Kılıçdaroğlu: Kanal İstanbul’a imza atan bürokratın burnundan fitil fitil getireceğim

0

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis Grup Toplantısında konuştu. Kanal İstanbul’la ilgili açıklama yapan Kılıçdaroğlu, “Söke söke alacağım, bu işe kredi veren banka, bu işe giren müteahhit unutsun kendisini. Buna imza atan bürokratın burnundan fitil fitil getireceğim. Sadece bunları yapmayacağım. Bizim milliyetçilik damarımıza dokunuyorlar. O tank palet fabrikasından söke söke alıp şanslı ordumuza vereceğiz.” dedi.

İktidara geldiklerinde atama bekleyen tüm öğretmenlerin atamasını yapacaklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: “Kısa çalışma ödeneklerinin bu ay sonu bitmemesi gerekiyor. Ücretsiz izin aylığı uygulaması ve kısa çalışma ödeneği sürmelidir. Bu paraları kesmeyin. İşsizlik zaten büyük bir sorun, bunu yaparsanız işsizlik patlar ve Türkiye çok daha büyük bir sorunla karşı karşıya kalacak.

İşsizliği önlemek için en hızlı ne yapacaksınız diye? Bütün sağlık dünyası ve kamu dünyasında boş kadro varsa atamalarını yapacağız.

İhvan konusundaki tutumumuzu tüm dünya bilir. Biz inançların siyasete alet edilmesini asla istemeyiz. Mısır’daki değişime ve oradaki kardeşlerimize her zaman saygı duyduk. Siyasi idamların doğru olmadığını söyledik. Türkiye’de de geçmişte siyasi idamlar oldu, başbakan asıldı, bakanlar idam edildi. Ne oldu? Şimdi hepimiz üzülüyoruz. Şimdi astığımız insanlar için havaalanları yapıyor, üniversitelere okullara adlarını veriyoruz. Siyasi idamlar doğru değil, umarız Mısır’da siyasi idamlar olmaz.

Devletin iyi yönetilmediğini hepimiz biliyoruz. İktidar devleti yönetmek için gelmedi, devlet olmak için geldi. Devlet dediğimiz kurum yıpranmaya ve çürümeye başladı. 19 yılın sonunda öyle bir noktaya geldi ki ekonomide ve hukuk da devlet kayıt dışına çıkmaya başladı. Bakınız, bunu yaparken bilinçli yaptılar. Önce tüm bakanlıklarda özellikle Maliye ile ilgili olanlarda teftiş kurullarını kapattılar.

‘Gerek yok’ bunlara dediler. Böylece ekonomide kayıt dışılığın bürokratik alt yapısını süratli bir şekile oluşturdular. Devlette liyakat vardı onu da tamamen kaldırdılar. Yandaşları getirdiler. Bu kanuna uygun mudur, kanuna sakıncası var mıdır yok mudur bu soruyu asla bürokrat soramaz. Talimat gelir onlar gereğini yaparlar. Bürokrasiyi bir anlamda robotlaştırdılar.

Bakanların önünde milletvekillerinin önünde valinin önünde rüşvet tartışması yapıldı. Antalya Serik’te, bakanlar, milletvekilleri, vali, belediye başkanı orada. Belediye başkanı tahammül edemiyor diyor ki ‘Yazıklar olsun’ size. Ne oluyor bu kayıt dışı besleniyor. Savcı soruşturma açtı mı? Savcı ne yaptı?

Türkiye şu an Avrupa’nın en büyük kara para aklayan ülkelerinden biri. Böyle bir rezalet Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiç görülmedi. Uyuşturucu parası, kumar parası, organ ticareti, insan ticareti, kadın ticareti ne kadar rezil iş varsa kabul edip sineye çektiler, “parayı getirin” dediler. Ne için, haramla besleniyorlar, helali kabul edemiyorlar. 

Devletin bütün büyük yatırımlarını devletin devletin bürokratları değil beşli çete Saray’ın desteğiyle yapıyor. Buna da Cumhuriyet tarihinde ilk kez şahit oluyoruz. Kayıt dışının en temel özelliği nedir? Kayda alınmamasıdır. Bunun önüne devletin şeffaf olması, devletin hesap verebilir bir kurum haline getirilmesiyle geçilebilir. O zaman alınan her kuruşun hesabı millete verilir. En güçlü kurumlarımızdan biri olan ve şimdi şamar oğlanına dönen Merkez Bankası. Kanuna aykırı olarak yetkiyi aldılar, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na verdiler, damat-kayınpeder 128 milyar doları buharlaştırdılar.

Herkesten önce sen vergini ödeyeceksin. Topluma örnek olacaksın. Süleyman Soylu devletin televizyonuna çıkıp ‘Her ay bir siyasetçiye 10 bin dolar ödeniyor’ dedi. Erdoğan ne dedi? Tık çıkmadı tık. Rüşveti savunana oy vermeye devam edecek miyiz?  Rüşvetin bu boyutu, ekonomideki kayıt dışılığın bu boyutu hiç çıkmamıştı. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bütün yolsuzlukların ilkini yaşıyoruz. Daha neler çıkacak bilmiyoruz.

İşsizlik, yoksulluk, rüşvet, yolsuzluk, uyuşturucu her şey var. Hepsi Saray ve şürekası tarafından korunma altına alınmış durumda. Hepsinden besleniyorlar.  Bu kadar ağır konuşuyorum, ‘Acaba mahkemeye verirler mi?’ diye, tık yok, mahkemeye de vermiyorlar. Bari bir namuslu hakim buluruz da bunları ispat ederiz. Yok, tık yok.

Bir sabah kalkıyoruz, bir karar almış ‘Ben bunu kaldırdım.’ Kimsin sen? Meclis’in üstünde misin? Şimdi olay Danıştay’da Danıştay’daki hakimlere sesleniyorum. Aklınızı kiraya vermediyseniz o sözleşmeyi tekrar ihya etmek zorundasınız. Yapmadığınız takdirde siz de sarayın kalemşörleri olarak anılacaksınız. 

Koskoca Türkiye Cumhuriyet devletinin hükümeti yer altı dünyası tarafından yönetilmekte ve korunmaktadır. İBB’de milyarlarca yolsuzluk var. Dosyaları çıkarttı, İçişleri Bakanlığı sarayın talimatı ile harekete geçti bütün dosyaları aldı. Haramzadeyi, yolsuzlukları yapanı korumak nedir? Bunlarda vicdan, hukuk var mı? Öyle bir rezaletle karşı karşıyayız ki hukuk kalmadı. 

Kul hakkı yiyenin burnundan fitil fitil getirmezsem bana da Kılıçdaroğlu demesinler. Hükümetin ekonomide ve hukukta kayıt dışına çıkması yönetimin mafyaya teslim olması anlamına gelir. Yeraltı dünyası talimat verir, siyasi otorite gereğini yapar. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti yeraltı dünyası tarafından yönetilmektedir. Fatih Sultan Mehmet Han’ın çok güzel bir lafı var. ‘Kadıyı satın aldığın gün adalet ölür.’ diyor. Kadı da satın alındı, baştaki de satın alındı. Böyle bir noktadayız. 

Kanal İstanbul yapılırsa, dış güçler bu parayı söke söke alırlarmış. Temsilciye bak. Erdoğan, dış güçlerin temsilcisi. Alacağım, alacağım, söke söke alacağım. Buradan bir daha söyleyeyim; bu işe giren müteahhit unutsun kendisini. Bu işe kredi veren banka unutsun kendisini. Buna imza atan bürokratın burnundan fitil fitil getireceğim. Sadece bunları yapmayacağım. Bizim milliyetçilik damarımıza dokunuyorlar. O tank palet fabrikasından söke söke alıp şanslı ordumuza vereceğiz.”​

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları

Ekonomiyi ve hukuku kayıt dışına alırsanız bir süre sonra egemen güçlerin esiri olursunuz. Bir süre sonra egemen güçler talimat vermeye başlarlar. Çünkü mal varlığınız farkındalardır. O nedenle Türkiye’nin temel sorunlarından birisi de devleti yönetenlerin egemen güçlerin eseri olmasıdır. Allah kimseyi bu duruma düşünmesin. Yerli ve milli ayaklarıyla geçinenler, egemen güçlerin taşeronluğunu yapmaya başladılar. ‘Efendim Kanal İstanbul’a para verirse, yabancı güçler söke söke bu paraları alırlarmış.’ Temsilciye bak, Erdoğan dış güçlerin temsilcisi. Alacağım, alacağım. Söke söke alacağım. Buradan bir daha söyleyeyim. Müteahhitlere sesleniyorum; Bu işe giren müteahhit kendisini unutsun. Lamı cimi yok bu işin. Bankalara söylüyorum, bu işe kredi veren unutsun kendisini. Ve bürokratlara söylüyorum, bunun altına imza atan bürokratın burnundan fitil fitil getireceğim. Sadece bunları yapmayacağım.

Bizim milliyetçilik damarlarımıza dokunuyorlar. O Tank Palet Fabrikası’nı söke söke Katarlılardan alıp, şanlı ordumuza vereceğim. Söke söke Süleyman Şah Türbesi’ni alacağım, şanlı bayrağımızı dikeceğim. Türk Telekom’u birilerine verdiler, zararını da bize bıraktılar. Hariri ailesinden söke söke bütün parayı alacağım. Erdoğan, ‘dış güçler gelir söke söke alırlar’ diyor. Senin adın Erdoğan, benim adım Kılıçdaroğlu. Sen onlara teslim oldun, biz hiç kimsenin önünde boyun eğmeyiz. Ben kul hakkı yemem, sen kul hakkı yersin. Ben haram yemem, sen haram yersin. Benim ailemin, çocuklarımın yurt dışında, vergi cennetlerinde parası yoktur, başım dik gezerim ama sen egemen güçlerin tutsağısın. Aramızda siyahla beyaz kadar fark var.

BAHÇELİ’YE BİR İYİ, BİR KÖTÜ HABERİM VAR

Biraz gülümseyelim. Sayın Bahçeli demiş ki ‘siyasi muhataplarımıza çağrımızdır, gelin üniversite sınavlarını kaldıralım, gençlerimizi daha fazla yormayalım.’ Güzel. Ama benim Bahçeli’ye bir iyi bir kötü haberim var. İyi haberim şu, üniversite sınavları kaldırıldı. Kötü haberim, bizim çocuklarımız için değil.”

Bundan iki hafta önce bir grup şoför esnafını ziyaret ettim. Sizin sorunlarınızı dile getirdik ama yeteri kadar size ulaştıramadık. Şoförlerin hangi radyoyu en çok dinlediğini söylerseniz, çıkarım. Uşak Milletvekilimiz Özkan Yalım, önerge verdi. ‘Elimizden gelen çabayı gösteririz ama AK Parti ve MHP reddeder’. ‘Biz onlarla da konuşuruz’ dediler. Konuşun. Önergeyi verdik, çıkıldı konuşuldu. MHP’den tek laf edilmedi. AK Parti çıktı, ortalık güllük gülistanlık. Önerge oylandı ve reddedildi. Şimdi o arkadaşlara sesleniyorum. Sizin sorununuzu çözmeye kim kararlı? Hangi parti yanınızda, hangi parti karşınızda?

‘Herkesin işi gücü olsun deriz’ ya. Bazen sorarlar, ‘işsizliği önlemek için ne yapacaksınız?’ Hemen söyleriz. Sağlık hizmetinde boş kadro varsa tamamını atayacağız. Atama bekleyen öğretmenler var, tamamının atamasını yapacağız. Erdoğan Hatay’a gidiyor, atama bekleyen öğretmenlere de ‘80 bin öğretmen alacağız’ dediniz. ‘20 bin aldık, hiç açık yok, tamamen fazlalık.’ Devletten habersiz. En tepedeki insan, devletten habersiz. MEB verilerine bakıyorsunuz 107 bin 909 öğretmen açığı var. Sayıştay raporlarına bakıyorsunuz 138 bin 393 öğretmen açığı var. Ama Erdoğan’a göre açık yok, niçin? Sarayda öğretmen yok ki. Üstelik herkesin durumu iyi. Herhangi bir sorun yok. Allah akıl fikir versin. Devleti bunlar yönettiği için işsizlik bu boyutlarda.

UMARIM MISIR’DA SİYASİ İDAM OLMAZ

İhvan konusundaki tutumuz bilinir. Mısır’daki değişime saygı duyduk ama siyasi idamlar doğru değil. Eğriye eğri, doğruya doğru. Mısır’daki yöneticilere seslenmek isterim. Ne oldu? Şimdi hepimiz üzülüyoruz. Astığımız insanlar için havaalanlarına isimlerini veriyoruz siyasi idamlara her zaman karşı çıktık. Umarım Mısır’da siyasi idamlar olmaz.

Toplam 55 Cumhuriyet Halk Partili, Erzurum’a çıkarma yaptı. Uzun zamandır Erzurum’da milletvekili çıkaramıyoruz. Erzurum’a gittik mi, sorununu dinledik mi? Yapmadık bunları. Sonra niye bize oy vermiyorsun? Sadece Erzurum değil, bütün ilçelerini arkadaşlarımız gezdi. Yardımlar kesilir mi endişe var. İktidar değiştiğinde yardımlar kesilmeyecek tam tersine artacak kardeşim. Yardımı nasıl yapıyorduk? Sağ elin verdiğini sol el görmeyecek diyoruz. İşsizlik kol geziyor evet. Giden arkadaşların bana verdiği raporlar, hiç de iç açıcı değil. Bir kadın, ‘etmeyin eğlemeyin, siz nasıl yaşıyorsanız bizim de hakkımız var, eşim öğretmen, bittik tükendik, Kanal İstanbul’u ne yapacağım, Erzurum’a bana fabrika yapsın, çocuklarım meyve diye ağlıyor, alamıyoruz…’ Ben ne anlatayım. Benim anlatmama gerek yok. Bir çiftçi, ‘çocuğuma meyve alamaz hale geldik, kime başvuracağımızı bilmiyorum.’ Pasinlerli biri, ‘Suriyeliler işte, bizimkiler boşta’ diyor, haklı. Genç Timur arkadaşımız, ‘adam iyi adam doğru konuşuyor ama bir de Müslüman olsa.’ Beni nasıl anlatmışlarsa. Elhamdülillah Müslümanım. Dinimiz bir. Ama biz din ticareti yapmayız.

DEVLET, EKONOMİ VE HUKUKTA KAYIT DIŞINA ÇIKMAYA BAŞLADI

Devletin iyi yönetilmediğini biliyoruz. Çünkü iktidar, devleti yönetmek için değil, devlet olmak için geldi. ‘İstediğimi asarım, keserim’ diyor. Öyle bir noktaya geldi ki 19 yıl sonunda ekonomi ve hukukta devlet kayıt dışına çıkmaya başladı. Bakınız, bunu yaparken bilinçli yaptılar. Önce ne yaptılar? Bütün bakanlıklarda özellikle maliye ile ilgili olan bütün bakanlıklarda teftiş kurullarını kapattılar. Böylece ekonomide kayıt dışılığın alt yapısını süratli bir şekilde oluşturdular. Devlette liyakat vardı. Yandaşları getirdiler. Sakıncası var mıdır yok mudur, bürokrasiyi bir anlamda robotlaştırdılar. O kadar farklı bir tabloyla karşılaştık ki bu tür rezalet hiç görülmedi. Bakanlar, milletvekili, vali, belediye başkanları önünde rüşvet tartışması yaşandı. Antalya Serik’te. Belediye başkanı tahammül edemiyor, ‘yazıklar olsun size’ diyor. Tık yok. Ne oluyor? Devleti kayıt dışına çıkarıyorlar. Savcı ne yapıyor? Tık yok. Türkiye şu anda Avrupa’nın en büyük kara para aklayıcısı ülkelerinden biridir. Böyle bir rezaleti Türkiye Cumhuriyeti görmemiştir. Ne kadar rezil iş varsa hepsini kabul ettiler. Niçin? Haramla besleniyorlar, helali kabul edemiyorlar. Ekonomiyi, hukuku kayıt dışına çıkardılar. Peki bu paralar nereye gidiyor? Kim alıyor? Sadece bu işi yapanlar mı? Yemezler, göz yuman da alacak parasını. Neden saray ve beslemeleri sessiz kalıyor. Beslendikleri için.

Bugün Türkiye’de rüşvetsiz iş yapmak mümkün mü? Mümkün olmadığını görüyoruz. Erzurum’dan örnek veriyoruz. Bir su dolum tesisi yapmak istiyor. İsmi var, başı belaya girmesin diye vermek istemiyorum. Halk Bankası’ndan kredi alacak. ‘Bitirseydim bunu 200 kişi çalışacaktı, rüşvet vermedim, 200 kişinin ekmeğine mâni oldular.’ Ekonomi kayıt dışına çıktıktan, hukukta askıya alındıktan sonra artık devletin bütün yatırımları beşli çeteye veriliyor. ‘Garanti de veririm’ diyor. ‘Ya CHP iktidar olursa.’ ‘Londra mahkemelerini yetkin kılalım’ diyorlar. Devletin yatırımlarını bürokratlar değil, beşli çete iktidarın yardımlarıyla yapılıyor. Kime ne garanti verilecek, bütün bunların tamamı kapalı. Ekonomi kayıt dışında olunca rüşvet vermek kolay oluyor. Kayıt dışı tirajlarla devleti soymaya devam ediyorlar. Onlar da verilen bu rüşvete ortaktırlar.

ERDOĞAN VE AİLESİ VERGİ VERMEMEK İÇİN ŞİRKET AÇIYOR

En güçlü kurumlarımızdan olan ve şimdi şamar oğluna dönen Merkez Bankası. Damat-kayınpeder 128 milyar doları buharlaştırdılar. Devleti kayıt dışına çıkarmak ne demek? Devleti yöneten kişiler ailesi, yakınlarıyla topluma örnek olmak zorundadır. İsraftan kaçınacaksın, herkesten önce vergini ödeyeceksin. Şimdi ben AK Partili kardeşlerime, MHP’li kardeşlerime seslenmek isterim. Sizler de vergi veriyorsunuz. Nasıl oluyor Erdoğan ve ailesi, yurt dışında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne vergi vermemek için şirket açıyorlar? Devlete beş kuruş vergi ödemiyorlar. Senin vicdanın bunu kabul ediyor mu? Devleti soyulacak bir organ görüp, kayıt dışına almak ne kadar doğru? Bir devlet nasıl bu hale gelir? Man Adası’ndan söz ediyorum.

Kayıt dışı büyüdüğü zaman alınan rüşvetler de büyüyor. Rüşveti kim alır? Kamu görevlisi alır. Onun için rüşvet diyoruz. Sayın Süleyman Soylu, ‘her ay bir siyasetçiye on bin dolar para ödeniyor’ dedi. AK Partili kardeşlerime sesleniyorum. Erdoğan ne dedi? Tık çıkmadı, tık. Peki hala rüşveti savunana oy vermeye devam edecek miyiz? Kendi vicdanınıza sorun. Çocuklarınızın yüzüne bakın. Bakan yerinde, Erdoğan da yerinde, her ay on bin dolar rüşvet alan da yanında. Sahtekarlığın bu boyutu hiç çıkmamıştı. Bu kadar büyük, bu kadar temelleri oluşturulan yolsuzlukları yaşıyoruz. Daha ne çıkacak bilmiyorum.

EĞER YARGI DİK DURABİLSE, BU REZALETLER OLMAZ

Ekonomi kayıt dışına çıkınca, siyasi otorite devletten beslenince, vatandaşa para kalmıyor tabi. Gelecek emekli, işçi memur maaşıma zam yap’ diyecek. Nasıl yapacaklar. O zaman TÜİK devreye girsin. ‘Enflasyonu küçük rakam olarak yayın’ diyorlar. Kimin parasını çalıyorlar. İşçinin, memurun, emeklinin parasını çalıyorlar. Kime veriyorlar? Beşli Çete. İşçinin, memurun ve emeklinin de oturup düşünmesi lazım. ‘Devlette çürüme başlıyor’ dedik. Bağımsız kurumlar, ‘Meclis’e gelmem’ diyor, ‘600 boş adam oturuyor’ diyor.  İktidar sahiplerine bakın, Meclis’e bakın. Hırsızlıklara ve yolsuzluklara destek veren yere dönüştürdüler burayı. Peki TBMM Başkanı ne yapıyor? Diyor mu, ‘neden gelip hesap vermiyorsunuz.’ Diyemez, Erdoğan’dan izin almadan diyemez. Bu Meclis’in itibarını koruyacak olan da biziz. Adaleti getirecek olan da biziz. Milletvekili soru önergesi veriyor, ‘cevaplamam, Anayasa’ya uymuyorum, rüşvet verdim, rüşvet aldım, ne yapacaksın, hangi savcı, hangi vicdan’ diyor. Böyle bir rezaleti Türkiye Cumhuriyeti Devleti ilk kez yaşıyor. Eğer yargı dik durabilse, bu rezaletler olmaz. Ama öyle bir tablo oluşturdular ki hakimi de kendileri tayin ediyor. Hakim karar verirken, Saray’a bakıyor. Gelen talimatla karar verince hukuk da kayıt dışına çıkıyor.

Erdoğan Şahsım Hükümeti, Türkiye’yi felakete sürükleyecektir. İşsizlik, yoksulluk, perişanlık, rüşvet, yolsuzluk, uyuşturucu, hepsi var. Ve hepsi Saray ve şürekası tarafından koruma altına alınmış, hepsinden besleniyorlar. Bu kadar ağır konuşuyorum, mahkemeye verirler mi diye, mahkemeye de vermiyorlar, bari namuslu hâkim buluruz da ispat ederiz. Tık yok. Hukuk neden hukuk dışına çıkarıldı? Devlet neden hukuk dışına çıkarıldı. Erdoğan’ın şu sözünü asla kimse unutmasın. ‘Anayasa Mahkemesi verdiği karara uymuyorum, saygı da duymuyorum.’ Devleti otomatikman hukuk dışına itiyor. ‘Hukuk benim devlet benim, hangi Anayasa Mahkemesi diyor. Öyle bir noktadayız ki. İstanbul Sözleşmesi. Meclis’ten oy birliği ile geçmiş, beyefendi imzalamış. Bir sabah kalkıyoruz gece yarısı karar alınmış neymiş, ‘ben bunu kaldırdım.’ Kimsin sen? Meclis’in üstünde misin? Şimdi olay Danıştay’da. Danıştay’daki hakimlere sesleniyorum. Eğer aklınızı kiraya vermediyseniz, Anayasa ve yasalara uyacaksanız, o sözleşmeyi ihya etmek zorundasınız. Yapmadığınız takdirde sizde sarayın kalemşorleri olarak tarihte anılacaksınız.

Hukuk kalmadı. Mersin Limanı’na 615 kilo kokain gelir, yakalanır, dava açan yok. Yine Dil Ovasına 540 kilo kokain gelir, dava açan yok. Böyle rezalet olur mu? Gencecik fidan gibi gençlerimizi öldürüyoruz. Hala yukarıda adam oturuyor. Her şey güllük gülistanlık, ‘Avrupa bizi kıskanıyor.’ Avrupa’nın otoriter politikacıları kıskanıyordur tabi. Hâkim senden, kaymakam senden, medya senden, yolsuzluk gıra, her türlü işi yapabiliyorsun, her türlü dalavereyi çevirebiliyorsun, kimse sana dokunmuyor. Kıskanmazlar mı, kıskanırlar? Kendi ülkelerinde hukuk var. Kahvaltısını cebinden mi hazineden mi ödedin diye tartışma çıkar, bizde malı götürünce yükseliyorsunuz.

MAFYA, SİYASETİ BESLER HALA GELDİ

Hükümetin ekonomi ve hukukta kayıt dışına çıkması ne anlama gelir? Mafyaya teslim olması anlamına gelir. Yeraltı dünyası talimat verir, siyasi otorite gereğini yapar. Geldiğimiz nokta budur. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, yeraltı dünyası tarafından yönetilmektedir ve korunmaktadır. Ne oldu bütün bunlardan sonra? Bütün mukaddes değerlerimizi tahrip ettiler. Tarihte böyle bir şey hiç görülmemiş. Bakın ne oluyor? Önce devlette kirlenme başlıyor. Arkasından çürüme başlıyor. Üçüncü aşama hukuk kokmaya başlıyor. Sarayda lağım patladı, bütün dünya hissetmeye başladı ama onlar hissetmiyor, lağım çukurundalar. Düzgün insanlar o kokuyu hissediyor. Bu ülkenin AYM Başkanı bile konuşmak zorunda kaldı. ‘Hukuk devletinde adaletin yegane adresi mahkemelerdir’ diyor. Doğru. Yolsuzlukları örtmek için adres şu an mahkemeler. ‘Mahkemelerin çözüm üretemediği bir yerde hukuk dışı arayışlar kaçınılmazdır.’ Evet hukuk dışı arayışlar var. Devleti, ekonomiyi hukuk dışına çıkardılar. Mafya siyaseti besler hale geldi.

Kimse umutsuzluğa kapılmasın. Bu memleket çok badireyi atlattı. Allah’ın izniyle iktidar olduğumuzda göreceksiniz, adaleti getireceğim. Kul hakkı yiyenin burnundan fitil fitil getirmezsem bana da Kılıçdaroğlu demesinler. Hiç kimse endişelenmesin. Adaleti gerçek anlamda getireceğiz. Türkiye’yi kirlilikten arındıracağız. Benim önceliğim, partimin önceliği, partililerimizin, milletvekillerimizin, belediye başkanlarımızın önceliği, bu memlekete adaleti getirmek. Talimat veriyor, ‘belediyeler canlı yayınlasın ihaleleri.’ Günaydın, küpünü doldurdu. Güya yaranacak, CHP’li belediyeler yapıyor ya. Rüşvetten, yolsuzluktan beslenenler adaleti getiremezler.  

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here