Kuran’ın cevapları var da, soran insanlar var mı?

9

Kuran evrensel. 

Kuran, her çağa vereceği cevapları olan ilahi kitap. 

Amenna. Bunu, ezbere söyleyip duruyoruz. 

Peki öğrenmek ve bilmek için soru yöneltiyor muyuz? 

Aslında yazacak o kadar çok şey geliyor ki aklıma, nasıl ve nereden başlasam diyorum. ‘Soruyoruz tabii’ diyenlerden başlayayım o halde. Evet, soruyorsunuz ama Kuran’a değil. Hocalara ve vaaz veren hatiplere. 

Peki onlar soruyorlar mı?

Hayır. Onlar da ezberlediklerini konuşuyorlar. Bilmedikleri olursa, görmek istediklerini okuyup, dayanak bulmak istedikleri konular için ayetler arıyorlar. 

Nereden çıktı bu soru/cevap konusu diyorsunuzdur? Kuran’a soru sorma ve cevaplar arama. 

Tayfun Atay hoca bir yazı kaleme aldı: ‘Kazanç, kâr, faiz: Diyanet A.Ş.’

Çok haklı olarak bir eleştiride bulunuyor: ‘Madem faiz haram diyorsunuz, neden faizden gelir elde ediyorsunuz?

O kadar haklı bir soru ki bu. 

Bir başka örnek daha vereyim: Avrupa’da dini gruplar camiler açarlar. Banka kredisi ile binalar satın alınır, camiye çevrilir. Sonra da her cuma cemaatten ‘faizden kurtulma’ için para toplanır. Kimse de sormaz bu kişilere: ‘Ya hani faiz haramdı. Alan da veren de günaha giriyordu. Haramla, günahla cami açılır mı?’

Sorularımız olmadığı için Kuran’ın cevaplarını da bulamıyoruz. Din, yani İslam, kazanç elde edilen bir alan haline geliyor. 

En temel soru budur aslında: ‘Faiz haram mı, değil mi?’

Değilse, neden insanlara haram diyorsunuz? 

Daha da öncesine gidelim. 

‘İslam aslında ne? 

‘İslam ve Kuran insanlara ne sunuyor

‘İslam ve Kuran, o zamanki Arap toplumunda neleri değiştirdi ve bir medeniyet oluştu?’

Evet, çok önemli sorular. Soruların önemi kadar, soruları yönelten kişiler de çok önemli. 

Çünkü kişilerin bakış açısıyla cevaplar şekilleniyor. Tayfun Hoca, aynı makalede cemaatleşen ve sonrasında şirketleşen yapılardan da bahsediyor. Bu para hırsının kaynağı acaba habitusunda açlık olan hocalardan mı kaynaklanıyor? 

Alın size önemli bir soru daha…

Kuran’ın cevaplarına ulaşmak için istediğimiz soruları değil, Kuran’ın vermek istediklerini sormamız gerekiyor. Evet, bu zor. Çünkü hem Müslümanlar ve hem de idareciler bundan memnun kalmayabilirler. Belki sizler de memnun kalmayabilirsiniz. 

Örnek verelim:

Kuran, kabile şeklinde yaşayan Arap toplumundan, sistemleşen devlet yapısına geçen bir medeniyet oluşturdu. 

Soru geliyor: ‘Türkler kabile olarak yaşamıyordu. Arap toplumu gibi de değillerdir. O zaman Kuran Türklere ne sunuyor? 

Biraz daha genelleyelim: Dinlerini bozduklarını ifade eden Kuran, Hristiyanlara, Yahudilere neler sunuyor? 

Daha da genelleştirelim: ‘Kuran, insanlığa ne sunuyor? 

İslam’ın, Kuran’ın sunduğu bazı sınırlandırmalar o toplumda gerekliydi ama bugün gerekli değil diye bir çıkarım ifade edenler de çıkabilir. O zaman o ayetleri ne yapacağız? Aynı kölelik konusunda olduğu gibi… Bu sefer de Müslümanlar rahatsız olacaklar. Kuran’ın ayetleri gereksiz olamaz diyecekler. 

İslam’ın, Kuran’ın ekonomik ve yönetimsel tavsiyelerini dinleyip, araştırıp bugüne taşımak istesek, bu sefer de başka kişiler rahatsız olacaklar ve hatta ülkemizdeki idareciler de aynı şekilde…

Kelime-i Tevhid ile iman oluyorsa, Kuran neden 13 sene Mekke’de imanı tesis etmeye uğraşmıştı? 

İman dediğimiz şey aslında insanın kendisini araması, araştırması ve kendini bilmesi mi…

Eğer öyleyse, imanın altı şartı diye ezbere bir sunumu bize neden dayatıyorlar? 

Sorular. 

Sorular. 

Sorular. 

Ha unutmadan, şunu da ifade edeyim:

Müslümanlar soru soranları sevmezler. Ya cevaplarını bilmediklerinden, ya da kendileri hiç sormadıklarından. Bu yüzden de hemen hadisi öne sürerler: 

‘….Sizden önceki ümmetleri çok sual sormaları ve peygamberlerine karşı münakaşaya dalmaları helâk etti….’. (Buhârî, İ’tisâm 2; Müslim, Hac 412, Fezâil 130-131)

Aman efendim Buhari’de geçiyor, hiç yanlış olur mu? Hele uydurma hiç olamaz. 

Buhari’de şu hadis de mevcut: ‘Liderler mutlaka Kureyş kabilesinden seçilmelidir’ (Buhari 3/129, 183; 4/121; 86/31). 

O zaman ülkemizi Arabistan’a bağlayalım mi diyeceğiz, ya da yeniden Cumhurbaşkanlığı seçimi mi yapacağız?

Hadi bakalım, çıkın işin içinden çıkabilirseniz…

Sevgi ve Bilgiyle kalın

Önceki İçerik‘Düşünen Şehir’
Sonraki İçerikUEFA Avrupa Ligi gruplarında toplu sonuçlar..
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen Sinan Eskicioğlu evli bir çocuk babasıdır. Almanca, İngilizce bilen yazarın şimdiye kadar yayınlanmış olan beş kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler.

9 YORUMLAR

  1. Sinan bey! Sorular konusunu vündeme getirmekle hayirli bir baslangiç yaptiniz. Allah razi olsun,
    Sizden ricam lütfen milletin üzerine kara bulut gibi çokmüş şirkleri getirip islama yamalayanları ifşa etmek ve insanliği karanliktan yazilariniz vasitasi ile aydinliğa çikaran işiklardan biride siz olun.

    Kurani okuyup biraz olsun anlayabilen , bireyler. Karşilaştıkları Din adamlarınin yaşam tarzları, Kuranda yasaklanmiş ne varsa onlarda mevcut oluğunu görunce hali ile ona karşi negatif düşunceler eşliğinde aklına binlerce soru geliyor ve ona sorduğu zaman cevap olarak Kuran ile değil binlerce uydurma hadis ile cevap veriyor.
    Çevresine topladiklari insanlar, sanki işinlanmişlar ve ondan başkasina inanmiyorlar.

    Hazir bu konu açilmişken, musadenizle size bir kaç soru sormak istiyorum.
    KUR-ANİ Kerimde! 3 ayri sürede geçen 3 ayetde (Şu an hangi süreler ve ayet numaralarini hatirlamiyorum) mealen şöyle hitab ediyor. “Biz bu kitabi, ölulere değil dirilere indirdik. Okumaniz icin indirdik. Anlamaniz ve amel etmeniz, için, indirdik.

    1. Sorum, Fatiha süresinde biz kendimize dua ediyoruz ölulerin ruhlarina bağişliyoruz. KUR-ANİ Kerimde ikaz edilmemize rağmen, ölulere kuran okumaya devam etmemizin her hangi bir izahi varmi?
    2. Ölmüş birisi için sadak’i jariye vermekmi daha sevap yoksa fakir doyurmakmi?
    Ben şahsen fakirlere kendimiz, (yaşyanlar) için sadaka veriyorum ölmuşlerimiz içinde okul hastahane, yol cami gibi kurumlara hayir yapiyorum.

    Öluler için Mezar ziyaretlerinde veya mezarliktan geçerken,ve onları anarken sadece dua ediyorum.Kuran okumuyorum.

    Ayricada Kurani kerimide ölulere değil kendim için okumuyorum.

    Bilginize ve yüreğinize sağlik.

  2. Sinan hocam! (beni hoşgörüyle karşılayacağınızı umuyorum) bana seçtiğiniz konulara çok yüzeysel yaklaşıyorsunuz gibi geliyor;yani ben böyle düşünmekteyim.Kafanızdaki soruları yazı konusu haline getirdiğinizde soruları yüzeysel geçmekten ziyade derinlemesine araştırıp,mümkün olduğunca derinlikli fikir gayreti üzerinden mümkün olduğunca etraflı değerlendirmelerle konunun açıklanması gerektiği kanaatindeyim naçizane.

    Malum şimdi internet dünyasında arama motorları sayesinde bizim sadece üzerinde düşünme gayreti sarfetmemizi bekleyen her türlü konu bilgisine ulaşmamız mümkün.Sorulacak soruları bildikten sonra internet insana bilgi ummanları açıyor;şahsen tembelliğime gelmezse ben çok istifade ediyorum bundan.Mesela çok soru sormaya ilişkin hadisin kaynağı ufak bir araştırmayla aslında Maide 101-102 den zuhur ettiği görülüyor.Yani aslında hadisten önce konuya ilişkin ayet var;

    101﴿ Ey iman edenler! Açıklandığı takdirde sizi sıkıntıya sokacak hususlarda soru sormayın. Kur’an indirilirken böyle sorular sorarsanız size açıklanır. Allah onlardan sizi muaf tutmuştur. Allah çok bağışlayıcıdır, halîmdir.

    ﴾102﴿ Bu tür soruları sizden önce de bir topluluk sormuş, fakat sonunda bunları inkâr eder olmuşlardı.

    İzahı da örneğin Kuran yolu tefsirinde ikna edici şekilde izahlıca anlatılmış,alıntılasam burayı çok uzatacak.Atıf yaparak bu konuyu geçiyorum.

    Mesela diğer konuya ilişkin olarak;
    Liderin Kureyş’ten olma hadisi olduğu gibi şu hadis te var:””Eğer üzerinize Habeşî ve burnu kulağı kesik bir köle, emir tayin edilse, sizi Allah’ın Kitabı ile sevk ve idare ettiği sürece, onun emirlerini dinleyiniz ve itaat ediniz.” (İbn Mâce, Cihad, 39; Buhârî, Ahkâm, 4) .

    Bu tarz farklılıklar içeren durumlar bütünlük içerisinde değerlendirmeli bence.Kaldı ki liderlikten kasıt da muhtelif anlamlarda yorumlanabiliyor.

    Mesela ben şunu dahi anlayabiliyorum.Hz.Peygamberin vefatı sonrasında hem kendi soyu,hem Kureyş’ten olan sahabelerinin soyu kimi zulümden kaçmak,kimi İslamı yaymak gibi sebeplerle dünyaya açıldılar,çeşitli milletlere karıştılar.İslam coğrafyasının her yerinde şu an kökeni bir şekilde 1400 yıl öncesi Kureyş’ine dayanan belki yüzmilyonlarca insan yaşıyor.Belki sizin,belki benim,belki Nurdan hanımın soyumuzun bir yerinde bile bu bağlantı bulunabilir,bunu da ancak Allah bilir.Yani Hz.Peygamber belki bizce meçhul ancak Allah’ın bildiği bir imamlık,önderlik bağlantısının bir şekilde Kureyş’le ilintili olduğunu da gaybi haber olarak ta ifade etmiş olabilir ,vallahu alem.Mesela bir yerdeki siyahi bir imam veya önderin de bu şekilde Kureyş bağlantısı olabilir.

  3. sayın hocam;her yazınızda islam dinine bakış açım da olumlu değişiklikler oluyor.
    nurdan hanım değindiği konu ve sorular da çok önemli.
    üstad mehmed akif merhumun dediği gibi;
    ya açar bakarız nazmı celilin yaprağına
    ya üfler geçeriz bir ölünün toprağına
    inmemiştir kuran bunu hakkıyla bilin
    ne mezarlarda okunmak ne fal bakmak için

    bu şiirin başlangıcında asrın idrakine söyletmeliyiz islamı ifadesi için
    merhum islam da reform yapmak isteyenlerle beraber olduğu intibai
    yazılmıştı.
    dediğiniz gibi faiz haram tamam peki din görevlilerinin maaşları neyle veriliyor.
    bankaya yatırmadık katılım bankasına yatırdık kafamız çok mu rahat.
    organ nakli meselesi.islam dini yaşatmak üzerine kurulu bir din.peki organ nakli konusunda
    neden kafalar karışık.
    organ toprakta çürüyeceğine bir hastaya umut olsa tedavi olsa daha iyi değil mi.
    bunu söylesen cüppelisi sarıklısı şalvarlısı organlar insana emanettir.
    cesedininkini bile veremezsin verirsen mesul olur zinhar cehenneme bile gidersin deyiverirler.
    bu ulema geçinen zulemalarla işimiz çok zor.
    Allah yardımcımız olsun.

  4. Ulkemiz, Musluman ulkeler arasinda en cok kitap basilan ve okunan bir ulke. Bu ulkede Kitap okuma aliskanligi olan insanlar var, sayica az ama, var.
    Kur’an’i Kerim’i meallerinden okuyarak anlamaya calisan cok sayida insanimiz var. Ak Parti iktidarinin varligi da bu gibi insanlarin sayica cogalmalarina vesile oldu. Bu insanlar kendi aralarinda, kapali devre, cok sayida sorular sorup, bunlara cevaplar ariyorlar.
    Denebilir ki, neden kapali devre? Malum, korku toplumu olduk.

  5. Selamlar Nurdan hanim
    Kuran, kesin bir gercektir ki, yasanan hayat ve yasayan insanlar icin gelmistir. Kuran in ölenler icin okunmasi, ayetlerinin anlasilmamasiyla daha da hiz kazanmistir.
    Ele aldiginiz konulari bir baska yazimda irdeleyecegim.
    Sevgi ve Bilgiyle kalin

  6. Sayin Ugur,
    “Sinan hocam! (beni hoşgörüyle karşılayacağınızı umuyorum) bana seçtiğiniz konulara çok yüzeysel yaklaşıyorsunuz gibi geliyor;yani ben böyle düşünmekteyim.Kafanızdaki soruları yazı konusu haline getirdiğinizde soruları yüzeysel geçmekten ziyade derinlemesine araştırıp…..”
    Yazilarimda yüzeysel olarak gecerek, insanlarimizin kendilerinin sorular yönelterek kendilerinin arastirmalarini hedefliyorum. Aksi takdirde tek bir soruyu bile ele aliü, anlatmak gazete kösesinde yayinlanamayacak kadar uzun yer tutacaktir.
    Internetten sorulara cevap bulmak degildir asil derdimiz, insanin kendisinin tefekkür ederek, gercek manada dert edinip cevaplar olusturmasidir.
    Sevgi ve Bilgiyle kalin

  7. Sayin Efedamat,
    katkiniz icin tesekkür ederim. Yazilarimizla olumlu bakis acinizin olusmasi sevindirici. Sadece Islam a degil, aslinda diger insanlara ve hayata karsi da olumlu bakmaliyiz. Bizim derdimiz de zaten bu.
    Kendilerini Peygamber den daha fazla Müslüman sanan ve bunu göstermye calisan cüppeli, sarikli din tacirleri sadec ve sadece hadislerle ve ayetlerin görünen anlamlariyla sunum yapmaktadirlar. Görünümlerinin cüppe-sarik olmasi sebebiyle de, insanlarimiz onlari daha Islami sanmaktadirlar. Bu bakis acisinin degismesi gerekir, bu da ilmi olmakla ve ilmi bakabilmekle olacak.

  8. Sayin Mehmet,
    Katkiniz icin tesekkür ederim.
    Muhafazakar kesimde kitap okuma orani artti diye bir ifade kullandiniz. OKuma orani artan toplumlar, bu durum toplumda görünür ve ülkemizde de görünmesi gerekir.
    Bizim derdimiz birilerini suclamak degil, sadec ve sadece bir iddia ve söylem varsa, arkasinda durulmalidir.
    Ahlaken asagilara düsmüs bir toplum varsa, bu toplumda kitap okunsa da, okunanlar hayata gecirilmiyor demektir.
    Sevgi ve Bilgiyle kalin

  9. İslâm yönetimini kastederek “hilâfet” ile birlikte “meliklik” ve “saltanat” terimlerinin de kullanıldığını görmek mümkündür.

    Hz. Ömer (r.a) bir gün Selmân (r.a)’a: “Ben melik miyim, halife miyim? diye sorar. Selmân da: “Eğer sen müslümanlardan bir dirhem veya daha az bir miktar toplayacak ve bunu hakkı olmayan bir yere harcıyacak olursan, sen meliksin, halife değilsin” der. Haksız tasarrufları yanında melikin insanları zora koştuğu da bildirilmiştir. Bu bakımdan Hz. Ömer’e etrafında bulunanlar: “Hamd olsun ki sen melik değilsin” demişlerdir (İbn Sa’d, Tabakat, III, 306-7; el-Kettânî, a.g.e., I, 13; Kandehlevî, Hadislerle Müslümanlık, II, 632). Abdullah b. Ömer (r.a) de ümmetin topluca bey’at etmediği kimseye halife demenin doğru olamayacağını bildirmiştir (Tecrid-i Sarih Tercümesi, VII,175).

    Hilâfetin Müddeti:

    Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurur: “Hilâfet, ümmetim arasında otuz yıl devam edecektir. Bundan sonra melikliğe denilecektir.” Bu da şöyle yorumlanmıştır: “Ebubekir’in halifeliği iki yıl, Ömer’in on, Osman’ın on iki, Ali’nin altı yıllık halifelik sürelerinin toplamı, otuz yıl etmektedir” (Ebu Davud, Sünne, 8: Tirmizî, Fiten, 49)

    Not:demekki doğru yöneten yani hilafet yapanlar sadece peygamber efendimizin akrabaları yapmış diğerleri saltanatlık, meliklik yapmış.

    et-Taftâzânî aynı hadise dayanarak Muaviye’nin ve ondan sonra gelenlerin halife sayılamayacaklarını, bunların emir veya hükümdar (kral) olabileceklerini söylemekle birlikte, bunun mutlak bir ölçü olamayacağını da belirtir.

    Çünkü Ömer b. Abdülaziz gibi bazı kimselerin Raşid halifelerin yolunu izledikleri açıktır. Dolayısıyla hadisle anlatılmak istenen şey, kâmil bir halifeliğin bazen olacağı, bazan da bulunmayacağı hususudur. (et-Taftâzânî, Şerhu’l-Akâid, s. 180).

    Meal okumak zararlıdır. hadisleri direk okumak zararlıdır. Allah göstermesin insan dinden çıkabilir bunların:
    Tefsirleri okunmalı. Çünkü:

    Ayet ve hadis hangi olay olmuşta söylenmiş bunlar bilinmeden direk okumak kastedilen manalar farklı olabilir.Misal size şöyle örnek veriyim:

    “Kara köpekleri öldürün”

    Şimdi bu bir hadisdir siz şimdi böyle bir hadis olurmu diye itiraz edersiniz.
    Diğer hadislerede bakarsanız hayvanları koruyun diye çok hadis vardır.

    peygamber zamanında pastör yaşamamış, kuduz aşısı diye bir şey yok.

    işte o zaman kara veya bayaz yeşil farketmez burda kastedilen kuduz köpektir. ısırdımı insanlar ölüyordu.
    islamda bir hayvan zararlı olsada zana zarar vermiyorsa öldürürsen sorumlusundur.

    Bu gibi hadisler ayetler tefsirde konu verilmiştir.

    Bunlar ilim işidir.
    size bilgilenmeniz için site önereceğim
    https://feyyaz.tv/
    Yanlış akımlarla ters bir yola girebilirsiniz.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here