Korona Öldürür, Ekonomik Kriz Süründürerek Öldürür

0

Konut kredisinin korona ile korelasyonunu merak edenler için Tanıl Bora’nın ‘İnşaat Ya Resullulah’ adlı kitabını tavsiye ederim. 
Konut kredisi, makro ihtiyatlı önlemler zamanında, ekonomi kontrolden çıkmasın diye alınmış, konut için peşinat zorunluluğu da bunlara dahil edilmişti. Aslında Türk Bankaları her zaman bu konuda dikkatliydi ancak bu işi yasakla yönetmek ilk defa bu önlemlerle söz konusu olmuştu.

Özellikle bireylerin borçlanmasını sınırlamak için konut kredisinden kredi kartına, oradan tüketici kredisine hemen hemen tüm bankacılık alanlarında düzenleme ve devlet sınırlamaları hakim idi.
Açıkçası bu sınırlamalar ekonomi ısınmasın diye konmuştu.

Ekonomimiz ısınmadı ama 2016’dan başlayarak önce közlendi sonra alev aldı.

Berat Albayrak göreve gelesiye, önceki bakanlar çoktan oyun dışı edilmişti ama onlar tarafından konulan kurallara riayet edilmeye devam edildi. İhtiyat kötü bir şey değildir. İnsan hayatta hep ihtiyatı elden bırakmamalıdır.

Ancak Türk ekonomisinin zembereğinin dağıldığı süreçte geniş zaman kurallarını aynen muhafaza etmek, aslında çok da makul değildi.
Nitekim ekonomi yönetimi fırsat buldukça kuralları esnetti. Araç kredilerinde, tüketici kredilerinde, kredi kartında ve son paketin içinde konut kredisinde kurallar revize edildi.

Bana bu olanlar eski bir fıkrayı anımsattı:
“Kralın bahçesinde bir bank boyanmış ve başına da kimse boyalıyken oturmasın diye bir nöbetçi dikmişler. Akşam olmuş nöbetçiyi değiştirmişler ama yeni nöbetçi görevinin boyayla alakalı olduğunu bilmiyormuş. Böylece bankın başındaki nöbet ilanihai olarak sebebi bilinmeden devam etmiş.”

Bizim de makro ihtiyatlı önlemlerimiz, ekonomik gerekçeler ortadan kalktığı; hatta tam zıddı gerektiği halde devam etti. Ekonomi yönetimi aslında güncel ortamla uyumsuz olan bu kısıtlamaları fırsat buldukça kaldırmaya çalışıyor ama haliyle terlik, şort, t-shirt üstüne kravat takmış görüntüsü veriyor.

Ülkede 150.000 işletme kapatılmış İçişleri verilerine göre.
Aslında açık olanları saysak işler daha kolay olacak.
İnsanlar temel gıda ve tüketim dışında alışveriş yapmıyor.

Reklam

Ne mağaza kaldı açık ne de dükkan. Kapatması zorunlu olmayanlar da müşteri kıtlığında kepenk indirmek zorunda. Şehir merkezlerinde agora görüntüsü giderek yaygınlaşıyor. Kısa bir süre içinde asayiş sorunları da görebiliriz. Özellikle çeperlerde şansı sıfırlanan nasipsiz kesimler merkezlerde şanslarını deneyebilirler. (Bunun önüne geçilmesi için de çok acil sistem dışındaki kesimlere erzak ve öğün desteği hayata geçirilmelidir.)

Öte yandan; Türk ekonomisi vadeye dayanan yapısı ile kendi icadı olan ekonomik kavramlarla özgün bir yapıdadır. Dünyanın her yerinde çek anında ödenir, bizde vadesi vardır. Almanlar kredi kartını bile kullanmaz bizde kredi kartı taksit yapar.

Örnekleri bolca olan bu iktisadi düzenin bize söylediği şudur:
Türkiye aslında ekonomide hep 6 ay ilerisini yaşar. Herkes ortalama bir 6 ay ilerisinin gelirini tüketir. Hafta başında kapanan binlerce işletme ve işleri duran milyonlar gelecekteki gelirlerine güveniyordu. Bugün ödenecek bir çek de aslında 6 ay önce başlayan bir işin neticesidir.

Türkiye’yi bu bakış açısıyla analiz ettiğinizde yapılması gereken takvimi durdurmaktan başka bir şey değildir. Çünkü belki 6 ay gelecekte bir gelir görünmemektedir.
Bunun için tam 6 ayınız var. Takvimi bugün durduracak ve işler yoluna girdiği zaman tekrar başlatacaksınız.

Herkesin vade ile nefes aldığı bir piyasada, tek yapılması gereken sistemin işleyişini buna uydurmak olmalıdır.
20 Mart 2020’de takvimi dondurmak ve işler rayına girene kadar takvimi 21 Mart’a çevirmemek gerekmektedir.

21 Mart’ı 1 ay sonra da görebiliriz, 3 ay sonra da. Ancak bu süreçte vadeli borcun borçluyu öldürmeden alacaklıyı da beraberinde sürüklemeden yönetilmesi gerekir.
Bu yönetimi yapacak olan devlettir.

Devlet nasıl Suriye’den Ukrayna’ya tüm dünyayı fonlayacak kadar kendine güveniyorsa, öncelikle ilk planda özel kesime olan tüm borcunu ödemelidir.
Akabinde özel kesimden şeffaf ve basit bir alacak-borç beyanı talep etmeli özel kesimler arasındaki parasal süreçleri birkaç madde ile özetlemelidir.

2 gün önce sistematik önerilerimi sıralamış; paranın sistem dışına nakden çıkmaması gerektiğini gerekçesiyle anlatmıştım

Reklam

Bu aşamada kasalarda, yastık altında bekleyen nakitlerin de kaydileşmesi ve ülke sermaye birikimine katkı vermesi için teşvik edici önlemler alınabilir.

Sadece kendine seçim kazandıracak kadar kesimi ayakta tutmak ancak normal zamanların stratejisi olabilir.

Devir normal değil gayet anormaldir.
Avrupa Merkez Bankası tam 750 Milyar Avro borcu satın almak için harekete geçmiştir.
İşin şakası kalmamıştır.

Kafanızı kuma gömmeniz bedeninizi ezecek fırtınadan sizi kurtarmadığı gibi sizi soluksuz da bırakır.
Koronanın öldüremeyeceği kadar çokuz.
Ekonomik kriz ise hepimizi yok edecek kadar riskli.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here