Kılıçdaroğlu: Nasıl kozlar var ABD’nin elinde ki bunu yalayıp yuttular?

1

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis Grup Toplantısında konuştu. “Vicdan sahibi olan herkes adaleti yüreğinin bir köşesinde tutar.” diyen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Adaleti mumla arıyoruz. Adalet bu ülkeye gelene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Hala sözde adalet geldi. Hala şafak baskınları yapılıyor. Sabahın köründe insanların evi basılır mı ya? Telefon edersin gelir. Şafak baskını yapıyor, tutukluyorsunuz. Gözaltına alıyorsunuz. Bunun adı işkencedir. Açarsınız telefonu, ‘Şu saatte gel kardeşim, ifadeni alacağız.’ Geliyorsa gelir. Neden ailenin gözü önünde, bir babanın ters kelepçeyle götürülmesi hangi vicdanda vardır? O çocukların bunu görmesi doğru mudur acaba? Biz buna isyan ediyoruz arkadaşlar.

Bir yılda 26 milyon 115 kişiye Cumhurbaşkanı’na hakaretten soruşturma başlatılmış, 4 milyon kişiye de dava açılmıştır. AK Parti Genel Başkanı’nı eleştirmeyecek mi bir insan? Eleştirirsen eleştiremezsin. Niye? Cumhurbaşkanı. ‘Tarafsız davranacağım’ diye yemin etti. Tarafsızsan tarafsız kalacaksın. Bizi de eleştiriyorlar. Sonuçta vatandaş düşüncesini bir şekilde açıklamak zorunda. KHK ile 125 bin 687 kişi devletten ihraç edildi. İhraçların ardından FETÖ borsası kuruldu. Kayınpederi olanlar dışarıda, garibanlar içeride. Siyasi akrabaya göre adalet dağıtıyorlar.

Tüm bunlar dururken bunların uğraştığı bir şey. ‘Arabada sigara içmeyeceksin.’ Sana ne kardeşim, araba benim. Senin başka derdin yok mu? Milletin mutfağında yangın var. Şimdi tutturdular sigara haramdır. Millet sigara içmese senin bütçe açığın daha da artacak.

Süleyman Şah türbesini kendi topraklarımızdan kaçırmak zorunda kaldık. Ar damarı olan utanır. Kendi vatanından Süleyman Şah türbesini kaçırıyorsun, bunu da büyük bir başarı olarak satıyorsun. Ya kendi toprağından kaçan adam ne zaman kahraman olmuş? 40 milyar dolar Suriyelilere para harcadılar. Yetmemiş beyefendi hala diyor ki ‘Gerekirse daha da harcarız.’ E buyur harca, o ödemiyor ki, saray da ödemiyor. Kim ödüyor? 82 milyon vatandaş. Vatandaşın cebiyle kahramanlık edebiyatı yapıyor. E harca bakalım, harca. Zaten saray kara delik, ha bire para yutuyor. Devletin itibarını da sıfırladılar. Kimsenin dikkate aldığı yok.

‘Ben Trump’la görüşürüm, heyetle görüşmem’ dedi. Görüştü. O masaya oturdu. Cumhurbaşkanlığı forsunun önünde ABD Başkan Yardımcısı ile eşit konuma oturdukları fotoğraf beni rahatsız etti. Mütekabiliyet dediğimiz bir kural vardır. Oturması gereken yer Fuat Oktay’ın karşısı. Erdoğan onu yanına oturtuyor çünkü ezik.

ABD sopa gösterdi ‘mal varlığını araştıracağız’ diye. Erdoğan’ın aslan kesilmesini beklerdim, arada yapıyor ya. ‘Ey Trump, sen benim mal varlığımı mı araştıracaksın? Araştırmazsan namertsin. Verilmeyecek tek kuruş hesabım yoktur’ diyecekti. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bizi bu kadar aşağılayan bir mektup gelmedi. Johnson’un mektubunu hatırlıyorsunuz değill mi? ‘Yeni bir dünya kurulur, o dünyada Türkiye yerini alır’ diyordu. İşte İnönü budur.

Allah aşkına bu mektubu nasıl hazmettiniz? Nasıl kozlar var ABD’nin elinde ki bunu yalayıp yuttular? Mal varlığıyla ilgili mi, başka bir şey mi? ‘Sorunlarını çözmek için çok uğraştım’ diyor Trump. Özel sorunlar mı, ailevi sorunlar mı, finansal sorunlar mı? Hangi sorunları çözmek için uğraşır Trump. Bütün partiler tepki gösterdi, AK Parti’den tık yok. Ve 18’inde açıklama yapıyor Erdoğan, ‘Elbette bunu unutmadık. Bizim karşılıklı olan sevgi saygımız da bunları sürekli olarak gündemde tutmaya müsaade etmiyor.’ Adamda mide olur ya, nasıl kaldırdınız? Vakti ve saati ne zaman gelecek bekliyoruz. O mektup bütün devletlerin arşivine girdi.”

“Partisinin siyaseti köşeyi dönmek için değil halka hizmet için yaptığına” işaret eden Kılıçdaroğlu, hak ve hukuk arayanların hakkının teslim edilmesi gerektiğini ifade etti. Kılıçdaroğlu, bundan 5 yıl önce Soma’da 301 işçinin yerin binlerce metre altında hayatını kaybettiğini anımsatarak, o dönem bütün Türkiye’nin söz konusu işçilerin ailelerinin sorunlarının çözümü için kucaklaştığını anlattı.

Soma’daki işçilere yönelik verilen sözlerin bir kısmının unutulduğunu savunan Kılıçdaroğlu, bu işçilerin “Bize söz verdiler, 5 yıl sonunda zaman aşımına uğrayacak. Hak talebinde bulunamayacağız. Bir çare kalıyor, yürüyelim.” dediklerini ve yürümeye başladıklarını belirtti. Kılıçdaroğlu, Soma işçileriyle kimsenin ilgilenmediğini ileri sürerek, şöyle devam etti:

“Bizim işçilerin hakkına, hukukuna sahip çıkmamız lazım. 18 gündür yağmurun, karın altında, çamurun içinde bekliyorlar. Haklarını istiyorlar. Şu ana kadar onların hakları teslim edilmedi. ‘Ankara’ya yürümeye meraklı değiliz, kimseden sadaka istemiyoruz, sadece hakkımızı istiyoruz. Tazminatlarımız tamamen ödenene kadar buradan kalkmayacağız. Bize söz verdiler, yine söz veriyorlar, kararlıyız, söz değil haklarımızı istiyoruz.’ diyorlar. Somalı kardeşlerimizin hakları teslim edilinceye kadar onların hakkını ve hukukunu biz savunacağız ve yanlarında olacağız.”

“Nereye gitti bu paralar?”

Kemal Kılıçdaroğlu, hangi inanç veya yaşam tarzından olursa olsun herkesin şehitler için vicdanının sesini dinlediğini dile getirdi. “Şehitler hepimizin ortak acıları, ortak onurlarıdır.” diyen Kılıçdaroğlu, şehitlerin hakkını ve hukukunu her zaman ve her ortamda savunduğunu vurguladı.

Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında şehit olan vatandaşlar için toplanan 309 milyon liranın akıbetini hükümete defalarca sorduğunu, son 3 haftadır da tekrar buna ilişkin sorular yönelttiğini hatırlattı. Söz konusu yardım tutarının, 15 Temmuz şehitlerinin ailesi ve gazilerin sorunlarının çözümü için önemli bir kaynak olduğuna dikkati çeken Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Nereye gitti bu paralar? Vakfın adresi yok. Grubumuzun basın danışmanı CİMER’e sormuş: vakfın adresi nedir, yönetim kurulunda kimler vardır? Çalışma Bakanlığı bunu İçişleri Bakanlığına göndermiş. Oysa vakfeden Aile, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı. Şehitlerimizin hakkını savunmak bir insanlık görevidir. Şehitlerin, gazilerin hakkını son kuruşuna kadar soracağım. Bu benim ve sizin namus borcudur. Ta ki o paraların ne olduğunu açıklayıncaya kadar. 15 Temmuz üzerine güzel laflar ederler, bayram kabul ederler, 15 Temmuz için para topladın. Nerede bu para? Cevap yok.”

Kılıçdaroğlu, söz konusu paraya ilişkin soru sormasının istenmediğini ileri sürerek, “Şehidin, gazinin hakkını, hukukunu savunmayacağım da kimin hakkını, hukukunu savunacağım? Para yiyenlerin mi? Kim aldı bu paraları? Nereye harcadınız bu paraları? Benim hakkım var, tüyü bitmemiş yetimin de hakkı var. Ben o hakkı sonuna kadar savunacağım.” ifadelerini kullandı.

“Bunun adı işkencedir”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Sakarya’daki Tank Palet fabrikasının ihalesiz Katar ordusuna verildiğini” iddia ederek, bu konuya ilişkin sorularına hükümet tarafından cevap verilmediğini öne sürdü. Kılıçdaroğlu, “Ordumuzu görüyorsunuz, destanlar yazıyor ama Sakarya’daki Tank Palet fabrikası Katarlılar’ın elinde. Hangi gerekçeyle?” diye konuştu.

TBMM Genel Kurulunda geçen hafta kabul edilerek yasalaşan Yargı Reformu’nun ilk paketine ilişkin de Kılıçdaroğlu, “Adalet konusundaki düzenleme kabul edildi ama bu ‘Türkiye’ye adalet geldi.’ anlamında değil. Adaleti mumla arıyoruz. Adaleti buluncaya kadar da bizim mücadelemiz devam edecek. Adalet bu ülkeye gelinceye kadar birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Söz konusu yargı paketinin kabul edilerek yasalaşmasına rağmen şafak vakti evlerin basıldığını ve tutuklamaların yapıldığını belirten Kılıçdaroğlu, “Bunun adı işkencedir. Adalet böyle bir şey değildir. Adalet, savcı soruşturma açabilir, açar telefonu ‘şu saatte gelin.’ diyebilir. Neden şafak baskını? Ailenin, küçücük çocukların önünde bir babaya ters kelepçe takılması hangi adalette, vicdanda vardır? O çocukların babalarına ters kelepçe takıldığını görmeleri adalet midir, ahlaki midir? Biz buna isyan ediyoruz.” sözlerini sarf etti.

Kılıçdaroğlu, Türkiye’de hala yasaklar bulunduğunu, Demokrasi İçin Birlik Platformu ile Hrant Dink Vakfı tarafından yapılmak istenilen toplantılara izin verilmediğini ileri sürdü.

Türkiye’de düşünce açıklamanın suç sayıldığını iddia eden Kılıçdaroğlu, “Demokrasi diyoruz, düşünce açıklamak da suç oldu bu ülkede. Hangi adalet, hangi reformdan bahsediyoruz biz? Yargı bağımsızlığı olmadan, hakimin vicdanı olmadan bir ülkeye adalet gelmez. Hakim, talimatı saraydan alırsa o ülkeye adalet gelmez. Kanun falan bunların hepsi hikayedir. Önemli olan hakimin vicdanıdır, hukukun üstünlüğüdür, insan haklarıdır.” ifadelerini kullandı.

Haksız yere hapiste olan avukatlar, aydınlar, yazarlar, askeri öğrenciler ve garibanların bulunduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, “Durumu iyi olan, parası olan ve sarayın avukatını tutanlar ise dışarıda. Hatta savcı, onlar hakkında soruşturma bile açmıyor. Açarsa yerinden olacak. Erdoğan’ın avukatları ne zamandan beri Hakimler ve Savcılar Kurulu’nu etkilemeye, hakim, savcı tayin etmeye başladı? O koltuklarda otururken rahatsız olmuyor musunuz? Ben vicdanen rahatsız oluyorum. Siz onların taleplerini, sarayın talebi gibi derhal yerine getiriyorsunuz.” iddialarında bulundu.

“Demokrasiye aykırıdır”

Kemal Kılıçdaroğlu, demokrasilerde seçimin, milletin iradesi olduğuna işaret ederek, Diyarbakır, Van ve Mardin belediye başkanlarının yerlerine kayyum atandığını, belediye meclislerinin başkan seçmesine izin verilmediğini söyledi. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“O zaman bu seçimi niye yaptınız? Bu belediye başkanları iyi hal kağıdı aldılar. ‘YSK seçime girebilir.’ diye karar verdi. Şimdi neden açığa alıyorsunuz? ‘Suçlular’. Niye suç üstü yapmıyorsun? İstihbarat örgütün, polisin, askerin var. Suç üstü yap, terör örgütüne destek veriyorsa anında yakala, kimse sana bir şey diyemez. Bu yetmedi şimdi Kayapınar, Kocaköy, Bismil ve Erciş belediye başkanları da açığa alındı ve yerlerine kayyum atandı. Demokrasiye aykırıdır.”

Daha önce Ankara, Bursa ve Balıkesir belediye başkanlarının görevlerinden ayrılmalarına da tepki gösterdiklerini anımsatan Kılıçdaroğlu, “Bizim çizgimiz demokrasi, adalet çizgisidir. Demokrasi sadece bizim için değil, herkes için geçerli olmak zorunda. Milletin iradesine, verdiği oya herkesin saygı göstermesi lazım.” diye konuştu.

Adaletin olmadığı yerde kimsenin can ve mal güvenliği bulunmadığına işaret eden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde. Herkesin evi hemen basılabilir, hemen gözaltına alınabilir, dosyasına gizlilik kararı konulur. Avukatınız bile hangi gerekçeyle göz altına alındığınızı öğrenemez. Aylarca, hatta yıllarca hapiste kalırsınız. Sonra derler ki ‘Pardon, yanlışlıkla içeri atmışız.’ Bu mudur adalet, bu milletin vicdanı yok mu?”

Adaletin herkes için olduğu bir yerde ekonominin de iyi olacağına işaret eden Kılıçdaroğlu, Türkiye’de bunun gerçekleşmediğini ileri sürdü.

1 YORUM

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here