Meral Akşener: YSK’nın açıkladığı şey gerekçeli karar değil darbe bildirisidir

0

İYİ Parti’nin 3. Olağanüstü Kurultayı’nda konuşan Genel Başkan Meral Akşener, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) iptal edilen İstanbul seçiminin gerekçeli kararını eleştirdi. “Ekonomik sorunlarla boğuşur hale getirilen Türkiye, bir yandan da 6 Mayıs darbesinin yaralarıyla uğraşıyor.” diyen Akşener, şunları söyledi:

“Demokrasi geleneğimize vurulan darbe, Türkiye’de hukukun, adaletin yerle bir edildiğinin en önemli göstergesi. Türkiye, yeni bir çözüm saçmalığının başında, dış politikada ise oradan oraya savrulan ve artık bu iktidar tarafından yönetilemez bir ülke haline getirildi. Milletimiz çoluk çocuğunun geleceğinden endişe eder hale geldi. Bütün kurumlar çürütülmüş, cami açılışları bile Sayın Erdoğan’ın oy istediği, propaganda yaptığı yerler olmuştur. Hicap duyuyoruz. Türk devletinin ciddiyeti ve itibarı yerle bir edilmiştir. Üzülüyoruz. Emin olun ki, bu şartlarda size, siz iyi ve cesur insanlara, her zamankinden daha çok ihtiyaç var. İyi ki varsınız. İyi ki buradasınız.

Dış politikada altı ay önce Fırat’ın doğusuna girmekten bahsedilirken, bugün görüyoruz ki Akdeniz’in doğusu da elden gitmek üzere. Türkistan’ın doğusu ise iktidarın ve ortağının umurunda değil. Müslüman Uygur Türklerine “terörist” diyecek kadar kendini kaybeden dışişleri yetkilisi maalesef halen görevde. Zulme uğrayan Türk olduğunda, görmemek, duymamak, konuşmamak, iktidarın değişmeyen politikasıdır. BOPçu oldular. Avrusyacı oldular. Üstün cesaret madalyasıyla dolaştılar, Ama bir türlü Türk olamadılar. Türk milleti adına tekrar çağrıda bulunuyorum: Hükümet, Çin’in Uygur Türklerine uyguladığı zulme sessiz kalmaktan bir an önce vazgeçmeli ve sesini yükseltmelidir. Buradan açıkça soruyorum; Kardeşlerimize zulmeden Çin’e, Osman Gazi’nin, Yavuz’un adını taşıyan köprüleri satabilmek için mi sessiz kalıyorsunuz?

Ülkenin haline bakın: Belediyeler yağmalanmış. Bakanlıklar arpalık olmuş. Yargı, Çay bahçesi, Saray ise, karadelik gibi, ne varsa yutuyor. YSK adeta AK Parti seçim işleri başkanlığı İktidar adeta sandık darbecisi. Ortağı da onun ‘hınk’ deyicisi. Bir de damat var ki düşman başına. Bastığı yerde ot bitmiyor. Tablo ne yazık ki bu. İktidarın bu tabloyu değiştirmek için herhangi bir çabası da yok. Sayın Erdoğan ‘bu kardeşinize yetkiyi verin, faizle dövizle nasıl uğraşılırmış görün’ diyordu. Yetkiyi aldı. Ama faizle dövizle uğraşacağına, milletle uğraşıyor. Üç-beş oy fazla almak için millete “illet, zillet, terörist” deyip durdular.

Hani Türkiye’nin beka sorunu vardı? Ne oldu beka sorununa, söyleyin ne oldu? Ben söyleyeyim, ne oldu. 31 Mart’ta o kulak çekildi. Olan biten bu. Şimdi hepsi sevgi kelebeği pozu veriyor. Hatta Sayın Erdoğan’ın kalbi maşallah o kadar yumuşamış ki “hepimiz aynı gemideyiz” demeye başladı. Şimdi, gelelim şu gemi meselesine. Doğrudur, hepimiz aynı gemideyiz. Ama Kaptan Köşkü’nde -ki artık kaptan Sarayı oldu- siz oturuyorsunuz ve göz göre göre gemiyi batırıyorsunuz. Aynı gemideyiz diye sessiz mi kalalım? ‘Gemiyi ne güzel batırıyorsunuz’ diyerek alkış mı tutalım? Doğrudur, hepimiz aynı gemideyiz. Ama biz, ‘bu gemi milleti selamete çıkaracak bir bandırma vapuru olsun’ diyoruz. Biz, ‘Türkiye gemisi Nuh’un gemisi olsun, insanlığa umut olsun’ istiyoruz. Bu yüzden de, bu gemiyi batırmanıza izin vermeyeceğiz.

Bütün bu yumuşama söylemlerinin bir tek maksadı var: 6 Mayıs darbesini unutturmak istiyorlar. Biliyorsunuz, Sayın Erdoğan, darbeci Kenan Evren’in bile yapmadığı bir işi yaptı, sandığı tekmeledi. İstanbul seçimlerinin iptal edilmesi Erdoğan’ın millet iradesine karşı yaptığı bir sivil darbedir. YSK’nın gerekçeli kararı açıklandı. Minareyi çaldılar, kılıfı 250 sayfa. İspatlanmış, belgelenmiş bir tek çalma çırpma yok. Bir tarafta muhteremler adaletin üzerinde tepinirken, diğer tarafta, ilginçtir; Sayın Erdoğan bu suçluluk psikolojisi ile olsa gerek, filozof kesildi. Adalet ile ilgili lügat parçalıyor.

Ülkedeki yasalar halkın bunalıp da semaya ‘ya rabbi çığlığı yükselmesin diyedir’ diyor. ‘Allah Devleti, iktidarı, gücü halk bunalıp göklere el açmasın diye vermiştir’ diyor. Kendini devletin, iktidarın ve gücün sahibi sanan bu muhteremin psikolojisi çok ilginç. Olayı direkt Allah’a bağlayarak kendini de arada konumlandırıyor. Bu son derece sakat bir zihniyettir. İslam tarihi bu sakat zihniyetin örnekleriyle doludur. Ayrıca, Sayın Erdoğan’a hatırlatmak isterim: Türk devlet geleneğinde ‘Töre konuşunca Han susar’ diye bir anlayış vardır. Töre nicedir konuşuyor da sen televizyonlardan bağıra bağıra törenin sesini kesmeye çalışıyorsun.

Şunu açıkça ortaya koyalım: Darbenin gerekçesi olmaz. Darbe darbedir. YSK’nın açıkladığı şey gerekçeli karar değil darbe bildirisidir. Yüzlerce sayfa yazıp da söyleyemedikleri şey şudur: ‘Ne yapsaydık yani? Sayın Erdoğan talimat verdi, biz de mecburen iptal ettik.’ Mesele bu kadar açık. Darbeye karşı alınacak tavır bellidir: Sonuna kadar milletin yanında ve demokrasi safında yer almak.

Bugün, milletimize bir kez daha ‘çözüm’ adı altında tuzak kurulmaya çalışılmaktadır. İktidarın küçük ortağının, ‘Öcalan avukatlarıyla görüşsün’ diyerek başlattığı bu süreç, çözüm sürecinin tekrarıdır. Terörist başının avukatlarıyla görüştürülmesi, bölücü örgütü yönetmesine izin vermek demektir. Yine takalar gidip geliyor. Yine hükümetin izni ile mektuplar okunuyor. 793 şehit vererek hendekten çıkardığımız devletimiz, yine bir çukura sürüklenmek isteniyor. Bu kirli süreç, Türk milletinin başına çuval geçirme girişimidir.

İhanete karşı milli direnci kırma görevinin, kime verildiği de ortadadır. Türk milliyetçilerini, kirli oyunlara ortak etmek isteyenleri, buradan uyarıyorum: Türk milliyetçileri, yeni çözüm sürecinin ‘heyet-i nasıha’sı olmayacak. Türk milliyetçileri, bu ihanet sürecinin ‘akiller heyeti’ olmayacak. Aylarca ‘beka, beka’ diye gezdiler. ‘Terörü bitirdik, sadece 700 terörist kaldı’ dediler. Şimdi neden pazarlığa oturduklarını, Türk milletine izah etmek zorundalar. Sayın Erdoğan ve ortağına soruyorum: Bu aziz milletle ne derdiniz var? Aç bıraktığınız, yoksulluğa mahkûm ettiğiniz, bu cefakâr milletle ne derdiniz var? ‘Muhtar bile olamaz’ diyenlere inat sizi Cumhurbaşkanı yapan bu milletle ne derdiniz var? Ne derdiniz var da koşa koşa terörist başına gidiyorsunuz? Ne derdiniz var da, sandığı devirip teröristle pazarlık masası kuruyorsunuz? O masadan derhal kalkın. İhanet sürecine derhal son verin. Milli iradeye hak ettiği saygıyı gösterin.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here