Kılıçdaroğlu: Trump tweet atıyor bizimkiler korkudan bir şey söylemiyor; ben konuşunca dilleri bülbül gibi

0

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda konuştu. “Terörden çok çektik, çocuklarımız, kadınlarımız, yaşlılarımız öldü.” diyen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Güvenlik güçlerimiz, gencecik çocuklar öldü. Terör bir insanlık suçudur. Terörün bir amacı yoktur. Terör, düzeni bozmak için yapılan bir olaydır. Yurtta barış, dünyada barışı savunan ender ülkelerdeniz. İktidarı uyardık, ‘yanlış yapıyorsunuz’ dedik. ‘Duygusallıktan uzak, gerçekçi ve akılcı bir dış politika üretin’ dedik. Teröre karşı mücadele etmek hepimizin ortak görevidir. Terörün bir iç boyutu bir de uluslararası boyutu vardır. Uluslararası dayanışmanın önemi büyüktür. Terör örgütlerine sağlanan mali imkanların önünü kesmek uluslararası ilişkilerin samimi bir şekilde yürütülmesine bağlıdır. Uluslararası ilişkiler atlatmaya yönelik değil de beraber mücadele yönünde olursa terörü hep birlikte sonlandırabiliriz.

Suudi Arabistan, Arap Birliği’ni topluyor, teröre karşı verdiğimiz mücadelede bizi kınıyor. Bunu kabul etmiyoruz. Her seferinde gerek burada, gerek televizyon konuşmalarında, gerek miting meydanlarında defalarca iktidarı uyardık. Devletlerin çıkarı akıllı politikalar üretilmesine bağlıdır. Dış politikanın karşılıklı çıkarlar üzerine inşa edildiği unutulmamalıdır.

Suudi Kralı öldüğünde biz yas ilan ettik. Cemal Kaşıkçı öldürüldü, öldürenler ellerini kollarını sallayarak gittiler. Failler buradaydı, iktidarın ellerinde ses kayıtları vardı ama öldürenlerin tamamı gittiler. Onlar da Müslüman, eyvallah. Biz kendi ülkemizin çıkarlarına bakarız. ‘Efendim Suudi Arabistan Kralı beni hoş karşıladı.’ E zaten onun görevi o. Siz de onu karşılayacaksınız.

Ama siz yaşadığınız terör ortada dururken bunları bir tarafa atıp sadece Türkiye’yi suçlayıcı noktaya gelirseniz sizin akılcı ve tutarlı bir politika uygulamadığınızı anlarız. Geçmişten ders çıkarmak aynı yanlışı tekrar etmemek anlamına gelir. Dış politikanın derinlikli bir yapısı vardır. Dış politika ülkelerin halkları arasında derin kırılmalara neden olabilir.

Bugünkü dış politika dost kazanan değil düşman kazanan bir dış politikadır. AK Parti’ye oy veren kardeşlerime sesleniyorum. Doğru söyleyenin arkasında duracaksınız. ‘Maceracı bir dış politika izlemeyin’ dedik. Ne dediler, ’24 saatte Emevi Camii’nde namaz kılacağız’ dediler. Türkiye’nin maceracı bir politikaya ihtiyacı yoktur. Emevi Camii’ne gideceklerdi, Süleyman Şah Türbesi’ni kaçırmak zorunda kaldılar.

3 milyon 600 bin Suriyeli Türkiye’de. 40 milyar dolar harcadılar Suriyeliler için. Özellikle ‘komşularımızın toprak bütünlüğüne saygı gösterin’ dedik. Ben başka bir ülkenin toprak bütünlüğüne saygı göstermezsem düşman kazanırım. Bugün neredeyse dünyanın tamamını kendimize düşman ettik. Egemen güçlerin maşası olmayın, onlar size ateşi tutturmaya çalışıyor ateşi tutmayın’ dedik. ‘Onların çıkarlarına hizmet etmeyin; bağımsız, tarafsız, dostane tutumunuzu koruyun’ dedik. Defalarca söyledik. Yeri geldi celallendiler, ‘Eyy Trump’ diye bağırdılar. Ardından bir ses daha, ‘Emret Trump’ dediler. Gittiler Papaz’ı teslim ettiler. Bir şey söylediysen arkasında duracaksın. Arkasından duramayacağın sözleri söylemeyeceksin. Türkiye Cumhuriyeti’ni Trump kadar aşağılayan başka bir lider çıkmadı.

Ordumuz Suriye’de, güvenliğimiz için. Yapılan operasyonun bir savaş olduğu söyleniyor. Bunu AK Parti’nin yetkilileri de söylüyor. Ama başka biri savaş dediği için kızıyorlar. Savcılar hemen harekete geçiyor, soruşturma açıyorlar. Bu çifte standart neden? Beyefendi kalkıyor fetihten söz ediyor. Suriye’nin fethinden bahsediyor. Fetih bir ülkeyi savaşarak ele geçirmek demek.

Reklam

Erdoğan nasıl olur da fetihten söz eder; bir kişi ‘savaş’ dedi diye savcılar derhal soruşturma açıyor, ‘fetih’ diyene bir şey demiyor. Bu çifte standart neden?

Her vatandaşımı göreve davet ediyorum. 17 yıldır bu noktaya nasıl getirdiler Türkiye’yi? Şehitlerimizin, gazilerimizin sorumlusu kim? Anneler hesap sormak zorundadır. ‘Dış politikayı dine, etnik mezhebe göre sürdürmeyin’ dedik. Mısır’a gitti, ‘iman kardeşliği’ dedi. Bir başka partinin amblemini başka ülkeden getirip kendi parti amblemi haline getirdi. ‘Tek devlet, tek bayrak’ diyor. E zaten tek devletiz biz, başka devletimiz mi var? Tek bayrağımız var zaten, 5 tane bayrağımız mı var?

Bütün anneler çocuklarının sağ salim dönmesini isterler. Ordumuzun harekatı hepimizin destek verdiği bir harekattır. Politika buraya getirdi hepimizi, bu memleket hepimizin memleketidir. Hepimiz ordumuza, vatanımıza, milletimize güvenmek zorundayız. Dualarımız askerlerimizle, ordumuzla. Herkese minnet ve şükran borçluyuz. Ama birileri bu dramları yaşarken birileri de acaba ben buradan nasıl çıkar sağlarım düşüncesi içinde.

Trump’ı saymıyorum. Tweet atıyor bizimkiler korkudan bir şey söylemiyor. Emin olun bunlar ülkenin çıkarlarını kesinlikle düşünmüyorlar. Bunların özel çıkarları ülke çıkarlarının üzerindedir. Çok ciddi suçlamaları var Trump’ın. Bir şey söylediler mi buna karşı? Ben konuşunca dilleri bülbül gibi. Sabah başka, öğlen başka. Tehdit edilen Türkiye Cumhuriyeti’dir. Yöneticiler sessiz kalıyorsa demek ki bir sorun var. Hesabını veremedikleri, cesaret edemedikleri bir sorun var. Saray hanedanına göre Türkiye’nin iki sorunu var. Biri plastik poşet. Bununla ilgili düzenleme yaptılar. İkinci düzenleme, sigara kullanımı. Yahu bu milletin başka sorunu mu kalmadı?”

Ali Topuz’un vefatı

Hayatını kaybeden eski bakanlardan, eski CHP milletvekili Ali Topuz’a Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyen Kılıçdaroğlu, Topuz’un, herkesin üzerinde emeği bulunduğunu anlattı. Kılıçdaroğlu, Ali Topuz’u, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda çalışırken daha yakından tanıdığını, Topuz’un, siyasete, insana bakışının, sevgi, huzurla dolu olduğunu, kavgadan uzak, sorunları nasıl çözeriz diye uzun uzun düşünen, kanaatini rahatlıkla söyleyen bir abileri olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, Topuz’un sadece siyasetçi değil aynı zamanda bir yardımsever olduğunu kaydetti.

Kemal Kılıçdaroğlu, bir toplumun hayatında acı günlerin de güzel günlerin de bulunduğuna işaret ederek, sevinçte de tasada da ortak olmaları gerektiğini vurguladı. Kılıçdaroğlu, Artistik Cimnastik Dünya Şampiyonası’nda altın madalya kazanan İbrahim Çolak ile 69 kiloda Dünya Kadınlar Boks Şampiyonası’nda dünya şampiyonu olan Busenaz Sürmeneli’yi kutlayarak, teşekkür etti. Kılıçdaroğlu, Türk bayrağının göndere çekilmesinin, İstiklal Marşı’nın okunmasının gurur veren bir tablo olduğunu belirtti.

Kılıçdaroğlu, terörden çok çektiklerini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaşlımız, çocuğumuz, kadınlarımız, erkeklerimiz öldü terörden. Terörün bir insanlık suçu olduğunu, defalarca dile getirdik. Terörün bir amacı yoktur. Terör insanları yıldırmak, düzeni bozmak için yapılan bir olaydır. CHP olarak herkesin düşüncesini özgürce ifade edebildiği ve düşüncesinden ötürü kimsenin suçlanmadığı bir Türkiye istiyoruz. Kavgadan, şiddetten, baskıdan uzak olalım ama hep beraber bu güzel coğrafyada bayrağımızın altında huzur içinde yaşayalım. İçeride de, dışarıda da terör oldu. Herkes kendine bir isim buldu. Uluslararası terör de buldu. Onların da Türkiye uzantılarını gördük, orada da bedeller ödedik. Gencecik, fidan gibi çocuklarımız, güvenlik güçlerimiz hayatlarını kaybetti. O nedenle teröre karşı mücadele etmek hepimizin ortak görevidir. Teröre karşı mücadele edeceğiz. Terörün bir iç boyutu bir de uluslararası boyutu vardır. Uluslararası boyutuyla mücadele etmede, uluslararası dayanışmanın önemi çok fazladır. Terör örgütünün finans kaynaklarını kesmek, onlara sağlanan mali imkanların önünü kesmek, uluslararası ilişkilerin samimi şekilde yürümesine bağlıdır. Eğer uluslararası ilişkiler bir atlatma mekanizması üzerinde değil de gerçekten de terörün önlenmesi konusunda devletler, topluluklar bir araya gelip mücadele ederlerse terörü hep birlikte sonlandırabiliriz. Çünkü terör örgütlerinin eline silah vermek, mali imkanlar sağlamak ancak belli çıkar gruplarının kullanılmasını sağlamak ve o vesileyle de ülkelerin iç işine müdahale etmek 21. yüzyılda bizim kabul edebileceğimiz bir olay değildir.”

Reklam

“Türkiye’yi kınamasını kabul etmiyoruz”

Kılıçdaroğlu, daha önceki seçimlerden sonra, koalisyon görüşmelerinde, gerekse daha sonra başbakanların kendisini ziyaretinde veya kendisinin onları ziyaretinde, Türkiye’nin dış politikasının yanlış olduğunu ve 180 derece değişmesi gerektiğini söylediğini aktardı.

İktidarı her seferinde defalarca, yanlış yapıldığı konusunda uyardıklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, dış politikada, devletler arası ilişkilerde duygusallıktan uzak, akılcı ve gerçekçi politika izlenilmesi gerektiğini söylediklerini anımsattı. Kılıçdaroğlu, Suudi Kral öldüğünde Türkiye’de yas ilan edildiğini anımsatarak, Suudi Arabistan’ın Arap Birliğini toplayarak, teröre karşı mücadelede Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni, devletini kınadığını, bunu kabul etmediklerini bildirdi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, bugünkü dış politikanın dost kazanan değil düşman kazanan bir dış politika olduğunu savunarak, “Bunun 180 derece değişerek dost kazanan bir eksene oturması lazım.” dedi. Kılıçdaroğlu, Orta Doğu’nun, egemen güçlerin at koşturduğu bir alan olduğuna işaret ederek, defalarca, “Dolduruşa gelip, egemen güçlerin ateşi tutan maşası olmayın. Çünkü ateşi size tutturmak istiyorlar. Ateşi tutmayın. Onların çıkarlarına hizmet etmeyin. Bağımsız, tarafsız, dostane tutumunuzu koruyun, emellerine alet etmeyin” dediklerini anlattı.

Kemal Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: “Yeri geldi celallendiler, ‘Ey Trump’ diye başladılar. Trump bir ayağa kalktı, ‘Brunson’u vermezsen görürsün gününü’ dedi. Arkasından bir ses, ‘Emret Trump’ dedi, emrini yerine getirdi, yargı kararı olmaksızın papazı teslim etti. Kimin itibar kaybı; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin itibar kaybı. Zaten onda itibar olsa böyle bir sahneyi hazırlamaz. Eğer bir şey söylediysen arkasında duracaksın, arkasında duramayacağın sözleri etmeyeceksin, yutamayacağın lokmayı ağzına almayacaksın. Kalkıp, ey Trump diye başlayıp, bir süre sonra emret Trump diye gelirsen farklı bir tablo çıkar. Şimdi şakacı Trump’a geldik. Trump, aklına gelen her şeyi söylüyor, bizimki ‘Trump şaka yapıyor’ diyor. Nasıl şaka yapıyor hep beraber göreceğiz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni Trump kadar aşağılayan başka bir dünya lideri çıkmamıştır. Bütün bu saldırılara, ağır laflara karşı tek kelime söz etmeyen bir iktidarla da Türkiye karşı karşıya gelmemiştir. İlk kez bunların döneminde oluyor.”

‘”Fetih’ten söz edene ağzınızı bıçak bile açmıyor”

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Barış Pınarı Harekatı’na ilişkin AK Parti’li yetkililerin “savaş” tanımını kullandığını ancak başkaları bu ifadeyi kullandığında tepki gösterildiğini söyledi.

“Savaş” tanımını kullananlara yönelik soruşturma başlatıldığını anlatan Kılıçdaroğlu, “Senin bakanın, yardımcın ‘savaş’ dedi. Onunla ilgili harekete geçen, bir şey söyleyen var mı? Hayır, yok. Suriye politikası, hanedana göre mi değişecek? Adamına göre mi söylem alacak? Birisi ‘savaş’ dediği zaman soruşturma, öbürü ‘savaş’ dediği zaman büyük bir sessizlik. Bu çifte standart. Beyefendi kalkıyor Suriye’nin fethinden söz ediyor. TDK sözlüğüne baktım, ‘Fetih, bir ülkeyi ya da bir kenti savaşarak ele geçirme, alma.’ diyor. Bir ülkenin en tepe noktasındaki koltuğu işgal eden bir kişi nasıl olur da Suriye’de fetihten söz eder? Bir kişi ‘savaş’ dedi diye soruşturma açıyorsunuz, ‘fetih’ten söz edene ağzınızı bıçak bile açmıyor. Bu çifte standart neden?” diye konuştu.

“Milli birlikten, beraberlikten söz etmemiz lazım”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Millet İttifakı’na yönelik açıklamalarına ilişkin de Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye nerede, bu Beyefendi nerede? Türkiye’de gencecik fidan gibi çocuklarımız cephede mücadele ediyor, bu Beyefendi Millet İttifakı’nı nasıl dağıtırım, onunla uğraşıyor. Kendi, koltuğu, sarayın çıkarı peşinde. Hayatımda böyle bir devlet yönetimiyle hiç karşılaşmadım. Nasıl bir anlayıştır? Nasıl bir akıldır, mantıktır? Milli birlikten, beraberlikten, Türkiye’nin çıkarlarından söz etmemiz lazım. Beyefendi kalkmış ‘Nasıl koltuğumu korurum’ diye uğraşıyor. Al koltuğu başına çal kardeşim. Millet İttifakı için ‘Milletten nasibini almamış.’ diyor. Milletten nasibini almayan sensin. Biz Ankara, İstanbul, Antalya, Adana, Mersin’i aldık.”

Kılıçdaroğlu, herkesin milli politika çerçevesinde hareket etmesi, bir partinin çıkarları üzerine milli politika oluşturulmaması gerektiğine işaret etti. Hükümetin dış politikada yanlışlar yaptığını ve yapmaya devam ettiğini öne süren Kılıçdaroğlu, “Kendi çocuğunu askere göndermezsin, garibanın çocuğunu askere gönderirsin.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin, “Yurtta barış, dünyada barış.” söylemine sahip olmasına rağmen dış politikada yalnız kaldığını savunan Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin dost bildiği ülkelerce de yalnız bırakıldığını ileri sürdü.

ABD Başkanı Donald Trump’ın sosyal medya paylaşımlarına da değinen Kılıçdaroğlu, “Günün 24 saati, saat başı bir tweet atıyor. Bizimkiler de izliyorlar, korkudan bir şey de söylemiyorlar. Nasıl bir devlet yönetimidir bu? Bunlar ülkenin çıkarlarını kesinlikle düşünmüyorlar. Onların özel çıkarları ülke çıkarlarının üstündedir.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here