitalist Müslümanların Allah ve din algısı

5

Gene çok geniş bir konuyu ele aldığımın farkındayım. Uzun süredir gözlemlediğim bir konuydu ve sizlerle paylaşayım istedim. Konuyla alakalı alan çalışması yapılmış mıdır, bilemiyorum. Sanmıyorum.

‘Kapitalist Müslümanların Allah algısı’ gibi bir konu çalışılmış mıdır diye de araştırdım ama bir veri bulamadım, sanıyorum herhangi bir makale de yazılmamış. Bu da bana çok ilginç geldi.

Neden mi?

Özellikle 1985’den sonra bu tür Müslümanlar Türkiye toplumunda ortaya çıkmaya başladı ve bugüne kadar da bir hayli geliştiler. Turgut Özal’ın kurduğu Anavatan partisinin icraatları ile ticaretle uğraşan Müslümanlar kapitalizmle tanıştılar. Bu tanışma ilk başlarda onların din ve ticaret algılarını sarsmış olsa da, para kazanma arzusu sebebiyle sarsıntı atlatıp en ideal şekliyle uyum sağlandı.

1985-2010 yılları arası dönem için kullanabileceğimiz ‘kapitalist Müslümanlar’ ibaresi, 2010 yılından sonra değişikliğe uğradı. Aslında bu da başka bir yazı konusu.
Peki 2010 yılından sonra nasıl değişim oldu?
‘Kapitalist Müslümanların yerini Müslüman kapitalistler aldı’.

Cemaatin ve Ak partinin gücüyle kapitalistler Müslümanlaştılar ya da Müslüman sembollerini kullanarak Müslümanmış gibi göründüler.

Günümüzde bizi rahatsız eden, ‘bu da olur mu?’ dedirten, ‘bunlar nasıl Müslüman?’ sorusuna muhatap olanlar da Müslüman kapitalistler. Sakın bu cümlemden normal karşıladığımı ve aslında bunlar Müslümanları lekeliyorlar diye düşündüğümü çıkarmayın. Kapitalist Müslümanlardan da,

Müslüman kapitalistlerden de hiç mi hiç hazzetmiyorum.

Ak parti iktidarı sonrası Müslüman kapitalistler belki de solcu kapitalistler olacak ya da demokrasi taraftarı kapitalistler.

Neyse, biz konumuza dönelim.

Kapitalist Müslümanlar, kapitalizmle tanıştıktan sonra daha fazla para kazanma hırsına girdiler. Bunun sonucu olarak da dinle ilgileri daha da azaldı.

Allah algıları ya da tasavvurları iki şekilde gelişti:

  1. Gelenekten gelen Allah algısı.
  2. Dini cemaat ve grupların onlara sunduğu Allah algısı.

Gelenekten gelen Allah algısı çok ilerlemese de eski kuşak diyebileceğimiz kişiler, rızkı Allah’ın verdiğine, kazandıkları parayı gizli şekilde sadaka olarak dağıtmaya devam ettiler.

Allah algısını büyük oranda değiştiren dini cemaat ve gruplar oldu.

Kapitalistleşen Müslümanlar din adına güzel işler yapma adına dini cemaat ve gruplara dahil oldular.

Bu karşılıklı alışveriş (Austausch) iki grubu da mutlu ediyordu.

Kapitalist Müslümanlar Allah algısını bu grup ve cemaatler aracılığıyla öğrenip pekiştirirlerken aynı zamanda da din adına çalışmalar yaptıklarına inanıyorlardı. Ama kapitalizmin bütün gereksinimlerini de yerine getirmekten kaçınmadılar.

Dini grup ve cemaatler de dini sohbetlerle din adına çalışma yaparlarken kapitalist Müslümanların kazandıkları paralardan ‘sadaka’ ve ‘fi sebilillah’ olarak paylarını da alıyorlardı.

Bu durum, dini grup ve cemaatler – Kapitalizm birlikteliğini çok güçlü hale getirdi.

Anlayacağınız alan memnun, veren memnun bir durum oluştu.

‘Cemaat’ dediğimiz yapılanma ile en yüksek seviyesine ulaşan bu birliktelik, 2016 yılındaki darbe girişimi ile yıkılmış gibi gözükse de aslında yıkılmamıştı.

Sadece şekil değiştirdi.

2016 yılından sonraki durum:

İçine biraz millilik ve Osmanlıcılık da katılan yeni dini cemaat artık Ak parti oldu. Ve tabi ki tarikatlar ve tarikatlardaki kapitalist istekler.

Ak partinin iktidarda olmasından dolayı da yukarıda belirttiğim yeni grup da buraya katıldı: ‘Müslüman kapitalistler’. Bu grup, iktidarın nimetlerinden yararlanmak için kapitalist Müslümanlar gibi davranmaları gerektiğini anladılar.

Ak partinin başında olan Başkan Tayyip Erdoğan’ın da ticaretten gelmesi bu durumu çok daha kuvvetlendirdi. Çünkü o da kapitalist bir yaklaşımla ‘sürekli daha fazla’ ya odaklıydı.

Daha fazla parti üyesi,

Daha fazla seçmen,

Daha fazla oy,

Daha fazla iktidar,

Daha fazla,

Daha fazla,

Daha fazla…

Ama İslam’ın prensipleri ‘daha fazla’ anlayışını tavsiye etmiyordu.

İslam’ın yani dinin hedefi daha fazla olmasından ziyade, daha doğru, daha adil ve daha helal olandı.

Bugün itibariyle din, İslam ve Allah algıları değişmiş değil.

Tarihte olduğu gibi sembollerin kutsandığı ama içeriğin yok edildiği bir İslam ve Müslüman imajıyla karşı karşıyayız.

‘Gaybı, kalpleri ve hakiki niyetleri bilen Cenabı Allah bizleri sıratı müstakimden ayırmasın. Sonumuzu hayreylesin’.

Berat Albayrak’ın istifa notunda olduğu gibi Allah sonumuzu hayreylesin.

Örnekler:

Sevgi ve Bilgiyle kalın

Önceki İçerikAmiralin cübbesi
Sonraki İçerikVaka sayısı 130 milyon 82 bin 99..
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun

5 YORUMLAR

  1. Din duygusu doğuştan olduğuna göre insan ruhunun huzura kavuşması için bu duygunun tatmin edilmesi gerekir. Din ve inançtan başka hiç bir şey insanın gönlündeki mânevî boşluğu dolduramaz. Bu boşluğu doldurmak için çeşitli arayışlara girer.
    Müslüman bir Ülkede bu boşluğun doldurulması öncelikle devlet eliyle tüm kesimleri kapsayacak şekilde doldurulması gerekir. Mevcut durumda olduğu gibi farklı alanlarda doldurulduğunda kafa karışıklığı, hedeften sapmalar olacaktır. Bu durum devlet’in din dayatması gibi algılansa da tek bir kanaldan başka alanlara ihtiyaç duymadan yeterli bir şekilde topluma sunulması, başka alanlara yönelmenin önüne geçecektir.

    İster Kapitalist Müslüman İster Müslüman kapitalist olsun hiç fark etmez yapılan yanlışı kim yaparsa yapsın bunu kendi kılıfına uydurarak yapıyor.

    Bu gibi durumlarda toplumun kimi nasıl kılavuz seçeceği konusunda kafası karışıyor.
    En büyük zararı da inançlar görüyor.

    Bazı değerlerimiz, kullanılan terimler vasfını yitiriyor.

    Toplumumuzda verilen bir söz veya yemin hala güvenilir bir terim olsa da artık vasfını yitiriyor hemen herkes her yerde söz veriyor yemin ediyor ama kimsede bu sözlerin etkisine güvenmiyor ve artık tesiri de olmuyor. Böylece dini inanç gereği ve kültürel değerlerimizin kullanım vasfını yitirmiş tesiri ortadan kalmış oluyor.

    İşte bu durun inançların zayıflamasına, güvenilmesine neden oluyor.

    • Sayın Ahmed, ‘toplumun kimi nasıl kılavuz seçeceği konusunda kafası karışıyor’ demişsiniz, sanıyorum sorun da burdan kaynaklanıyor. Neden insan kendine bir kılavuz seçmek zorunda? Herkesin doğuştan da gelen bir vicdan terazisi yok mu? İnsanların birbirinden bir üstünlüğü yok, olmamalı da. Ama aklını kiraya vermek rahatlığın ve tembelliğin göstergesi. Kendi harekete geçmeyip başkalarının kendi adına karar vermesine ok diyorsa, gelsin haksızlık, gelsin adaletsizlik, gelsin kölelik. Kulla kulluk etmenin, kraldan çok kralcı olmanın sadece gücü elinde bulundurana faydası var…

      Beyin bedava 😉

  2. ey hatice ey fatıma ey ayşe validelerimiz ey islamın ilk şehidi sümeyye hatun.
    büyük ihtimalle sizlerin adlarını taşıyan başörtülü bacılar yurt dışından gelen tubişlerine süpriz parti hazırlamışlar.
    tuba tubiş olmuş.
    işsizlik,esnafın sıkıntısı,pandemi aşı yokluğu ne gam varsa yoksa tubişe süpriz parti.
    Rabbimizinde size ve sizin hamilerinize bir sürprizi olacaktır.
    amenna ve saddekna.

  3. Kapitalizm kotu mu?
    Islamcilara gore cok kotu, gunumuzde dunyaya hitap edebilecek dogru duzgun bir terminolojiden yoksun olan islamcilarin Komunist terminolojiden asirdiklari bir kavram bu.
    Kapitalizm kotu degil, cok iyidir;
    Kapitalizm her seyden once Uretim demektir. Yasadigimiz dunyada mal ve hizmet uretimini cok buyuk oranda az sayidaki Kapitalist ulkeler yapar, Hukuk, Insan Haklari vs. en gelismis haliyle Kapitalist ulkelerin eseridir, Istihdam denilen kavram kapitalizmin olmazsa olmazidir. Sn Sinan beyin cok iyi bildigini dusundugum Almanya basat Kapitalist bir ulkedir.
    Islamcilarin sergiledigi kotulukler Kapitalist ornekler degildir, en hafif tabiriyle Yagmaciliktir. Yagmaciligin, Avantaciligin, Yolsuzluklarin en az oldugu ulkeler Kapitalist olanlardir. Is Ahlakinin en iyi ornekleri de, keza Kapitalist ulkelerdedir.
    Kapitalizmi anlayabilmek icin Almanya iyi bir laboratuvardir

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here