Merkel’e virüs bulaştı mı? Neden sokağa çıkma yasağı gelmedi?

0

Bugün Pazartesi ve tekrar yazıyorum. 

Aslında sizlerden izin istemiştim ama hep dediğimiz gibi olağanüstü günlerden geçiyoruz. Sizler de, ben de evimizde kalmamız/kalmanız gerekiyor ve bu sebeple de iletişimde olmak iyi olur diye düşündüm. 

Dün yani Pazar günü, daha önce planlandığı gibi, Merkel eyalet başkanlarıyla toplantı yaptı ve sonrasında da ‘halka sesleniş’ kabilinden açıklamada bulundu. 

Bir bakıma toplum Merkel’in bu açıklamasını bekliyordu. Neden mi?
Çünkü kriz zamanlarında sık sık toplantılar yapılır ve hızlı şekilde yeni kararlar alınır ve uygulanır. İtalya örneği önümüzde ve Almanya’da yaşayan insanlar da gelecek hafta hakkında bir karar bekliyorlardı. 

Zor bir dönem. 

Almanya’daki planlı yaşam kültürünü de düşündüğümüzde, gelecek hafta için belirsizlık olması anormal bir durum. Açıkçası bütün dünya olarak yeni şeyler öğrenip, bunları hayatımıza taşıyoruz. Bu, Alman toplumu için de geçerli. 

Merkel açıklamasında kendini karantinaya alacağını ve iletişimde olduğu bir doktorda test sonucunun pozitif olduğunu ifade etti.
Medya hemen şu manşetleri attı: Merkel’in test sonucu pozitif….

Hükümet sözcüsü Seibert açıklama yaparak, konuya açıklık getirdi: Angela Merkel’in test sonucu pozitif değil. Kendisine koruyucu zatürre aşısı yapan bir doktorun test sonucunun pozitif çıkması sebebiyle, koruma amaçlı Şansölye de evinde kalacak…

Reklam

Medya için dikkat çekici haberler lazım olduğu için de konu çok farklı lanse edildi. 

Peki Merkel hangi açıklamalarda bulundu? 

Sosyal iletişimi azaltma, 1,5 metre kuralı ve dışarıda ikiden fazla kişinin bir arada olmasına yasak. 

Merkel’in karantinaya girmesi ve sokağa çıkma yasağı: 

Nereden başlasam diyorum. 

Merkel’in karantina konusu aslında salt virüs bulaşma riski değil, öncelikle buradan başlayayım. Angela Merkal bu kararıyla şunu da halka göstermek istedi: ‘Bakın, benim hayatıma da kısıtlama geliyor, benim de sizler gibi özgürlüklerim kısıtlanıyor’.

Bu konu neden önemli? 

Almanya için demokrasi ve insan hakları çok önemli. Anayasa’da belirtilen haklar ne olursa olsun kısıtlanamaz. 

Reklam

Sokağa çıkma yasağı konusu da bu düzlemde ele alınıyor. Bu yüzden de konuyla ilgili görüş beyan edilirken bile azami önem veriliyor. Vaka sayısı 20.000’e ulaşsa bile..

Konunun bir de tarihsel arka planı var, evet Hitler zamanı. 

Sokağa çıkma yasağı, II. Dünya Savaşı’ndan önceki Hitler zamanının genel-geçer kuralı idi. Bundan dolayı da bu yasağın tekrar gündem olması, o günleri hatırlattığı/hatırlatacağı için çok ama çok dikkat ediliyor. 

İşte bu sebeple Almanya, sokağa çıkma yasağı konusunda öyle kafasına göre ‘evet, yapıyoruz’ diye kolayca karar alamıyor ve almadı da. Hitler Almanya’sını hatırlatmak büyük bir eksiklik ve yanlış….

Sokağa çıkma yasağı olmadı ama özgürlüklerin kısıtlanmasına gidildi:

En az iletişim ve sokakta 2’den fazla kişinin bir arada olmaması. 

Bunlar bile özgürlüklerin kısıtlanması noktasında çok ağır kararlar. Bunları uygulamak zorunda olanlar da Almanya’da yaşayan insanlar. 

Halk, demokrasi ve haklar konusunda bu kadar dikkatli olduğu için de, Angela Merkel onlara kendini örnek gösteriyor: ‘Ben de karantinadayım’. 

Anlayacağınız Merkel işe kendinden başlıyor. ‘Ele verir talkını, kendi yutar salkımı’ (Etrafındakilere iyi olmaları yönünde nasihatlar verdiği hâlde kendisi bunların hiçbirine uymaz) durumu olmasın istiyor. 

Ya da İslami tabirle: Hal ile tebliğ…

Sevgi ve Bilgiyle kalın 

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here