Kurulması gereken bir ittifak varsa o da barış ittifakı olmalıdır..

0

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle Van Musa Anter Parkı’nda “Barış Yaşatır” şiarıyla düzenlenen mitinge katıldı.

“Bu topraklarda büyük acıların yaşandığını, bedellerin ödendiğini, barış için mücadele edildiğini her zaman barış, demokrasi, özgürlükler adına büyük mücadeleler edildiğini biliyoruz.” diyen Buldan, şunları söyledi:

“Kaybettiğimiz canlarımızın, yaşadığımız yıkımların, soframızdan çalınan ekmeğin, tüm adaletsizliklerin elbette ki bir nedeni var. Bu neden halkımızın onay vermediği savaş politikalarıdır. Ne yazık ki son 6-7 yıldır bu savaş politikalarına prim veren, halkımızı ekonomik, sosyal ve siyasi krizlerin içine sürükleyen bir iktidar var karşımızda. Çözüm ve barış olmadığı için Türkiye’nin her gün başka bir yere savrulduğu bir zamandan geçiyoruz. Biliyoruz, yaşadık 2013 yılı hepimizin hafızasında, kalbinde önemli bir tarihtir. 2013’te başlayan diyalog ve müzakere süreci Türkiye ve Ortadoğu’nun en önemli tarihi adımıydı. Bunu Türkiye halkları olarak dikkatle takip ettik. Sadece barış ve müzakere süreci değil onun arkasından atılan adımlar da vardı.

28 Şubat’ta Dolmabahçe’de okunan mutabakat metni bu ülkenin barışa adım adım gitmesi ve demokrasinin tesisi için atılan adımlardan bir tanesiydi, kıymetli bir adımdı. Ancak bu ülkeyi yönetenler diyalog yerine çözümsüzlüğü ve savaş politikalarını tercih etti. Halkların ortak geleceğine darbe yaptılar. Bunu yaparken tecridi derinleştirip barışı unutturmaya çalıştılar. Çünkü Türkiye halkları barışın gelmesini umut ediyordu. O iklim Türkiye’ye yayılmıştı fakat bu ülkeyi yönetenlerin barışı unutturup tecrit, inkar ve asimilasyon politikalarında ısrar etmesi bu ülkeye hiçbir şey kazandırmadı, ülkeyi 100 yıl geriye götürdü.

İktidar Ortadoğu’da yaşanan bütün savaşların içine Türkiye’yi koydu. Savaşların içine sürüklenen bir ülke haline geldik. Suriye’den Libya’ya, Irak’tan Doğu Akdeniz’e, Ege’den Afganistan’a bütün savaşların içinde olmak büyük zarar verdi. Bunun maliyetini ekonomik ve sosyal olarak Türkiye halkları ödemek zorunda kaldı. Kürt sorunuyla yüzleşemeyen bir ülke kaoslardan, krizlerden, mafyadan, çetelerden ve bunlarla oluşan düzenlerden kurtulamaz. Bu ülkenin en büyük sorun olan Kürt sorununun çözümü acildir, elzemdir. Diyalog acildir, elzemdir. Müzakere acildir, elzemdir. Tecridin kalkması acildir, elzemdir.

Çünkü biliyoruz ki çözümün olmadığı bir ülkede demokrasi olmaz; adalet, refah, istikrar, güvenli bir yaşam olmaz. Bugün en önemli meselelerden bir tanesi barıştır. İşte bir kez daha barışa ne kadar çok ihtiyaç olduğunu bu meydandan ilan etmek istiyoruz. Çünkü yönetilemeyen bir ülke var. AKP-MHP iktidarının artık bu ülkeyi yönetemediğini biliyoruz. Faşizm koşullarının olduğu bir ülke var. Demokratik siyasete her gün darbe yapılan bir ülke var. Açlığa, yoksulluğa, işsizliğe mahkum edilen milyonlar var. Geleceği çalınan gençler var, her gün sokak ortasında katledilen kadınlar var. Çökertilen ekonomi var, sömürülen alın teri var. Talan edilen doğa, ormanlar ve sularımız var. Nefret siyaseti var, ırkçılık siyaseti var bu ülkede. İnsanlar artık birbirine güvenle bakamıyor.

Kürt sorununun demokratik yöntemlerle çözülmesini vurguluyoruz. Ne Kürt sorunu ne barış sorunu sadece HDP’nin sorunudur. Vicdanı olan herkesin sorunu olmalıdır. Kürt sorununun çözümü sadece Kürtlere değil 83 milyon insana mağduriyet olarak dönmektedir. O yüzden barışı ve çözümü haykırmanın, Kürt sorununun demokratik yöntemlerle çözülmesini istemenin zamanı gelmiştir.

Siyasal ve toplumsal muhalefete ve tüm demokrasi güçlerine, parlamentoya, STK’lere, aydın, yazar ve akademisyenlere, vicdanlı olan herkese bu çağrıyı yapmak istiyorum: Bu saatten sonra kurulması gereken bir ittifak varsa o da barış ittifakı olmalıdır. Herkes barış ittifakı üzerine yoğunlaşmalı ve bu ittifakı hayata geçirmelidir. Türkiye’nin en acil ihtiyacı barıştır. Doğudan batıya, güneyden kuzeye Türkiye halklarının barış ittifakının oluşturulması önemlidir.

Biz HDP olarak; 27 Eylül’de Ankara’da hem Kürt sorununun hem de Türkiye’de yaşanan birçok sorunun çözümüne dair HDP’nin ilkeleri dediğimiz deklarasyonu açıklamaya hazırlanıyoruz. İnanıyoruz ki bu ilkeleri açıkladıktan sonra Türkiye halkları HDP etrafında kenetlenecektir. HDP daha çok büyüyecek, HDP daha çok genişleyecektir. İmha ve inkar siyasetine hayır diyenler, barışa ve çözüme evet diyenler yerlerini artık belli edecektir. HDP’nin Türkiye siyasetinde büyük bir umut, cesaret ve çözüm gücü olduğunu bir kez daha Türkiye halklarına göstereceğiz. Şimdiden hayırlı olsun diyoruz. Herkesin desteğini beklediğimizi ifade ediyoruz.”