Kerbela Adaleti

2

İki Cihan Serveri, Allah’ın “Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım” buyurduğu Peygamber Efendimizin (s.a.v) torunu Hazreti Hüseyin ile ehlibeytten 72 masum insanın şehit düştüğü yerdir Kerbela.

Müslümanların dinmeyen ortak acısıdır.

Zulmün, hakkı kılıçtan geçirdiği yerdir.

Irak’ın Kufe şehri yakınlarındaki Kerbela Çölü’nde hicri takvime göre 10 Muharrem 61’de gerçekleşen Kerbela, İslam dünyasının bitmeyen matem günüdür.

Hazreti Hüseyin’in, Emevi Devleti’nin ikinci Halifesi Yezid bin Muaviye’nin ‘biat’ talebine başkaldırışıdır.

Kufelilerin ihanet tarihidir.

Kerbela, biatın değil adaletin baş tacı yapılması için akan kandır.

Zulme boyun eğmemek adına Allah yolunda ölme kararlılığıdır.

Makamların saltanata dönüştürülmemesi için bir isyandır.

Bir iktidar uğruna masumların kılıçtan geçirilmesidir.

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Sabri Akpolat, “Hazreti Hüseyin’i anlamak, haksızlığın ve zulmün karşısında durmaktır. Hakkın, hukukun, özgürlüğün, adaletin, vefanın, sözüne sadık kalmanın, erdemin yoluna baş koymaktır.” diyor.

Hazreti Hüseyin ile 72 insanın, canını feda ettiği değerler, şimdi ayaklar altında.

İslam dünyası, bu değerlerden fersah fersah uzakta.

Kerbela Çölü’ne düşen canların üzerinden adaletsizlik, haksızlık, zulüm, biat kültürü büyüdü, kılcal damarlarımıza kadar işledi.

Dünyanın yaşadığı bugünkü vahşet, Kerbela’daki zalimliğin bir tezahürüdür.

Bugün olduğu gibi o gün de hakkı koruma adına yola çıkanlar yalnızdı, baskı altındaydı ve zulme maruz kalıyordu.

Gücünü haktan değil makamından alanlar adaletsizliği, kıtalararasında dolaştırdılar. Kerbela’da yakılan zulüm ateşi, İslam alemini yakıp kavurmaktadır. Her yerde kan ve gözyaşı var.

Savaşlar, ölümler sıradanlaştı.

Adalet uğruna Kerbela Çölü’nde susuz kalanların bıraktığı miras, ayaklar altında. Vicdanlar ölmüş, insanlığın kalesi düşmüş.

Bugünden bakıp Kerbela’yı lanetlerken, başka bir Kerbela aleminde yaşadığımızın farkında dahi değiliz.

Kesilen, biçilen, doğranan adalet.

Adaletsizliğin, hukuksuzluğun, hak tanımazlığın yaşandığı bir zaman dilimi.

Gücü eline geçirenlerin zalimleştiği, gaddarlaştığı, insanların göz göre göre ölüme sürüklendiği, itildiği bir dönem.   

Şam’da görkemli bir Yeşil Saray inşa eden Hz. Muaviye’ye Ebu Zerri’l-Ğıfari şöyle diyordu:

“Ey Muaviye!.. Eğer bu sarayı kendi paranla yaptırdıysan israftır. Eğer halkın parasıyla yaptırdıysan ihanettir ve haramdır. Kul hakkına girer. Bunu ancak firavunlar yapar.”

Hak için halk için değil kendi menfaatleri için işbaşına gelen yönetimler, dünyayı Kerbela’ya çevirdi.

İnsanlar adaletsizliğin cehenneminde yanıyor.

Allah Resûlü’nden ceza konusunda ayrımcılık talep edildiğinde “Kızım Fatıma bile olsa elini keserdim” buyuruyor.

Peygamberin (s.a.v) ümmeti şimdilerde kayırmacılığın dibini sıyırıyor.

Adaletsizlik, Müslümanların kutup yıldızı olmuş.

Velhasıl İslam aleminin Kerbela’sı bitmedi, yaşıyor.

2 YORUMLAR

  1. Kişinin ne dediği değil, söylediğiyle yaptığı uyuşuyor mu ona bakmak lazım. Sabri Akpolat’ı tanımam, inşaallah günümüzde yaşanan zulümlere ve adaletsizliklere karşı söylediği gibi düşünüyor ve yaşıyordur.Eliyle, diliyle ya da kalbiyle… Rabbim dördüncüsünden hepimizi korusun.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here