Karamollaoğlu’ndan Nazlı Ilıcak ile Ahmet Altan açıklaması.. Geç kalınmış ama olumlu bir gelişme

0

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, FOX TV’de konuştu. Nazlı Ilıcak ve Ahmet Altan’ın tahliyelerini değerlendiren Karamollaoğlu, şunları söyledi:

“Ben şahsen her noktada fikirleri ile bağdaşmayabiliriz ama bu 3 kişide kendi fikirlerini çok rahat bir şekilde kamuoyuna duyuran şiddete de hiç taraftar olmadığım insanlar. Nazlı Hanım’ın tabii başka bir özelliği var. Biz Nazlı Hanım ile birlikte milletvekilliği yaptık. Bizim partimizden milletvekili seçilmiştir. Onun için bu kadar gecikmiş olmasına rağmen serbest bırakılmaları güzel haber. Onlar da zaten epey bir zaman ceza çektiler. Ben kendilerine bundan sonraki ömürlerinde hayırlı huzurlu bir hayat temenni ediyorum. Biraz geç kalmış gibi geliyor bana ama tahliye olmalarını olumlu karşılıyorum.”

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Üyesi Bülent Arınç’ın “KHK bir faciadır.” şeklindeki açıklamasını da değerlendiren Karamollaoğlu, şöyle konuştu:

“Sayın Cumhurbaşkanı’nın geçmişte yapmış olduğu tespiti çok düzgün bir tespit olarak görüyorum. Ne demişti? ‘Bunların başı ihanet, ortası ticaret, altı ibadet.’ Bu ne demek? Başta bulunan bir ekip ihanet içerisinde. Bu memleketi hakikaten farklı bir noktaya götürmek istiyorlar. İş birliği yapıyorlar. Onları cezalandır. Hiç tereddüt edilmemesi icap eder. Bir grup da var ki bunlarla beraber olduğumuz zaman dünyanın her yeridne ticaretimizin önü açılıyor, şunlarla beraber olalım diyor ama bunların ihanet edeceklerini düşünmüyor. Düşünse bile geçici olarak şimdilik menfaatini düşünüyor. Ama altta bulunanların hiçbirisinin bu ihanetten haberi bile yok. Sayın Cumhurbaşkanı’nın tespiti bu, benim değil. Şimdi siz sempati duyanları, üstelik de hükümetin telkiniyle sempati duyanlara hain gibi muamelede bulunursanız bu sefer onların tepkileri de daha da büyük olur.

Şunu söyleyeyim; bu korkunç ayaklanmayı meşru görenler varsa hiçbir zaman onlarla bizim bağdaşmamız mümkün olmaz. Bir defa baştan şunu ifade edeyim Bülent Bey doğru bildiği sözleri söylemekte bir tereddüt göstermez. Yanlış anlaşılırsa da onu düzetmeye çalışır. Kendisine mahsus onun bir tarzı var.

Şimdi Kanun Hükmnde Kararnam ne demek? Onun üstünde durmak icap eder. Türkiye’de bir silahlı kalkışma olmuş, Meclis bombalanmış, Genelkurmay Başkanlığı işgal edilmiş, emniyet binaları vurulmuş, köprüler tutulmuş. Şimdi böyle bir durumda hükümete geçici olarak suçlu oldukları kanaatinde oldukları kişileri toplama yetkisi verilebilir. Bu mahkeme safahatı uzun süreceği için verilen bir yetkidir. Kısa bir dönem için verilir. 3 ay, 6 ay hadi bilemediniz bir sene… Ama bunu geçtiği zaman farklı bir mana ifade etmeye başlar. Çünkü adı üstünde Kanun Hükmünde Kararname. Kanun değil.

Meclis’te tartışılarak karara bağlanmış bir konu değil. Hükümete, Cumhurbaşkanına bir yetki veriyorsunuz; ‘Tereddüt ettiğiniz, tavırlarından endişe duyduğunuz kişiler varsa onlarla ilgili kararları alabilirsiniz’ diyorsunuz. Ama bu kural haline geldiği zaman demokrasi ortadan kalkar. Adalate güven kalmaz. Çünkü Kanun Hükmünde Kararname’ye karşı nasıl tavır koyacaksınız?

Bazı şartlarda mahkemeye gidilebiliyor. Gidildiği zaman mahkeme diyor ki; ‘Bu zatın FETÖ ile bir alakası yok, tamamen suçsuzdur.’ Ama buna rağmen Kanun Hükmünde Kararname olduğu için adam hapisteyse hapiste kalıyor, görevinden uzaklaştırıldaysa görevine geri dönemiyor. E şimdi siz buna nasıl hukuk diyeceksiniz? Bülent Bey’in itiraz ettiği bu. Hala Türkiye’de Kanun Hükmünde Kararname ile görevden alınanlar var. Olmaz! Siz bunu mahkemeye verirsiniz, mahkemede suçu ispat edilir, onun arkasından da mahkeme kararı uygulanır. Şimdiye kadar bizim itirazımız buna.

Reklam

Şunu söyleyeyim; bu korkunç ayaklanmayı meşru görenler varsa hiçbir zaman onlarla bizim bağdaşmamız mümkün olmaz. Tekrar söylüyorum; Kanun Hükmünde Kararnameler hüküm değildir aslında. Yani bir yargı kararı değildir, kesin değildir. Zan üzerine, istihbarat üzerine alınan kararlar… Bunların süratle mahkemeye gidip açığa çıkarılması icap eder.

Bana çok mektup geliyor. Bizzat gelip kendi sıkıntılarını anlatanlar var. Çok mağdur insanlar var. Şunu hissediyorum. Bir kısmı var ki anladığım kadarıyla Fethullah Gülen’in okullarında, başka yerlerde sevenleri olmuşlar. Şu anda o sevgi devam ediyor mu, etmiyor mu bilmem. Ama bir askeri ayaklanmayı tasvip etmiyorlar. Ona sempati duymuşlar, niye sempati duymuşlar. Çünkü belli bir döneme kadar Türkiye’de o grubun tavsiyesi ve telkini olmadan kimse devlette görev alamıyordu. Hükümetle de iç içelerdi.

Şimdi o insanların önde gelenlerinin bir kısmı hüküm giydiler, çok önemli bir kısmı da yurt dışına kaçtılar. Sayın Cumhurbaşkanı’nın geçmişte yapmış olduğu tespiti çok düzgün bir tespit olarak görüyorum. Ne demişti? ‘Bunların başı ihanet, ortası ticaret, altı ibadet.’ Bu ne demek? Başta bulunan bir ekip ihanet içerisinde. Bu memleketi hakikaten farklı bir noktaya götürmek istiyorlar. İş birliği yapıyorlar. Onları cezalandır. Hiç tereddüt edilmemesi icap eder. Bir grup da var ki bunlarla beraber olduğumuz zaman dünyanın her yerinde ticaretimizin önü açılıyor, şunlarla beraber olalım diyor ama bunların ihanet edeceklerini düşünmüyor. Düşünse bile geçici olarak şimdilik menfaatini düşünüyor. Ama altta bulunanların hiçbirisinin bu ihanetten haberi bile yok. Sayın Cumhurbaşkanı’nın tespiti bu, benim değil. Şimdi siz sempati duyanları, üstelik de hükümetin telkiniyle sempati duyanlara hain gibi muamelede bulunursanız bu sefer onların tepkileri de daha dabüyük olur.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here