Koronavirüs ile grip, nezle, alerji arasındaki farklara dikkat!..

0

Soğuk havada kendini gösteren girip, nezle, alerji ile Kovid-19’da birbirine benzer bulguların söz konusu olabildiği ancak yüksek ateş, kuru öksürük ve nefes darlığında mutluka yeni tip koronavirüs değerlendirmesi yapılması gerektiği bildirildi.

GÜ Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esin Şenol, dünya genelinde görülen ve binlerce kişinin ölümüne neden olan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile sık görülen diğer üst solunum yolu hastalıklarına ilişkin bilgi verdi. Kovid-19’un mevsim olarak hala soğuk havanın hakim olduğu bir dönemde görüldüğüne işaret eden Şenol, kış mevsiminde ateş, boğaz ağrısı, burunda tıkanıklık ve öksürük ile seyreden bir grup hastalık bulunduğunu hatırlattı.

Bu tür üst solunum yolu hastalıklarının grip, nezle, alerji ve yeni tip koronavirüsün birbiriyle karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Şenol, “Yüksek ateş, alerji dışında nezle, girip ve Kovid-19’da görülmektedir. Öksürük, grip ve alerjide, baş ve boğaz ağrısı ise nezle ve gripte sıklıkla görülmektedir.” dedi.

Kovid-19’dan şüphelenildiğinde tanı testi yapılması istenilecek kişilerde ateş, öksürük ve nefes darlığı şikayetlerinden en az birinin, öksürük ve solunum sıkıntısının aranması gerektiğine işaret eden Şenol, hastalıklara ilişkin şu bilgileri verdi:

“Alerji aniden başlamaz, belirti ve bulguları uzun sürelidir. Alerjide ateş olmaz, öksürük vardır. Alerjide hapşırık, hırıltı, gözlerde kızarma ve kaşıntı görülür. Aynı şekilde nezlede de hapşırık, hırıltı, gözlerde kızarıklık, kaşıntı ile karşılaşılır. Nezlenin en önemli belirtisi ise şiddetli burun akıntısıdır. Bu bulgu diğer hastalıklarda yoktur.

Grip açısından ateş ve öksürük hastalığı düşündüren en önemli bulgulardır. Grip ile Kovid-19 belirtileri birbirinden zor ayrılır. Her ikisinde de ani başlayan ateş, kuru öksürük, kırıklık ve halsizlik söz konusudur. En önemli fark ise solunum sıkıntısı (nefes darlığı) gripte olmazken Kovid-19’da vardır. En önemli nokta ise grip ile en çok karışan belirti ve bulgulara rağmen Kovid-19 kesinlikle grip değildir.”

NEZLE: Şiddetli burun akıntısı, hapşırık, hırıltı, gözlerde kızarıklık, kaşıntı, baş ve boğaz ağrısı

ALERJİ: Kuru öksürük, hapşırık, hırıltı, gözlerde kızarıklık, kaşıntı

Reklam

GRİP: Ani ateş, kuru öksürük, baş ve boğaz ağrısı, halsizlik

KOVİD-19: Ani ateş, kuru öksürük, halsizlik, nefes darlığı

İlacınızı hekiminize danışmadan değiştirmeyin

Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Sağlıklı Yaşlanma Uygulama ve Araştırma Merkez Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Hilal Özkaya, ilk kez 1960’lı yıllarda tanımlanan ve daha çok solunum yolu enfeksiyonuna neden olan koronavirüsün 7 tipi bulunduğunu kaydetti.

Koronavirüsün 7 tipinden son tanımlanan Kovid-19’un, 31 Aralık 2019’da Çin’in Hubei eyaleti Vuhan şehrinde etiyolojisi ayırt edilemeyen zatürre (pnömoni) şeklinde başladığını ve sayısı giderek artan vakalar sonrasında 7 Ocak 2020’de ilk kez izole edildiğini anlatan Özkaya, vakaların tüm Çin’de görülmesinin, 114 ülkede 118 bin kişiye de yayılmasının ve 4 bin 291 kişinin ölümüne neden olmasının ardından 11 Mart’ta Kovid-19’un Dünya Sağlık Örgütü’nce (DSÖ) “pandemi” (salgın) olarak kabul edildiğini hatırlattı.

Özkaya, dünya tarihinde yaşanan salgınlara bakıldığında, her yaştan milyonlarca insanın ölümüne neden olduklarının gözlemlendiğini belirterek, 20 Mart 2020 itibarıyla Kovid-19 görülen toplam vaka sayısının 234 bin 73, vefat sayısının da 9 bin 840 olduğunu aktardı.

Salgının özellikle ileri yaşı etkilediğine dikkati çeken Özkaya, 18 Mart itibarıyla İtalya’daki pozitif vakaların yüzde 75’inin 50 yaş ve üzeri bireylerde görüldüğünü, tüm dünyadaki vakalara bakıldığında da yaş arttıkça hastalık kliniğinin ağırlaştığının ve ölüm oranlarının arttığının gözlemlendiğini kaydetti.

Hilal Özkaya, bu süreçte, başta DSÖ olmak üzere, birçok ulusal ve uluslararası sağlık kuruluşunun yaşlı nüfusun sağlığının korunmasına yönelik tedbirlerin artırılmasını önerdiğini, bazı Avrupa ülkelerinde de yalnız yaşayan yaşlılar için sosyal destek grupları ve fonlar oluşturulduğunu dile getirdi.

Reklam

Türkiye’deki yaşlı nüfus oranının her geçen yıl arttığını söyleyen Özkaya, 65 yaş üzeri nüfusun toplam nüfus içindeki oranının 2014’te yüzde 8 iken 2019’da yüzde 9,1’e yükseldiğini ve toplam yaşlı nüfusunun 7 milyon 550 bin 727 kişiye ulaştığını aktardı. Özkaya, tek başına yaşayan yaşlı sayısının ise 1 milyon 373 bine yükseldiğini ve bu sayının 4’te 3’ünü yaşlı kadınların oluşturduğunu kaydetti.

“Evde kalın”

Özkaya, sağlık kavramını “kişinin fiziksel, psikolojik ve sosyal tam bir iyilik halinde olması” şeklinde tanımlayarak, yaşlılara bu süreci sağlıklarını koruyarak atlatmaları adına şu önerilerde bulundu:

“Sağlıklı beslenmeye devam edin. Öğünlerinizde bol sebze ve meyve yemeye özen gösterin. Herhangi bir kronik hastalığınız varsa, hastalığınızın diyetine de uygun olan sebze ve meyvelerden tüketin. Su kısıtlaması gerektiren bir hastalığınız yoksa günde 2 litre su içmeye özen gösterin. Bazı basın yayın organlarında ve sosyal medyada bazı ilaçların Kovid-19 için yararlı ya da zararlı olduğuna dair haberler nedeniyle ilaçlarınızı kesmeyin, değiştirmeyin ve yeni ilaca başlamayın. Böyle bir durumda aile hekiminize telefonla danışın. Haberlerin sık takip edilmesi gerginliğe yol açabileceğinden haber takibini en az 5-6 saat aralıklarla yapın. Resmi yayın organları dışındaki asılsız haberlere itibar etmeyin. Sosyal medyada Kovid-19’a karşı önerilen bitki veya ürünleri lütfen hekiminize danışmadan denemeyin.

Evde kalın. Dışarıdaki işlerinizi ve alışverişinizi mümkünse güvendiğiniz çevrenize yaptırın ya da online yoldan yapın. Teknolojiyi iyi kullanmayı öğrenin, böylece işlemlerinizin pek çoğunu internet üzerinden yapabilirsiniz. Ev içinde hareketli olun, yeni hobiler edinin. Yüz yüze görüşemediğiniz yakınlarınız ve sosyal çevrenizle internet üzerinden görüşmeler planlayın. Yalnız yaşıyorsanız, komşularınızın sizi her gün kontrol etmesini rica edin.”

SBÜ Sağlıklı Yaşlanma Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Hilal Özkaya, yaşlıların dışarıya çıkmaması ve sağlık kurumlarına gitme sıklığının azaltılması için bazı genelgeler yayımlandığını hatırlatarak, sözlerini şöyle tamamladı:

“Raporlu ilaçların doktora yazdırılmadan direkt eczaneden alınması ve rapor geçerlilik tarihlerinin haziran sonuna dek uzatılması bunlardan bazılarıdır. Mümkünse eczaneden, ilacın temini için de güvenilir çevreden destek alınması, çok gerekmeyen doktor kontrollerinin ve tetkiklerin ertelenmesi de yaşlı sağlığı açısından çok önemlidir. Gençlerin de enfeksiyonu dışarıdan alarak, belirti vermeden taşıyıcı olabilmeleri nedeniyle tam bir sosyal izolasyonda değillerse büyükleriyle fiziksel temaslarına 2-3 hafta ara vermeleri önemli bir zorunluluktur. Ancak bu durum sosyal bağların kopmasına yol açmamalı, telefon veya internet gibi metodlarla iletişim sürdürülmelidir.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here