Kış Rengi Hayalleri

0

Gittikçe yan yana dizilmiş sorunların ve  çatışmacı bir sürecin girdabına doğru sürükleniyoruz. Bizi bu akıntıya doğru sürükleyen güçler, tarihin karanlıklarında kurulan utanç tezgâhlarını unutmuşa benziyorlar!

Geçmiş günlerimizin çığlık ve acıları halen canlıyken; Kanlara boyanan yılların ağırlığını yeniden yaşatmanın kime ne yarar getireceğinin iyi düşünmek gerekir. Sanki dün yaşadığımız acı ve çığlıklar bize ait değilmiş veya bu kanlı günlerin toplamında öldürülen binlerce umut, soldurulan onca güller unutulmuş, yaşanmamış gibi.

 Zor günler geçiriyoruz. Her anlamda yoksullaşıyor, yüreğimiz çölleşiyor ve gittikçe mutlu günleri daha çok özleyerek yaşayacağımıza, olanları kanıksayarak, boynu bükük bir gül gibi karşılıyoruz olumsuzlukları.

Anlaşılıyor ki, dört mevsime rengini veren zalimlikler, kirli eller dünden kalan yaralarımızı yeniden kanatacaklardır. Geçmişin acılarına ağlarken, yaşadığımız günlere ağıt yakacak gibi görünüyor süreç.

Savaşların ve yoksullukların hizaya çektiği bir dünyada, sevgilerimiz, zıtlıklarımız eksik ve fazlalıklarımızla yorgun bir hayata sarılmayı zorunlu kılıyor süreç. Dünyada yaşanan gelişmeler bizi kendine doğru çekiyor. Trump’un gidişi bazılarının yüreğine çığlar düşürmüşe benzese de, Joe Biden’e ayak uydurma, sıcak mesajlar, değişim rüzgârları mevsimin ayazını ısıtıyor gibi. AB ile  mektuplar, telefonlar ve ” bak değişiyorum” imajı yaratma çabaları.

Dış politikadaki sıcaklıklar içeriye yansımadı. Mevsimin bütün ayazları ayağa kalkmış gibi. Siyasi arenadaki ilişkiler hala, geride bıraktığımız yılların yanıt bekleyen sorularının ağırlığının etkisinde. Milli görüş gömleği yeniden mi giyilecek sorusunu aklımıza getiriyor.  Çünkü yapılan ziyaretler, kış rengi hayalleri ve umutları açığa çıkarıyor. Bakalım daha neler yaşanacak, nasıl sarılacak dünden bu güne taşıdığımız yaralarımız.

Erken seçim söylentileri,  hala bir sevdalının küskün yüzü gibi görünüyor. Ancak sokakları canlandıracağa benziyor. Yazımın başında da belirttiğim gibi, çatışmacı bir akıl yeniden devreye sokulmaya çalışılıyor. Tarih sayfalarına acı diye düşen dünümüzü, bu güne getirme çabaları yeniden mi canlanacak acaba?   Dünün korkusu ile umutları ileriye taşımak mümkün değildir. Çünkü hayatın ve yaşanan olumsuzlukların yorduğu bu insanlar, karanlıklara izin verir mi bilemem! Yeni umutlar, güzel ve iyi günlerin özlemlerini yudumlamak zorundayız. Aksi halde mutlu bir hayat hayali, toplumsal huzurumuz ve geleceğimiz kışın şafağında asılı kalır.

Umarım tekrardan yaşanmaz, yaşatılmaz eskiyen acılarımız, geçmiş zamanların olumsuzlukları.  Yine de bizler, kış rengi hayallerimize yaz mevsiminin tazeliğini katarak, bu ülkede düşlerimizi büyütmek ümidiyle diyelim…

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here