Metafizik deprem

0

Rengini yitirmiş bir bahara döndü mü yürek, o ruhta metafizik depremin ilk belirtileri başlamıştır demektir.

İlk belirtilerden sonra gönlün rengi solmaya başlar. Ve artık bahar terk etmiştir bu gönül ülkesini. Hazan ve kayıp rüzgârları esmeye başlar.

Mevsimlerin şarkıları dinmiştir; türküler, solgun ve notaları cansızdır.

Ağaç dallarında sevda serenatı duyulmaz olur. Gül bahçesi bülbülden mahrum olup sessizdir.

Tomurcuklar diriliş nefesini solmadıkları için açmadan solmanın feryadıyla bitkindir.

Güllerin dudakları fersizdir. Kırmızı, beyaz, sarı, pembe ve mor güller bu hazan rengiyle ölgündür. Ve bu hazin tablo bize metafizik depreminin ilk işareti olduğunu gösterir. Geri dönüşü olmayan bir erozyonla ve bir tufanla karşı karşıyayız.

Ruh derbederdir. Yürek sarkık ve gönül sorgundur. His ve duygular bitkindir bu depremde. Mevsimin ayakları kin ve öfke payandalarıyla yürümeye çalışır. Zira gönül otağında gül ayaklılar, yasemin kanatlılar silinmiştir. Elde ve avuçta kalan felçli bir beyin, kırık bir hayal ve harap olmuş bir vicdan kalmıştır.

Çünkü tufan pek amansızdır. Dalgalar alabildiğine sert, gemi ise hazır değildir. Nuh yorgun mu yorgun. Ne hazindir ki tufan gönül dünyasını dev dalgalarla dövmektedir. Her taraf tsunami sonrasını andırmaktadır.

Emir büyük yerden… Kaçış olsa bile kurtuluş yoktur. Feryatlar asumana yükselmekte. Fakat nafile. Ölüm bir kaos gibi çullanacaktır çakırkeyif gönül iklimine…

Deprem sessiz gelir ve önce sarkık düşünceleri güz yaprakları gibi dalından düşürür. Sonra yükselen tufan suları her tarafı istila eder.

Akıl tufan öncesi Sahibine teslim olmadığından çaresizlikler içinde ve gaflet bataklığında çıkış ve çözüm bulamaz.

Nuh Her şeyin Sahibine dua dua yalvarmakta. Cudileşen duygular gönül gemisini kucaklamak için hazır beklemektedir. Aslında gemi, Nuh’un gönlüdür, Cudi de… Dalgalar Nuh’un öfkesidir. Boğulan ise onun nefsidir. Yendiği ve ıslah ettiği şeytandır… tufan Nuh’un iç alemi, yürek panoramasıdır… Büyük zafer iman etmiş Nuh’un zaferidir.

Metafizik deprem bahara müjde ve ümide çağrı senfonisi ile son bulur. Tohumlar tufanın son kalıntıları ile izdivaç eder. Yepyeni bir dünya kurulur. Bu dünya, cennetvari bir dünyadır. Zira ego, kin, öfke, nefis ve tüm kötü duygular o tufanda boğulmuştur. Kalanlar Nuh’un birer görüntüsüdür.

Günümüzdeki vicdani durgunluğun ve ruhi rehavetin, kolları sarıp kalbi yokluğun çemberine çekme tehlikesi daha belirgindir. Hal böyle iken ve Nuh’un tufanına benzer bir tufana maruz kalmak an meselesidir. Mesele zirveye çıkma meselesi değil zirvede kalabilme meselesidir.

Mesele Cudiye ulaşmaktan ziyade kurtuluşun Cudisinde bahar çağrısını duyabilmek ve cennet-asa bir bahar gönül otağına taşıyabilmek önemlidir.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here