Kötülüğün prim yaptığı hayatta ‘iyi insan’ olarak kalma çabası

0

Kötülük dediğimiz nedir? 

Kötülükle ilgili çok tezler var. İlahi kitaplar bu konuda bize hep ışık tutmuştur. İyiler-kötüler, doğru-yanlış olanlar, inananlar-inanmayanlar gibi. 

Kötülüğün kaynağını Kabil’e dayandıranlar olduğu gibi ‘kötülüğün kaynağı şeytandır’ diyenler de var. Kötülüğün kaynağı şeytan ve bu yüzden şeytanla mücadele etmenin en kutsal iş olduğuna inanılır.

Görünürde yaşanan bu mücadele acaba gerçekten kötülükle mücadele midir? 

Cuma günleri dinlerdeki ve özelde İslam’daki prensipleri paylaştım, paylaşıyorum. Bugün kötülüğün prim yaptığı hayatı sorgulamam da, aslında dinlerin ana konuları içinde olan bir madde. Ama bugün kötülük nedir, ya da şöyle düşünelim: ‘Kötülükle mücadeleyi tavsiye eden dinlerin insanlar tarafından algılanması nasıldır? Dinlere tabi olanların hayatlarındaki kötülükler nelerdir? Ana damar olan temel kötülüklerle mücadele eden dine tabi olanlar, yan kötülüklerle ne kadar mücadele ediyorlar ya da bunları kötülük olarak algılıyorlar mı?’

10 Emir olarak sunulan temel kötülüklerin haricinde olan kötülük örnekleriyle hayatımızda ne kadar mücadele ediyoruz. 

‘İyilik ya da dini tavsiye/emir olarak yapılan ibadetler hayatın bütününü içerse de, neden dindar/dinine bağlı insanlar küçük kötülük örneklerini hayatlarından atamıyorlar’ sorusu üzerine düşünmekle, aslında dinin insan dünyasındaki algısını da irdelemiş oluyoruz. Sonrasında zihinlere gelen soru da hep aynı oluyor: ‘Eskiden insanlar dinleri bozdular ve son din geldi. Son din de bozulduysa ne olacak?’

Bunu sorgulamamızın sebebi güncel hayat. Son yıllarda yaşanan gelişmeler ve dindar insanların yaptıklarının örnek olarak sunulması. Şimdi bu örnekleri sıralayacak değilim, zaten biliyorsunuz. Ancak gözlemlediğim birkaç davranış örneğinden bahsedeyim.

Reklam

Kötülüğün prim yapmasını dile getirdim, kötülük gerçekten prim yapan birşey mi? Evet şu an itirazları duyar gibiyim: ‘kötülük kesinlikle prim yapmaz, kötülüğün prim yaptığı hayat inanmayanların hayatlarıdır vs’.

İnanan/dindar insanların hayatlarında da kötülük prim yapıyor, bunu görebilmek için ‘kötülük’ üzerine okumalar yapıp, konu üzerinde zihin yormanız gerekiyor. 

Kıskançlık, egoistlik, geçimsizlik insan fıtratında bizatihi bulunan özellikler ve bunlara da kötü diyoruz. Ama bunların din ve din dışı gibi keskin ayrımları bulunmuyor ve dindar olan insanlar bu gibi özellikleri/kötülükleri pek göremiyorlar ve böylece açıkça tanımlanmayan kötü davranış örnekleri ortaya çıkıyor. 

Şerrinden çekinildiği/korkulduğu için kendisine düzgün davranılan insanlar toplumun her tabakasında mevcut. İster dindar kesim olsun, ister dinden uzak kesim olsun. Günlük konuşmalarda ve görüşmelerde bu tip insanların şerrinden korkuluyor ve bu sebeple onlara daha dikkatli davranılıyor. Sadece dikkatli mi? Hayır. 

Bu tip insanların şerri bulaşmasın diye onlara saygılı bile davranılıyor. 

Bu tip insanlar, yani şerrinden korkulan insanlar kötü mü? Evet. 

Bu ‘kötü’ insanlara bu şekilde davranmakla kötülük prim yapıyor mu? Bence öyle. 

Bu tip insanların dindar ya da dinden uzak olmalarının hiç hükmü yok. Çünkü bu tip insanlar içimizde, hem dindar kesimde ve hem de dinden uzak olan kesimde. 

Reklam

Hayatın içinden örneklendirelim: İki oğul/kız/iş arkadaşı/normal arkadaş/damat/gelin/çocuk yani iki insanın davranışlarına muhatabız. Birisi ‘iyi insan’ dediğimiz kişi. Yanında rahat olduğumuz, kendisinden zarar gelmeyeceğini bildiğimiz. Diğeri de şerrinden/şirret olmasından/laf sokmasından/kıskançlığından/ fesatlığından/aşağılayıcı vb davranışlarından rahatsız olduğumuz biri. Bu iki insandan birisine ziyarete gittiğimizde ya da bizi ziyarete geldiğinde nasıl davranıyoruz? 

Rahatsız olsak bile şerrinden korktuğumuz kişi olduğunda daha itinalı davrandığımız da oluyor mu acaba? Evet oluyor ve bu da çok normal. Neden? Kendimizi korumak için. Hatta laf sokmaması için bile özen gösteriyoruz. Peki bu davranışımız, o kişinin olumsuzluğunu destekliyor mu? Evet. Çünkü o da böyle olduğu için özenildiğini biliyor. Yani biz, kendimizi koruma adına, bu kötü kişinin kötü davranışını onaylıyoruz ve prim yaptırıyoruz. 

Dinler kötülükle mücadele için geldiyse, bizim bu davranışımız da kötülüğün yayılmasına sebep olmuyor mu? Evet oluyor. 

Çünkü böyle kişiler prim yapıyor ve bu davranış şekilleri yaygınlaşıyor. Ülkemizde insanların birbirlerine üzeri örtülü laf sokmaları bunun en bariz örneği. 

Böyle bir durumda ‘iyi insanlar’ ne yapacaklar? 

İki seçenek var: Ya onlar gibi olacaklar, çünkü sağlıklı bir şekilde hayatta kalmaları gerekiyor; ya da susup onlara prim verdirecekler. 

Üçüncü seçenek ise görüşmemek. Ama mecburiyetler yüzünden bunu uygulamak pek mümkün olmuyor. 

‘İyi insan olmak ve iyi insan kalmaya çalışmak’ ne kadar zor öyle değil mi, hele kötülük bu kadar prim yaparken? Ve hele de kötü davranışlar din ve maneviyat örtüsüyle bütünleşmişken?

Sevgi ve Bilgiyle kalın

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here