Kepazelik diz boyu fakat kimse üzerine düşeni yapmıyor..

0

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, organize suç örgütü lideri olmaktan aranan Sedat Peker’in iddialarını değerlendirdi.

“Maalesef kamuoyuna yansıyan bu vahim iddialar hakkında, yetkililer ve ilgililer tarafından toplumun beklediği cevaplar bugüne kadar verilememiş ve gerekli adımlar atılmamıştır.” diyen Karamollaoğlu, şunları söyledi:

“İddialar hafife alınacak gibi değil, ama mutlaka açıklık kazanması gerekmektedir. Maalesef bu iddiaların muhatapları yetkililer huzurunda hesap vereceklerine ekranlarda konuyu savsaklama gayretine girmişlerdir. Kendilerini aklayabilmek için demagojiye başvuruyorlar. Gerektiği yerde insan zekası ile adeta dalga geçmekten geri durmamaktadırlar. Maalesef kepazelik diz boyu fakat kimse bu durumdan kendi üzerine düşeni yapma noktasına bir türlü gelemiyor. Çok açık bir şekilde ifade etmek istiyorum ki lafla peynir gemisi yürümez. İsmi geçen ilgililer bir an önce ya kendileri istifa etmeli, etmiyorlarsa Sayın Cumhurbaşkanı bu noktadan itibaren sessizliğini bozmalı ya olayların karşısında olduğunu, iddiaların karşısında olduğunu alenen ifade etmeli veya bu skandalların gerçek olmadığını ifade edip bu iddiaların karşısında bir tavır sergilemelidir.

Öncelikle, iddialar kapsamında başta İçişleri Bakanı olmak üzere, söz konusu tüm ismi geçenlerin veya itham edilenlerin istifa etmeleri ve yargı sürecinin başlaması gerektiği kanaatindeyim. Eğer istifa etmezlerse, Sayın Cumhurbaşkanı bu kişileri derhal görevden almalı ve soruşturmaların sağlıklı yapılmasına zemin hazırlamalıdır. Soruşturmaları yürütecek savcı ve hâkimlere mesleki güvencelerinin yanında, görev yeri ve görev konuları için de ayrıca güvence garantisi sağlanmalıdır. Devlet Denetleme Kurulu görevlendirilerek; araştırma, inceleme ve soruşturma süreçleri başlatılmalıdır. Ayrıca TBMM’de mutlaka bir soruşturma komisyonu kurulmalıdır. Basın yayın organlarında, bu iddialarla ilgili açılacak soruşturma ve tahkikatın şeffaf bir biçimde yer alabilmesini sağlayacak güvencenin açıkça verilmesi gerekmektedir.

“NE YAZIK Kİ TARİH DEĞİL HATALAR TEKERRÜR EDİYOR”

Hakikaten toplumsal bir çöküş dönemindeyiz intibaı var bizlerde, bu bizi derinden etkiliyor. İbn-i Haldun bir toplumun çöküşünün nasıl gerçekleşeceğini şu satır başlarıyla gündeme getirmiştir geçmişte: Dayanışma yok olursa, üretim zayıflar ve vergiler arttırılırsa, ehliyet ve liyakat esas alınmazsa, adaletsizlik yaygınlaşırsa, göç hızlanırsa… Bugün Türkiye’de İbn Haldun’un üzerinde durduğu meselelerin tamam olarak aynısıyla karşı karşıyayız. Ne yazık ki tarih değil hatalar tekerrür ediyor. Adaletsizlik had safhada, gücün hukukunun hakim olduğu bir atmosfer ile karşı karşıyayız. Üretim zayıflamış, vergiler artmış, ekonomik olarak milletimiz tam bir bunalımın içine sürüklenmiş durumda. Ehliyet ve liyakatin yerine ise torpil almış bulunuyor. Şimdi bu halde ülkemizin ayağa kalkması mümkün olabilir mi, sorusunu sormak mecburiyetindeyiz.

Biz bu endişe verici gelişmelerden en çok muzdarip olan kesimlerden birisinin esnaf olduğu kanaatindeyiz. Özellikle Covid-19 salgın süreciyle birlikte daha da sıkıntıya giren esnaf kardeşlerimizle bir araya gelmeyi arzu ettik. Canları yanan, evine ekmek götüremeyen, kepengini açamayan, tezgahını açamayan kapalı esnafımızın feryadı arş-u alaya yükseldi. Bu feryada kayıtsız kalmamız mümkün değil. Bu anlayışla ile bizim değil daha çok esnafımızın konuşacağı bir program tertip etme kararı aldık. Allah nasip ederse Haziran ayı başlarında esnaflarımızla bir araya gelecek, onların dertlerini dinleyecek ve bu dertlere çözüm yolları arayacağımız bir esnaf kongresi tertip edeceğiz.

“ÜLKEMİZDE 36 KEZ VERGİ AFFI GETİRİLMİŞ. BUNLARIN 10’U SON 20 YIL İÇERİSİNDE UYGULANMIŞ”

Esnaf hakikaten zor durumda. Vergisini ödeyemiyor, alacaklarını tahsil edemiyor, kirasını ve borçlarını da ödeyemiyor. Yani bir kıskacın içine girmiş bulunuyor. Bu şartlar altında şimdi esnafa bir vergi affı getiriliyor. Halbuki devlet burada bambaşka bir halet-i ruhiye içerisinde bu kararları alıyor. Bir taraftan kurumlar vergisini arttırıyor, vergileri yükseltiyor öbür taraftan bir affa gidermiş gibi gözüküp çok yüksek faizden dolayı esnafın kaldıramayacak boyuta ulaşmış vergisinde aslını alabilmek için bir çabanın içerisine giriyor. Aslında yaptığı bir iyilik değil, sadece esnafın gözünü korkutarak; ‘Bak bu kadar faizlerle ben bu vergiyi ileride tahsil edersem ayakta kalman mümkün değil, bunu bil’ diyor esnafa. 1924 yılından bu yana 36 kez vergi affı getirilmiş ülkemizde. Bu vergi aflarının 10’u son 20 yıl içerisinde uygulamaya konulmuş. Bu vergi aflarının sebepleri bazen ekonomik, bazen mali denge yönünde, bazen idari ve teknik sebeplerle ancak çoğu zaman da siyasi sebeplerle getirildiğini biliyoruz. Şunu da unutmayalım ki ekonomiyi düzelteceğinize vergi affı ile sanki bir yardımda bulunuyormuşsunuz hissi aslında ters tepiyor, esnafın iktidara güveni sarsılıyor. Vergi affından önce ekonominin sağlam temellere oturabilmesi için hangi adımları atmaları icap eder bunu belirlemelerine ihtiyaçları olduğu kanaatindeyiz. Siz kurumlar vergisini yüzde 20’den 25’e çıkaracaksınız ondan sonra da diyeceksiniz ki ‘Bugüne kadar ödeyemediğiniz vergilerin faizlerini affediyoruz. Gelin şu aslını bir an önce ödeyin yoksa nefes bile alamazsınız.” 

Karamollaoğlu, toplantının başında İstanbul’un fethinin yıl dönümünü de hatırlatarak, şöyle konuştu: “Bizim için İstanbul’un Fethi’nin taşıdığı en önemli mana, hakkın batıla galip gelmesidir. Bu sebeple tarih boyunca bu mananın taşıdığı ilkelerin hayatı geçirilmesi ve insanlığın saadetinin tesis edilmesidir esas hedef. Peygamber efendimiz asırlar önce buyuruyor ki ‘İstanbul mutlaka fethedilecektir. O fethi gerçekleştiren asker ne güzel asker, onu fetheden komutan ne güzel komutandır.’ İstanbul’un Fethi’nin yıl dönümünü büyük bir içtenlikle yad ediyor, bu fetihi gerçekleştiren ecdadımızı rahmet ve minnetle anıyorum.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here