Kılıçdaroğlu: Kapatılan iş yeri sayısı 144 bin 690; yaklaşık 3.5-4 milyon kişi işsiz kaldı, ne verildi?

0

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Medyascope özel yayınında konuştu. AK Parti iktidarını sert sözlerle eleştirerek “İnsan unsuru, onların gözünde son sıralarda yer alıyor.” diyen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Evde kal diyorsunuz, gayet güzel. Peki ‘Evde kal’ dediğiniz kişi nasıl geçinecek? Kapatılan iş yeri sayısı 144 bin 690. Meslek kuruluşlarının odaları var. Biz her bir odayla özel iletişime geçtik. Normalde bunu Erdoğan ekibinin yapması lazım. Ama hiçkimsenin haberi bile yoktur. Çünkü insan unsuru, onların gözünde son sıralarda yer alıyor.

Berberler, kuaförler, güzellik salonları 504 bin kişi, dükkan kapandıktan sonra işsiz kaldı. Motorlu kurye çalışanların sayıları 982 bin kişi ama bir kısmı çalışıyor. İşsiz kalanların sayısı 500 bin. AVM’lerde işsiz sayısı 523 bin kişi. Kahvahaneler 259 bin kişi işsiz kaldı. Okul, yurt, üniversite kantinleri; buralarda çalışan yaklaşık 150 bin kişi işsiz kaldı. Lokanta, resturant, kafe gibi yerlerde 1 milyon 900 bin kişi işsiz kaldı. Okul servis araçları var; 360 bin Türkiye genelinde servis aracı var. Bunların sahipleri 360 bin kişi işsiz. Sokak satıcıları var, simitçiler, seyyar satıcılar; bunlar Türkiye genelinde yaklaşık 900 bin kişi işsiz kaldı. Gündelikçi ev kadınları var, bunların sayısı da 1 milyon kişi. Yaklaşık 3,5-4 milyon kişinin bu süreçte işsiz kaldığını görüyoruz. Yaklaşık 3,5-4 milyon kişiye bu süreçte ne verildi? Hiçbir şey. Kredi kartları, tüketici kredileri ne oldu? Hiçbir şey, Bu kişiler nasıl geçinecek? Hiç belli değil. Bunların birikimleri var mı yok mu belli değil.

Saray değil, bilim kurulu ne deniyorsa yapılacaktı. Sokağa çıkma yasağı istendi, yapılmadı. 65 yaşındaki kişinin oğlu akşam eve geldi, ne oldu? İlk günden itibaren Ekonomik Sosyal Konseyi toplayın dedik. Topladığı kişiler, kendisine asla itiraz etmeyeceği insanlar. ‘Evet efendim, çok doğru dediniz’ diyecek adamlardan yola çıkıyor. Devlet böyle yönetilmez.

Çiftçilerle ilgili tek bir şey yok. Gıdada çok büyük sorunlar yaşayacağız. Buğday ithal edebileceğimiz bir ülke bile olmayacak. Hangi önlemler alındı? Bizim düşüncelerimizin haklılık payı daha sonra ortaya çıkarsa, sonuçta bir maliyet de ortaya çıkmış olur. Bu maliyet insan hayatıdır. Ağır bir maliyettir. Biz sorunun çözümü konusunda elimizden ne geliyorsa onu yaparız.

Tekâlif-i Milliye emirleri diyorlar. Tekâlif-i Milliye emirleri dolayısıyla her bölgede bir de Tekâlif-i Milliye Komisyonları kuruldu. Alınan paralar daha sonra bu bağışı yapan kişilere tek tek ödendi. Cumhuriyet budur. Milli devlet budur.

Nasıl engellemişiz kampanyalarını? Benim öyle bir ifadem yok. Kampanya açıyor, tabi açabilir. Ben cumhurbaşkanı kampanya açamaz demedim ki. Hazine tamtakır. Bir yerden para bulacaklar, vatandaşa gidiyorlar. Sorun şu, fedakarlığı kim yapacak? Ben mi, siz mi, simitçi mi, kahveci mi? Ben diyorum ki devletten en büyük ihaleyi alanlar fedakarlık yapsınlar. İnsanları bağış için zorluyorlar.

Salgın hastalık dolayısıyla belediyelerimiz bağış kabul etmeye başladılar. Bunlar Erdoğan’ı rahatsız etti. CHP belediyeleri gelirse sosyal yardımlar kesilecek algısı yaratmaya çalışıyorlardı. Tam tersi olduğu görüldü. Belediye bağışı alır, denetlenir, hesabını belediye başkanı verir.

Reklam

Komik olan şu, herhangi bir sivil toplum kuruluşu devletin hiçbir biriminden izin almadan yardım kampanyası açabiliyor ama belediye açamıyor. Bu komiktir. İnsanlar can derdinde. Biz oturalım, birlikte mücadele edelim diyoruz, Kovid-19 insanı yok ediyor, partilileri değil. Biz iyilikte yarışacakken sen iyilik yapma diyorsun.

Bütün bunlara rağmen belediye başkanlarımız her türlü yardımı yapıyorlar. Bankalardaki hesapları bloke etmişler. Ne yaparlarsa yapsınlar, gerekirse belediyelerimiz bazı yatırımları kesecekler, vatandaşlar arasında hiçbir ayrım yapmadan hangi evde sorun varsa o eve kilitleniyorlar.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı ekonomi paketine değinen Kılıçdaroğlu, “Yaptığı açıklama emin olun sadece beni değil, kimseyi tatmin etmedi. İnsanlar evde işsiz ama Erdoğan ‘Uçakla seyahat ederseniz yüzde 18 olan KDV’yi yüzde 1’e indiriyorum.’ gibi garip açıklamalar yaptı.” diye konuştu.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun haftalardır virüsün yuvalandığı yerin İstanbul olduğunu ve burada sokağa çıkma yasağı ilan edilmesi gerektiğini söylediğini anımsatan Kılıçdaroğlu, “Bu, şunu gösteriyor; siyasal iktidardan çok daha güçlü bir şekilde İstanbul’un sorunlarını bilen kişinin İmamoğlu olduğu ortaya çıkıyor.” dedi.

Kılıçdaroğlu, virüsle mücadele kapsamında İzmir, Ankara, Adana ve Antalya Büyükşehir Belediye başkanları ile diğer CHP’li büyükşehir belediye başkanlarının çalışmalarını anlattı.

Belediyelerin İçişleri Bakanlığı genelgesiyle durdurulan bağış kampanyalarına ilişkin bir soruya Kılıçdaroğlu, “Bu salgında belediyelerimiz ayni veya nakdi bağış kabul etmeye başladılar. Tabii bu Erdoğan’ı rahatsız etti. Onlar bilirsiniz ‘CHP gelirse bütün bu sosyal yardımlar kesilecek.’ diye kampanyalar açıyorlardı. Oysa baktılar ki tam tersine daha önce verilenlerden çok daha fazlasını vermeye, çok geniş kitlelere ulaşmaya başladılar. Üstelik hiçbir parti ayrımı da yapmadılar.” yanıtını verdi.

“Belediyenin gelirleri arasında bağışlar da var”

Salgınla mücadelede birlik ve beraberliğin önemine işaret eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “Bizim belediyelerin bağış kampanyaları kesilince ben arkadaşlarımı İçişleri Bakanı’na gönderdim, ‘Gidin, konuşun.’ dedim. Belediyenin gelirleri arasında bağışlar da var. ‘Siz Belediye Kanunu’nu uygulamayın.’ diyorsunuz. Nasıl uygulanmaz? Bu kanunu çıkaran, parlamento. Komik olan şu; herhangi bir sivil toplum kuruluşu, mesela İHH, İçişleri Bakanlığından, devletin hiçbir biriminden izin almadan yardım, bağış kampanyası açabiliyor. Ama belediyeye ‘Sen açamazsın.’ diyor. Bu kadar saçma olabilir mi?

Biz bir kavga alanı yaratmak istemiyoruz, insanlar can derdinde. Merkezi hükümet, yerel yönetimler hep beraber oturalım, birlikte mücadele edelim. Sorun bir parti sorunu değil, gelen hastalık insanı öldürüyor. Dolayısıyla birlikte mücadele etmemiz lazım.”

Reklam

Belediyelerin yardımları

Bunlara rağmen CHP’li bütün belediye başkanlarının her türlü yardımı yaptıklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, bu belediyelerin geçen haftaya kadar 487 bin 117 aileye ayni, 287 bin 371 aileye nakdi yardım yaptığını bildirdi. Kılıçdaroğlu, suları kesik olan 176 bin 942 ailenin suyunun açıldığını, belediyelere ait 12 bin 24 iş yerinin kiralarının ertelendiğini belirterek 37 bin 514 aileye de evde bakım hizmeti verildiğini söyledi.

Belediyelerin yaptığı dezenfeksiyon çalışmalarına da değinen Kılıçdaroğlu, 2 bin 287 sağlık çalışanına konaklama imkanı sağlandığını ifade etti.

Kılıçdaroğlu, “İçişleri Bakanlığının müdahalesinin ardından belediyeler halktan bağış toplama faaliyetlerini sürdürebiliyorlar mı?” sorusu üzerine, “Bankalardaki hesapları bloke etmişler. Toplanan paraları da CHP’li belediyelere vermiyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar, bizim belediyelerimiz gerekirse bazı yatırımları kesecek ve hiçbir ayrım yapmadan vatandaşa, hangi evde sorun varsa o soruna kilitlenecek.” dedi.

“Nasıl engellemişiz?”

Kılıçdaroğlu, “Cumhurbaşkanı’nın, ülke çapında kampanyayı engellediğiniz yolunda sözleri var” ifadesi üzerine şunları kaydetti:

“Nasıl engellemişiz? Benim ‘Cumhurbaşkanı’nın açtığı kampanyaya destek vermeyin.’ diye çıkardığım bir genelge yok. Böyle bir ifadem de yok. Kampanya açıyor. Tamam açabilir. ‘Cumhurbaşkanı kampanya açmasın.’ demedim ki hiçbir zaman. Açabilir. Niçin? Hazine tamtakır, para yok ne yapacak? Bir yerden para alacaklar, bulacaklar. Nereden alacaklar parayı? Vatandaşa gidiyorlar. Vatandaş bağış yapsın mı? Evet bağış yapsın. Sayın Erdoğan ‘Bugünler en çok fedakarlık yapmamız gereken günlerdir.’ dedi. Doğru mu? Evet, doğru. Soru şu; fedakarlığı kim yapacak? Ben mi, siz mi, kahveci mi, simitçi mi yapacak bu fedakarlığı? Ben diyorum ki bu fedakarlığı önce devletten en büyük ihaleyi alanlar yapsınlar, büyük gelir sahipleri yapsınlar.”

Yeni tip koranavirüs salgının ne kadar süreceği ve Türkiye’yi nasıl etkileyeceğine ilişkin soru üzerine Kemal Kılıçdaroğlu, sorunun aklın ve bilimin ışığında aşılacağını belirtti.

Sadece Türkiye açısından değil dünya için de yeni bir sürecin başladığını ifade eden Kılıçdaroğlu, siyasetin artık liyakate, bilgiye ve bilim insanına değer vermeyi kavraması gerektiğini dile getirdi.

Bilgi, bilim ve akıldan yola çıkılarak hareket edilmesi gerektiğinin altını çizen CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Biz, kalktık Hıfzıssıhha Enstitüsünü kapattık. Cumhuriyet’in ilk yıllarında kurulan, aşı üreten, dünyaya aşı ihraç eden bir bilim kurulunu kapattık. Şimdi yeni aşı öğretmeye çalışıyoruz. Niye kapattık? Ben bunu söyleyince şimdi gene bağırıp çağıracaklar, Kılıçdaroğlu yine eleştirdi. Ne söyleyeyim Allah aşkına. İyi ki kapattınız mı diyeyim? Yanlış yaptınız, yanlıştan dönün diyorum.” şeklinde konuştu.

“Evde kal” çağrısının ve önlemler çerçevesinde iş yerlerin kapatılmasının doğru olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Peki bu insanlar nasıl geçinecek?” diye sordu. Kemal Kılıçdaroğlu, meslek kuruluşu odalarından aldıkları bilgilere göre 144 bin 690 iş yerinin kapatıldığını söyledi. 

Bu süreçte birçok insanın işsiz kaldığına işaret eden Kılıçdaroğlu, “Bu insanların kredi kartları, tüketici kredileri ne oldu? Hiçbir şey. Bu kişiler nasıl geçinecek? Hiç belli değil.” ifadelerini kullandı. 

“Niçin toplamıyorsun”

Salgının yarattığı tahribatın nasıl giderileceği konusunda bir strateji oluşturulması gerektiğini dile getiren CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu nasıl olacaktı? Bir sağlık konusunda, daha sağlıklı, tutarlı ve saydam bir politika izlenecekti. Bilim Kurulu ne diyorsa onu yapacaklardı, Saray değil. ‘Sokağa çıkmayı yasaklayın, insanları evde tutun’ denildi, yapılmadı. ’65 yaş üstündekiler sokağa çıkmasın’. 65 yaş üstündeki kişinin oğlu, 20 yaşında gitti, akşam eve geldi, ne oldu? Sokağa çıksaydı ne olurdu, çıkmasaydı ne olurdu? Bu kadar akıldan, mantıktan yoksun kararlar da alındı. Ekonomi konusunda ne karar alındı? Orada ciddi eksiklikler var. 13 Mart’tan itibaren Ekonomik Sosyal Konseyi toplayın dedik. Yani sorunu yaşayanlarla sorunu çözecekleri bir araya getirin. Oturun bu adamları bir dinleyin, ne diyorlar. ‘Toplamayacağım’ diyor. Niçin toplamıyorsun? Çünkü, topladığı kişiler kendisine asla itiraz etmeyecek ve yeni şey getirmeyecek insanlar. Dolayısıyla da kendisinin her söylediğine ‘Evet efendim, doğru dediniz’ diyecek adamlardan yola çıkıyor. Bu yanlıştır.” 

“Buğday ithal edeceğimiz ülke bile olmayacak”

Gıda konusunda büyük sorunlar yaşanacağını savunan Kılıçdaroğlu, “Buğday ithal edeceğimiz ülke bile olmayacak. Rusya kapattı. Bana söyler misiniz hangi önlem alındı? Çiftçiye ne verildi?” dedi. 

Türkiye’nin bu süreci ne kadar az hasarla geçirirse o kadar başarılı olacağına inandığını belirten Kemal Kılıçdaroğlu, alınan kararların yetersiz olduğunu öne sürdü. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, CHP’nin sorun derinleşmeden, ağır maliyetler getirmeden adım atılması konusunda elinden geleni yapacağını kaydetti.

Koronavirüs önlemleri kapsamında ertelenen CHP’nin olağan kurultayının ne zaman yapılacağına ilişkin soruya ise Kılıçdaroğlu, “Biz de doğal olarak Bilim Kurulunun belirleyeceği tarihi bekliyoruz. Bilim Kurulu, ‘Tamam artık iş yerleri açılabilir, insanlar sokağa çıkabilir, toplantılar yapılabilir’ derse, biz de o çerçevede kendi kurultayımızı yapmış oluruz.” yanıtını verdi. 

“2020 için 6 milyarlık alacaklarından vazgeçseler ne olur”

Osmangazi Köprüsü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile Avrasya Tüneli’nin 2020’de hazineye maliyetinin 3 milyar 400 milyon lira olduğunu, otoyol bağlantıları dahil edildiğinde bu rakamın 6 milyarın üzerine çıktığını ifade eden Kemal Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Hazine’nin 2020’de bu kişilere ödemesi gereken garanti parası 6 milyarın üzerinde. Bağış kampanyası açıldı. Çoğu kamu kurumu yapıyor. Bunlar, 2020 için 6 milyarlık alacaklarından vazgeçseler ne olur? Ben kendilerine teşekkür ederim. Siz daha uzun yıllar bu paraları alacaksınız. Türkiye zor süreçten geçiyor. Siz kalkıyor Tekalif-i Milliye Emirlerinden söz ediyorsunuz. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında, daha Cumhuriyet kurulmadan önce Mustafa Kemal’in Sakarya Savaşı’nda başarılı olmak için ayakkabı, yiyecek, nohut, gömlek, atlet, kilot bunlar için yayımladığı Tekalif-i Milliye Emirleri var. Siz kalkmış şimdi aynı şartlardan söz ediyorsunuz. Bağışlasınlar 6 milyarı 2020 yılı içinde.”

Kılıçdaroğlu, Tekalif-i Milliye Emirleri dolayısıyla o dönem her bölgede bir de Tekalif-i Milliye Komisyonları kurulduğunu, bu komisyonların kimden hangi yardımın alındığını listelediğini belirterek, şunları kaydetti:

“6 milyon 3 bin 633 lira 12 Nisan 1923 tarihi itibarıyla ödendi. Alınan paralar daha sonra bu bağışı yapan kişilere tek tek ödendi. Cumhuriyet budur. Halka borcu olmayan bir devlet anlayışı, bu çok önemli. Yeri geldiğinde vatandaşına, Milli Kurtuluş Savaşı’nda ‘Gel yardım et’ diyen ama bağımsızlığı oluşturduktan sonra da ‘Bana yaptığın yardımı sana veriyorum’ diyen bir devlet. Devlet budur, sosyal devlet de milli devlet de budur. Bu bakış açısıyla bakıyorlarsa başımın üzerinde yerleri var.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here