Maalesef gelinen noktada Meclis bir tiyatro, bizler birer figüranız..

0

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Meclis Genel Kurulunda Türkiye’nin adalet karnesine ilişkin konuştu.

Bu konuşmayı Türkiye’nin son dönemde yaşadığı adaletsizlik ve hukuksuzluklardan duyduğu derin üzüntüden dolayı yaptığını dile getiren Yeneroğlu, şunları söyledi: “Hepimiz birer vekil olma sorumluluğu ve bilinciyle milletimizi temsil ediyoruz. Ancak ülkemizde ‘adalet’ diye çığlıklar atılırken nasıl adil olmayan bir ceza infaz kanunu Meclisten çıkabiliyor.

Kurşun atanlara, mafya ve çetelere cömert davranırken nasıl olur da aleyhinize ‘tweet’ atan vatandaşlarımıza, bizi eleştiren aydınlara karşı kin besleyip infaz paketinde bile gaddarlık yapabiliyoruz? Birilerinin kinine ortak olup bir vakıf üniversitesine el koymak için nasıl el kaldırabiliyoruz?

İnancımız, vicdanımız, adalet anlayışımız buna nasıl izin veriyor? En büyük adaletsizliğin adil olmayıp adil gibi görünmek olduğunu bilmiyor muyuz? Bir saat adaletin, sadece bir saat adaletin bir sene ibadet etmekten daha hayırlı olduğunu unuttuk mu? Peki, haksızlık karşısında susanın nasıl tarif edildiğini okumadık mı?

Gece başımızı yastığımıza koyduğumuzda haksız yere cezaevinde olan bir kişinin çocuğunun ‘Twitter’a koyduğu masum video akıllarımıza gelmiyor mu? Bir kişiye, sadece bir kişiye yapılan haksızlığın her birimize koşarak yönelen bir tehdit olduğunu göremiyor muyuz? Bugün yapılan hukuksuzlukların, sopa başkalarının eline geçince yarın emsal temsil etmeyeceğini mi zannediyoruz?

Evlatlarımıza sarılırken çoğunuzun çocuğunun gittiği okula ya da dershaneye çocuğunu gönderdiği için terör örgütü üyeliğiyle suçlanan bir vatandaşımız için üzülmüyor muyuz? 15 Temmuzu bu millete yaşatan caniye hayatımda bir kere ‘hoca efendi’ demedim, geçmişte diyenleri de kınamıyorum. 12 Eylülde, 28 Şubatta zalimliklere alkış tutan o kişinin nihai amacını bilmiyorlardı ve/veya teröre kan akıtmaya kadar iktidar hırsından haberleri yoktu elbette.

Peki, kendileri için ‘Allah affetsin.’ diye işin içinden çıkarken yasalara aykırı herhangi bir eylem içerisinde bulunmamış insanların yaşadıkları zalimliklere karşı nasıl susabiliyorsunuz? Maalesef gelinen noktada Meclis bir tiyatro, bizler birer figüranız.

Kendilerini Orta Çağ kalıntısı paternalist bir anlayışla kuvvetler ayrılığının üzerinde görenler, yasamayı da aslında sadece rahatsız edici bir formalite olarak kabul ediyor. Sözde kurtarıcıların kutsandığı bir ülkede elbette ‘hukukun üstünlüğü’ iddiası ayaklar altında ezilir. Ülkemde kuvvetler ayrılığı ilkesi ve temel hak ve hürriyetler yaygın olarak ihlal ediliyor, hukukun üstünlüğü ilkesi üzerinde tepiniliyor.

Bazen kürsülerden, çoğu zaman telefonlardan hâkimlere ve savcılara talimatlar veriliyor. Hâkimlere ve savcılara talimat verilen ülkede adalet olur mu? Üniversiteler, vakıflar, dernekler sindirilmiş. Millet sürü olarak kabul ediliyor. Medya kontrol altına alınmış. Toplumun farklı kesimleri şeytanlaştırılıp birbirlerine kıydırılıyor ve insanlar sık sık hain ilan ediliyor. Kin ve nefret beslenerek büyütülüyor.

‘Özgürlük neredeyse benim ülkem orasıdır.’ diyen Benjamin Franklin’e ‘Özgürlüğün olmadığı yer işte orası da benimki.’ diye cevap vermişti Thomas Paine, üç yüz yıl önce. 21’inci yüzyıla gelindiğinde hâlen aynı cümleyi kurmak beni utandırsa da ‘Özgürlüğün olmadığı yer ve maalesef adaletin olmadığı yer, işte orası bugün Türkiye’dir.’ cümlesini damarlarıma kadar hissettiğimi ifade etmek istiyorum.

Birinci Mecliste, Kurtuluş Savaşı esnasında ‘Millet cephelerde kan ağlarken bu gensoru da ne oluyor?’ diye soranlara ‘Cepheleri tutacak olan kanundur, adalettir.’ diye haykıran Hüseyin Avni beyleri hatırlatıyorum. Ancak biz adalet denilince herkes için adalet istemiyoruz, grup menfaatini öne çıkarıyoruz. Herkesin tabusu var, birimiz ‘Onu tutuklayın.’ diye bağırırken, diğerimiz ‘Bunu tutuklayın.’ diye bağırıyor.

Evet, herkes için ifade ve toplanma özgürlüğü isteyemiyoruz, ‘Herkes istediği gibi yaşasın.’ diyemiyoruz. Oysa ancak tahammül etmediğimiz insanlar kadar huzurlu olabileceğimizi unutuyoruz. Hukuktan, adaletten uzaklaştıkça daha da kötüleşecek, daha da fakirleşeceğiz ve birbirimizi daha da kıracağız. Gelin, bu kısır döngüye hep birlikte dur diyelim.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here