Kılıçdaroğlu: Kırılan fay hattı değil saray iktidarının ar damarıdır

0

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis Grup Toplantısında konuştu. Elazığ ve Malatya depremlerinde yaşamını yitiren yurttaşlara başsağlığı, yaralılara acil şifalar dileyen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: “Deprem olduğunda, kimliği, inancı, görüşü ne olursa olsun milletimiz yaraları kapatmaya gidiyor. CHP’li belediyeler de deprem bölgesine büyük katkılarda bulundular. İnsani yardımları bölgeye taşıdılar. Sadece CHP değil, bütün belediye başkanlarımızı kutluyorum.

Devlet süreklidir ve bakidir. Vatanımızın sınırları vardır. Tasada ve kıvançta bir arada olmamızı sağlayan bir anayasamız vardır. 1921’den beri egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir ilkesi egemendir. Huzur içinde barış içinde yaşamak istiyoruz. Gelecek kaygısı olmayan güven içinde yaşayan bir ülke istiyoruz.  Adaletli bir devlet istiyoruz. Devletin dini adalettir. Bu adaleti sağlamak bütün siyasal partilerin, STK’ların görevi olmak zorundadır.

Hakkı, hukuku ve adaleti kendi evimize, kendi mahallemize taşımak zorundayız. Adalet olunca herkesin işi, herkesin aşı olacak. Bizim ülkemizin güzel insanları var. Ülkemiz en güzel yerde. Talebimiz; hiçbir ayrım yapmadan, huzur ve barış içinde birlikte yaşamak istiyoruz. Huzurlu bir Türkiye istiyoruz. Gelecek kaygısı olmayan, güven içinde yaşayan bir toplum istiyoruz.

 Hepimiz vergi veriyoruz. Doğduğumuz andan itibaren vergi ödüyoruz. Bebek bezinden, kefen bezine kadar vergi veriyoruz.Neden vergi veriyoruz fakirliği yenmek için. Yurttaşlarımıza yol götürelim, uygarlık, çağdaşlık götürelim diye vergi veriyoruz.

Rahmetli Ecevit deprem vergisini çıkardı. Ek gelir vergisi alıyor vatandaştan, en kurumlar, emlak, motorlu taşıtlar, özel iletişim ve özel işlem vergisi alındı. Büyük ölçüde yaralar sarıldı. Ve bu paraların nerelere harcandığı Başbakanlık sitesine kondu. 2004 yılında. diğer vergiler ek vergiler kalktı, iletişim vergisi kalıcı hale getirildi. 2004-2019 arası vatandaştan toplanan deprem vergisi 65 milyar lira. Dolara vurursak 34 milyar dolar. Bu para deprem yaralarını sarmak, kentleri depreme dayanıklı hale getirmek için bizim ödediğimiz vergi. Sonra bu oranları da artırdılar. Hiç itirazımız yok. Bu fedakarlığa bu millet katlandı. Malatya ve Elazığ’da bir olayla karşılaştık. Çok sayıda vatandaşımız hayatını kaybetti. Ama yaşadıkları evlet depreme dayanıklı değildi. 17 yıldır iktidarsınız, deprem vergisi alıyorsunuz, bu tahribatı önlemek için neler yaptınız? Bir vatandaş bunu soruyor, vay efendim nasıl sorarsın.

Bizim milletvekilimiz 2016’da çıktı konuştu, ‘Elazığ fay hattı üzerinde yaşıyor tedbirleri görüşelim’ dedi. Peki yasama organı ne diyor biz kanun çıkardık vatandaş vergiyi de veriyor bakalım şu yürütme organı üstüne düşen görevi yaptı mı yapmadı mı? Reddedildi. Milletvekilimiz yalvarıyor yakarıyor, önlem alalım diye. Kırılan fay hattı değil saray iktidarının ar damarıdır.”

Elazığ ve Malatya’daki depreme değinen Kılıçdaroğlu, hayatını kaybeden vatandaşlara rahmet, yaralılara da şifa dileğinde bulundu. Kılıçdaroğlu, bu coğrafyada yaşayan insanların tasada ve üzüntüde bir bütün olduğunu ve siyasi görüşü ne olursa olsun açılan yaraları kapatmaya çalıştığını vurguladı.

CHP’li belediyelerin deprem bölgesine büyük yardımlar yaptığına işaret eden Kılıçdaroğlu, “Hizmet araçları, ambulanslar, kurtarma ekipleri, battaniye, elektrikli soba, kuru gıda ve sıcak yemeğe kadar belediyelerimiz çadır kurarak vatandaşlarımızın bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek yardımlar yaptı. Bu vesileyle bütün belediye başkanlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

Reklam

Her yıl Ocak ayında yılbaşı nedeniyle kutlamalar yapıldığını ve insanları bir araya geldiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Ancak Ocak ayının tarihimizde acı günleri var. Onat Kutlar, Yasemin Cebenoyan, Metin Göktepe, Hırant Dink, Uğur Mumcu, Muammer Aksoy ve Gaffar Okan bir ocak ayında öldürüldü. Bu insanlar bilimsel eserleriyle, gazetedeki yazılarıyla, konuşmalarıyla, sanatı ve birikimiyle topluma önder kişilerdi. Toplumu aydınlatan kişilerdi. Ellerindeki meşale ile toplumun önderi konumundaydılar bu insanlar. Fakat terör bu insanları aramızdan ayırdı. Terör ayırdı ama onların ilkelerini yaşatmak hepimizin boynun borcudur. Aynı yolda azim ve kararlıkla devam etmek hepimizin ortak görevidir. İstedikleri kadar katliam yapabilirler ama Türkiye’yi çağdaş uygarlığa ulaştırıncaya kadar biz inandığımız yoldan ve inandığımız ülküden asla dönmeyeceğiz.”

Osman Kavala davasına da değinen Kılıçdaroğlu, “Osman Kavala tam 819 gündür hücrede tutuluyor. Vicdanı olan herkes Kavala’ya haksızlık yapıldığını biliyor. En son AİHM ‘bu kadar da olmaz’ dedi. 10 Aralık İnsan Hakları gününde Osman Kavala’Inın tahliye edilmesi gerektiğini söyledi. Duruşmaya çıktı, 4 gün sonra tekrar hapse gönderildi. Nedeni, AİHM kararı tercüme edilip de hakimin önüne gitmemiş. Yani hiç tercüme edilmese ömür boyu içerde kalacak. Böyle bir adalet olabilir mi?” ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, Kavala’nın bugün yine hakim karşısına çıkacağını belirterek, “İnşallah adalet tecelli eder Osman Kavala yuvasına kavuşmuş olur.” dedi.

Devletle siyasi partiler arasındaki ilişkilere dikkati çeken Kemal Kılıçdaroğlu, “Devlet sürekli ve bakidir. Hepimiz bir devlette yaşıyoruz. Devletimizin bayrağı, vatanımızın sınırları, tasada ve kıvançta beraber olmamamızı sağlayan adaleti öngören sağlayan bir Anayasamız var. Anayasa devletin omurgasını belirliyor. Yasama ve yargı organının görevlerini belirliyor. Dolayısıyla devlet baki ve süreklidir ama devleti yönetmek üzere halk siyasi partilere yetki verir, siyasi partiler iktidar olurlar. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Egemenlik padişahın, sultanın değil, milletin ise o zaman demokrasiyi güçlendirmek ve devleti topluma hizmet eder hale getirmek gerekiyor. Devlet bir baskı aracı değil, topluma hizmet etmelidir.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin güzel bir coğrafya ve güzel insanlara sahip olduğunun altını çizen Kılıçdaroğlu, Elazığ ve Malatya depremindeki dayanışma ruhunun bunun göstergesi olduğunu dile getirdi. Elazığ depreminde farklı görüşte birçok insan ve sivil toplumun, birlikte olmanın örneklerini verdiğini vurgulayan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Hiçbir ayrım gütmeden, huzur ve barış içinde yaşamak istiyoruz. Huzurlu bir Türkiye istiyoruz. Gelecek kaygısı olmayan güven içinde yaşayan bir toplum istiyoruz. Gelecek kaygılarımız değil, gelecek ideallerimiz olmalı. Türkiye’yi nasıl büyütürüz, nasıl görkemli bir ülke haline getiririz. Nasıl söz sahibi yaparız? Bunlar için çalışmalıyız. İnsanlarımızda gelecek umudu olmalı, bunun için çalışıp demokrasiyi inşa etmeliyiz. Adaletli bir devlet istiyoruz. Devletin dini adalettir. Adaleti sağlamak bütün siyasi partilerin, sivil toplum örgütlerinin ortak görüşü olmak zorundadır. Adaletsiz bir toplum kendi içinde barışı sağlayamaz. Bu nedenle adaleti sağlamak zorundayız. Hukuku ve adaleti önce kendi coğrafyamızda, kendi evimize mahallemize taşımak zorundayız. Herkesin işi aşı olsun istiyoruz. Anneler huzur içinde çocuklarını okula göndersin istiyoruz. Çalışan herkes alın terinin karşılığını almalı.

“Önlemin nasıl alınacağı belli. Japonya nasıl yapıyorsa aynısını yap”

Reklam

Depremin durdurulamayacağını, önlem alınarak zararlarının hafifletilebileceğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, Türkiye’den daha fazla ve şiddetli depremler yaşamasına rağmen Japonya’da insanların burunlarının bile kanamadığını belirtti. Kılıçdaroğlu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un İstanbul’da geçen yıl meydana gelen 5,8 şiddetindeki deprem sonrasında “14 okulda eğitime ara verildiği, 80 kamu binası ve 53 okulun incelendiği” yönünde açıklama yaptığını anımsattı.

Söz konusu binalara ilişkin incelemelerin 17 Ağustos depreminin yaşandığı 1999 yılından bu yana yapılmamasını eleştiren Kılıçdaroğlu, 17 Ağustos depreminden en çok etkilenen illerden biri olan Sakarya’da da hasarlı okulların yıllarca kullanıldığını savundu.

Deprem için toplanan vergilerin nereye harcandığını soran Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “Aynı zamanda dünyanın borcunu aldınız. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni borç batağına sürüklediniz. Duyun-u Umumiye gibi ayrı bir borçlanma genel müdürlüğü kurdunuz. Hem Elazığ hem Malatyalılar hem 81 ildeki akil baliğ olan bütün vatandaşların bu soruyu sorması lazım; nereye gitti bu paralar? Deprem ‘şu saatte şu gün geliyorum.’ demez. Fay hattı kırılır ve siz karşılaşırsınız. Marmara ve diğer depremleri yaşadık. Bütün mesele depreme karşı önlem almaktır. Dünya alıyor. Japonya bir deprem ülkesi, bizden çok daha şiddetli deprem olur, kimsenin burnu kanamaz. Bizde deprem olur onlarca, yüzlerce insan hayatını kaybeder. Suçu da Allah’a yükleriz. Yok öyle bir şey. Allah bize akıl vermiş. Aklı kullanacağız. Yüce Yaradan ‘Aklınızı kullanmıyor musunuz?’ diyor.”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin depreme karşı önlem almak zorunda olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti: “Bizde hafif yer sarsıldığı zaman neden çoluk çocuğumuz, bir sürü insan hayatını kaybediyor? Sorumlusu siyaset kurumudur; kaynağı yerinde harcamamasıdır. Önlemin nasıl alınacağı belli. Japonya nasıl yapıyorsa aynısını yap. Depreme dayanıklı okullar, binalar, evler, hastaneler yap. İstanbul’da hala 1999’dan bu yana el atılmamış okullar var. Sakarya’da da öyle. Yazık günah değil mi?”

Deprem sonrası kriz yönetimi için bakanların bölgeye gittiklerini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Neyi yöneteceksin? Adam yer altında, ölmüş. Zaten insanlar onları kurtarmaya koşuyor. Sen daha önceden bu evler yıkılmasın diye bir önlem aldın mı? Hayır almıyor. O, suçu Allah’a yüklüyor. ‘Takdir-i ilahi’. Kardeşim önlem alacaksın. Evi dayanıklı hale getireceksin. Allah sana aklı niye verdi? Japon’a veriyor da sana mı vermedi? Orada insan ölmüyor da burada niye ölüyor?” ifadelerini kullandı.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here