Kin ve Nefret Dili

0

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

Allah’a hamd, Rasulüne salat, selam olsun.

 Tanım

Türkçedeki ‘kin’ kelimesinin aslı Farsçadır.  Arapça’daki yaygın karşılığı ise “hıkd” kelimesidir. Birine  karşı düşmanlığını ve hıncını içinde tutmak anlamına gelir.

Hıkd kelimesi,  “Bir kimsenin içinde yaşattığı düşmanlık ve nefret duygusu” anlamında da isim olarak kullanılır. (Lisânü’l-ʿArab, “ḥḳd” md.; Kāmus Tercümesi, I, 1223-1224). 

Kin, insanlar arasında doğmuş olan düşmanlıklardan dolayı kalpte tutulan hiddet ve kızgınlıklara, başkasının zararını gizlice arzu etmeye denir. (Ahlâk Lügatçesi, Ömer Nasuhi Bilmen)

Nefret, sözlükte bir kimseden veya şeyden kaçınma, tiksinme, iğrenme, ikrah, istikrah anlamlarına gelir (Ahlâk Lügatçesi, Ömer Nasuhi Bilmen). Nefret, insanın sevmediği, hatta kızdığı bir davranışın yapılması veya böyle bir durumun ortaya çıkması karşısında hissettiği tepkisel duygulardır.

Nefret dili de, bu tepkisel duyguların dille ifadesidir. Küçük görme ile başlayıp, istihza/alay etme, hakaret etme, ötekileştirme, şeytanlaştırma dili ile devam eden ve nihayet küfretme ve tekfir ile son bulan geniş bir alanı kapsar.

Reklam

Kur’an’da Kin ve Nefret

“Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu, Allah korkusuna daha çok yakışan bir davranıştır. Allah’a isyandan sakının. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilmektedir.” (Mâide, 5/8). 

“Onlardan sonra gelenler derler ki; ‘Rabbimiz, bizi ve bizden önce inanan kardeşlerimizi bağışla, kalplerimizde inananlara karşı bir kin bırakma! Rabbimiz sen çok şefkatli ve çok merhametlisin.” (Haşr, 59/10).

Bu âyetlerin birinde “Şeytan içki ve kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak ister” (el-Mâide 5/91), buyurularak içki ve kumarın şeytanın pisliklerinden olduğu ifade edilir.

“Ey iman edenler, sizden olmayanları sırdaş edinmeyin. Onlar size kötülük ve zarar vermeye çalışıyor, size zorlu bir sıkıntı verecek şeyden hoşlanırlar. Buğz (kin ve nefretleri) ağızlarından dışa vurmuştur, sinelerinin gizli tuttukları ise, daha büyüktür. 

Size ayetlerimizi açıkladık; belki akıl erdirirsiniz. Sizler, işte böylesiniz; onları seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler. Siz Kitabın tümüne inanırsınız, onlar sizinle karşılaştıklarında “inandık” derler, kendi başlarına kaldıklarında ise, size olan kin ve öfkelerinden dolayı parmak uçlarını ısırırlar. De ki: “Kin ve nefretinizle  geberin/ölün.” Şüphesiz Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.” (Şuara, 26/136-138)

Yine değişik Ayeti kerimelerin müslümanlar hakkındaki beyanatları onların birbirleriyle dostça, kardeşçe ve asla birbirinden nefret etmeden güzel bir dünya ve ahiret hayatı yaşadıkları belirtir.

“Onların göğüslerinde kinden (ne varsa tümünü) sıyırıp-çektik, kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıyadırlar.”( Hicr, 15/47).

Reklam

“Biz onların göğüslerinde kinden ne varsa çekip almışız. Altlarından ırmaklar akar. Derler ki: “Bizi buna ulaştıran Allah’a hamd olsun. Eğer Allah bize hidayet vermeseydi biz doğruya ermeyecektik. Andolsun, Rabbimizin elçileri hak ile geldiler.” Onlara: “İşte bu, yaptıklarınıza karşılık olarak mirasçı kılındığınız cennettir” diye seslenilecek.” (Araf, 7/43).

Hadislerde Kin ve Düşmanlık

Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Birbirinizle alâkayı kesmeyin! Birbirinize sırt dönmeyin! Birbirinize kin tutmayın! Haset etmeyin! Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun!” (Müslim, Birr, 30).

 “Mümin sevdiğinde Allah için sever, buğzettiğinde Allah için buğz eder Allah için kin tutar, Allah katında en sevimli amel budur”  (Ahmed B. Hanbel, V, 146).

 Resûlullah (s.a.v) de İslâm kardeşliğinin vazgeçilmez temellerini oluşturan, toplumsal barış ve kardeşliğin teminatı mesabesindeki ilkeleri şu şekilde açıklamaktadır:

 “Birbirinizle hasetleşmeyiniz. Almayacağınız bir malın fiyatını müşteri kızıştırmak için artırmayınız. Birbirinize kin ve nefret beslemeyiniz. Birbirinize darılıp yüz çevirmeyiniz. Birinizin satışı üzerine başka biriniz satış yapmasın. Ey Allah’ın kulları, böylelikle kardeş olunuz “  (Müslim, Birr, 32; Buhârî, Edeb, 57; Ebû Dâvûd, Edeb, 47; Tirmizî, Birr 24)

“Müslüman, müslümanın kardeşidir. Ona zulüm ve haksızlık yapmaz, yardımı kesmez ve onu hakir görmez. Peygamberimiz üç defa göğsüne işaret ederek buyurdular ki: Takva buradadır. Müslüman kardeşini hor ve hakir görmesi, bir kimseye şer olarak yeter. Her müslümanın kanı, malı ve ırzı, başka Müslümana haramdır”(Müslim, Birr, 32; Buhârî, Edeb, 57; Ebû Dâvûd, Edeb, 47; Tirmizî, Birr 24.)

Hz. Enes (r.a.)’ten rivayet edilen bir hadis-i şerifte; Bir defasında Hz. Peygamber (s.a.v.) ardı ardına üç gün ‘Şimdi buraya cennet ehlinden biri gelecek’ der ve her defasında da ensardan bir şahıs gelir. Bunu gören Abdullah b.Amr, bu şahsın Hz. Peygamber (s.a.v.) sürekli kendisini müjdelemesine sebep olacak hangi amelleri işlediğini merak eder. Bu yüzden cennetle müjdelenmeyi gerektirecek ne yaptığını görmek için o kimse ile birlikte üç gece kalır. Ancak onun farklı hiçbir hareketini göremez ve açıkça ona:

– Ey kardeşim! Hz. peygamber (s.a.v.)’in seni devamlı cennetle müjdelemesine sebep olan ne yapıyorsun? diye sorar. O karşılık olarak:

– Benim ne yaptığımı sen de gördün. Ancak, bir şey var ki, belki de sebep odur. 

-Ben hiçbir Müslümana kin beslemiyor, Nefret etmiyor ve Allah (c.c.)’ın nimet verdiği kimseye hased etmiyorum, der (Müsned, III, 20; IV, 286; Buhârî, “Îmân”, 1, 2; Tirmizî, “Ḳıyâmet”, 60).

Kin ve Nefretin Mahiyeti

Ya‘kūb b. İshak el-Kindî’ye göre kin öfkenin nefiste süreklilik kazanmış şeklidir. Cürcânî de kini kısaca “intikam arzusu” olarak açıkladıktan sonra Gazzâlî’nin İḥyâʾ adlı eserindeki ifadesini aynen kullanarak bir kimseye karşı hissedilen öfke duygusunun ortaya çıktığı anda yatıştırılmaması halinde bunun insanın içine yerleşip süreklilik kazanacağını, böylece öfkenin kin halini alacağını belirtir.  Aynı müellif kini “düşmanlık duygusu sebebiyle insanlara karşı kalbe yerleşen suizan” şeklinde de tanımlar.

Gazzâlî, gazap duygusunun neticesi olarak gördüğü kini “bir kimsenin başka birini aşağılaması, ona nefret duyması ve bu duyguların devamlı ve kalıcı olması” diye açıkladıktan sonra kin duygusunun kişinin ahlâkî hayatı bakımından tehlikesini ve zararlı neticelerini ortaya koyar. Bunlar, birine kin besleyen kişinin sahip olduğu imkânlardan dolayı onu kıskanması ve bu kıskançlığın süreklilik kazanması, o kişiyle normal iletişimini kesmesi, aleyhinde kötü sözler söylemesi, zararlı faaliyetlerde bulunması, haklarını engellemesi, fırsat bulduğunda ona eziyet etmesi gibi İslâm’ın sosyal ilişkilerde yasaklamış olduğu kötülüklerdir.

Ayrıca kin beslenen tarafın da kin besleyene hak ettiği şekilde karşılık verme, onu hoş görüp normal ilişkilerini sürdürme veya ona hak ettiğinden daha ağır kötülüklerle karşılık verme şıklarından birini tercih edebileceğini, bunlardan ilkinin adalet, ikincisinin fazilet, üçüncüsünün zulüm olduğunu belirtir.

Kin Tutmak ve Nefret etmek Hastalıklarından Kurtuluş Yolu

Müslüman kimse, kin tutmak, nefret etmek ve hased gibi kötü hastalıklardan kurtulmasını bilmelidir. Veya tedavi olmalıdır. Zira bu hastalıklar kişinin başını belaya sokan, hem dünyada hem de ahirette büyük zarara uğratan kötü duygulardır. Bu duygular kontrol altına alınmalıdır.

Hiç şüphesiz ki bunlardan kurtulmanın yollarından biri de  maneviyatı güçlendirmek, Kur’an’ı iyi anlamak ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in örnekliğini kendi hayatımıza esas alarak uygulamaktan geçer.

Allah Resul’ünün sevgisi de kini de “Allah için” idi. Bunun için müslümanın sevgisi de kin ve nefreti de aynı şekilde olmalıdır.

“…Onlar ki öfkelerini kontrol altında tutarlar ve insanları affederler. Çünkü Allah iyilik yapanları sever” (Al-i İmran, 3/134).

“Ey Peygamber! Sen affetmek yolunu tut, iyilik ve güzel davranışla emret, cahillerden yüz çevir” (Araf,7/199).

“İyilikle kötülük asla bir olmaz, sen kötülüğü en güzel olan şeyle sav. O vakit seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, candan bir dost gibi olur. Bu güzel davranış ve duyguya, ancak öfkesine engel olmak ve eziyetlere katlanmak suretiyle nefsiyle cihad edip sabreden kimse elde eder. Bu güzel davranışı da ancak hayır ve mutluluktan bol nasibi olan elde eder” (Fussılet ,41/34-35).

“Kim yapılan eziyetlere sabreder, yapılan kötülüklere de intikam almayıp affetme yolunu tutarsa, şüphesiz bu hareketi yapılmaya değer işlerdendir” (Şura,42/43).

Nefret hastalığının zıttı ‘sevgi/muhabbet’ tir. Müslüman, sevgi/muhabbet insanıdır ve olmalıdır. Kainatın mayası sevgi ve muhabbettir. İnsanlar bunun gereklerini yerine getirdiği zaman kin ve nefret hastalığından kurtulmuş olacaktır.

Sevgi ve muhabbetin kaynağı nedir?

Sevgi/muhabbet sana verilmiş, fıtratına konulmuştur. 

Harcadıkça, paylaştıkça artar.

Kuran’da Rabbimiz; “Ben sana tarafımızdan bir sevgi bıraktım.” (Tâhâ, 20/39’dan)

Dünya’da ve Türkiye’de Nefret söylemi

Son zamanlarda dünyada ve Türkiye’de kin, nefret dili ve söylemi yaygınlaştığı gözlemlenmektedir. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 25 Eylül 2019 tarihinde, ABD’de, Türkiye ve Pakistan ortak ev sahipliğinde “Nefret Söylemiyle Mücadele” temalı konferansta  yaptığı konuşmada; Dünyada Kin, Nefret dili ve söylemine dikkat çekmiştir.

”Nefret söylemi küresel ölçekte yükselişte olan İslam düşmanlığı ırkçılık ve yabancı karşıtlığının en yaygın aracıdır. Bu tarz söylemler günün her saatinde sosyal medyada siyasetçilerin içe dışa yönelik beyanlarında normalleştirilmektedir. Ruanda’daki katliamları gerçekleştiren batıyı kimse hesaba çekmemiştir. Orada milyonlar öldürülmüştür. Kimse batıya siz böyle bir katliamı nasıl yaptınız dememiştir.

“Günümüzde nefret söylemine en fazla maruz kalanlar ne yazık ki Müslümanlardır. Müslüman kadınlar sırf başörtüsü taktıkları için sokakta çarşıda işyerlerinde tacize uğruyor. Nefret söylemini bir kez de burada lanetliyorum. Nefret söylemi, fikir özgürlüğü parantezine asla alınmamalıdır”.

Ülkemizde de kin ve nefret dilinin kamuoyunda, basın yayın organlarında yaygınlaştığı görülmektedir.

Özellikle siyasette nefret söyleminin yaptığı tahribatın boyutları ve vehameti, ileri yıllarda ancak farketilebilecektir. 

Kemal Öztürk Yeni Şafak gazetesinde, 23 Nis 2019, Salı günü yayımlanan; “Daha ne olacaktı?” başlıklı çok güzel ve faydalı bir yazi yazmış. Ve yine Aslan Bulut’un 15 Mart 2019 tarihinde, Yeniçağ gazetesinde yayımlanan  “Kin, nefret ve hınç ile iktidar korunabilir mi”? başlıklı yazısı çok manidardır. Vakti olanların okumalarını tavsiye ederim. 

Vesselam.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here