Konya’da vahşi katliam..

0

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Antalya’nın Manavgat ilçesindeki orman yangınında incelemelerde bulunduktan sonra gazetecilere Konya’da 7 kişinin öldürülmesiyle ilgili açıklamada bulundu.

Olayla ilgili çalışmaların sürdüğünü belirten Soylu, “Yaklaşık 11 yıllık bir husumet. Arkadaşlarımızın çok kısa bir süre içinde yakalayabileceğini düşünüyoruz. Tüm ekiplerimiz bu konuda seferber olmuş durumdadır. İnanıyorum çok kısa süreç içinde yakalanacak, adalete teslim edilecek cezasını alacaktır.” dedi.

Bu olayın da istismar edilmeye, siyasallaştırılmaya çalışıldığını vurgulayan Soylu, “Bunun Türk-Kürt meselesiyle ilgili herhangi bir tarafı söz konusu değildir. Bunu bu meseleye çekmek altını çizerek söylüyorum, bu saldırı kadar tehlikelidir ve bu saldırı kadar hem kınanacak hem de alçak bir değerlendirme olarak nitelendirilecek bir anlayıştır.” diye konuştu.

Bu memleketin kardeşliğiyle kimsenin uğraşmamasını isteyen Soylu, bu milleti birbirine düşürebilmek için bir çabayı içeriden ve dışarıdan birilerinin sürekli körüklediğini dile getirdi. Soylu, ne mesele olursa olsun, ne şekilde olursa olsun, bu konularda istismarı sağlamaya çalışan insanların kötü niyetlerinin ortada olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Mesele 2010’da iki ailenin karşılıklı birbirleriyle, yine 2010’da bugünkü eylemi gerçekleştirenin yine bir silah çekme hadisesi söz konusu. Bu yıl 2021 ve yine devam ediyor. 11 yıldır maalesef devam eden bir şey. Ama ne kadar bir cinnet hali, ne kadar sapkın bir anlayış ve ne kadar insanlık dışı bir davranış ki 11 yıldır bu husumet hala devam ediyor. Orada kadınlar var, kadınlara silah çekilmiş ve insanlar var, insanlara silah çekilmiş, anlaşılan insanlıktan çıkmış bir davranış şekli.”

Bundan 4-5 ay önce de yine böyle bir tartışma söz konusu olduğunu, bunların hem güvenlik güçlerine hem de adalete intikal ettiğini aktaran Soylu, şu değerlendirmede bulundu:

“Şunu ifade etmek istiyorum, bu ülkenin birliğinin ortadan kalkmasına yönelik her saldırı, bilinmelidir ki bizim birliğimizi ve beraberliğimizi çok daha artıracaktır. Buna etnik köken üzerinden yapılan değerlendirmelerin tamamı da istismara, provokasyona ve bu ülkenin birliğine yönelik bir anlayışın kendisidir. İnşallah en yakın zamanda katilin adalete teslim olduğu haberini verebilme fırsatı olur düşüncesindeyim.” Soylu, ölenlere Allah’tan rahmet, ailelerine de sabır diledi.

Provokasyon

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ise Konya’da aynı aileden 7 kişinin silahla öldürüldüğü olaya ilişkin, “Bu cinayetin, bu vahşi katliamın ideolojik saiklerle işlendiği propagandası tam anlamıyla bir provokasyondur, yalandır.” değerlendirmesinde bulundu.

Altun, Twitter’dan yaptığı açıklamada, Konya’da gerçekleştirilen vahşi katliamda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına da sabır dilediğini belirtti.

“Bu cinayetin, bu vahşi katliamın ideolojik saiklerle işlendiği propagandası tam anlamıyla bir provokasyondur, yalandır.” ifadesini kullanan Altun, şunları kaydetti:

“Sayın Cumhurbaşkanımız, bu elim olayın aydınlatılması için yapılan çalışmaları yakından takip etmektedir. Faillerin en kısa sürede yakalanarak adalete teslim edilmeleri için olayla ilgili çok yönlü soruşturma devam etmektedir. Toplumu bölmek ve halkı birbirine düşürmek için bu vahşi olayı istismar etmeye çalışan fırsatçı ve sorumsuz şahısları itidale davet ediyoruz. Medyamızı ve kamuoyumuzu olayla ilgili yaratılan bilgi kirliliği konusunda dikkatli olmaya çağırıyoruz. Bu vesileyle bir kez daha hatırlatmak isterim ki birlik ve beraberliğimizi ne bölücü unsurlar, ne de böylesi elim bir hadiseyi istismar etmeye çalışan kötü niyetliler bozabilir. Biz biriz, beraberiz, Türkiye’yiz.”

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül de Twitter’dan yaptığı açıklamada, başsavcılık talimatı kapsamında cinayetlerin çok yönlü soruşturulduğunu, olayı yakından takip ettiklerini belirtti. Adalet Bakanı Gül, şunları kaydetti:

“Provokatif yönlendirmelerin aksine olayın etnik veya ideolojik bir saikle gerçekleştiğine dair bir bulgu söz konusu değil. Birlik ve beraberliğimizi bozmak için fırsat kollayanları, vesile arayanları kınıyorum. İlgili makamlar vahim olaya ilişkin olarak kamuoyunu aydınlatmaya devam edecektir. Milletimizin derin ve köklü kardeşliği her türlü provokasyonun üzerindedir.”

DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan, Konya’nın Meram ilçesinde aynı aileden 7 kişinin öldürüldüğü saldırıya ilişkin açıklama yaptı. Ali Babacan’ın sosyal medya paylaşımı şöyle: “Konya’da Dedeoğulları ailesinin 7 ferdini katleden vahşeti esefle kınıyorum. Adli ve idari ihmal iddiaları dikkatle incelenerek aydınlatılmalıdır. Şiddetin her türünden arındırılmış, birarada ve huzur içinde yaşayacağımız Türkiye’ye kavuşacağımıza yürekten inanıyorum.”

HDP’den açıklama

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Konya Meram’da 7 kişinin ölümü ile sonuçlanan katliama ilişkin açıklama yaptı. “Bir süredir devam eden ırkçı saldırıların en korkunç örneklerinden birine Konya Meram’da tanık olduk.” diyen Sancar, şunları söyledi:

“İktidarın nefret ve tahrik dili bu katliamın başlıca sorumlusudur. Bu iktidar uzun süredir HDP’yi, HDP üzerinden Kürtleri hedef gösteren nefret dilini yoğun bir şekilde kullanmakta ve katliam politikalarına zemin hazırlayacak açıklamalar yapmaktadır.

Bundan birkaç ay önce iktidarın küçük ortağının yaptığı açıklamayı hepimiz hatırlıyoruz. O zaman da uyarıda bulunmuştuk. Bu dil zihniyet ve politika bu ülkede ortak yaşamı zehirleyen, ortak eşit yaşama dinamit koyan bir zihniyetin ürünüdür demiştik. Ortada bir kaos planı olduğunu Deniz Poyraz yoldaşımız katledildiği gün de söyledik. Deniz Poyraz yoldaşımızın katledilmesine yol açan zemin aynı zihniyet, aynı politikalar ve aynı dilden beslenmekteydi. İktidarın kendi içinde veya devletin çeşitli güçleri arasında devam eden çekişmelerin Kürt halkı üzerinden bir kaos planına dönüştürülmek istendiği konusunda uyarılarda bulunduk. Başta muhalefet partileri olmak üzere bütün demokrasi güçlerine çağrılarda bulunduk.

Durumun ciddiyetini her zeminde anlatmaya çalıştık. HDP olarak, bu ülkede yaşayan bütün halkların eşit yaşam şartlarına ve haklara sahip olması gerektiği için mücadelemizi her zeminde yürütüyoruz. Demokratik siyasetin bütün imkanlarını kullanarak eşit ve ortak yaşamı savunmaya devam ediyoruz. Ama bu meselenin sadece HDP’ye yönelik saldırılardan ibaret olmadığını, kampanyanın çok daha derinlere inen köklerinin bulunduğunu da vurguluyoruz. Hedefe HDP’yi koyuyorlar ama HDP üzerinden Kürt halkına yönelik sistematik bir katliam politikası izleniyor. Daha geçtiğimiz günlerde Afyon’da, Ankara’da, Konya’da benzer ırkçı saldırılar yaşanmıştı. Bütün bunların Deniz Poyraz yoldaşımıza yönelik vahşi saldırıların devamı olduğunu da sürekli belirttik. Ancak iktidar bu konuda zaten kendisinden bekleneni yaptı. Yani bu saldırıların önüne geçecek tedbirleri almak yerine saldırıların zeminini güçlendirecek politikalar izlemeye devam etti. Buna şaşırmıyoruz elbette, çünkü bildiğimiz gibi bu saldırıların esas sorumlusu iktidardır.

Bununla birlikte demokrasi güçlerinin ve muhalefet partilerinin de büyük bir sorumluluk altında olduğunu sürekli vurguladık. Bize yönelik görünen saldırılar Türkiye’de demokrasi güçlerinin tamamına yöneliktir. Ortada ciddi bir kaos planı vardır, ortada ciddi bir tahrik ve çatışma politikası vardır. HDP barış içinde, eşit yaşamı savunan bir parti olarak bütün bu saldırılara demokratik siyaset zemininde en etkili cevabı vermek için her zeminde mücadelesini yürüttü, yürütüyor. Ancak bu vahim politikalara karşı, ortak geleceğimizi tehdit eden bu zehirli politikalara karşı demokrasi güçlerinden özellikle muhalefet partilerinden etkili ortak tutumun gelmediğini de söylemek zorundayız. Artık zaman kalmadı. Bu ülkede özgürlük umudunu, demokrasi isteğini, barış özlemini yok etmek isteyen güçler hiç durmadan faaliyetlerine devam ederken muhalefet partileri ve diğer demokrasi güçleri maalesef aynı hızda ve etkinlikte hareket etmiyor. Biz HDP olarak Kürt halkına yönelen bu ırkçı saldırıları göğüslemek için mücadelemizi kararlılıkla devam ettireceğiz, ama tekrar ediyoruz ortada ciddi bir kaos planı var. Bu planın hedefi Kürtler üzerinden bu ülkede ortak yaşamın temellerini yok etmektir. Bugün şimdi tekrar çağrıda bulunuyoruz, bütün muhalefet partilerine, bütün demokrasi güçlerin çağrıda bulunuyoruz: Sadece kınama yetmez, sadece başsağlığı mesajları yetmez. Yan yana durarak bu politikaları boşa çıkarmak için daha etkili, daha inandırıcı ve kararlı ortak tavıra ihtiyaç vardır. Bizler Deniz Poyraz yoldaşımızın katlinden sonra başlattığımız bütün etkinliklerde bu çağrıları dile getirdik. Tekrar söylüyoruz; gelin bu nefret politikalarına, bu katliamcı planlara hep birlikte karşı çıkalım, gelin bunları birlikte durduralım.

Kürt halkına da buradan açıkça söylemek gerekiyor. Kürt halkı asla yalnız değildir, Kürt halkı asla bu saldırılar karşısında korkacak, sinecek bir halk değildir. Bu halkın iradesini temsil eden parti olarak HDP, Kürt halkının yaşam hakkını ve eşit şartlarda bu ülkede yaşama imkanlarını koruyacak, büyütecek kararlılığa da güce de sahiptir. Bizler hep birlikte, başta Kürt halkı olmak üzere bu katliamcı politikalara, ırkçı zihniyete, bütün bu kaos planlarına karşı demokratik tepkimizi en kararlı şekilde dile getirmeye devam edeceğiz. İl ve ilçe örgütlerimiz yarın açık olacak, dayanışma ve kararlılık için il ve ilçe örgütlerimizde buluşmalar gerçekleşecek. Yalnız değiliz, asla güçsüz değiliz. Bütün bu planları boşa çıkaracak, ortak eşit yaşamı savunacak, bu ülkeye barışı getirecek en önemli gücüz ve bu gücü de halkımızın kararlı desteğinden alıyoruz. Halkımıza karşı sorumluluğumuzun bilincindeyiz, halkımıza karşı görevlerimizin farkındayız.

Benimle birlikte geniş bir heyet Konya’da olacağız. Bütün muhalefet partilerinin liderlerine ve demokrasi güçlerine de aynı tavrı sergilemeleri çağrısında bulunuyoruz, onları da Konya’ya bekliyoruz. Hep birlikte ortak eşit yaşamı savunma kararlılığını göstermeye davet ediyoruz. Biz kararlılıkla mücadelemizi sürdüreceğiz. Kürt halkının bütün haklarını, yaşam hakkı başta olmak üzere savunmaya devam edeceğiz. Bu konuda hiç kimse en ufak bir korkuya, ürkekliğe, kaygıya, tereddüde kapılmasın. Buradayız; gücümüz faşizmi durdurmaya, ırkçılığı yenmeye yeter! Evet hep birlikte ama hep birlikte yeter dersek en kısa zamanda bu nefret ve katliam planlarını durdurabiliriz. O nedenle tekrar çağrımızı yineliyoruz: Yarın Konya’da buluşalım; ırkçılığı, nefreti, demokratik ortak yaşama karşı bu saldırıları birlikte mutlaka boşa çıkaralım. Bizler orada olacağız, bütün demokrasi güçlerini muhalefet liderlerini de oraya bekliyoruz.

Kim ki bu saldırıların arkasında kişisel çekişmeler, münferit öfkeler ararsa bilin ki bu planların ortak sorumlusudur. Daha başka türlü söyleyeyim. Bu saldırıların ırkçı bir temele dayandığını, iktidarın ayrımcı ve ırkçı politikalarından cesaret aldığını, beslendiğini gizlemeye kalkarsa iktidar politikalarına ortak olmuş demektir. Bunlar öyle kişisel husumet, kişisel çıkar, münferit öfke ile açıklanabilecek olaylar değildir. Tersine, sistematik bir planın adım adım hayata geçirilen vahşi uygulamalarıdır. Hep birlikte yeter diyelim, faşizme ve ırkçılığa hep birlikte dur diyelim, eşit demokratik, ortak yaşamı hep birlikte savunalım.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here