Kelimeler de acı çeker kirli ağızlarda

2

Kelimeler de acı çeker kirli ağızlarda 

Bilemezsin.

Değerini kaybeder. 

Utanır 

Hicap duyar. 

Dağılır, harflere dönüşmek ister.

Sarrafını kaybedince karanlığa düşer.

Özgürlüğünün peşinde temiz ağızlar arar. 

Kelimelerin, hürriyetine kavuşması ise zaman ister.

Anladım ki yazarken yalnız kalbim değil kelimelerin de canı yanıyor.

Ruhun yorgunluğu kelimelerin yükünü artırıyor.

Hepimizin yükünü sırtlanan kelimelerin acısına ne zaman kulak vereceğiz?

Yalan, krallığını ilan etmiş.

Doğru, esir düşmüş.

Merhamet, idam edilmiş.

Öfke, dalga dalga fırtına estiriyor.

İntikam ise kan kusturuyor.

İnsanlık, ayaklar altında eziliyor.

İnsanın ruhunu almışlar posasından kurtuluş bekliyorlar.

Biliyorum hayat, seni taşımalıydım ama öyle üzerime çullanıyorsun ki yer yer nefes almama dahi izin vermiyorsun.

Gözyaşı, acının hapsolmuş halidir.

Bir sessizliğim var çığlığı eksik.

Benim yolum ağaçlara,

Senin yolun baltaya çıkıyor.

O zaman ormanda nasıl buluşacağız?

Şeytan, aslında biliyordu içindeki gurur ve kibir ateşinin hiç sönmeyeceğini. Kor Ateşini söndürmenin yolunun da af dilemekten geçtiğini.

Ama o, kendini isyana vurdu.

Yüreğindeki ateşi bastırmak için insanları yoldan çıkarmanın gayretine girdi.

Hedefine öyle kilitlenmişti ki af dilemek, hiç aklına gelmedi.

Lakin bir kere kendini büyüklük ateşine atmıştı.

Vicdanını şeytana teslim etmiş, kelimelerden merhamet bekliyorsun.

Hepimiz biraz umut yorgunuyuz.

Hepimizin ipi, hayatta kalmak için birbirine bağlıydı. Şimdi herkes birbirinin ipini kesmekle meşgul.

Dünyanın yükü iyilerin üstünde. Kötüler ise dünyanın üstündeki bir yük.

Peki, sol yanıma yaptığın zulmün hesabını nasıl vereceksin?

İnsanlığından değil makamından güç devşirenlerin dünyası.

Bu gidişat; “Oğlum!.. Şu bakkaldan iki kilo insanlık kap da gel” denilecek günlere götüreceğe benziyor.

Biraz olsun insanlığımıza yardım edebilseydik; bu kadar yerlerde olmazdık.

Hepimizin kalbi çalışıyordu ama duyguları eskimişti.

Kök, ağacı taşımayınca ağaç yan yatar. Kalp, yalanı kaldırmayınca kararır. Kin ve nefret dolar.

Haramı yedikçe helalleşeceğini sanan zavallılar türedi.

Hayatlarımız gerilim filmi gibi.

Altımızdaki halı çekilirken, bizler halının tozlarıyla meşguldük.

Hz. Ömer (ra), sessizce, dinlenmekte olduğu odaya girer. Bir an çevresine göz gezdirir. Odasının bir yanında işlenmiş bir deri, bir diğer köşesinde de içinde birkaç avuç arpa bulunan küçük bir torba vardı. 

İşte Allah Resûlü’nün odasında bulunan eşyalar bundan ibaretti. Bu manzara karşısında ağlamaya başlayan Hz. Ömer’in (ra) hıçkırıkları, O’nu (asm) uyandırır. Kalkınca hasırın vücudunda iz yaptığını, kan oturduğunu gören Hz. Ömer (ra), omuzları sarsıla sarsıla ağlamaya başlar. Hz. Muhammed (s.a.v) hayretle sorar:

“Ey Hattab oğlu! Niçin ağlıyorsun?”

“Ey Allah’ın Elçisi! İranlılar imparatorlarını saraylarda yaşatırken, Bizanslılar Kayserlerini lüks ve ihtişama boğmuşken sen ki Allah’ın Elçisisin… İzin versen de, biz de seni…”

Maksat anlaşılmıştır, Allah’ın Elçisi (asm), gelecekteki halifesinin sözünü hüzünlü bir tebessüm, tatlı bir el işareti ile keser ve

“Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı ” (Ankebut, 29/64)

Ayetini okuduktan sonra ekler:

“İstemez misin ey Ömer? Dünya onların olsun, ahiret de bizim!..”

Herkes birbirinin ateşine odun taşıdıkça bu ateş sönmez. Topraktan yaratılan insan, dünyada ateş olup toprağı yakıyor.

Az ileriden kabre dönüş yapacaksın ama hala kötülükte hız yapıyorsun.

Herkes yorgun ama kimsenin dinlenecek mecali kalmamış.

Kalbinizin kirini temizleyemiyorsanız hiç olmazsa susun ki kiriniz dilinizden dökülmesin.

Herkes kendine güzel bir ders verseydi şimdi ders alacak kimse kalmazdı.

Yarayı kaşıdığınızda ilk başta hoşunuza gidebilir ama sonrasında kanar ve acı verir.

İnsanlığı öldürdük gömecek mezar bulamıyoruz.

Gereği düşünüldü;

İnsanlığın düşürülmesine…

2 YORUMLAR

  1. numan kurtulmuş yolumuza hz.ömer ve hz.haticelerle devam edeceğiz buyurmuş.
    siyaset zengin olma yeri değildir diye de devam etmiş.
    evet artık sofrada pek bir şey kalmayınca bu laflar söylenebiliyor.
    hz.ömer ve hz. hatice lere gelince.
    yaşar kemalin demirciler çarşısı cinayeti romanında adam iyi insanların iyi atları yetiştirdiği köye dönüp iyi insan ve iyi atları göremeyip sorunca iyi insanlar iyi atlara binip gittiler cevabını almış.
    biz de de iktidarın ömerleri saraylarda saray yavrusu malikanelerde haticeleri ise milyonluk jeepler mercedesleri ile helal diskolarda günlerini gün ediyorlar.
    bu arada insanlar siyanürle ailecek intihar ediyor. hiç dahlim olmadığı halde bu insanların ihtiyaçları olduğunda sen neredeydin diye hesap sorulacağını düşünerek ürperiyorum.peki ey iktidar mensupları siz hiç ürperiyormusunuz yoksa bu da dış mihrakların oyunumu diyorsunuz.
    sizde hz.ömer ve hz.hatice çıkmaz.boşuna çabalamayın.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here