Kur’andan Öğütler – Acelecilik

0

وَيَدْعُ الْاِنْسَانُ بِالشَّرِّ دُعَٓاءَهُ بِالْخَيْرِۜ وَكَانَ الْاِنْسَانُ عَجُولاً

“İnsan, şerri de hayrı istediği gibi ister. İnsan pek acelecidir!” (İsrâ,17/11)

Bu ayete  “İnsan, aceleci olduğundan şerri, hayrı istediği gibi ister” şeklinde de meal verilebilir.

Hangi insanlar kendilerine kötülük yapmayı veya zarar vermeyi isterler? Hatta kendi aleyhlerine dua veya beddua ederler?

Tefsirlerde bu soruya çeşitli şekillerde cevap verilmiştir. Müşriklerden bazıları inkâr ve inatlarını, “Allahım! Eğer bu kitap, senin katından gelmiş bir hakikatse gökten üzerimize taş yağdır!” (Enfâl 8/32) gibi sözlerle dışa vururlardı. Başka bir ayet-i kerimede de  “İsteyen biri inecek azâbı istedi” (Mearic,70/ 1) şeklinde nakledilir.

İnsanlar arasında, ciddi bir sıkıntıyla karşılaştıklarında sabır ve metanetle bu sıkıntıyı atlatmaya, mâkul ve meşrû yollarla bu sıkıntıdan kurtulmaya çalışmak yerine; “Allah canımı alsa da bu dertten kurtulsam veya Allah canımı alsaydı da bu günleri görmeseydim!” şeklindeki sözlerle kendilerine beddua edenlerden tutun, kibir, inat, aşırı hırs, veya korku nedeni ile aceleci davranarak, kendi aleyhine olabilecek  bazı şeyler yapanlar ve hatta şuursuzca dua edenler de çıkar.

Ayrıca bazan insanlar bilgisizlikleri sebebiyle kendi iyiliklerine zannederek aslında yine kendileri için kötü olan şeyleri isterler veya tercih  ederler.

Çünkü insanın pek çok kez iyi olduğunu zannettiği şey gerçekte kötü; pek çok kez kötü olduğunu zannettiği de iyi olabilir; bu hususta en doğrusunu Allah bilir (bk. Bakara 2/216).

Reklam

 Âyetin sonunda “insan pek  acelecidir” ifadesi, insanın tabiatındaki bir zaafa işaret etmektedir. 

Acelecilik!

Kur’an’da: “İnsan çok aceleci yaratılmıştır. Size yakında ayetlerimi göstereceğim. Şimdi acele etmeyin” (Enbiya, 21/37) denir.

Bu âyet, ahiretteki nimetleri veya azabı bu dünyada görmek isteyenleri ikaz etmekte ve Allah’ın vereceği mükâfat ve cezayı görmek için acele edilmemesi gerektiğini ifade buyurmaktadır.

Hz Adem (a.s) çocuklarına: “Bir şey yapacağınız zaman acele etmeyin, biraz durup bekleyin. Şüphesiz ben acele etmeseydim, biraz durup düşünseydim başıma gelenler gelmezdi” demiş.

Onun için “acele işe şeytan karışır” denilmiştir. “Acele şeytandan, teenni Rahmandandır.” (Tirmizi) diye hadis-i şerif rivayeti vardır.

Yüce Rabbimiz, insanın yaratılışı hakkında: “Şüphesiz insan çok hırslı ve sabırsız/aceleci olarak yaratılmıştır” (Mearic, 70/ 19) buyurur. Ancak bunun sınama vesilesi olduğu vurgulanarak “Güzel güzel sabret” (Mearic ,70/5) nasihatinde de bulunur.

Onun için “sabreden derviş muradına ermiş” denilir.

Reklam

Gerçekten insanın, özellikle ilk defa karşılaştığı durumlarda, geçmişin tecrübesi de olmayınca, neyin iyi neyin kötü, neyin faydalı neyin zararlı olduğu konusunda isabetli hüküm vermesi her zaman mümkün olmayabilir.

Bunun için insanın aklını, bilgisini, tecrübesini kullanarak veya inandığı, güvendiği kaynaklara başta Kuran’ın ilahi ve Peygamberimizin Nebevi mesajlarına başvurarak, sabırla en doğru tercihi yapmaya çalışması gerekir. 

Fakat olaylar karşısında, zihinsel ve ruhsal yönden yeterince hazır olmayan bazı kimseler, sabır ve olgunluk isteyen bir süreçten geçmeye tahammül edemedikleri için; genellikle nefsi arzu ve istekleri, menfaatleri ile veya sosyolojik baskı, ötekileştirme, şeytanlaştırma gibi algıların tesiri ile aceleci davranır ve umumiyetle de yanlış hüküm verir, yanlış tercihte bulunurlar. 

İşte bu  âyet-i kerîme insanların acelecilik zaafı konusunda uyarıda bulunulmakta; dolaylı olarak muhatabını, aynı surenin 9. Âyettinde: “Gerçekten bu Kur’an; en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü’minler için büyük bir mükafat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler (İsra,179).

Aynı ayet, “en doğru olan yola “götürdüğü bildirilen Kur’an’ın davetine ve ölçülerine göre karar verip hareket etmeye çağırmaktadır.

Kur’anî ve Nebevî  ölçüler esas alınmayıp, alel acele yapılan tercihler, işler, verilen hükümler, istekler ve dualar çok kere aleyhte olabilir. Sabır ve tenni ile hareket etmek, araştırmak bilgi edinmek gerekir.

Onun için Kur’an-ı Kerim:

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ جَٓاءَكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَأٍ۬ فَتَبَيَّنُٓوا اَنْ تُص۪يبُوا قَوْماً بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلٰى مَا فَعَلْتُمْ نَادِم۪ينَ 

Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, o haberin doğruluğunu araştırın, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için” (Hucurat,49/6) der.

Acele etmekten sakının. Çünkü Araplar “acele etmek bütün nedametlerin anasıdır” derler.

Vesselam.

Kaynak:

Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 3, Sayfa: 465-466

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here