Karanfil tanesi

5

Gün ışığında bir yaprak gölgesinde durmuşsun

Ayağında mercan kayalıklarından oyulmuş sandaletler

Rengin mas mavi bir deniz, bir okyanus

Alnında seni uzaklaştıran bir karanfil tanesi

Anlamak ve anlatmak geliyor bazen içimden seni

Ama önümde setler, gölgeler ve Berlin duvarı gibi duruyor, her şey

Bilmem nasıl geçecek bu önümüzdeki bahar kırlangıçlarıyla

Durabilir miyim, bilemiyorum

Bazen de susuyorum tıpkı bir okyanus balığı gibi

Güzelliğin gözlerinde, arama boşuna hiçbir yerde

Farkında mısın bilemiyorum, saçların rüzgârda

Ve rüzgâr seni atıyor istediğin diyarlara

Ama sen ağlıyorsun sanki beyaz atını kaybetmiş bir prenses gibi

İşte hayat bu ve bizde bu hayatın içinde aynı adada yaşayan birer kilitli bahçe

Saklayıp da hiç kimseye gösteremediğin dünyanı kuşlarla beraber seyrediyorum

Görüyorum içinde olan, her şeyi

Tanrıların Arabaları’nı, Spartaküs’ü, Donkişot ve yel değirmenlerini

Adına şiirler yazmak istediğin kuzeyde olan köyü, bir kampı, bir atom çekirdeğini

Ve seni uçurumlara atacak dev hortumları görüyorum

Bana bir şarkı söyle su, hava ve toprak içinde olsun

Bana bir simge göster ruhunu taşıyabilecek kadar büyük olsun

Bana bir ejderha çiz, beyaz sayfama

Ateş kızılı olsun her baktığımda

Ve bana bir dokun, bir defa parmağınla

İçimdeki canavarlar kanatlanıp uçsun

Uçsun ve seni götürsünler yüreğinin gitmek istediği yere

Hadi git, durma hiç, hiç durma

Git hadi git git… Gidersen ne olur biliyor musun

5 YORUMLAR

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here