Konjonktürel hastalıklar

1

Türk toplumu eskiden beri güçlünün yanında saf tutmayı, onun müsaade ettiği kişi ve kurumlarla iş tutmayı, muktedirin istemediğini de dışlamayı emir telakki eder.

Bunu yaparken de mutlaka bir menfaat beklemeyi de ihmal etmez.

Türkiye’de iktidar kimi seviyorsa halkın da O’nu sevmesini, kimden nefret ediyorsa da onunla da selamı sabahı kesip nefret etmesini ister.

Toplumun bir kesimi iktidardan menfaat beklentisi ile bazısı korkudan, bir kısmı da fanatikliğinden kırk yıllık arkadaşları ile ilişkilerini kesip atabilir.

Doğu toplumlarında İktidar kime düşmansa cüzzamlı odur.

Doğuda iktidara muhalif olmak konjonktürel olarak cüzzamlı sayılmak için geçerli ve yeterli sebeptir.

Bir İktidarın iktidar süresi ne kadar uzarsa toplumda cüzzamlı sayısı da o kadar artar.

İktidar değişimi hastalığın seyrini de değiştirir bu defa aynı hastalığa başkaları duçar olur.

Türkiye toplumu aynı zamanda iflah olmaz bir toplumsal cüzzamlılar ülkesidir.

Her şey bir yana da, daha önce bu muamelenin en ağırlarına muhatap olan figürlerin aynı muameleyi katmerli olarak başkalarına uygulamaları tam bir dramdır.

Bir hatırlatma;

Fazilet Partisi milletvekili olanların mecliste kalabilmeyi bile yeterli saydıkları zamanlardı.

İktidar uzak ihtimal ve hayal ötesiydi.

O zaman çalıştığım şirketin fabrikasının Çankırı’daki ek tesis açılışına şu an siyasetin içinde olan birçok kişiyi davet etmiştik.

Açılış sonrası yemek faslında masada kimler yoktu ki; Cemil Çiçek, Abdülkadir Aksu, Ali Coşkun, 28 Şubat’ta herkes kaçacak delik ararken tarihi bir konuşma yapan rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun yol arkadaşlarından İsmail Durak Ünlü gibi şimdinin birçok etkin ve önemli siması vardı.

Hepsinin ortak noktaları; hepsi ümitsiz, bezgin bedbin ve çaresizdi.

O gün o masada sohbette kendilerine şunu söyledim; ‘’ Yıllardır mecliste halkı temsil ediyorsunuz, karşılaşmadığınız mağduriyet kalmadı, sistemin milleti boğan, sıkan yerlerini biliyorsunuz.

12 Eylül anayasası milletin üzerine zorla giydirilmiş deli gömleği gibi duruyor.

Olur da, elinize bir fırsat geçerse, iktidar olursanız, yıllardır siyaset kurumu içerisindeki en deneyimli kişiler olarak, kimsenin kimseye cüzzamlı muamelesi yapamayacağı, herkesin eşit ve adil yurttaşlar olarak yaşayabileceği bir ülke inşa edin de siz de millet de rahat etsin’.

O gün sohbette bulunanların halet-i ruhiyesini bugün gibi hatırlıyorum, hepsi bana hak vermiş fakat hiçbiri de iktidar olabileceğine hele de tek başına yıllarca iktidarda kalabileceklerine ihtimal veremiyor hayal bile edemiyordu, ama oldular.

O zaman onlardan uzak duran, kaçan, hor gören kim varsa şimdi peşlerinde.

Demem o ki, arkadaşlarınızı konjonktüre göre belirlemeyin ve terk etmeyin.

Türkiye’de insanların dönüş hızı devranın dönüşünden daha hızlı.

Eşe dosta ve yönettiğim şirketlerde, çalışanlara ömür boyu saklamaları ve dikkat etmeleri için hep şunu hatırlattım.

‘Kimseyi makam ve sahip oldukları değerli kılmaz, çaycıya da genel müdüre de aynı saygıyı gösterin, yarın ola ki, çaycı ile genel müdürü yer değiştirmiş gördüğünüzde ne yapacağınızı şaşırmayın, selamlaşmaya yüzünüz olsun.’

Yıllar sonra bu olayı hatırlatmamın nedenlerine gelince;

Türkiye’de devran hızla dönüyor, zor durumda olan umudunu kaybetmesin.

Ömrünü siyasetle tüketmiş olanların millet menfaati için zerre kadar bir katkılarının olmadığını bilin istedim.

Şimdinin mağrur ve ben bilirimcilerine başlangıç ve bitiş çizgisi arasında yaşadıklarını film şeridi gibi canlandırmalarına vesile olarak;

Türkiye’de olan biten namussuzlukları dünün mağduru bugünün mağrurlarının vicdanlarına havale edip, hala bir vicdanları olup olmadıklarını test etmek isterdim fakat artık buna da gerek yok , olan bitenler karşısında taş duvar olup el pençe divan duranlarda insanlık namına insanlığın emaresi bile kalmamış…

Dünyalıklarını tamam ettikleri için, en kötü ihtimalle köşemize çekilir hayatımızı yaşarız ,biz artık alacağımızı aldık satacağımızı ( din ve milliyetçilik satışı )sattık havasındalar . Öte dünya diye bir endişeleri de yok …

1 YORUM

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here