Karamollaoğlu: Merminin fiyatını da biliyoruz, israf ve yolsuzluğun miktarını da

0

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, gündemdeki konular hakkında değerlendirmelerde bulundu.

“İnsanın alınterinin karşılığı sadece karnını doyuracak bir ücret olamaz. Alınterinin karşılığında verilen ücret, insanın diğer ihtiyaçlarını da karışlamak zorundadır.” diyen Karamollaoğlu, şunları söyledi:

“1 yıllık planlama ile asgari ücret ayarlanamaz. Sendikalar ve hükümet 10 yıllık çalışma paketi hazırlayarak asgari ücretin akıbetini belirlemelidirler. Eğer bir hükümet ‘asgari ücreti 10 sene sonra 2 katına çıkarmak istiyorum’ diyorsa, enflasyondan arındırılarak her yıl yüzde 7 zam yaparsa ancak bu rakam 2 katına çıkar. Eğer 10 yıl önce böylesine kolay bir adım iktidar tarafından atılabilseydi, bugün asgari ücret ne sendikaların ne de hükümetin gündeminde olmazdı.

Türkiye’de iç piyasanın canlanması ekonominin canlanmasına; ekonomik canlanma ise yatırımlara vesile olur. Yatırımlarla da ülke ekonomisi şaha kalkar ve devlet gelirleri artar. Bu tavsiyelerimizi hükümete yaptığımızda bize bir merminin fiyatını bilip bilmediğimizi soruyorlar.

Bu ülkede asgari ücretlilerden fedakarlık beklemek tam bir trajedidir. Fedakarlık yapması gereken hükümettir. Sadece israftan ve gösterişe yönelik harcamalardan vazgeçilirse eğer bütün ihtiyaçlarımızı karışlayacak kadar kaynağımız olduğu ortaya çıkar. Lüzumsuz yatırımlarımız itibarımızı güya arttırıyor ama insanımızın geçim sıkıntısı her geçen gün daha da büyüyor.

Türkiye’nin meselesi ‘Kanal İstanbul’ değil ‘Kalan İstanbul’ meselesidir. İlim adamları, Kanal İstanbul projesinin ekolojik dengeyi bozacağını ve bir süre sonra Marmara’nın elden çıkacağını ortaya koyuyorlar.

Her türlü israfa ve yanlış yatırıma para bulunurken, EYT’nin mağduriyetlerini gidermek için kaynak bulunamaması, anlaşılır bir durum değil. Bu iş mutlaka çözülmelidir. Emeklilikte yaşa takılanların sorunları apaçık ortada, devlet vatandaşıyla yaptığı sözleşmeye sadık kalmadı. Bu problemin çözümünün gecikmesi ülke üzerindeki yükü giderek artıracak. Bu iş mutlaka çözülmeli ancak çözümün ille de bir sene içerisinde halledilmesi diye bir konu olmayabilir. Bunun çözülmesine karar verilir. Belli bir süreçte ama uzatmadan bu konu çözülebilir. Bu da hükümetin üstüne büyük bir yük getirmez.

Termik santrallere hava filtresi takılması meselesinden sonra merakla bekliyorum ki; Cumhurbaşkanı Erdoğan ile AK Parti Genel Başkanı Erdoğan daha hangi başka konularda birbiriyle çelişecekler. Termik santral yasası Meclis’ten geçerken Cumhurbaşkanı’nın haberi yoktu ve önüne gelince de veto etti, halkının yanında oldu. İnşallah aynı hassasiyeti Kanal İstanbul Projesi’nde de gösterir.

George Orwell’ın meşhur 1984 romanındaki; ‘-Şu an kaç parmağımı gösteriyorum? -4. -Peki, ya parti ‘5′ derse? -O zaman 5’ satırlarını sanki yaşıyor gibiyiz. İmam Gazali der ki; ‘Hakkı adam ile bilemezsin, önce hakkı tanı o münasebetle ehlini de tanırsın.’ Bugün aranıp da bulunamayan fetöcüler AK Parti kadrolarının içerisindedir. Arayıp da bulamadıkları için değil ‘benim fetöcüm problem yok’ mantığı olduğu içindir.

Bu rakamlara rağmen hala, ‘çalışandan fedakârlık istemek’ bir trajedidir. Milletimiz bugüne kadar yeterince fedakârlık yaptı. Artık fedakârlık yapması gereken iktidarın ta kendisidir. Bugün Türkiye ekonomisi sahipsizdir. Savunma Bakanlığı 2020 bütçesi 53 milyar lira. Son 10 ayda borçlanılan miktar 200 milyar lira. 2020 yılında faiz gideri 140 milyar liraya ulaşacak.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin 1 dakikalık masrafı bir asgari ücret ile aynı. Biz bu taleplerimizi dile getirince diyorlar ki: ‘Bir mermi kaç para sizin haberiniz var mı?’ Elbette var. Biz bugün merminin fiyatını da biliyoruz, Türkiye’de israf ve yolsuzluğun miktarını da.

Asgari ücret yoksulluk sınırında olmalıdır! Biz bunu deyince bizi hayalcilikle suçlayacaklar. Biz kimseden Erbakan Hoca’nın verdiği yüzde 50’lik zamları beklemiyoruz elbette. Her babayiğit bunun altından kalkamaz. Lakin enflasyondan arındırılmış yüzde 7-10 gibi rakamlar verilebilir.

Bizi üzen bir başka konu asgari ücretin her dönem açlık sınırı üzerinden pazarlık konusu edilmesidir. Açlık sınırı üzerinden işçiyi ücret almaya zorlayan bir hükümet ailelerin geçim derdi ile hiç ilgilenmiyor demektir.

Bu konuda şu hususu hemen belirtmek istiyorum. Eğer asgari ücrete ‘enflasyon ayarı’ denilerek bir düzenleme getirilecekse, bu Türkiye’nin gerçekleri ile bağdaşan bir adım olmayacaktır. Hepimiz biliyoruz ki, şu an açıklanan enflasyon rakamları ayar verilmiş rakamlardır.

Açlık sınırının 2.102 lira, yoksulluk sınırının 6.849 lira olduğu bir ülkede asgari ücretin 2020 lira olması tek kelimeyle zulümdür. Emeğe zulümdür, emekçiye zulümdür, insana zulümdür.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here