Kürdler ve Türkler

6

Baş Çelişki

Bir zamanlar moda kavramlar vardı.

Bunlardan biri ‘’Baş’’ diğeri ‘’Temel çelişki’’ydi.

Aslında baş da temel de aynı kapıya çıkardı.

Aynı kapıya çıkmasına çıkardı ama sırf bir kavram için insanlar birbirine silah çeker, kan döker katil de olurdu. 1972’lerden 2000’li yıllara kadar bunu bizzat yaşadık. Bunun içinde yer aldık.

Dün, bugün ve yarın bağlamında ne ifade eder ‘’Baş Çelişki’’ benim için?

Bir defa; Dünyadadaki ‘’Baş Çelişki’’ ile ne uğraşacak zamanım, ne gücüm, ne de bir zorunluluğum vardı.

Amerika ve Rusya’ya eşit mesafede dururdum.

SSCB ‘’revizyonist mi?, Oportunist mi? Ya da Sosyal Emperyalist mi?’’ bu konuda da rahattım.

Geriye kalıyordu ‘’Ulusal Sorun’’ yada –diğer ifadeyle ‘’Millî Mesele’’ hatta buna ‘’UKKTH Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkı’’ da diyebiliriz. İşte ben burda duruyordum.

Bireysel olarak aslında çok hayati sorunlarım yoktu.

Öğretmendim. Evlenmiş iki de evlat sahibiydim. Rahat rahat bir devlet memuru olarak –çok içime sinmese de- devam edebilirdim.

Lenin ve 17 Ekim Devrimi ve özellikle de UKKTH konusunda solda yer almıştım. Amerika Wilson Prensipleri bir anlam ifade etmiyordu benim için. Bu nedenle her yurtsever Kürd gibi ben de solda yerimi aldım.

İyi de mensubu olduğum Kürd Halkı kamilen bir ULUS muydu?

Bana göre o zamanki bilgilerime göre; Hayır!
Kürdler bir halktı. Geç kalmış bir halklaşma ve ULUS’laşmak içindeydi. Halklaşmadan uluslaşmaya geçiş için;

  1. Devletinin olması..
  2. Pazarına sahip olması…
  3. Dünya ulusları içinde şerefli yerini alması için; daha çok bedeller ödemesi gerekiyordu.

Kasr-ı Şirin Anlaşmasıyla (Osmanlı ve İran Şahlığı) arasından önce ikiye, sonra Lozan’la da dörde bölünmüştü. Dört parça üç ayrı ulus tarafından bölünmüştü.  Türkiye’de TC Devleti, İran’da (Önce Şah sonra Humeyni) İran İslam Cumhuriyeti. Irak’ta Saddam, Suriye’de Esed vardı.

Peki kendi parçam (Kuzey Kürdistan) dediğimiz yerde yaşıyordum ve o zaman sorunum burada kiminle, diye düşünmeye başladım. Sorunun başlangıcı nerden başlıyor?

Çok uzaklara değil. TC Devletinin ortaya çıkışı ve Mezopatamya’ya gelişine değinelim.

Ki benim için 1071 temeldir.

Malazgirt Meydan Muharebesi ve hani derler ya, Sultan Alparslan’ın  Anadolu’ya girişi…

Oradan, bir de Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışına geçelim. Erzurum ve Sivas Kongereleri diyelim ve burada rahat bir nefes alalım.

Sanırım Türk Okurlarımdan bir itiraz gelmez.

Çünkü her Kürd dendiğinde kırmızı görmüş boğa gibi oluyorsunuz. Kürdistan sözcüğü geçince de aklınıza hıyar geliyor ve sanki bir hıyarı çat, ikiye böler gibi bölücülükle  korkuyorunuz.

Korkmanız gerek yok.

Bakın, sizin 1919’unu var. Ben de Kürdlerin de 1919 var, diyorum.

Siz kendi 1919’uzunuzu görüyorsunuz ama Kürdün görmüyorsunuz.

Kürdün 1919’u Koçgiri’dir. Ali Şêr liderliğinde gelişen Bir Kürd Halk Hareketi, isyanı ve Mücadelesi var.

Sizin Mustafa Kemaliniz varsa, Kürdlerin de Miralay Halid Beg’i var.

Sizin Mustafa Kemal ile Kürd Miralayi Cibranlı Halid aynı okullarda okumuş, aynı Osmanlı ordularında beraber savaşmışlar.

1919’da Koçgiri’de Ali Şêr, gelişecek bir Kemalist Hareket ve kurulacak bir devlete karşı gardını almıştır. Mustafa Kemal’in Türklere Hasta Osmanlı içinden Genç Bir Cumuriyet kurması gibi  Cibranlı Halid Beg de aynı misyonu kendi halkı ve mensubu olduğu Kürdler için düşünmüş olması çok normal ve makul değil mi? Bana helal, sana haram mantığı dünde, bu günde, yarında yanlış.

İşte iş buradan itibaren çatallaşıyor. Ve çatallaşma ile beraber  kavga başlıyor

 Ben şöyle düşünüyorum:

Kürdler ve Türkler bazında düşünüldüğünde;

 Kürdler Mezopotamya’da kalıcı, yerli  halklardandı. Türkler Ortaasya’dan geldiler. Yabancı ve askeriydiler. Ellerinde kılıç kalkan ve sonra da Ku’an’ı aldılar. Kılıç fetih, Kur’an fethin gerekçesi oldu

Türkler askeri olarak çok güçlü, donanımla ve işin ehli insanlardı. Askeri olarak Türkler, Kürdleri yendi.

Ama kültür olarak Türkler, Kürdlere göre geri olduklarından onları sömürgeleştiremedi. ‘’

Bu oyunda ‘’pata’’ durumuna benziyor.

1923’lerde Mustafa Kemal, Türklerin ATATÜRK’ü olmayı becerdi. Ancak benim Kürdlerime üvey babalık yaptı. Lozan’da (ismet İnönü) ile hamilik yaptı ama Meclis kurarken; Kürdlere hak vermek, onların varlıklarını kabul etmeye gelince dirsek gösterdi. Göstermelik ve bostan korkuluğu bazı işbirlikçi Kürdleri yanına aldı. TBMM kiyafetleriyle gelmesine izin verdi. Hatta özerekliten de zaman zaman dem vurdu. Ancak Misakî milli and içinde ‘’Tek tek’’leri saydı. Türk’ün dışında kimseyi zikretmedi ve ilan etti:

‘’Miask-î milli sınırları içinde yaşayan herkes Türk’tür’’ deyip,

Üçlü anayasa hükmünün çivilerini çaktı.

Bazı adamları buradan hareket eder, Atatürk’ten güç ve kuvvet alarak; işi ırkçılığın şahikasına taşıdılar.

Özcesi bu kısa anlatımla; Sorunun asıl kaynağı; 1923’lerde kurulan TBMM’si sorunlu ve yanlış bir temelle işe başladı. O günden bu güne Kürd Halkı; yok sayılmanın sancılarını yaşıyor. 1919’dan 1938’lere kadar süren isyan ve baş kaldırının temelinde bu yanlış oluşturulan yapıdır. Ve bunun adı da TC devleti’dir.

Yok sayılan bir halk var ortada.

Yok sayılanın hakkı da olmaz.

İşte PKK ve 1978’lerde başlatılan hareket buradan gıdasını alıyor.

PKK ve Öcalan bir neden değil, bir sonuçtur.

Sonucun da evveliyatı ve maddi zeminine inmek gerekir.

Soruna; ideolojik, politik siyasi gözlükle bakmak ve çözüm aramak yanlış. Bu onlarca kez denendi.
Biraz da Sorunu anlamak için; tarihi, sosyolojik ve bir halkın kendini ifade etme, yaşamak yönünden bakmalıyız.

Bana göre esas üzerinde durulması gereken konu bu.

Öcalan ve PKK eliyle bir Kürd Kemalist Hareketi planlandı ve bu sonuç itibariyle başarıldı. PKK Öcalan bir sol jargonlu, sosyalist ve ML soslu bir Kürd Kemalist Hareketi’dir.

Onun içinde yer aldım. 20 yıllık bir ömrümü verdim. 20 yıldan beri de ona karşı durarak mücadele ediyorum.

07 Temmuz 2020

Almanya-Essen

6 YORUMLAR

  1. 40 yıl fetonun teknik direktörlüğünü yaptıktan sonra Fehmi bey ara transferde pkk ya transfer olmuş anlaşılan.Aradan sonra müthiş dönüş.

  2. “Sanırım Türk Okurlarımdan bir itiraz gelmez.

    Çünkü her Kürd dendiğinde kırmızı görmüş boğa gibi oluyorsunuz. Kürdistan sözcüğü geçince de aklınıza hıyar geliyor ve sanki bir hıyarı çat, ikiye böler gibi bölücülükle korkuyorunuz.”

    Şükrü bey! Yukariya aktardığım bu bölümünüzde Türkler için geçen “KIRMIZI GÖRMÜŞ” boğa gibi genelleme yapmanız bence yalnış; ve ayni zamanda’da herkesi ayni kefeye koymuş oluyorsunuz.

    O kelimeyi şu şekilde yazmış olsaidiniz “genelikle batıda yaşayan bir kısım TÜRKLER,” o zaman size hak verirdim.

    Peki bana göre neden yalnış olduğunu kendi ailemden õrnek, vererke açıklaya bilirm.
    Biz 2 abim rahmetli oldu 5 kız 4 erkek 9 kardeşiz.
    Buna çocukları ve torunlaride ekldiğimizde MaşAllah kalabalık bir aileiz.
    Aile olarak siyasi görüşümüz genelde sağ partiler ve MHP.
    Çeştli partlerde görev alanlarımızda oldu.

    Son! 2 seçimde bir kısmımız HDP ve CHP ye oy verdık.
    Çünkü, fakir fukara çocuklarının kanları ile zafer nameleri atarak TAVŞANA KAÇ TAZIYE TUT oyununu oynayan Kan emicilerini açığa çıkarmanın zamani geldi’de geçti bile.

    KÜRDISTAN konusuna gelince neden olmasın; zaten oranın halkı Kürt orasıde Kürtlerin bölgesi ve Osmanlı dönemindede ismi Kürdistanidi

    Devletleri devlet yapan içinde yaşayan milletlreden oluşmüş halklardır.
    Halklaride millet yapan ana Dilleridir ve kültürleridır, bunları serbestce yaşamak herkesin hakkıdır.

    Bu gerçeği Ellerimize baktığımızda dah iyi görür ve anlarız.
    Adeta birbirlerine destek ve güç veren 5 parmağın birbirlerine benzememesi gibi.
    Parmakların şekileri boylari değişik olmalarına rağmen dünyayi dizayın edenler elerimizin parmakları, değilmi?

    Yazilarınızı zevkle okuyorum,ve çokta beğeniyirum! Yalnışların düzeltilmesi için her şey açık açik tartışılıp konuşulursa o zaman zalimler için Dünya Cehennem bizler içinde Cennet gibi güzel olur.
    Sağlıklı ve mutlu kalın.

  3. Nurdan Hanım,
    Sanırım normal ve medeni hitap şekli bu olsa gerek.
    Lakin insan – hele de bu benim gibi erkekse- bir kadına nasıl hitap edeceğinden tereddüt ediyor.
    ‘’Sayın bayan’’ mı desem, Sadece ‘’Nurdan’’ mu desem, ve sade haliyle ‘’Nurdan hanım’’ demeye karar verdim. Çünkü karşı cinsimiz olan siz kadınlara da genellemelerin dışında bin bir hala aldınız.
    O nedenle ben ‘’Nurdan Hanım’’ dedim. Ve size yanıt değil de tepkinize açıklık getirmek istedim.
    Önemsiyorum.
    Çünkü Murat Ard olumsuz, siz olumlu tepki verdiniz.
    Olumuya ve olmumsuza da ‘’Eyvallah!’’
    Yeterki edep ve insaf ölüsü aşılmasın. Kantarın topuzunu kaçırmayalım.
    Murat Ard ve sizi de bilmem ve tanımam.
    Murad Ard/niyetli veya sizin iyi/niyetli olduğunuzu da bilmem.
    Ben daha çok yazdıklarınıza bakarım Ve Murat Ard’tan önce size hitaben yazmaya karar verdim.
    Evet, renkli bir kişliğim var.
    Bu çok yönlülük ve çok renklilik benim bir özelliğim. Ban okul yıllarımda ‘’Kelebek Mehmed’’ derlerdi. Kelebeğin kanatları kadar renkler ve meziyetler taşırım.
    Sizin bu özelliğimi sevdiğinize sevindim.
    Gelellim şu gennelleme meselemize:
    Yani şu ifademden alınmışsınız;

    ‘’Çünkü her Kürd dendiğinde kırmızı görmüş boğa gibi oluyorsunuz. Kürdistan sözcüğü geçince de aklınıza hıyar geliyor ve sanki bir hıyarı çat, ikiye böler gibi bölücülükle korkuyorunuz.”

    Şükrü bey! Yukarıya aktardığım bu bölümünüzde Türkler için geçen “KIRMIZI GÖRMÜŞ” boğa gibi genelleme yapmanız bence yalnış; ve aynı zamanda da herkesi aynı kefeye koymuş oluyorsunuz.’’
    Öncelikle genelleme konusunda haklısınız. Özür. Hatta F. Nichte derki ‘’ Tüm genellemeler yanlıştır. Bu benim söylediğim de dahil.’’ Ve Deli Filozofumun dediğine katılırım. Bunu kurtarmanın tek yolu –BAZI- demek gerekir.
    Ancak,
    Kürd, Kürdistan söcükleri dahi olsa Türkler açısında o ‘’BAZI’ları o kadar azalıyor ki; bir veya en çok iki eln parmaklarını geçmiyor.
    Türkiye’de çıkın herhangi bir şehrin sokağına, sıradan 10 Türk’e Kürd ve Kürdistan kelmelerini sorun. Sadece sorun bakın bakalım başınıza gelecek? Ama bunların içinden bir Gül veya bir Nurdan’ın çıkması bizi kurtarmıyor. Genellememiz bozsa da kafamızdaki yargıyı değiştirmiyor, biz tatmin etmiyor.
    Size 1972’lerde Diyarbekir Skyt. Yargılamalarından bir küçük örnek vereyim.
    O dönemde bizim Terzi Niyazi adında güzel bir Kürd insanı Kürd ve Kürdistan bahsedenince hakim.
    ‘’Bölücülük yapma!!’’ diye uyarır. Niyazi Usta da’’
    ‘’Ma hakim bey, Türkiye hıyar mı ki hemen cart diye ikiye böleyim’’ der.
    Diyeceğim Hakim bile olsa bir Türk hakim bir anlayışın ürünü bir bakışa sahip. Çünkü 1948 Eğitim ve öğretim ürünü olan insanlar yetiştirdi.
    Bunun hakimi, sağcısı, solcusu, sosyalisti ve hatta komünisti aynı tornadan çıkma.
    ‘’Vatan söz konusu olunca geriye kalan her şey teferrutatır’’ derler ya.
    İşte mesele de tam burda.
    Bu 90 yıllık anlayış ve yargıyı kaldırmanın temel kıstasları var.
    Hala Kürd ve Kürdistan bir tahlike.
    Peki Türkler için ‘’Kırmızı görmüş boğa’’ veya ‘’Hıyarı’’ da bir an kaldırdım.
    Ne diyelim?
    Biraz empati yaparak yardımcı olur musunuz?
    Sevgi ve dostlukla kalın.
    08.07.20
    Almanya-Essen ama esenlik içinde değilim.
    Gülmüş (Xoca)

  4. Merhaba,Şükrü bey!
    Öncelikle cevabınız için teşeşekürler. Bana istediğiniz gibi hitap edebilirsiniz.

    Benim yorumumun doğruluğunu sizin yazınızi okuyup anlamayan ve yorum adi altında kin ve nefret duygularını sergileyen yorumcu şahis adeta doğrulamış, gibi bir yorum yazmış.

    Zannedersem sizleri (Kürtleri) en iyi anlayan benim.
    Ben Sarkamış’ın Çoğunluk nufusu Kürt ve Türklerden oluşan, Gürcü, Malakan, ve Dağistan kökenlilerden oluşan bir köyde doğup 11 yaşinda Ankaraya gittm 18 yaşına kadarda her yaz gidip geliyordum.
    Bizim köyümüz tam bir komediyen köyü gibiydi.
    Hiç kimse kimsenin siyasi görüşü irkı dini ve messep ile uğraşmazdı.
    Hepimiz bir aile gibiydik.büyüklerimizin hepsi bu saydığım dilleri biliyordular, yalnız biz çocuklara öğretmiyordular. Öğretin dediğimizdede bize “hadi şu amcanın elini öpün şöle söyle” derdiler o amca veya teyzennin elini öpüp o kelimeyi söylediğimizde tokati yoyiyorduk.
    O zaman bize Küfür ettirdiklerini anliyirduk.

    Yazdığım gibi tam bir komediyen kõyüyüdü.
    Bizim köyün çocukları ve gençleri’nin Türkçeleri Doğu aksani idi Kürtce konuşanların Türkçsi bizden daha değişkti.

    11 yaşında Ankaraya geldiğimde bize Kürtler diyiyordular, ve bayağı aşağıliyordular. Benim hiç umurumda bile değildi taki bir çocuk bana Ayı kürtler diye hitap edinceye kadar.
    O erkek çocuğunu yakaladığım gibi benim iki katim olan çocuğu öldüresiye dövdüm.
    Sen benim köylülerimi nasıl aşağılarsın diyerek vuruyordum tabi çelimsiz olduğum için benden sopa yiyeceğini hiç tahmin etmemişti.
    3 kadın zorla elimden aldılar.
    Döverkende çenemde boş durmiyirdu “köylülerime hakaret edemesin”falan diyerek yani ellerimin dışında çenmde çalışiyordu.

    O gûnden sonra kendi kendime şivemi değiştirmemeye söz verdim ve değiştirmedim.
    Bana hep Kürtmüsün diye sorardılar.
    47 yaşına kadar Ankarada yaşadım, ve çokta başarılı oldum.Kürtlükle komşuluk ve kız alip verme akrabalığı dışında alakam olmamasına rağmen bana hep Kürt Kızı derdiler, yalniz bu kelimeyi hep başarılarımdan dolayı kullanırdılar.
    Gerçekten bizim Karsta Kürtler ve Diğer milletler birbirlerine karşı bir aile gibiler.
    Son belediye seçimlerinde HDP nin adayı kazandı.
    Bu siteded Kars belediyesinede Kayyum atayacaklar diye bir haber okudum ve o habere şöyle bir yorum yaptim “Karsın Halkı Komşularını politikacilar babalaride olsa onlara yedirmezler.”

    Sizi ve sizin gibi olanları at gözlüklüleri takmiş, dünyadan bey haber olanlar anlayamaz ve taniyamazlar.

    Ocak Medya sesli ve renkli kişilikler bulup bizlerle tanıştırdiğı için kendilerine minnetariz ve teşekür ederiz..

    Şükru Öğretmen hayat hikayeniz ile bizleri ağlatırken renkli yazılarınızla güldürmeyide ihmal etmiyorsunuz! Sahi bunu nasıl beceriyorsunuz.
    Elkerinize sağlık.

  5. Not: düzeltme! Aşağıya aktardığım bölümün imlalarını yazmadığım için sanki Şükrü öğretmene hitap edilmiş gibi olmuş,

    “Sizi ve sizin gibi olanları at gözlüklüleri takmiş, dünyadan bey haber olanlar anlayamaz ve taniyamazlar.”😊

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here