Memnuniyetsizler

0

Toplumsal kutuplaşma altın çağını yaşıyor. Kutuplaşma beraberinde tahammülsüzlüğü ve memnuniyetsizliği de getirdi. İki insan bir araya gelip bırakın fikir tartışmasını, konuşamıyor bile. Birinci dakikadan sonra varılan nokta kavga ve gürültü.

Hoşgörüsüzlük, karşı tarafa saygı duymama, fikirlere önem vermeme ve faydalanmama her geçen gün toplumun genlerine daha çok işliyor. Birinin ak dediğine, diğerinin kara demesi marifet sayılır oldu. 

Fikirlerin çatışmasından insanların çatışmasına geldik. Yaralayıcı, kaba bir dil.. Beğenmediğimiz fikri, fikrimizle değil şiddetimizle yok etmeye başladık.

Bakıyorsunuz hayatında bir kitap dahi okumayanlar, hayatını ilme adamış insanları yargılayıp idam sehpasında asabiliyor.

İmam-ı Azam, “Cahillerle yaptığım bütün tartışmaları kaybettim” diyor. 

Cahillerin çoğalmasıyla birlikte toplumda bir memnuniyetsizler gurubu oluştu. Ne yaparsanız yapın, isterseniz ağzınızla kuş tutun, onları asla memnun edemiyorsunuz. Ya onlar gibi harfi harfine düşüneceksiniz ya da hedeflerinde yer alacaksınız. Özellikle sosyal medya kullanımının artmasıyla birlikte memnuniyetsizlere gün doğdu. 

Hareket sahaları genişledi. Her habere, her fikre, her görüşe laf yetiştirme yarışına girdiler. Haberlerin, köşe yazarlarının yorum bölümünde hakarete varan ifadeler yer alıyor. Onlar için fikrin olumlu veya olumsuz olması da fark etmiyor. Çünkü hiçbir fikri beğenmiyorlar. Parti ayrımı, siyasi görüş fark etmeksizin saldırı halindeler.

AK Parti, CHP, MHP, HDP, İYİ Parti’den memnun değiller. Onlar için kurulacak yeni partinin de bir anlamı yok.

Reklam

Varlık sebepleri memnuniyetsizlik.

Örnek mi istiyorsunuz?

Karar gazetesi yazarı Elif Çakır, cezaevinde çocuğuyla beraber kalan bir annenin kendisine yazdığı mektubu köşesine taşıdı. Buradan yola çıkarak halen annesiyle beraber cezaevinde kalan 700’ün üzerindeki çocuğun dramını gündeme taşıdı.

Memnuniyetsizler hemen harekete geçti. “Vay efendim yenimi aklınıza geldi”, “Günah mı çıkarıyorsunuz?”, “Bu suça ortaksınız” gibi akla hayale gelmedik onlarca hakarete varan ifadeler.

Olaya tersinden bakan yok. Mesela; er ya da geç ne olursa olsun bu yazar, kangren olan sorunu köşesine taşımış ve gündem yapmış. Ama memnun olan yok. Çünkü onların dedikleri vakit yazılmamış.

Bir başka örnek ise Meclis eski Başkanı Bülent Arınç ile ilgili. Tartışma konusu olan maaşının bir kısmını KHK mağdurlarına vereceğini açıklayan Arınç da memnuniyetsizleri memnun edemedi.

Burada da Arınç’a yönelik “madem mağduriyeti kabul ediyorsun o zaman maaşını vereceğine mağduriyetleri gider” türünde memnuniyetsizlikler ifade edildi. Oysa bu bir başlangıç kabul edilebilirdi. Daha düne kadar Arınç’ın ağzından KHK mağduriyetlerine ilişkin bir tek cümle yer almazken bu bir başlangıç olmalıydı.

İyilik hareketleri desteklenmeli ki çoğalsın. Daha başında iyiliğin önü kesilirse toplum kötülerin egemenliği altına girmez mi?

Reklam

Bediüzzaman, “Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır” diyerek hayatımıza güzel bir bakış açısı kazandırmıyor mu?

Fikre hoşgörüsüzlük, tahammülsüzlük o kadar gelişti ki artık siber saldırılarla internet siteleri çökertiliyor. En son Ocak Medya haber sitesi ile gazeteci-yazar Fehmi Koru’nun köşe yazılarının yayınlandığı site çökertildi. Amatörce değil profesyonelce saldırı yapabiliyorlar.

Amaçları, bizden olmayanlara yaşam hakkı tanımamaktır. Fakat çabaları boşa, beğenseler de beğenmeseler de fikirler her daim var olacak ve devam edecektir.

Eleştirmek, karşı görüş sunmak tabii ki en doğal haktır. Ancak hiçbir şeyden memnun olmamak, sürekli bir memnuniyetsizlik hali, hastalıklı bir ruhun işaretidir. Yıkıcı olmak kolay, yapıcı olmak zor zanaattır.

Memnuniyetsizler, doğal olarak bu yazıdan da memnun kalmayacaktır.

Söyleyeceğim son söz: Bırakın kötülükler değil iyilikler kazansın.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here