Kızım/oğlum: ‘Avukat olma, dayak yer tartaklanırsın. Sen, en iyisi polis ol’.

0

Günümüzün meslekleri değişti. Eskinin meşhur meslekleri yerini farklı dallardaki yeni işlere bıraktı. Bunun sebebi de teknolojideki gelişmeler ve yeni iş kollarının ortaya çıkması. 

Bir yenilik daha var, bu da devletin gücünü arkasına alan polislerin avukatları darp etmeleri. 

Artık çocuklar ve gençler avukat olmak istemezler. Bırakın onların istememelerini, anne-babalar buna razı gelmezler. 

Neden mi? 

Zorlu sınavlarla fakülteye girme çabası, üstüne yasaları ve ceza kanunları ezberlemeleri ve staj sonrasında mezuniyet. 

Ve sonra sokakta polisler tarafından tartaklanma, itilme-kakılma…. 

Hangi anne-baba çocuğu için bunu ister ki!

Ekranlarda uzun uzun konuşuluyor. Tek tip ya da çoklu baro mu? Kim kimle, Feyzioğlu şunu demiş, bunu demiş… 

Olayı öyle bir hale getiriyorlar ki, normal vatandaş anlamaz ve konuyu bilmez hale geliyor sanki. 

Mesele şu: 

Ülkemizde 80 Baro var. 

Bunun 18’i siyasal iktidar yanlısı, 62’si de siyasal iktidar yanlısı değil. 

Yasalarla ve devlet eliyle bu 62 Baro uysallaştırılıp, dizginlenip siyasal iktidar yanlısı hale getirilmek isteniyor. 

Yani hukuk dediğimiz yapının siyasallaştırılma çabası. 

Buna karşı olan baro başkanları Ankara’ya yürümek isteyince de, karşısında devletin silahlı gücü polisi buluyor. 

Hukuk mu güçlü, polis mi? 

Polis dayak atıp tartakladığına göre polis güçlü. 

Hukuk devleti mi, polis devleti mi?
Bunun da cevabını size bırakayım…

Hal böyle olunca, anne-babalar kaç yaşına gelmiş çocuklarının rencide edilerek sokakta dayak yemelerini isterler mi?
Hayır. 

Bırakın dayak yemelerini, tartaklanmalarını; baro başkanlarının sokaklara düşüp dertlerini anlatmaya çalışmaları bile HUKUK adına çok büyük ayıp. 

Hukukun, adaletin rencide edilmesi, kanaatimce… 

Demokrasinin gelişmiş olduğu ülkelerde hukuk teşkilatının unsurlarının sokaklara inmesi devletin işleyişinde büyük hatalar olduğunu gösterir. 

Bunu anlamamak, görmemek devletin ne olduğunu bilmemektir bana göre. 

Bu örneği gelin başka bir kulvara taşıyalım, teşbihte hata olmaz kabilinden. İmamları ve müezzinleri düşünelim. Din görevlilerinin bir bölümü bazı hakları için yürüyüş yapsınlar. Bu olmaz ya, hadi oldu diyelim. 

Polislerin de imamları ve müezzinleri dövdüğünü, tartakladıklarını düşünelim. 

Nedir bu?
Polisin dine/İslam’a saldırması olarak algılanır. 

Şimdi de hukuka saldırı algısı. 

Sonra da hukuk devletinden bahsetmeye çalışacağız, size de garip gelmiyor mu? 

Bir yazar arkadaşımın da beğendiği ve benim de görünce ‘evet, budur’ dediğim bir sözle bitireyim: 

‘Kadıyı satın aldığın gün adalet ölür. 

Adaleti öldürdüğün gün devlet de ölür’

Sevgi ve Bilgiyle kalın 

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here