Laiklik istiyoruz…

4

Laikliğin ne anlama geldiğini biliyoruz. O kadar biliyoruz ki, ‘aslında öyle değil, böyle olmalı’ diyecek kadar.

Müslümanlar da biliyor, Deistler de. Hatta Agnostikler de…

Kötü alışkanlıkların kötü olduğunu da biliyoruz ama gene de yapmaya devam ediyoruz.

Sigaranın zararlarını da biliyoruz ama içmeye devam ediyoruz.

Faizin haram olduğunu da biliyoruz ama almaya devam ediyoruz.

Toplum olarak Laiklik istiyoruz.

Laikliğin ne kadar önemli olduğunu bilenler istemedikleri için. Onlar popülist yaklaşımlarla oy kaygısı içinde oldukları için ben dile getiriyorum.

Eski dönemlerde inançlı insanlara sıkıntı çıkaran insanlar biraz olsun hadlerini bilselerdi, biz bugün yaşadığımız mantıksız süreci yaşıyor olmayacaktık.

Onlar, haddi aşıp aşırılıklara gitmeselerdi, halimiz böyle olmayacaktı.

Ama geçti.

Öyle olmasaydı, böyle olurdu.

Böyle olsaydı, şöyle olmazdı…

Olmuş ve geçmiş.

Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım.

Bugün bize laiklik lazım.

Toplumdaki dindarlardan çekinildiği için dile getirilmiyor mu?

Getirilmeli.

Haddi aşanlar, şımaranlar, dincilik yapanlar, uçanlar-uçuranlar, asanlar-kesenler, kartel olup insanları tehdit edenler için lazım.

İslam’da var mı?

Yok mu?

Müslümanlar bunu yarım asırdır tartıştılar. Tartışmaya da devam edecekler.

İslam’da var mı, yok mu?

İslam’da yok, o zaman fetvayı verelim: ‘Laiklik haramdır’.

Yetmez mi, o zaman daha da ileri gidelim, içiniz şöyle bir oh desin: ‘Laiklik küfürdür’.

Oldu mu?

Peki şimdi bir de İslam’a soralım.

İslam’da var olanları da sayalım mı?

Haksız kazanç, hırsızlık, yolsuzluk, haddini aşma, zina, taciz, faizcilik, faiz, haksızlık, adam kayırma, şirk, Allah’tan başka ilahlar edinme, ruhban sınıfı, ruhban sınıfı oluşturma, dincilik yapıp dini satma, harama el uzatma, fakiri hakir görme, aldatma, Allah adına hüküm verme….

Ve diğer bütün yasaklar…

Bütün bunlar İslam’da yasak.

Yapıyor musunuz?

Evet.

Bütün bunlar yasak olduğu halde, durmadan yapmaya da devam ediyorsunuz…

Bize bugün Laiklik lazım.

Kağıt üzerinde olmayan Laiklik.

Hayatın içinde uygulanan Laiklik.

Bizleri dincilerin şerrinden kurtaracak Laiklik…

Sevgi ve Bilgiyle kalın

4 YORUMLAR

  1. Şu cu bu cu ne der ne demez bilmem ama, sen benim dediğime bak, ben zaten kendime bakıyorum.
    Ayrıca aileden akrabadan komsumdan birinin inanç bakımından bir sıkıntısı, bir derdi varsa ona da bakıyorum.
    Hatta ülkemin komple bir sorunu varsa ona bizzat müdahale ediyorum:
    Sandığa giderek, beni, komsumu ailemi, ülkemi, vatan topraklarımı düşünen, koruyacak, benim derdimi kendi derdi kabul edecek, çözebilecek insanları vekilim olarak meclise gönderiyorum.
    Benim gibi düşünmeyen insanların düşüncesine, yasam bicimine saygı gösteriyorum.
    İnandığı her neyse karşındakinin, doğruyu, dürüstlüğü, hakkı hukuku, saygıyı hangi gözle bakıp değerlendirdiği ne bakıyorum.
    İste ondan sonra Laiklik ayna gibi parlıyor gözümün önünde.
    Kıyafeti mi, gittiği ibadet yeri mi, yaşadığı sosyal alanları mı, çocuğunu gönderdiği eğitim kurumu mu, bunlar zaten ondan sonra bir önem arzetmiyor.
    Bu durumda laiklik sadece dini inanç bağlamında küçük bir çerçeve içine sığmıyor sanki!.

  2. baştaki görselde M.K.Atatürkün sözü de gösteriyor ki; cumhuriyetle beraber uygulanan laik sistem özgürlüklerin kısıtlanma aracı olarak kullanılmış. Bu gün de laiklik tıpkı Atatürkün uyguladığı gibi milim şaşmadan uygulanmaktadır. Devlet mekanizmalarında referansını Din’den alan hiç bir karara göz yumulmamakta, aynı şekilde özgürlükleri kısıtlama aracı olarak uygulanmakta. Devlet iradesinin yönetim alışkanlığının bir sonucu olarak dini de yönetmesi laiklik’e halel getirmemekte. Devlet kimsenin neye inanıp neye inanmadığı ile ilgilenmeyip inancının gereği olarak devlet uygulamalarını eleştirenleri olağan üstü titizlikle ayıklayıp tasfiye etmekte.

    bu durumda daha nasıl bir laiklik istiyorsunuz muhterem hocam? galiba ben gene anlayamadım.

    -: bu ifadede laiklik kavramının evrensel tanımıyla çelişen bir durum varsa şayet, o çelişki kesinlikle bana ait değil.

  3. Ortaokulda dinkulturu öğretmenimiz laiklik kelimesinin Fransızcadan geldiğini, dini olmayan anlamına geldiğini söylemişti. O günden beri Laiklik benim için bir anlamsız, hayattan uzak, içi boş bir kelime haline geldi.Ya ,devlet insanın dinine neden karışır dedim çocuk aklimla.Ben Müslümanım, başkası mecusi kime ne.Brnim dinimm var, başkasının olmayabilir. Kişiye göre hukuk duzenlenmeyecegine göre, toplumun butunlugunce kabul görmüş bir dinin yasalarını uygulamak neden gericilik oluyor.

    • bir kavram kargaşasıdır gidiyor. hayatımda gördüğüm en saçma tartışmalardan biri de laiklik tartışmaları.

      laiklik devlet işleri ile din işlerinin birbirinden ayrılması olarak tarif edilir. yani devlet işlerini dinden alan referans düşünceyle yürütemezsin, akıl ile teknik düşünce ile yöneteceksin diyor. Din ne diyor o da aynı şeyi söylüyor. e o zaman benim laiklikle bir sorunum yok ki. tartışma ta Atatürkden beri devletin dini bir yönetim aracı olarak kullanmak istemesinden kaynaklanıyor. devletin iki yüzü: hem laiklik diyor hem de dini kendi siyasetinde kullanmak istiyor, kendi ilkesini ihlal ediyor. bu eskiden de böyleydi şimdi de böyle. yazar çok haklı.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here