Kılıçdaroğlu: Şehir Üniversitesi’ni Ahmet Davutoğlu’ndan intikam almak için kapattılar

0

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis Grup Toplantısında konuştu. “Zor bir dönemden geçtiğimiz hepimizin malumu. Bu dönem kavga dönemi değil. Bu dönem uzlaşma, bir birimizi kucaklama, var ise birbirimizin kusurunu örtme, kapatma dönemidir aslında.” diyen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Bir anlamda siyasetin yumuşaması, sevginin egemen olması ve siyaset dilinin tüm toplumu kucaklayan bir kanala yönelmesi hepimizin ortak hedefidir. Kuşkusuz biz bunları söylüyoruz ama yaşadığımız sorunlar da var. Bu sorunlara değinmek de bizim görevimiz. Yani parlamentonun önemli bir partisi olan ve bu ülkeye demokrasi gelsin diye bedeller ödeyen bir partinin üyeleri olarak yaşanan sorunları dile getirmek durumundayız.

Üniversiteler çok önemli kurumlardır. Üniversitlere olan, üniversitleri bilim üreten her ülke dünyada saygın ülkedir. Dolayısıyla üniversitlerin sorunlarını çözmek hem iktidarın, hem parlamentonun hem de toplumun ortak görevi olmak zorundadır. Bir üniversitemiz kapatıldı. İstanbul Şehir Üniversitesi. Neden kapatıldı? Pırıl pırıl öğrenciler, güçlü kadrosu ile göz kamaştıran bir üniversiteydi. Genç ve çalışkan üniversiteydi ama intikam almak için üniversiteyi kapattılar. Kimden? Sayın Ahmet Davutoğlu’ndan. Neden? Neden bizden ayrıldı. ‘Niçin ‘demokrasi’ diyorsun, niçin hak, hukuk adalet’ diyorsun? Niçin ‘üniversite’ diyorsun? Bu nedenle kapatıldı.

Kapatan Erdoğan, kararı Resmi Gazete’de yayımladı. Bakınız, bizi dinleyen bütün vatandaşlarımıza sesleniyorum. Devlet kinle ve öfkeyle yönetilmez. Kini ve öfkeyi, intikam alma duygusunu öne taşırsanız devlet dediğimiz kurumu yıpratırsınız. Devlet yönetiminde, hak, hukuk, adalet olması lazım. Devlet yönetiminde bilgi olması lazım, tecrübe olması lazım. Siz ‘bu benim rakibim, partimden ayrıldı, o zaman ben buna dersini vereyim’ dediniz.

Bugüne kadar pek çok üniversiteye yardım yaptınız. Yardım yapılan hiç bir üniveriteye ‘niçin yardım yapıyorsunuz’ demedik. Bilime, teknolojiye, insana yatırım yapıyorsanız buna karşı çıkmadık. Mevcut malvarlığı ile eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdüremeyeceği gerekçesi ile Şehir Üniversitesini kapattınız. Ama gün gelir devran döner bu üniversite de yeniden eğitime başlar. Dolayısıyla biz bütün gençlerimizin, çocuklarımızın iyi bir üniversitede okumalarını isteriz.

Adaletin en önemli ayaklarından biri avukatlar. Dünyanın bütün ülkelerinde, hangi rejimden olursa olsun, avukatlar hakimler ve savcılar önemlidir. Barolarla ilgili bir kanun teklifi geldi. Baroların parçalanmasına itiraz ediyorlar. Baro başkanları yürüyüş yaptılar. Ankara’da baro başkanları yerde, arkada polis duvarı var. Polisin burada günahı yok. Polise burayı tut diyorlar, tutuyorlar. Bu fotoğrafı gören Türkiye’de demokrasinin olmadığı algısına kavuşur. Devletin bunu yapmaması lazım.

Avukatlar geldiler, bırakmıyorsunuz. Mansur Bey çadır gönderdi, çadırı kuramazsınız dediler. Su vermediler, sonra görüşüldü, su verdiler. Sandalye, yemek vermediler. Bunlar düşman mı? Devleti intikam alma duygusuyla yönettiğinizde bu tablo ortaya çıkar. Dünyanın hiçbir ülkesinde baro başkanlarına böyle davranılmaz. Baro başkanlarını ayırıyorlar. İktidara muhalif olan barolar, etnik kimliklere göre barolar… Baroların bu şekilde bölünmesi bu vatana ihanettir, ülkeye en büyük ihanettir. Sayın Bahçeli’ye sesleniyorum. Yarın inanç ve etnik kimliğe göre bölünen baroları nasıl savunacaksın?

Baroları niye bölüyorsunuz? Bir ilde iki tane vali olmaz. Bir ülkede iki tane Maliye Bakanı olmaz. Siz adamına göre, siyasetine göre baro kuruyorsunuz. Bu, ülkeyi parçalama yönünde atılmış bir adımdır. Barolar dernek değildir. Avukatların ayrı dernekleri vardır. Eğer ülkede beka sorunu çıkacaksa bu tür adımlarla çıkacaktır. Geçen ‘Hangi maddesine karşı çıkıyorsunuz. Ortada bir teklif yok’ demişti sayın bakan. Rejim değişmiş Sayın Bakan farkında değil. Ben de dedim ki sen parlamentodan güven oyu alan biri değilsin. Saray’ın ben barolarla ilgili düzenleme yapacağım diye sana sormaya ihtiyacı yok ki. Sen Saray’ın memurusun. Yasaya göre sana bakan dediğimize bakma, sen eski bakan değilsin. Rejimin nasıl değiştiğinin farkında değilsin.”

Z Kuşağı

Geçen hafta en çok tartışılan konulardan birinin Z kuşağı olduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, gençlerin iradeleriyle oynandığını ifade etti. Kovid-19 nedeniyle üniversite sınavının ertelendiğini, buna kimsenin itiraz etmediğini, kararı haklı bulduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, ancak bir süre sonra turizm dolayısıyla sınavın erkene alındığını savundu. Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Sayın Erdoğan, ‘bunları nasıl aldatırım, nasıl kandırır oyunu alırım ‘diye YouTube’da bir programa çıktı. Şimdi çok pişman olduğunu biliyorum. Z kuşağıyla bir politikacının muhatap olmasının çok zor olduğunu önce kendisinin bilmesi lazım. Pırıl pırıl, hayatı sorgulayan, kimin doğruları kimin yanlışları söylediğini bilen bir kuşak. Çıktı, bunlara bir sürü laf etti ama bunlar gerekli dersi verdiler. Ben Erdoğan’a seslenmek isterim, sen Z kuşağı ya da Y kuşağından oy almak istiyorsan önce gençler ne istiyor onu bileceksin. Gençlerin beklentileri ne? Önce bunlara bir bakacaksın, ne istiyorsunuz diye soracaksın.

Ben sana söyleyeyim üstelik ana muhalefet partisinin genel başkanı olarak söylüyorum. O kuşaktan oy alacaksan bu dediklerimi asla unutmayacaksın. Gençler asla baskıcı, dikta yönetimi istemiyorlar özgürlük istiyorlar. Sen bunu sağlayabilecek misin? Maskeyi kaldırabilecek misin? Tek adam rejimini sonlandırabilecek misin? Bunu yapacak mısın? Çünkü gençler diyor ki biz dayatmayı kabul etmiyoruz. Önce sınav tarihiyle oynayarak dayatmanın nasıl olduğunu onlara gösterdin. Onlar sana güvenirim mi? Güvenmezler. “

Kılıçdaroğlu, gençlerin kendi seçimleriyle oynanmamasını, seçimleri ve tercihlerine karışılmamasını talep ettiğine dikkati çekti. Kılıçdaroğlu, gençlerin baskı değil adalet, fırsat eşitliği ve saygı görmek istediğini söyledi. Z kuşağının, geleceğin rüyasını gören ve o rüyanın gerçekleşmesi için çaba harcayan bir kuşak olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Siyaset kurumu olarak sen gençleri anlayabildin mi? Gençlerin önüne oturduğun zaman gençlerin senin her söylediğini samimi bulmadıklarını anlamadın mı? Z kuşağından oy istiyorsan samimi olacaksın, dürüst olacaksın. Gençlerin her söylediğine kulak kabartacaksın. Z kuşağı sınava girdi ama onlar ailelerinin olmadığı şehirde bir üniversiteyi kazanırlarsa önlerine çıkan ilk sorun yurt sorun olacak. Bu gençler dönüp sana ’18 yıldır iktidardasın 1 yılda çözülecek sorunu 18 yıldır çözemeyene ben asla oy vermeyeceğim’ diyecektir. Gençler, bizden daha iyisini inşa edecekler. Bundan en ufak bir endişen yok. Çünkü bu ülkenin geleceği sadece gençlere emanet edilmiştir.”

Son dönemde yapılan rektör atamalarını da eleştiren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: “Sarayda oturan zat, 6 üniversiteye 6 rektör atadı. 4 rektörün uluslararası hakemli dergilerde yayınlanmış tek bir makalesi bile yok. Döküntü yani. Bundan rektör olur mu? Hani liyakat vardı? Nerede bu liyakat? Bir makalesi olmayanı üniversitenin başına getiriyorsun. O kıskançlığından makale yazanları cezalandıracak göreceksiniz. ‘Ben yazmadım, sen de yazmayacaksın. Çünkü sen fazla yazınca herkes dönüp bana bakacak’ diyecek. Böyle bir anlayışla devlet yönetilir mi, böyle bir anlayışla üniversite yönetilir mi, böyle bir anlayışla üniversite bilgi öğretebilir mi? Emin olun bunları anlatırken vicdan azabı duyuyorum ve Türkiye adına üzülüyorum.”

Türkiye’de üniversitelerin bilgi üretemez noktaya geldiğini belirten Kılıçdaroğlu, 18 yılda bilgi üretiminde Suudi Arabistan, İran ve Yunanistan’ın gerisine düşüldüğünü öne sürdü. Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:

“Ben Y kuşağına da Z kuşağına da sesleniyorum; sizin tercihlerinizle biz iktidar olduğumuzda söz veriyoruz YÖK denen darbe kurumunu kaldıracağız. YÖK olmayacak. Üniversitelerin bilimsel özerkliği olacak, makale yazdı diye adam atılır mı? Yönetsel özerkliği olacak. Üniversite hocaları kendilerine rektör seçmesini bilmiyorlar mı? Üniversite hocalarının böyle bir yeteneği yok mu, saraydaki bir kişiye teslim ediyorsunuz bütün üniversiteleri. Yani üniversitelerin idari özerkliği olacak, bunun yanında mali özerkliği olacak. Üniversite tam anlamıyla bilgi üreten bir kuruma dönüşecek. O zaman Türkiye gerçek anlamda kakınmış ve büyümüş olur.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here