Mevlid-i Nebi

0

Kameri aylara göre; Rebi´ul-evvel ayının 12. gecesi,  İslam Peygamberi Hz Muhammed (s.a.v)’in doğumunun sene-i devriyesidir. Her yıl bu tarihte Müslümanlar tarafından peygamberimizin doğum günü kutlanılır.

Hadi buyurun, biz de şu yazıyı okuyarak onun doğum gününü tekrar kutlayalım.

Tanım

Bilindiği gibi sevgili Peygamberimizin doğumuna Mevlid; veya Osmanlıca terkib olarak Mevlid-i Nebi; doğduğu aya (Rebi´ul-evvel) Mevlid Ayı; doğduğu geceye de (Rebi´ul-evvel ayının 12. gecesi) Mevlid gecesi; Osmanlının özellikle son dönemlerinde mübarek gün ve gecelerde, büyük ve merkezi camilerin minarelerine kandil yakılıp asıldığı için, kısaca Kandil, bugünkü yaygın ifadesi ile Mevlid Kandili ismi verilmiştir.

Tarihçe

Hz. Muhammed´in (s.a.s) doğum yıldönümü kutlamaları; ilk defa Fatımî Şii devletinde Muiz Lidinillah tarafından resmi devlet töreni şeklinde düzenlenmiştir. Daha sonra da Eyyubîler zamanında Erbil Atabegi Muzaferrüddin Gökbörü’nün bu kutlamayı halka açık bir şenlik şeklinde yaptığı bilinmektedir.

Endülüslü seyyah İbn Cübeyr´in 1183 yılında Mekke´ye yaptığı seyahatini anlattığı hatıratından, Hz. Peygamber´in (a.s) doğum gününde, dünyaya geldiği evin ziyarete açıldığını öğreniyoruz.

Mısır´daki kutlamalar, Memlükler döneminde de (1250-1517) ihtişamlı bir şekilde devam etmiştir. Kuzey Afrika ve Endülüs´te ise, Müslüman halkın, Hıristiyan bayramlarını kutlamalarını önlemek amacıyla, kadı Ebü´l- Abbas Ahmed es-Sebtî el-Azefî tarafından veladet kutlamaları şeklinde başlamıştır. 

Reklam

Osmanlı da III. Murat zamanında, 1588 yılında resmi olarak mevlid kutlamalarını başlatmıştır. Ancak gayr-ı resmi olarak bu tarihten önce de kutlamaların yapıldığı ve Süleyman Çelebi´nin 1409´da meşhur mevlidini yazdığı bilinmektedir. 1910 yılı itibariyle Mevlid, Osmanlı Devletinde resmi bayram olarak ilan edilmiştir. Cumhuriyet´ten sonra ise bu bayram kaldırılmıştır.

Tunus´ta Sultan Ebû Fâris Abdülaziz el-Mütevekkil zamanında (1394-1434) başlayan Mevlid kutlamaları, Hüseynîler zamanında (1705-1957) Osmanlılar örnek alınarak bir devlet törenine dönüştürülmüştür.

Günümüzde Mevlid-i Nebi kutlamaları Suudi Arabistan dışında, Kuzey Afrika´dan Endonezya’ya kadar İslam ülkelerinin bazılarında resmi,  bazılarında gayr-ı resmi olarak kutlanmaktadır. (Ahmet Özel; Divan İlmî Araştırmalar; 2002/1; s. 235-246.)

Türkiye´de ise Hz. Peygamber´in doğumu, 1989 yılına kadar sadece Kamerî takvime göre Rebiülevvel ayının 12. gecesinde Mevlid kandili olarak kutlanmaktaydı.

1989 yılından itibaren Kamerî takvime göre Rebiülevvel ayının 12. gecesinde Mevlid kandili olarak kutlanmakla birlikte, Miladi takvim esas alınarak, önünde veya sonunda, 20 Nisan tarihini içine alan haftada, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı´nın ortaklaşa organize ettikleri “Kutlu Doğum Haftası” adı altında kutlamalar yapılmıştır.

Ancak 2017 yılında bu uygulamadan vazgeçilerek yine kameri takvim esas alınarak Rebiülevvel ayının 12. gecesinde, “Mevlid-i Nebi haftası” adı altında kutlamalara devam edilmektedir.

Bu yıl da, 08/11/2019 tarihi, Cuma gününü Cumartesi’ye bağlayan gece, kameri takvime göre Rebi´ul-evvel ayının 12. gecesidir. Bu gece Kainatın efendisi Hz Muhammed´in (s.a.v) dünyayı şereflendirmelerinin sene-i devriyesidir.

 Mevlid-i Nebi’yi yerde gökte canlı cansız bütün varlıkların kutlaması

Reklam

Resulullahın doğumunu önce gökteki melekler sonra yerdekiler, insanlar ve diğer canlı- cansız varlıklar kutlamıştır.

Süleyman Çelebi, Vesiletün-Necad isimli eserinde;

“İndiler gökten melekler saf, saf

Kabe gibi beytimi kıldılar tavaf”

diyerek, onun doğumu esnasında meleklerin hazır olduğu gerçeğini ifade etmiştir.

Peygamber efendimizin dedesi Abdülmuttalib´in onun doğumuyla yaşadığı büyük sevinci 100 deve keserek bunları muhtaçlara, fakirlere dağıtması; 

Hıristiyanlarca kutsal sayılan Sava gölünün kuruması; 

Bin yıldan beri akmayan Semave deresinin sularının taşması, vb. olaylar Rasulullah´ın doğumunu yerde gökte canlı – cansız bütün varlıkların kutladığının işaretidir.

Mevlid-Nebi kutlama geleneğinin mahiyeti

“Alemlere rahmet olarak gönderilmiş” (Enbiya/107) olan, Hz Muhammed´in (s.a.v) dünyaya gelişine sevinmenin yanında, insanlığın Hz Muhammed’in Nübüvveti ile şereflenmesinden  dolayı; Allah´a hamdetmek, şükretmek; Hz Muhammed´in risaletini kabul ederek tebrik etmektir.

Mevlid-i Nebi ihya (kutlama) geleneğinden asıl maksad; Rasulullah´a (s.a.v) sevgimizi, muhabbetimizi, saygımızı, ifade etmek ve onun peygamberliğine imanımızı tazelemektir.

Kur´an-ı Kerim´de:    “Peygamber, müminlere bizzat kendilerinden daha yakın ve daha değerlidir” (Ahzab/6). buyurulmaktadır.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) de, ´´Sizden biriniz, beni anasından-babasından, çoluk-çoçuğundan ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe tam iman etmiş olamaz.´´ (Müslim, İman: 69) buyurmaktadır.

Bu ayet ve hadis-i şeriften anlıyoruz ki, Rasulullah´ı her şeyden daha çok sevmek bizim dinimiz, imanımızın  gereğidir.

Peygamber efendimizi sevmenin ve ona saygı duymanın yolu;  Rasulullaha ittiba ve onun hayatını örnek alıp, sünnetini ihyadan geçer.

Kur´an- ı Kerim´de yüce Rabbimiz; “Allah´ın Elçisi, sizin için, yani Allah´a ve âhiret gününe kavuşmayı ümit edenler ve O´nu çokça ananlar için en güzel bir örnektir” (Ahzab/21) buyuruyor.

Başka bir Ayet-i Kerim´ede de;  “Ey Peygamber! de ki: Eğer Allah´ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah Gafûr´dur (Kendisini gerçek mânâda seven ve elçisine uyanları bağışlar), Rahîm´dir (kullarına karşı daima şefkatli ve merhametlidir)” (Al-i İmran/31) buyurulmaktadır.

Bu ayetlerde, Rasulüllah´ın en birinci örnek şahsiyet olduğu, Allah´ın sevgisine ulaşmanın ve günahlarınızın bağışlanmasının ön şartlarından biri de Peygamber efendimiz´e (s.a.v) ittiba ve onun sünnetine uymak olduğu ifade edilmektedir.

Mevlid-i Nebi nasıl kutlanmalı

Şüphesiz Mevlid-i Nebi kutlamaları sıradan doğum günü kutlaması da değildir.

Mevlid’i Nebi’yi ihya etmek, ibadet merkezli değil; Bilakis ilim, irfan, hikmet, kültür ve sosyal yaşam merkezli olmalıdır.

Şefkat, merhamet yüklü, adalet, hakkaniyet, âdemiyet, ilim, irfan, hikmet Peygamber´i Hz Muhammet Mustafa´nın (s.a.v) Yüce Rabbimiz tarafından seçilerek gönderilişine ve peygamberlikle görevlendirilmesine,  Allah’a hamdetmek, şükretmek, sevinmek sureti ile kutlanmalıdır.

2019 Mevlid-i Nebi haftası teması, Diyanet İşleri Başkanlığımız tarafından “Peygamberimiz ve Aile” olarak belirlenmiştir. 

Bireysel ve sosyal ya da küresel boyutta yaşanan bütün sıkıntıların ya da güzelliklerin, aileyle güçlü bir ilişkisi bulunduğu bir gerçektir.

Bunun için özellikle aile fertlerine, eşimize, çocuklarımıza, torunlarımıza ve gençlerimize Hz Muhammed´i (s.a.v) anlatmalıyız, tanıtmalıyız. Onların gönül dünyasına Hz Muhammed´in (s.a.v) tebliğatını ve sünnetini nakşetmeliyiz. Gelecekteki yazılarımızda bu konuyu daha geniş ele alacağız inşallah.

Ayrıca, Rasulullah´a sevgimizi, saygımızı ve onun dünyayı şereflendirmesine sevincimizi, dedesi Abdülmüttalib’in yaptığı gibi, yoksullara, fakirlere, kimsesizlere, öksüzlere, yetimlere yardım yapmalıyız. 

Herkese, insan olarak yaratılmış herkese, hatta sadece insanlara değil, hayvanlara da iyilik etmeliyiz, hayr-u hasenatta bulunmalıyız.

Çevremizde bulunanlarla Hz Muhammed (a.s) adına iletişime geçmeliyiz.

Bu mana derinliğini esas alınarak yapılacak Mevlid Kandili kutlamalarında; Ümmet-i Muhammed´in birer mensubu olarak, geçmişte İslam büyüklerinin ve ecdadımızın yaptığı gibi, bizler de Peygamber Efendimiz´in tebliğ ettiği, Din-i Mübin-i İslam´ı yaşama adına yaptıklarımızı, yapacaklarımızı gözden geçirmeliyiz.

Ayrıca Rasulullah (s.a.v)’a ittiba, sünnetine uyma noktasındaki duruşumuzu ve durumumuzu sorgulamalıyız.

Zira Hz. Aişe validemizin ifadesi ile Peygamber Efendimiz´in örnek hayatının Kur´an olduğunu unutmamalıyız.

Özellikle onun en büyük mucizesi olan Kur´an-ı Kerimi;

1-Önce okumak,

2-Sonra anlamak,

3-Nihayet Kur´an-ı Kerim´i yaşamak makamına yükselmeye çalışmalıyız.

Bundan başka, Rasulullah´ı (SAV) günül dünyamızın baş tacı etmeliyiz. Allah Rasülüne  “Allahümme Salli ala seyyidina Muhammed´in ve ala âli seyyidina Muhammed” diyerek selamlamak suretiyle onun Mübarek, Latif ruhaniyeti ile manevi iletişim kurmalıyız. 

Ancak geleneğimizde değerli saydığımız bu gibi gecelerde, Peygamberimizi öveceğiz diye onu ilahlaştırmaya varan maksadı ve haddi aşan söylemlerden de uzak durmalıyız.

Mevlid-i Nebi’yi tebrik ediyor, dinimiz, vatanımız, milletimiz, İslam alemi ve dünyamız hakkında hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak´tan niyaz ediyoruz.

Yazımızı İstiklal marşı şairimizin şu naat-ı şerifi ile tamamlamak istiyorum:

Dünya neye sâhipse, onun vergisidir hep;

Medyûn (borçlu) ona cem´iyyeti, medyun ona ferdi,

Medyundur o Mâsûma bütün bir beşeriyet,

Yâ Rab, bizi mahşerde bu ikrâr ile haşret.

Vesselam

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here