Kurban’ın ‘Takva’ boyutu

0

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

Allah’a hamd, Resulüne salat, selam olsun

Takva olmadan, kurban kabul olmaz. Evet yanlış okumadınız. Takvası olmayanın kestiği kurban kabul olunmaz. Biz demiyoruz, Allah (cc) böyle buyuruyor. Bu bir ayet mealidir. 

Namazın ön şartı abdest olduğu gibi, kurban ibadetinin ön şartı değilse bile, alt yapısıdır, temelidir takva. 

Abdestsiz namaz olmadığı gibi, takvasız kurban ibadeti kabul olunmaz. Ne kadar alımlı, çalımlı, büyük olursa olsun kurbanı, “Allah ancak takva sahibi olanlardan kabul eder” (Hac,22/34).

Tanımlar

Kurban, sözlükte, yaklaşmak, Allah’a yakınlaşmaya vesile olan şey anlamlarına gelir. 

Dini bir terim olarak, Allah’a yaklaşmak ve O’nun rızasına ermek için, ibadet maksadıyla, belirli şartları taşıyan hayvanı usulüne uygun olarak kesmeyi ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder (İbn Abidin, Reddu’l-Muhtar, VI, 312). 

Reklam

Takva, sözlükte “korumak, korunmak, sakınmak, saygı göstermek, dindar olmak, itaat etmek, teslimiyet, korkmak, çekinmek, dikkatli olmak” anlamlarındaki ‘vikāye’ masdarından türemiştir.

Seyyid Şerîf el-Cürcânî, “Allah’a itaat ederek azabından sakınmaktır, bu da ceza almayı haklı kılan davranışlardan nefsi korumak suretiyle gerçekleşir” şeklinde tarif eder (et-Taʿrîfât, “vḳy” md.). 

Kur’an-ı Kerim’de türevleri ile birlikte 285 yerde geçer.

Tarihçe

Esasen kurban İbadeti insanlık tarihi ile başlamış bir ibadettir.

Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiğim hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte sizin ilahınız bir tek ilahtır. Şu halde yalnız ona teslim olun. Alçak gönüllüleri müjdele!” (Hac, 22/34).

Nitekim, Hz. Âdem’in iki oğlunun kurban ibadetleri konusu nakledilmektedir Kur’an’da:

وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَاَ ابْنَيْ اٰدَمَ بِالْحَقِّۢ اِذْ قَرَّبَا قُرْبَاناً فَتُقُبِّلَ مِنْ اَحَدِهِمَا وَلَمْ يُتَقَبَّلْ مِنَ الْاٰخَرِۜ قَالَ لَاَقْتُلَنَّكَۜ قَالَ اِنَّمَا يَتَقَبَّلُ الله مِنَ الْمُتَّق۪ينَ 

Reklam

“(Ey Muhammed!) Onlara, Adem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, ‘Andolsun seni mutlaka öldüreceğim’ demişti. Öteki, ‘Allah ancak kendisine karşı gelekten sakınanlardan/takva sahibi olanlarından kabul eder’ demişti” (Maide, 5/27).

Bu ayete göre Hz Adem’in oğullardan birinin kurban ibadetinin kabul edilmemiş olmasını, diğer (kurbanı kabul edilen) oğul “takvâ” ile açıklamakta, “kurban ibadetinin ancak takvâ sahibi olanlardan kabul edileceğini” ifade etmektedir. 

Burada takvânın ne mânaya geldiği de âyetin devamından anlaşılmaktadır: Kurbanı kabul edilmeyen oğul kıskançlık yüzünden kardeşini öldürmek istemektedir. 

Bir kulun Allah’a bağlılığı, O’na karşı sevgi ve saygısı, itaatsizliğin sebep olacağı kötü sonuçlardan korkması (takvâ); onun kıskançlık duygusunu veya başkaca nefsani arzularını yenmesine yetmiyorsa, takvâsı eksik veya yok demektir

Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat ona sizin takvanız ulaşır.

لَنْ يَنَالَ الله لُحُومُهَا وَلَا دِمَٓاؤُ۬هَا وَلٰكِنْ يَنَالُهُ التَّقْوٰى مِنْكُمْۜ…

 “Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat ona sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele” (Hac, 22/37).

Bu ayetin ifade ettiği manaya göre, açık ve net olarak şunu söyleyebiliriz: 

Kestiğimiz hayvanlara “kurban” adını vermemiz mecazidir. Zira onlardan Allah’a takarrub edip yaklaşan bir şey yoktur. Eti, kanı, kemiği sosyal boyutudur kurbanın. 

Hayvanların ‘takva’sından da söz edilemeyeceğine göre, aslında kurban eyleminde isbat-ı vücud eden insandır.

Öyleyse, canını veren kurbanlık hayvan olduğu halde, bizden Allah’a takvanın ulaşması nasıl oluyor, bu ne demektir?

Bilincin/niyetin huzur-ı ilahiye miraç etmesi, yani Allah’ın huzuruna çıkması demektir. 

Tıpkı canlıların ruhu olduğu gibi, salih amellerin de ruhu vardır. Salih amelin ruhu bilinçtir/niyettir. Kurbanın etleri ve kanları ulaşmadığı hâlde, Allah’a kuldan yükselen takva işte o bilincin/niyetin ta kendisidir. 

Bunun için Peygamber efendimiz de “amellerin bilince/niyetlere  bağlı olduğunu” (Buhârî, Bedü’l-Vahy, 1; Müslim, İmare, 155; Ebu Davud, Talak, 11) ifade etmektedir.

Şu halde, kesilen hayvanın bedeni üzerinden yapılan tüm yorumlar bir tarafa, aslında kurban olayında gerçek kahraman, kesilen kurban değil, o kurbanı kesen insandır. 

Zira insan, takvasıyla Allah’a kurbiyyet kesbetme/yaklaşma yeteneğine sahiptir. Bunun için de ölmek zorunda değildir insan. 

Ancak Rabbiyle arasına giren dünyalıkları kesip atmak zorundadır. Bunu yaptığında, insan, gerçek bir kurban/yakınlaşmış olacaktır.

Kurban ile ölümsüzleşen takvadır

İkame teorisinde iddia edildiği gibi, Hz İbrahim’e tarafı ilahiyeden bir koç gönderilmesi (Saffat, 37/107) ve koçun kurban edilmesi İsmail’i ölümden kurtarmamıştır. O sonunda yine ölmüştür. 

Asıl verilen mesaj ise: Hz. İbrahim’in takvasının Allah’a ulaşması için, İsmail’in etine ve kanına ihtiyaç olmadığıdır.

Ancak kesilen kurbanla ölümsüzleşen bir şey var: 

Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in takvası. (İtaat ve teslimiyetleri)

Yani İbrahimî ve İsmailî bilinç/ niyet (takva), Allah’a takarrub/yaklaşarak huzur-ı ilahiye çıkar. 

Ve kurban, kelimesinin içerdiği “süreklilik” vurgusunun da ihsas ettiği gibi; “sürekli huzurda olma” boyutu gerçekleşir.

Tıpkı Kur’ân’ın dediği gibi:

“Size sadece tek bir öğüdüm var: İster tek başınıza olun ister başkalarıyla birlikte olun; (asla Allah’ın huzurunda bulunduğunuz gerçeğini unutmayın)!”  (Sebe’, 34/46). 

Velhasıl kelam, kurban;“Nerede olursanız olun, O sizinle beraberdir”(Hadid,57/5) şuuruna takva ile yükselmek/ermektir.  

Vesselam.

Kaynak:

T.D.V. İslam ansiklopedisi, takva mad.

Hayrettin Karaman, kurban-takva ilşkisi var mıdır?

Mustafa İslamoğlu, kurban olmak: Sürekli huzur-u ilahide olmak.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here