Kılıçdaroğlu: Gün gelecek bu devlet Emine Şenyaşar ile de helalleşecek, önce katillerle hesaplaşacak

0

Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AK Parti Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınlarının saldırısı sonucu eşi ve iki oğlunu kaybeden Emine Şenyaşar ile oğlu Ferit Şenyaşar’ın adliye önündeki ‘adalet’ nöbeti 276’ncı gününde devam ediyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile beraberindeki heyet, Şenyaşar ailesini ziyaret etti. Dosya avukatları da aileye eşlik etti. “Anneye hepinizin huzurunda söz veriyorum; bu davanın takipçisi olduk, olmaya devam edeceğiz.” diyen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Kaç tane savcı değişti. Siyasi baskıları da biliyoruz. Ama ne yaparlarsa yapsınlar adaleti gerçekleştireceğiz. Bunu toprakların hatırı için gerçekleştireceğiz. Bu topraklar adalet kokar. Sorun adliyede çözülecek, hakim ve savcılar gelecek çözecekler. Bütün bilgiler ortada, kimse cesaret edip adım atamıyor. Neden? İşin içinde bir milletvekili var diye. Değil milletvekili Cumhurbaşkanı olsa ne olur? Adalet, adalet, adalet kardeşim. Anne adalet, hakkımı istiyorum diyor. Elbette çocukları geri gelmeyecek ama yüreğindeki ateş soğusun istiyor. Bunları gerçekleştireceğiz, sen hiç merak etme anacığım. Sen nasıl bu davayı takip ediyorsan, bir evladın, kardeşin olarak aynen takipçisi olacağım.”

Anne Emine Şenyaşar ise gözyaşları içinde katliamın yaşandığı anları dile getirdi. “Eşimi hastane girişinde, gözümün önünde linç ettiler. Bu, organize bir katliamdır. Hastanede AKP’li vekil Yıldız ‘hiçbirini sağ bırakmayıp öldürün’ diye talimat veriyor” diyen Emine Şenyaşar’ın ardından sözü, oğlu Ferit Şenyaşar aldı. Ferit Şenyaşar, “Yaklaşık bir yıldır adliye önündeyiz. Savcılar bizden kaçıyor. Savcılar olayı biliyor” dedi.

Ailenin avukatlarından Bülent Duran, dava dosyasına dair bilgileri paylaşarak, “Sadece esnaf olan bu aile korkunç bir katliam ile yüz yüze kaldı. Her şey annenin gözleri önünde yaşandı. Tek bir kişi tutuklanmadı. AKP katliam yaptı ve siyasi rant aldı. Annenin sağlık sorunları arttı. Aile sonuna kadar adalet istiyoruz diyor. Bu ülkede hukuktan bahsedemeyiz. Bu anne herkes için adalet istiyor. Bugün anneyi ziyaret ettiniz. Siz siyasi olarak, biz de avukatlar olarak sorumluluğumuzu yerine getirmek zorundayız. Yoksa biz de bu katliama ortak olacağız.” diye konuştu.

Avukat Duran’ın ardından Kılıçdaroğlu da, “Adaleti birlikte getireceğiz” vurgusunda bulunarak, “Siz adalet biz siyasi bağlantılarını bulacağız. Vicdanı olan herkesin ailenin yanında olması gerekir. Bu sıradan bir dava değil. Bu dava çocuklarını kaybeden bir annenin davasıdır. İnsanım diyen herkesin bu davaya sahip çıkması lazım. Bunun sağı, solu, partisi yoktur. Bu bir adalet mücadelesidir. Bir annenin çığlığını nasıl duymayız biz?” dedi.

Ziyarete dair anları daha sonra sosyal medya hesabından da paylaşan Kılıçdaroğlu, “Gün gelecek bu devlet Emine Şenyaşar ile de helalleşecek. Önce katillerle hesaplaşacak, sonra da anneden helalliğini alacak” notunu düştü.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Şanlurfa’da sivil toplum kuruluşları temsilcileri, meslek odaları ve muhtarlar ile bir araya geldi. Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“İzin verirseniz protokole tek tek saymak yerine ‘dostlarım’ diyeyim. Dost olmayı unuttuk. Peygamberler şehrindeyiz. O nedenle sizlere hep birlikte sevgili ‘dostlarım’ demek benim için de büyük bir keyif. Şanlıurfa’da olmaktan son derece memnunum. Urfa sıradan bir kent değil. Peygamberler şehri diyoruz, bu toprakların bir bereketi, saygınlığı var. Gönül ister ki bu topraklarda herkes huzur içinde yaşasın. Bu toprakların su ile buluştuğunu düşünün. Bir kısmı buluştu. Bereketin fışkırdığını hep birlikte gördük. Bütün Türkiye değil, bütün dünya tanığı oldu. Çalışkan insanları var, taşı sıksa suyunu çıkaracak ama işsiz binlerce gencimiz var. Hoyratlarıyla da ünlüdür, Şanlıurfa’mız. Bir hoyratı dinleyip de gözünüzün dolmaması mümkün değildir. Bu topraklarda hoyratlar, gerçekten de içimize oturan derin acıları anlatır. Sıradan değildir hoyratı söylemek. Farklı bir şeydir. Milli Kurtuluş Savaşı’nda olağanüstü bir çaba harcadı, Gaziantep’le beraber. Buraya da ‘Şanlı’ unvanı verildi, Şanlıurfa oldu. Şanına, şöhretine, tarihine uygun bir unvanı TBMM verdi. Balıklıgöl’ü var, her gelinin ziyaret ettiği. Peygamberimiz ile birlikte Balıklıgöl’ümüz var. Oraya gider. Balıklara yem atarken en azından içinden bir niyetini tutar. Ben de sabahleyin niyetimi tutarak balıklara yem atma imkanım oldu. Kültürüyle yemekleri de ayrıca Şanlıurfa bizim Türkiye’mizin güzel kentlerimizden birisidir. Ceylanları var, üzerine söylemiş türküleri var.

Genç bir nüfusu var. Gençlerin en yoğun olduğu bir numaralı il Şanlıurfa’mız. Her ülke gençleri, kendi geleceğinin güvencesi olarak görür. Gençler çalıştıkça, ürettikçe, kazandıkça, düşüncelerini özgürce ifade ettikçe emin olun Türkiye’nin önünde hiçbir güç durmaz. Onlara o heyecanı yaratmamız lazım. Onları ayırmamamız, kızmamamız lazım. Adı üstünde delikanlı diyoruz. Hatalar yapabilirler. Hepimizin gençlikte de gençlikten sonra da hatalarımız oldu. Gençleri daha anlayışla karşılamamız lazım. Onların taleplerine daha ciddi kulak kabartmamız lazım.

Tarımın da başkentidir burası. 65 bin çiftçisi var. Ama çiftçi kayıt sistemine kayıtlı 57 bin 401 çiftçisi var. Türkiye’deki pamuğun yüzde 32’isini tek başına Şanlıurfa üretir. Kırmızı mercimeğin yüzde 32’isini, isotun yani kırmızı biberin yüzde 40’ını tek başına Şanlıurfa üretir. Şanlıurfa o nedenle tarımın başkentidir diyorum. Çok ama çok değerli bir mekandayız. Değerli toprakların üzerindeyiz.

Organik pamukta da Türkiye birincisi. Çiftçiye soralım, ‘derdiniz var mı’ diye. Emin olun buraya çok sayıda milletvekili arkadaşımızı gönderdim. Her birisi dertli. Şanlıurfalı kardeşlerim unutmasınlar. Tarım, stratejik sektördür. Arabanız, buzdolabınız olmayabilir ama günde üç sefer yemek yemek zorundasınız, evlatlarınızın karnını doyurmak zorundasınız. Hayvanınız varsa karnını doyurmak zorundasınız. Beslenmek zorundayız hepimiz. O nedenle tarım, bütün dünyada stratejiktir. Ve bütün dünya başka bir ülkeye el avuç açmamayayım diye tarıma, çiftçiye özel destek verir. Üret kardeşim der. Üret, kazan.

Ayrıca İpek Yolu üzerinde. Emin olun, iyi bir planlama, politikayla bütün Ortadoğu’nun en önemli merkezi haline gelebilir. Ve böyle bir avantajı her zaman vardır. Olması da gerekir. Şanlıurfa sıradan bir kent değil. Evet peygamberler şehri diyoruz ama insanlık tarihini değiştiren arkeolojik kazılar da bu topraklarda. Göbeklitepe’ye gittim. 12 bin yıl öncesine gidildi. 12 bin yıl önce, dünyanın diğer yerlerinde medeniyet var mıydı, yok muydu bilmiyoruz ama Şanlıurfa’nın topraklarında 12 bin yıl önce medeniyet vardı. Bu kadar güzel topraklarda oturuyor bu Şanlıurfalı kardeşlerimiz. Siyasetçiler bunun farkına vardılar mı? Siyasetçiler bunun gereğini yaptılar mı? Kısır çekişmelerle yolumuza devam ettik, gidiyoruz.

Çiftçinin en büyük sorunlarından biri de elektrik. Ödeyemiyor elektrik faturalarını. Benim Şanlıurfa’ya bir sözüm olsun, bir yere yazsınlar. Yerel yönetimler geldiğinde, bize Şanlıurfa’nın belediye başkanlığını verin; elektriği bütün çiftçilere bedava vereceğiz. Bütün çiftçilere. Sadece bedava vermeyeceğiz, aynı zamanda elektrikten de kazanacak. 2 buçuk milyonluk taşlı araziyi, kullanılmayan araziyi; güneş tarlalarıyla donatacağız. Oradan elde edilen elektrik, 2 buçuk milyon dönüm üzerindeki güneş tarlalarını çiftçiler ile beraber yapacağız. Onlar da ortak olacaklar. Elektriği bedava olacak, ayrıca oradan kar elde edecekler. Düşünebiliyor musunuz, ne imkanlarımız var. Bu imkanı hayata geçirmek için önce bu toprakları, ülkeyi sevmek lazım. Önce aklı, bilimi, uygarlığı öne koymak lazım. Böyle bir imkan var, niye kullanmıyoruz? Şu soruyu bütün kardeşlerimin sormasını isterim, Kanal İstanbul mu çok önemli, yoksa burada güneş tarlaları kurup, güneş enerjisini alıp, tarımı yerden yere alıp, bütün Ortadoğu’nun en önemli merkezi haline getirmek mi çok daha güzeldir? Hangisi güzeldir.

Milyonlarca kişinin iş bulduğu ortam mı daha güzeldir, yoksa bütün parayı alıp bir kanala harcamak mı güzeldir? Güneş tarlaları ne demek biliyor musunuz? Daha acı bir şeyi söyleyeyim, nükleer enerji kuruluyor. Kaçtan alacak sanayicilerimiz? KDV hariç 13.5 sent. Dünyanın en pahalı elektriği. Almanya 3 sent, Fransa 3.5 sent, Türkiye 13.5 sente alacak. Peki bizim sanayici onlarla nasıl rekabet edecek? Ve bir de alım garantisi veriyorlar. Köprülerden geçmeseniz de para veriyorsanız ya. Kullanmasanız da ödeyeceksiniz. 13.5 sent, KDV hariç ödeyeceksin, ödemezsen zorla alırım diyor. Türkiye’nin yeni bir yol haritasına ihtiyacı var. Devleti bilen ve tanıyan, sosyal devleti bilen, üretimin ne kadar değerli olduğunu bilen, üreten bir ülkenin dünyada saygınlığının olduğunu bilen bir yönetim anlayışına ihtiyacımız var. Bunu yaptığınız zaman Türkiye, bölgesinde de dünyada da saygınlık kazanır.

Bizim ‘dış güçler’ diye şikayet etme hakkımız yoktur. Kendin dik olacaksın, üreteceksin. Her ülke başka bir ülkeyi sömürmek isteyebilir. Ama sen üretirsen, kazanırsan, katma değeri yüksek ürününü üretip ihraç edersen güçlü olursun. Kimsenin önünde diz çökmez, yalvarmazsın. Ekonomin güçlüyse korkmayacaksın. Zaten ekonomik güçsüzse sorun var. Soracaksın, bizim ekonomi niye güçsüz diye. İnsan var, üniversite, güneş, su var. Her şeyimiz var. Niye bizim ekonomimiz güçsüz.

Ekonomi biliminin özü şudur, insanların ihtiyaçları sınırsızdır. Kaynaklar sınırlıdır. Benim kaynağım bu kadar, bu kaynağı öncelikli olarak ben nerelere harcayacağım. Bunun planlamasını yaparsınız. Bu eskiden yapılırdı bize. Bir kurum vardı, Devlet Planlama Teşkilatı. Bu kurum artık yok. Rahmetli Özal (Turgut Özal) bu kurumdan yetişmişti. O kurumdan yetişen çok kişi bu kurumlarda yetişti. Tamamı kapandı.

Şanlıurfa’nın temel sorunlarından biri de mevsimlik işçidir. Şanlıurfalı, Trabzon’a, Ordu’ya, Rize’ye de gider. Zeytin, fındık, çay toplar. Aile boyu giderler. Gidenler nerede kalıyorlar. İnsani koşullarda çalışıyorlar mı acaba? Bu yeni değil, Cumhuriyet’in kuruluşundan beri böyle. Peki nasıl olur da mevsimlik tarım işçileri kalacak bir yer, insanca yaşayabilecekleri bir yeri neden yapmıyoruz? Çünkü insanı sormuyoruz. İnsanı görmüyoruz, çocuğu da görmüyoruz. Çocuğu eğitim alması lazım. Bu konuda Mersin Büyükşehir Belediye’mize söyledim, tarım işçilerine gayet güzel konteynerler yaptı. Oralarda kalıyorlar. Çocukların eğitimi için de öğretmen. Çocuklar eğitimsiz kalmasın. Bunu yapmak çok değil, pahalı değil. Karşılamak zorundasınız, çünkü Anayasa diyor ki, ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti, demokratik, laik, sosyal hukuk devletidir.’ Sosyal hukuk devleti ne demek, fakirin, fukaranın, garibanın yanında olana sosyal devlet diyoruz. Ama yok öyle bir devlet.

Şanlıurfa’nın 13 milletvekili var. Biz son seçimlerde bir milletvekili verdiniz. Geçmişte, Şanlıurfa CHP’nin kalesi olarak görülürdü. Eğer Şanlıurfa’da bir milletvekili çıkarıyorsak, bunun ayıbı Şanlıurfalılara değil bize ait. O nedenle, aynı zamanda sizlerle helalleşmeye de geldik. Gelmedik, sofranıza oturmadık. Derdinizi dinlemedik. Güzel türkülerini dinlemedik. Kabahat, kusur bizim. Bütün toplumla helalleşeceğiz. Eksiğimiz var mı, var. Hatamız var mı, elbette var. Hatayı kabul etmek, eksiği kabul etmek erdemdir. Dünyaya yeniden farklı gözlüklerle bakmak zorundayız.

Eşini ve iki çocuğunu kaybeden anneye ziyarete gittim. Kadıncağız Türkçe bilmiyor. Bu anne hiçbir şey istemiyor, adalet istiyor. Biliyor; eşi, iki çocuğu geri gelmeyecek. Adaletin yanında durmak kadar değerli bir şey yoktur.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here