Kimin elinde namus cetveli varsa bilin ki o, insanların en namussuzudur

0

Beğenmezlik, ya da küçük bir anlam farkıyla kendisini beğenmişlik insanın doğasında var.

Aslında insanın kendisiyle barışık yaşaması için bu kendisini beğenmesi bir yere kadar normaldir, ancak o yer neresi, sanırım bu sorunun düğümlendiği noktadır ve doğrusu bu konuda herkesin bir noktası vardır; daha ötesi, kimsenin noktası bir diğer kişinin noktasıyla aynı değildir.

Aynı olmamak aslında iyidir, yeter ki bu farklılık bir ayrıcalık olarak alınmasın.

Kuşkusuz farklılık bir ayrıcalıktır, ancak bu herkeste olduğu için özel bir imtiyaz nedeni değildir, çünkü herkes farklıdır ve kendisine müşahhastır ki, toplum olmamızın nedeni bu farklılıklardan gelmektedir.

Zira aynı olmanın yeknesak haliyle bırakın toplum olmayı muhtemelen insan olmayı bile başaramayacaktık.

Yani basit manada ifade edecek olursak toplum farklılıkların

bir toplamıdır, ona hareket veren itici güçte, onu bir araya getirip tamamlayan güçte o farklılıklardır.

O nedenle farklılıklara tahammülsüzlük tam anlamıyla bencil adamın körlüğüdür, kişinin kendisini beğenmesi, farklılığını bir ayrıcalık olarak dayatmasıdır.

Kuşkusuz bu sanıda da kişinin kendisiyle barışık olmasıyla ilgili bir netice var, ancak bu böyle olsa bile gerisinde başkalarını kıracak kadar bir ego da var.

Kişinin mutlaka oturup düşünmesi gerekir, çünkü kimse başkalarını suçlayacak veya rencide edecek kadar özgür değildir.

Bunun nedeni, yasaların kendisine “dur” demesi değildir, karşı tepkinin de kendisini üzebileceğini görmesi ve bu temelde bilince çıkararak ona göre davranmasıdır.

Biz, gerçekte kimseyi suçlayacak kadar büyük değiliz, zira kimsenin yaşadığı tecrübelerin sahibi değiliz, onu nelerin bu şekilde konuşturduğunu bilmiyoruz, biz bunu en fazla tahmin edebiliriz, ama oda bizdeki bir okumadan ötesi olmayacaktır.

Dahası, böyle bir şey yapmaya ne yetkimiz ne de hakkımız var, bu tümden kendimizi başkalarına hiza vermeye yetkili görmemizle ilgili aptalca bir neticedir ki, zaten körlüğümüz de buradan gelmektedir.

Çünkü kendimizde başkalarına hiza verme yetkisi görüyoruz.

Oysa bu zorbaların vasfıdır, bu mahallesinde namus bekçiliğine soyunmuş ahlaksızların başkalarına hiza vermeye çalışırken kendi ahlaksızlıklarını örtme çabalarını bir sonucudur.

Kim namus bekçiliğine böyle soyunmuş, kimin elinde namus cetveli varsa bilin ki o insanların en namussuzdur, çünkü kendisinde başkalarına hiza verecek kadar yetki gören birinin mutlaka açığa çıkmasından korktuğu bir namussuzluğu vardır.

Öyle ya, herkes yaptığı işte kendince sebebine sahiptir, yoksa öyle bir düşkünden başka kim başkaların namus bekçiliğine soyunabilir ki?

Ki muhtemelen o düşmüş kişi kendisini aklamak veya saklamak için başkalarına böyle canhıraş saldırmaktadır, yoksa kim birilerini böyle namussuzlukla suçlayabilir.

Gerçekte böylesi biri dışında hiç kimse başkalarını suçlayacak ve durumlarına hüküm koyacak kadar emin olamaz.

Kimsenin buna hakkı da yoktur.

Biri buna “hakkım var” diyorsa, ya kendi düşkünlüğünü saklıyordur, ya da düşkünce bir işe girmeyi düşünüyordur.

Kuşkusuz namusun kriteri davranışlara ölçüttür, ancak öylelerinin genelde böyle bir dertleri yoktur, çünkü saldırdıkları insanların genelde böylesi davranışlarla bir ilgileri yoktur.

İbrahim Yersiz

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here