Kıştan bahara

0

Bir mevsim yaşadık. Zemheri soğuğu, kar serpintisi, ayaz, tipi, dolu ile bir mevsim… Zorluklar gerçi bizi pişirdi, olgunlaştırdı ama çile ve ızdırap izleri hala ruhumuzda derin çizgiler şeklinde varlığını hissettirmekte.

Hücumun en amansızını gördük. Bağnazlığın en katmerlisini yaşadık. Salyası akanların seslerini en yüksek tonda işittik.

Zehirli usareler sunanların ok gibi sineye saplanan iğnelerini bağrımızda hissettik, ruhumuzda duyduk ve inledik.

Akrebin kıskacını en çetin mengenelerden daha kuvvetli sıkan ve kıskıvrak yakalayan hegemonyasını biz yaşadık. Bir kışın en çetin engellerini her an yolumuzda, ufkumuzda gördük. Tattık. Sineye çektik.

Yol kesen nice eşkıyaların hem kırkharamiler misali soygununa muhatap olduk, hem de onların en galiz küfürlerini duyduk, irkildik.

Acılar bize kervanlarla geldi. Yük yük üstümüze yıkıldı. Bu kaos harmanında en ağır ithamlara, en feci iftiralara, en korkunç zulümlere maruz kaldık.

Yıldırımlar bizim üstümüzde kıvılcım çakan kırbacıyla binlerce kez şakladı. Gadre uğradık. Çarmıha gerildik. Masumiyettin zirvesindeyken bir cani gibi en keskin azap giyotinine boyun eğdirildik.

Kış gecesiyle gündüzüyle bizi avı ve ızdırap kundağına sardı. Elimiz kolumuz bağlı, duygu ve düşüncelerimiz esir edilmek istendi. Fakat bir şey vardı: Ele ayağa güz prangası geçerdi. Boyna kış zinciri dolanır ve zemheri tasması takılırdı da ruha kement atılamazdı.

Fakat… Fakat iman ve inanç turnasının boynuna kölelik ipi geçirilemezdi. Vicdan üveykinin kanadına esirlik kırbacı indirilemezdi. Zalim avcılar bekli bütün maddi zenginlikleri avlayabilir ve onları zulüm tüfeğiyle yerle bir edebilirdi de kalbe nokta kadar zarar veremezdi.

Gelecek baharın kaynağına, Nevbahar çiçeklerin öz cevherine, bahar soluğunun geldiği ve mayalandığı otağa hiçbir hain darbe vuramazdı.

Hürriyet göğünde yalnız başına hak ufkuna doğru kuğular gibi kanat çırpan bahar ulaklarına kimse gadredemezdi, zarar vermezdi. Tohumlar yakılamazdı, çekirdekler soldurulamazdı. Zira maneviydi. O metafizik ufukta onların kaba saba silahları iş görmezdi.

Belki bir ölüm rüzgârı estirirlerdi ve kışın en çetin belasını insanın başına sararlardı ama kalbi ve ruhu öldüremezlerdi. Vicdanın hissedilişlerini, ilhamlarını asla kimse sekteye uğratamazdı.

Eşkiyalığın en amansızı bile ebed menziline giden insana engel olamaz ve onu kudsi yolundan geri döndürülemezdi.

İşte kış mevsiminin zalim avcıları her türlü hile ve tuzağı mavera yolcularına uyguladılar.

Onların maddi gücünü kırmak ve dış dünyadaki kuvvetini yok etmek için var gücüyle saldırdılar. Lakin bahar nefesleri, manera solukları ötelerden üflenmeye durunca artık maddi kafesler, materyalist parmaklıklar erimeye yüz tuttu.

Baharın ayak sesleri duyulmaya başlayınca kış patronlarının etekleri tutuşmaya başladı. Tacı tahtı bırakıp kaçmak geçti içlerinden. Ama buna da güçleri yoktu. Zira bahar gelirken her şeyi siler gibi gelmez.

En koyu karanlıklarda bile bir diriliş filizi uyandırır. En kuytu yuvalarda hatta akrep kovuklarında bile bir meltem estirir. Bunun için kış bezirgânları ‘belki bize de düşer!’ deyip kaçmaktan vazgeçtiler.  Ettikleri zulümleri unuttular.

‘Belki bu zaferden onlara da bir rahmet ve kerem payı’ ayrılır diye iyilik meleği olmaya durdular. Olsun buna da şükür. Yeter ki, zulümleri bitsin bu karanlık yolcuların. Yeter ki, yarın ah edecekleri ve vah ile dizlerini dövecekleri bir menzilde daha fazla yol almasınlar.

Kışın bağnazlığını devam ettirme katılığına yürekleri ermesin ki, yumuşama ve Hakk’a dönme şansları bulunsun.

Bizim bilmediğimiz her tarafta gül açsın. Her gönülden sümbül kokuları etrafa burcu burcu rayiha salsın…

Her sinede hak ve hakikatın, sevgi ve hoşgörünün bestesi duyulsun… Her ruh sazında Kur’an’ın lahuti soluğu tınlasın… Her vicdan kıştan sonra baharın türküsü nota nota cihanın dört bir yanına yayılsın.

İnsanlığın acısı, gönül sızısı dinsin. Bebekler ağlamaya değil, gülmeye gelsin cihana. Tomurcuklar solmak için daldan yükselmesin avuç avuç, açmak için gülümsesin fidanlarda.

Gençler büyümekten korkmasın. İhtiyarlamaktan ürkmesin.  İhtiyarlar ölmekten ve dünyadan çekip gitmekten acı duymasın, kederlenmesin.

Her şeye ve her varlığa bahar gözüyle baksın her insan. Her şey, sevmeyi ve sevilmeyi tatsın dünyada.  Herkesin merhamet kanadı, herkesin acz ve fakr başını okşasın. Cihan bir rahmet ve merhamet yurdu olsun.

Bahar soluklu insanların serv ü revan gibi dolaştıkları bir ebed menzili haline gelsin bütün cihan. Kıştan sonra özlenen bu. Gizden sonra gelmesi beklenen iklim bu.

Ve ellerimizi göğe doğru kalkmış olarak, avuçlarımız arşa doğru açılmış olarak Yüce Rabbimiz’den artık rahmetini ve merhametini yağdırmasını bekliyor ve arzımızın cennet-asa bir bahara tebdil olmasını O’nun sonsuz güç ve kudretinden dileniyoruz…

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here