Kılıçdaroğlu: Zulme, zalime teslim olmayacağız.. Biz, onların şeytanlıklarına asla boyun eğmeyeceğiz

0

CHP tarafından organize edilen ‘Adalet Kurultayı’, Çanakkale Kocadere kamp alanında başladı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gelibolu Yarımadasında bulunan Çanakkale Şehitler Anıtını ziyaret ederek ‘Adalet’ çelengi koydu. Şehitlği de ziyaret eden Kılıçdaroğlu, okunan dualar ardından mezarlara karanfiller bıraktı.

‘Adalet Kurultayı’nda açılış konuşması yapan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: “Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine nasıl yaşayacağız? ‘Adalet Kurultayı’mızın ana teması bu. Bunun temeli nedir? Sihirli sözcük nedir? Bunun temeli, sihirli sözcüğü adalettir. Adalet içinde, hep birlikte, huzur içinde yaşayacağız. Bizim adalet mücadelemizin temel nedeni de budur. Biz, adalet mücadelesini aslında yeni başlatmadık. Bu mücadele, insanlık tarihi kadar eski bir mücadeledir. İnsanlık tarihi, adalet mücadelesiyle geçmiştir. Bundan sonra da geçecektir. Bütün adaletsizliklere karşı ortak mücadeleyi birlikte götüreceğiz.

Adaletsizliğin temellerinden biri, 15 Temmuz darbe girişimiydi. O darbe girişimine karşı duran, darbe girişimini savuşturan, parlamentoda görev yapan milletvekillerine, hayatlarını kaybeden 250 şehidimize ve gazilerimize de şükran borçluyuz. Hiç kimse unutmasın. Bu ülkede adaleti, hakkı, hukuku ve demokrasiyi sahiplenen herkese şükran borçluyuz; ama şu gerçeği de hepimiz bilmeliyiz. Bu ülkenin insanları, iki 15 Temmuz olduğunu sakın unutmasınlar. Birinci 15 Temmuz, ‘halkın 15 Temmuzu’dur. Darbeye karşı direnen halktır. O halkı saygıyla anıyoruz biz. Şehitlerimizi ve gazilerimizi anıyoruz. Bir de ‘sarayın 15 Temmuzu’ var. Karşı çıktığımız ‘sarayın 15 Temmuzu’dur. 15 Temmuz darbe girişimini fırsat bilip, 20 Temmuz’da başka bir darbeyi yapanlara karşıyız. Bu ülkede 20 Temmuz darbesine ve o darbecilerin tümüne karşıyız biz.

“Enis Berberoğlu’nun tutuklanması bardağı taşıran son damla olmuştur”

‘Sarayın 15 Temmuzu’ ve 20 Temmuz’dan sonra bir darbe gerçekleşti. İlk kez Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir sivil darbe gerçekleşti. Masum insanlar, hiçbir günahı olmayan insanlar mağdur edildiler. Binlerce akademisyenin görevine son verildi. Hapishaneler gazetecilerle dolduruldu. Bu gerçekleri unutmadık ve unutmayacağız. Milletvekilleri hapiste. Hiçbir suçu ve günahı olmayan Enis Berberoğlu’nun tutuklanması bardağı taşıran son damla olmuştur. Ve yürüdük. Ankara’dan İstanbul’a ‘hak, hukuk, adalet’ diye yürüdük. ‘Yürüyemez’ dediler, yürüdük. ‘Yürüyemezsiniz’ dediler, yürüdük. ‘Yolda kalırsınız’ dediler, yürüdük. Hakkı, hukuku ve adaleti savunmak için yürüdük; ama bize şunu asla söyleyemediler. ‘Kardeşim, yürüyorsunuz da bu ülkede hukuk ve adalet var. Niye yürüyorsunuz?’ diyemediler. Çünkü onlar da biliyorlardı ki bu ülkede hak da yok hukuk da yok adalet de yok. Biz, adaleti yeniden tesis etmek için yürüdük.

Anayasa Mahkemesi, dokunulmazlığı kalkan vekillerin tutuklanmalarının doğru olmadığı yönünde bir karar verdi. Dedi ki ‘Milletvekilleri yargılanabilir; ama bunlar tutuklanamazlar’. AYM’nin bu kararına rağmen hala bugün çok sayıda vekil tutuklu; çünkü sarayın iznine bağlı bunların serbest bırakılmaları. Buradan Anayasa Mahkemesi başkan ve üyelerine de sesleniyorum. Siz gerçekten hakimseniz, gerçekten yargıçsanız, gerçekten verdiğiniz kararların arkasında onurluca durmak istiyorsanız bir an önce kararlarınızı yeniden verin.

Herkesin bildiği, istisnasız bütün gazetelerin yazdığı MİT TIR’ları meselesi. Devlet sırrı sayılarak Enis Berberoğlu, gözaltına alındı. Kaçacak, diye tutuklandı. Müebbete mahkum edildi. İyi hal nedeniyle 25 yıl ceza verildi. Sormak gerekir. Bütün dünyanın bildiği, herkesin bildiği, 80 milyonun bildiği bir konu nasıl devlet sırrı sayılır? Enis Berberoğlu, bugün cezaevinde. Enis Berberoğlu’na ‘Adalet Kurultayı’ndan adaletli selamlarımızı gönderiyoruz. Suçsuz yere yatıyor.

Anayasa Mahkemesi’nin kararı var; MİT TIR’ları olayı devlet sırrı değildir, diye. Enis Berberoğlu’nu casuslukla suçlayacaksın devletin bütün sırlarının saklandığı kozmik odaya FETÖ örgütünün militanlarını sokacaksın ve devletin bütün sırlarını FETÖ örgütüne vereceksin. Şimdi sormak gerekiyor. Devletin harim-i ismetine girenlere hiçbir şey yapmayacaksın, devletin bütün sırlarını terör örgütüne vereceksin ama dönüp dolaşacaksın, Enis Berberoğlu’nu suçlayacaksın. Niçin? ‘CHP üzerinden bir operasyonu nasıl gerçekleştirebiliriz’ arayışındalar. Buradan, Çanakkale’den sesleniyorum. Siz yalnız değil; 7 kişi, 77 kişi, 77 bin kişi kaç kişi gelirseniz gelin. CHP olarak dimdik, kaya gibi duracağız. Asla ve asla ödün vermeyeceğiz. Hakkımızı, hukukumuzu sonuna kadar arayacağız. Zulme, zalime teslim olmayacağız; çünkü biz çok iyi biliyoruz ki haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır. Biz, onların şeytanlıklarına asla boyun eğmeyeceğiz.

Diyorlar ya “ByLock’ kullandığı için tutuklandılar’. Hiç ‘ByLock’ kullanmamış, hapse girmemiş, FETÖ ile hiçbir ilgisi yok; ama ‘ByLock’ kullanan birisi onu telefonla aramış. Siz kalkıyorsunuz, bu gazetecileri hapse atıyorsunuz. Kadri Gürsel, Ahmet Şık, Altan kardeşler, Mediha Olgun, Gökmen Ulu, Murat Aksoy, Atilla Taş, Akın Atalay, Murat Sabuncu; 150’nin üzerinde gazeteci hapiste. 150’nin üzerinde gazetecinin hapiste olduğu bir ülkede haktan, hukuktan, adaletten, demokrasiden söz edemezsiniz. Parayı bastıran, gücünü kullanan, siyasal arkası olanların tamamı serbest bırakıldı; ama bu örgütle yakından, uzaktan hiçbir ilgisi olmayan sadece muhalif göründüğü için hapishanelere tıkılan çok sayıda vatandaşımız var. FETÖ ile hiçbir ilgisi olmayan kişiler, hapse atılıyor; ama iktidara yakın birisi FETÖ mensubu birisine telefon ediyor. ‘Operasyon yapıyorlar; aman sakın durma, kaç’ diye. Bu, tespit ediliyor ve savcının iddianamesinde yer alıyor. Bunu söyleyen adamın kılına dahi dokunmuyorlar.

Birileri faize karşıyım, diyor. Faiz çok yüksektir, diyor. Son 15 yılda, bu ülkenin insanlarının cebinden alınıp, bir avuç faiz lobisine ödenen miktar 142 milyar Dolar. Sabah akşam benim atletimle uğraşacağına 142 milyar Dolar’ı bu ülkenin çiftçine, köylüsüne, emeklisine versene. Devleti yöneten, FETÖ’ye dönüyor ‘Ne istediniz de vermedik’ diyor. Her istediklerini verdiler. Okul, dediler; okul verdiler. Müsteşar, dediler; müsteşar verdiler. Vali, dediler; vali verdiler. General, dediler; general verdiler. Peki kardeşim, FETÖ’nün her istediğini verdin. Bu ülkenin çiftçisi istedi, vermedin. Emeklisi istedi, vermedin. Taşeron işçisi istedi, vermedin. Memuru istedi, vermedin. FETÖ ne istediyse apar topar, hepsini verdin. Sen, vatansever değilsin kardeşim. Son 15 yılda, geldiğimiz noktaya bakın. Hırsızlık, yolsuzluk yapanlar, kul hakkı yiyenler bu ülkede muteber kişi olmaya başladı. Eğer kul hakkı yemiyorsanız hırsızlık ve yolsuzluk yapmıyorsanız ‘Bunlardan iş olmaz. Bunlar devleti yönetemezler. Devleti yönetmek için cin gibi olmak lazım’ bu anlayışı topluma yerleştirmeye başladılar. Biz hak, hukuk, adalet derken onlarından bu algısını yıkmaya çalışıyoruz.

Kışlaya, camiye, adliyeye siyaseti sokmayacağız. Kimlik, inanç, yaşam tarzı üzerinden siyaset yapmayacağız. Toplumu ayrıştıran, toplumu bölen, toplumda gerginlik yaratan bütün unsurları siyasetin dışında tutacağız. Ortadoğu’da kan akıyor. İnsanlar birbirine öldürüyor. İki taraf da ‘Allah Allah’ diye birbirilerini öldürüyor. Bunların eline silahlar, Türkiye’den gidiyor. Bu tabloya da son vereceğiz. Ortadoğu’da barışın olmasını sağlayacağız. Bize emanet edilen barışçıl dış politikayı yeniden inşa edeceğiz. Bu ülkenin kurucusu savaş meydanlarından geldi. Bu ülkenin kurucusu şunu söyledi. ‘Zorunlu olmadıkça savaş bir cinayettir’.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ‘Yurtta barış, dünyada barış’ dedi. Bütün bunları, birlikte yapacağız. Birlikte kazanacağız. Ben kazanacağım. Siz kazanacaksınız. Türkiye kazanacak. Doğusu, batısı, güneyi, kuzeyi, Ortadoğu, Avrupa Birliği, Rusya, İngiltere kazanacak. Herkes kazanacak; çünkü Türkiye bölgesinde de dünyada da lider ülke olmayı hak ediyor. Türkiye bölgesinde de dünyada da demokrasisine imrenilen bir ülke olacak. Bunun için hep birlikte çalışacağız. Demokrasi paydasında, birlikte mücadele edeceğiz. Bu mücadele, kutlu bir mücadeledir. Bu mücadelenin ruhunda Çanakkale vardır. Bu mücadelenin ruhunda Kuva-i Milliye’nin ruhu vardır. Bu mücadeleyi en iyi anlatan Nazım Hikmet’tir. Diyor ki ‘Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine’. Biz hep birlikte bir ağaç gibi tek ve hür olacağız; ama bir orman gibi kardeşçe yaşayacağız.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here