Mısır’ın Ankara Büyükelçisi konuştu.. Bölgedeki tüm ülkeler kendilerini Türkiye’nin tehdidi altında hissediyor

1

Mısır’ın 2013 yılında Türkiye’den ayrılan Ankara Büyükelçisi Abderrahman Salahaddin, sadece Akdeniz’deki değil bölgedeki tüm ülkelerin kendilerini Türkiye’nin tehdidi altında hissettiğini söyledi. Koskoca Türkiye’nin artık sadece bir grup gangster olan Müslüman Kardeşlerle özdeş görüldüğünü savunan Salahaddin, Müslüman Kardeşlerin çıkarlarını Türkiye’nin kendi çıkarlarının önüne koyduğunu ileri sürdü.

Doğu Akdeniz’deki gerilim giderek büyüyor. Artık ‘savaş’ sözcüğü açıktan zikredilmeye başlandı. Karşılıklı restler çekiliyor. Mısır ile anlaşma imzalayan Yunanistan’a sert tepki gösteren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Muhataplarımızı kendilerine çekidüzen vermeye, mahvolmalarına yol açacak yanlışlardan uzak durmaya davet ediyoruz. Yaparız diyorsak yaparız, bedelini de öderiz. Bedel ödeme pahasına karşımıza çıkmak isteyen, buyursun gelsin. Yoksa çekilsinler önümüzden.” dedi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise Yunan kara sularıyla ilgili “Ege’de 12 mile çıkaramazlar, Meclisimizin yıllar önce aldığı karar geçerlidir, bu savaş nedenidir.” diye açıklama yaptı. Birleşmiş Milletler ile Avrupa Birliği, konunun diyalog yoluyla çözülmesini talep ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan da “Gelin Akdeniz’deki tüm ülkeler olarak bir araya gelelim herkes için kabul edilebilir, herkesin hakkını koruyan bir formül bulalım.” çağrısında bulunmuştu.

Gerilimin zirve yaptığı bir dönemde gazeteci Tülin Daloğlu, Mısır’ın Ankara Büyükelçisi Abderrahman Salahaddin ile görüştü. Salahaddin, Türkiye’den 2013 yılında ayrıldı ve o günden bu yana Ankara’da Mısır Büyükelçi seviyesinde temsil edilmiyor. Türkiye-Mısır ilişkilerinden Yunanistan ile yapılan anlaşmaya kadar birçok konuda açıklama yapan Salahaddin’in sorulara verdiği cevaplar şöyle:

Tülin Daloğlu (TD): Diplomatik temsiliyetin aşağıya çekilmesi Türkiye-Mısır ilişkilerinde kötü bir dönüm noktasıydı ve Doğu Akdeniz’deki gelişmelerde şimdi iki ülke arasındaki normalleşme çabalarını daha da zora sokuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Türkiye’nin artık sabrı sınanacak, kararlılığı, imkanları ve cesareti test edilecek bir ülke olmadığını herkesin görmesini istiyoruz. Yaparız diyorsak yaparız ve bedelini de öderiz.” dedi. 13Ağustos’ta ise “Çözüm yolu diyalog ve müzakereden geçiyor.” demişti.

Ankara’dan gelen bu açıklamalar sizin için ne ifade ediyor? Eğer çözüm yolu diyalog ve müzakereden geçiyorsa, diyalog için Mısır’ın Türkiye’den ne gibi beklentileri var? Ve elbette sizce Türkiye’nin Mısır’dan beklentileri ne olabilir böylesi bir diyaloğun başlayabilmesi için?

Abderrahman Salahaddin (AS): Eğer Türkiye Cumhurbaşkanı sadece ikinci açıklamayı yapmış olsaydı, ülkesi, Mısır ve tüm bölge açısından her şey daha kolaylaşırdı. Ne yazık ki birinci  açıklamayı da yaptı. Bu iki söylem birbiri ile çelişiyor. Türkiye eğer, diğer muhatapların hak ve çıkarlarını dikkate almadan sahada güç kullanarak kazanma yöntemini deneyecekse zaten müzakere ve işbirliği için bir alan kalmayacaktır.

AK Parti, Türkiye’yi yönettiği ilk 10 sene boyunca, Erdoğan’ın ikinci açıklamasındaki prensiplere uygun davrandı. İşbirliği, özgür ticaret, seyahat özgürlüğü, kültürün yumuşak gücü, turizm ve yabancı öğrenciler ile Türkiye, bölgedeki ve dünyadaki bütün ülkelere hem Orta Doğu’nun bir parçası olup hem de bir NATO üyesi ve Avrupa Birliği adayı olunabileceğini gösterdi.

Ne yazık ki ikinci on yılda Türkiye Erdoğan’ın ilk açıklaması yönünde hareket etmeye başladı ve yola tek başına devam etmeyi seçti. Bu yüzdende ne yazık ki izole oldu.

TD: Doğu Akdeniz’de Türkiye ile yaşanan soruna nasıl bakıyorsunuz?

AS: Sorun tam da biraz önce belirttiğim gibi… Türkiye sınırlarını tanımlamak konusunda her türlü yasal hakka sahip fakat Türkiye’nin sınır tanımı diğerlerinin sınır tanımları ile çeliştiğinde Türkiye iki şey yapabilir. Birincisi uluslararası kabul gören yasal prensiplerdir; bu durumda BM Deniz Hukuku Sözleşmesi dikkate alınmalıdır lakin Türkiye bu Sözleşmeyi imzalamamış ve katılmamayı tercih etmiştir. Bu da tabii ki Türkiye’nin yasal bir hakkıdır. İkinci seçenek ise Türkiye’nin bölgedeki diğer ülkelerle müzakere ederek asgari bir müşterekte buluşmasıdır. Ne yazık ki Türkiye kendi yöntemlerinde ısrar etmektedir ve bunun sonucunda sadece Akdeniz’deki değil, bölgedeki tüm ülkeler kendilerini  Türkiye’nin tehdidi  altında gibi hissetmektedirler.

Demek istiyorum ki; Türkiye Cumhurbaşkanı açık ve net bir şekilde Avrupa’yı göçmenler ile tehdit etmiştir. Suriye’de 20 bin silahlı savaşçıyı Mısır’ın batı sınırına yerleştirerek ülkemizin ulusal güvenliğine karşı bir tehdit oluşturmuştur. Bu tarz bir ortam söz konusu iken, müzakereler bir işe yaramaz. Bizim Türkiye’nin işbirliklerini bozucu değil geliştirici olduğu 2010 öncesindeki yapıcı ortama dönmeye ihtiyacımız var.

TD: Son zamanlarda Türk halkı, bölge ülkelerinin ve Batılı müttefiklerinin kendilerine karşı birlik olduğuna inanmaya başladı. Bu algıya katılır mısınız?

AS: Bildiğiniz gibi ben de komplo teorilerine çok eğilimli bir ülkeden geliyorum. Aslında Orta Doğulular genel olarak komplo teorilerinden çok hoşlanırlar. Fakat 2010, 2011 ve hatta 2012 Türkiye’si için aynı şeyleri söyleyebilir miydiniz? Aslında o dönemde Türkiye tüm bölge için bir rol modeliydi. Komşuları ile sıfır sorun prensibini benimsemiş, onlarla serbest ticaret anlaşmaları yapan, seküler bir demokrasiydi.

TD: Sayın Büyükelçi, Türkiye’yi artık seküler bir demokrasi olarak görmüyor musunuz?

AS: Bu benim kişisel fikrim değil, gözlemciler demokrasi konusunda büyük eksiklikler olduğunu söylüyorlar. Tabii ki muhalefete karşı, esasen bütün eleştirilere karşı verilen sert tepkiler konusunda ağır eleştiriler var fakat tek sorun bu değil. Koskoca Türkiye artık sadece bir grup gangster olan Müslüman Kardeşlerle özdeş görülüyor. Türkiye, bölgedeki diğer Arap ülkelerle olan ilişkilerini nasıl oldu da sadece Müslüman Kardeşler seviyesine indirgedi? Türkiye nasıl Müslüman Kardeşler olarak özetlenebilir?

2010-2011 yıllarında Türkiye modelini destekleyen sadece Müslüman Kardeşler değildi, çok daha fazla kişiydi… Zaten, Müslüman Kardeşler Türk modelini bir siyasi İslam örneği olarak görmüyor. Türkiye örneğini sahte bir İslam örneği olarak görüyorlar. Oysaki Türkiye, bölgedeki önemli müttefikleri ile olan işbirliğini (Mısır, BAE, Suudi Arabistan) Müslüman Kardeşlere olan desteği için kaybetmeyi göze alıyor. Türkiye, Mısır’da cinayet ve şiddetten mahkum olmuş kişilere ev sahipliği yapıyor ve Katar kaynaklı para ile onların televizyon ve medya şirketleri kurarak ülkeme karşı antipropaganda yapıp ekonomimizi çökertmeye çalışmalarına imkan sağlıyor. Bu benim bildiğim, tanıdığım, beraberce ilişkilerimizi geliştirmek için uğraştığım ve başarılı olduğum Türkiye değil. O beş yıl içerisinde ülkeler arasındaki ticaret üç katına çıkmıştı.

Size Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu için düzenlediğimiz bir öğle yemeğinde çekilmiş bu fotoğrafı göstereyim. Ben eşimle beraber itimatnamemi dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e takdim ettim ve beraberce çalışarak üç sene içerisinde ticaretimizi üç katı, turizmimizi dört katı arttırdık. Kültürel paylaşımların yanı sıra askeri paylaşımlarımız da oluyordu. Türkiye şu anda tüm Akdeniz donanmalarını karşısına almış durumda oysa 2012-2013 yılında Mısır ve Türkiye donanmaları birlikte tatbikat yapıyordu. Türk yetkililer de bu tatbikatlardan gurur duyuyorlardı. Bugün ise Türkiye tek başına kaldı ve bu yalnızlığın Rus, Amerikan, hatta Mısır gibi ülkelerin komplolarına bağlanmaya çalışıldığını biliyorum fakat bütün bu ülkeler, üstelik başta yine Ak Parti varken Türkiye’nin dostlarıydı. Değişen tek şey şu oldu; Türkiye artık Müslüman Kardeşlerin çıkarlarını kendi çıkarlarının önüne koyuyor. Biz bunun düzelmesini istiyoruz.

Ben Türkiye’den umudu kesmedim fakat benim gibi düşünenler azınlıkta. Mısır’daki birçok arkadaşım bana hayal kurduğumu, Türkiye ve Türkiye yönetiminden umudu kesmem gerektiğini söylüyorlar. Ben hala onlarla tartışıyorum ve ilişkilerimizin düzelmesi için uğraşıyorum.

TD: Sayın Büyükelçi, Kahire’deki meslektaşlarınızın Ankara ile ilişkileri normalleştirme yönünde hiçbir umutlarının olmadığını mı söylüyorsunuz?

AS: Ne zaman umutlanacak olsam, başta atıfta bulunduğunuz gibi bir açıklama çıkıyor. Türkiye kendi başının çaresine bakacaktır, gerekirse güç kullanacaktır, terörizme destek sağlayacaktır gibi bir duruş alıyoruz. Sadece Mısır değil, diğer Arap ülkeleri de ve hatta dünya da bunu kabul etmeyecektir ve tolere etmeyecektir. Her gün bir açıklama geliyor ve biz de Türkiye’ye bu gidişi değiştirmesi için çağrıda bulunuyoruz.

TD: Her halükarda Türk Cumhurbaşkanı Doğu Akdeniz’de sorunların çözümü diyalog ve müzakeredir dedi. Mısır, Yunanistan’la Münhasır Ekonomik Bölge Anlaşmasını imzaladığında Yunanistan’ın adalar konusundaki pozisyonuna şerh koydu. Türkiye’de yorumcular bunu Kahire’nin attığı olumlu bir adım olarak değerlendirdiler. Sizin yaklaşımınız nedir? Siz bunu nasıl yorumladınız?

AS: Aslında çok iyi bir örnek verdiniz. Mısır yaklaşık 20 yıldır Yunanistan’la deniz yetki alanlarının sınırlandırılması ve Münhasır Ekonomik Bölge anlaşması imzalamaya yanaşmadı çünkü Türkiye’nin Yunanistan’la adalar yüzünden itilafı vardı. Ve 20 yıl boyunca, Türkiye’yi ve Yunanistan’ı bu sorunlarını çözmeye davet ettik. Ne yazık ki bu sorun çözülemedi ve bir anlaşmaya varamadılar. Biz fikrimizi, Mısır fikrini, Türkiye Libya ile anlaşma imzaladığında değiştirdi – ki bu anlaşmanın da geçerliliği çok yok. Türkiye ve Trablus’da ki hükümet dışında bu anlaşmayı tanıyan başka kimsenin olduğunu düşünmüyorum. Hiç kimsenin. Belki Malta. Ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Ama Türkiye’nin Libya ile yaptığı bu anlaşmayı dünyada kimsenin tanıyacağını sanmıyorum çünkü Girit diye kocaman bir toprak parçasını görmezden geliyor. Girit’in bugün Atina’dan daha fazla nüfusu var. Ve Libya ile yapılan bu anlaşma BM Deniz Hukuku Anlaşmasını da görmezden geliyor. Ama bu anlaşmadan daha önemlisi Türkiye’nin Libya’da yaptıkları.

Size söylediğim gibi Mısır’ın batı sınırına teröristleri kaydırmak üzerinde sessizce oturacağımız veya herhangi bir müzakerenin başlamasına aracı olacak bir durum değil. İzleyenlere 2015 yılında Libya’da gerçekleşen bir katliamı anımsatmak isterim. Bugün Trablusgarp’ta hükümet olan yetkililerin yeşil ışık yaktığı İŞİD militanları 32 Mısır vatandaşımızı kaçırdı ve sadece Mısırlı oldukları için, Hıristiyan oldukları için öldürdü. Ve bunu canlı yayınladılar. Biz böyle bir şeyin yeniden yaşanmasına izin veremeyiz. Elbette aynı teröristler Libya’daki Amerikan büyükelçisini ve başkalarını da öldürdü. 

TD: Bunun Türkiye’nin Libya’daki pozisyonuyla ne alakası var Sayın Büyükelçi?

AS: Türkiye, Trablusgarp’ta, Libya’da bu grupları destekliyor.

TD: Türkiye’nin İŞİD’I desteklediğini mi söylüyorsunuz?

AS: Evet hanımefendi. Sadece Libya’da değil, Suriye’de de bu grupları destekliyor. Türkiye yıllarca Suriye’deki muhalif gruplarla diyalog sağlamaya çalıştı ve şimdi bu gruplar Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin terörizm listesinde yer alıyor. Ama Trablusgarp’ta yönetimde olan grupların kesinlikle İŞİD’le ilişkisi var. Mısır, onun için ‘Cufra kırmızı çizgimizdir’ dedi. Bu kişilerin sınırlarımızın yakınına gelmesine izin veremeyiz. Uluslararası hukukta bu militanları, Suriye’deki bu silahlı savaşçıları, bir yerden başka yere hareket ettirmek meşru mu? Bunlar, Suriye’nin diktatörünü sözüm ona devireceklerdi. Şimdi de Libya’da savaştırılıyorlar. Türkiye’nin misyonu mu bu? Türk insanlarının onayladığı bir şey mi bu? Hiç sanmam.

TD: Söylemek istediğinizi anlıyorum Sayın Büyükelçi ama bu konu son yıllarda çok kapsamlı olarak tartışıldı ve işin öteki yüzünde şöyle de bir durum var. Eğer Türkiye böyle bir şey yapıyorsa, bu bölgede böylesi işlere kalkışan tek ülke de Türkiye değil. Dolayısı ile sanki bir tek Türkiye uluslararası hukuku çiğniyormuş ve diğer bölge ülkeleri adeta melekler kadar masummuş gibi yapılan argümanların Türk kamuoyunda çok karşılığı olmayabiliyor.

AS: Evet, haklısınız. Size tamamen katılıyorum. Mısır tam da bundan ötürü ateşkes çağrısı yaptığı açıklamada Batı sınırlarında teröristlere izin vermeyeceğini ve tüm yabancı savaşçıların Libya’dan çıkartılması gerektiğini söyledi. Bölge dengelerini bir taraftan ötekine değiştirmek gibi bir çabamız yok. Her ne kadar açıkça Trablusgarp’ta kontrolü ellerinde bulunduran gangsterlere karşı Libya Ulusal Ordusu tarafını tutuyor olsak da. Yine de Libyalıların kendi adlarına karar vermesini istiyoruz. Bir inisiyatif ortaya koyduk ve Türk yetkililer ellerinin tersiyle ittiler bu inisiyatifi. Ve Türk izleyicilerin dikkatine bunu getirmek istiyorum, Türkiye, bu inisiyatifi boşa çıkarırken Libya’ya daha fazla yabancı savaşçı göndereceğini söyledi. Mısır taraf tutmaya çalışmıyor. Türkiye için de aynı kural geçerli olmalı. Herkes için bu kural geçerli olmalı. Ben artık bir devlet memuru değilim, kendi görüşlerimi paylaşıyorum.

Libya’daki tüm yabancı savaşçılar BM denetiminde ülkeden çıkartılmalı ve yeni seçimler BM denetiminde gerçekleştirilmeli. Libyalılar kendilerini kimin seçeceğine kendileri karar vermeli. Türkiye değil, Mısır değil. Bizler, Libyalılar adına seçim yapamayız. Onlar kendi özgür tercihlerini yapmalılar.

Size hatırlatmak isterim son parlamento seçimini yaptıklarında Müslüman Kardeşlerden kimseyi seçmediler. Tek bir kişiyi dahi. Bu özgürlükten alınan ders çünkü Müslüman Kardeşler muhalefette iken başarılı. Gelişmekte olan ülkelerde, tüm muhaliflerin sorunu vardır, bolca eleştirirler. Ama Mısır’da veya Tunus’ta olduğu gibi iktidara geldiklerinde, başarısız oldular. Muhalefetin de iktidara gelebileceğini ve gücün rotasyon halinde birinden ötekine değişebileceğine izin vermeyeceklerini gösterdiler. Türkiye’nin, Libyalılara Müslüman Kardeşleri empoze etmesi veya bölgedeki diğer insanlara, korkarım ki çalışmayacak ve Türkiye’ye Arap ülkelerinin düşmanlığını sağlayacak.

TD: Sayın Büyükelçi. Bu röportajı, Doğu Akdeniz’de diyalogun yolunu açabilecek bir orta yol bulunabilir mi diye bir umutla başlattık. Ama söyleşinin sonuna yaklaşırken, bize Türkiye ve Mısır’ın Libya’da çatışma riskinin dahi olası olduğu bir tablo çizdiniz. Sizi doğru mu anlıyorum?

AS: Evet, sadece Türkiye ve Mısır da değil. Hayır. Türkiye ve olası olarak Doğu Akdeniz’deki tüm ülkelerin. Açıkça gözüküyor ki Türkiye Yunanistan’la bir çatışmanın eşiğine geldi. Fransa’yla da. Görüntüleri paylaştınız. Şimdi Kıbrıs da aynısını söylüyor ve Türkiye’nin provokasyonu sonlandırmasını istiyor. Firkateynlerin eşlik ettiği Sismik araştırma gemisini çekmesi çağrısında bulunuyor. Türkiye’nin başkalarının münhasır ekonomik bölgelerinde böyle güç kullanarak bir şeyler yapmaya çalışması doğru değil.

TD: Ama Türkiye, tam da bu ülkelerin kendisinin Doğu Akdeniz’deki haklarını istismar ettiğini söylüyor. Ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’e en uzun sınırı olan ülke olduğunu vurguluyor. Anlaşılan tarafların konuya yaklaşımları birbirinden hayli zıt. Sanki Mısır tarafından bakıldığında, Türkiye’nin söylediklerini hiç duymuyormuşsunuz gibi.

AS: Hayır, hayır, hayır. Sanırım size verdiğim cevabın en önemli noktasını kaçırdınız. Biz 20 yıl boyunca Türkiye ve Yunanistan aralarındaki sorunları çözsünler diye bekledik. Ve bir 20 yıl daha beklemeye hazırdık eğer ki Türkiye’nin Mısır’a karşı agresif ve düşmanca davranışları olmasaydı. Sadece Doğu Akdeniz’de değil, ama teröristleri sınırlarımıza kaydırdı, topraklarında mahkum olmuş Mısırlı teröristleri barındırdı, onlara maddi destek sağladı ve hatta televizyon yayınları yapmalarına izin vererek bizim ekonomimizi istikrarsızlaştırmayı hedefledi. Eğer Türkiye bu politika şeklini değiştirirse, kesinlikle bir açılım olacaktır.

TD: Mısır’la bu tür bir diyaloğun yolunu açacak ilk adım ne olabilir?

AS: İki taraf için de bir dizi önerim oldu. Ama bence başlangıç noktası olarak Türkiye’nin açıklaması gereken ve bence bu Türkiye’ye sadece Mısır ile ilişkilerinde değil diğer Arap ülkeleri ile ve olası olarak Avrupa ülkeleri ile de yardımcı olacaktır – Türkiye, topraklarındaki herhangi bir yabancı savaşçının kendisinin vatandaşı olduğu Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, ve olası olarak Avrupa Birliği üyesi ülkeler de dahil bu ülkelerin içişlerine müdahale etmesini engellemelidir. Avrupalılar, Türkiye’de eğitilmiş ve silahlandırılmış bu savaşçıların Paris’te, Brüksel’de terör faaliyeti gerçekleştirmesinden endişe duyuyorlar. Türkiye, Siyasi İslam ile olan ilişkisinden arınmalı ve kendi topraklarındaki bu yabancı savaşçıların diğer ülkeleri sabote etmesine, onların ekonomilerine zarar vermesine izin vermemelidir.

TD: Söylediğinizi duyuyorum. İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri arasında imzalanan anlaşmayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce diğer Arap ülkeleri de bu sürece katılacak ve İsrail’le ilişkileri normalleştirecekler mi?

AS: Biliyorsunuz Mısır’ın da Türkiye gibi İsrail ile diplomatik ilişkileri var. Ve Türkiye’nin, aynen Mısır gibi birinin bir başkası ile ilişkisini normalleştirmesinden ötürü herhangi bir problemi olmamalı. Bu normalleştirmenin bize karşı olmaması kaydıyla. Bu da Türkiye cumhurbaşkanının bir diğer garip çıkışı. Kendisinin İsrail ile diplomatik ilişkileri varken, askeri ticareti varken, kayda değer ticari ilişkileri varken, Birleşik Arap Emirliklerinin İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesini eleştiriyor. Bu gerçekten çok ironik ve çifte standartlı bir yaklaşım.

Ama sorunuza cevap vermem gerekirse. Sorudan kaçmak istemiyorum. Arap dünyasında ciddi bir sorunumuz var. Arap Barış İnisiyatifi dediğimiz bir planımız var. İsrail’e 18 yıl önce sunuldu. Eğer İsrail Filistinlilerle barış yapacak olursa, Gazze’yi verecek olursa, uluslararası hukuka uygun şekilde Filistinlilerin bağımsız bir devlet kurmasını sağlarsa, doğu Kudüs’ü Filistinlilerin başkenti olarak kabul ederse ve Kudüs’ü tüm dinlerle paylaşıma açık olursa… eğer İsrail bunu yaparsa tüm Arap dünyası ve bütün Müslüman ülkeler, Türkiye de dahil 50 Müslüman ülke İsrail ile ilişkileri normalleştirecektir. Ne yazık ki bu olmadı. Ve şimdi Netanyahu bize ‘Hayır, hayır, hayır’ diyor; barış için toprağa hayır diyor; barış için barış diyor. İsrailliler toprak vermeyecekler, işgal edilmiş Filistin topraklarını tutacaklar ve Arap ülkeleri ile normal ilişkileri olacak. Filistinlilerin buna itiraz etme hakları var ama Türkiye’nin yok. Türkiye’nin böyle bir şey yapmaya hakkı yok. Eğer Türkiye ayrıştırıp seçiyorsa, Türkiye şimdi Hamas’ı, başka bir Müslüman Kardeşler grubunu seçti. Bundan ötürü de çok eleştiri alıyor. Ama hatırlayın Türkiye eskiden İsrail ve Filistinliler, tüm Filistinliler, arasında arabuluculuk yapıyordu. Türkiye eskiden İsrail ve Suriye arasında da arabuluculuk yaptı. Ve biz de Türkiye’ye bu konuda yardımda bulunduk. Türkiye şimdi Müslüman Kardeşler’in tarafını seçiyor ve tüm dünyanın Türkiye’yi kınadığı bir başka örnek daha.

TD: Mısır, Türkiye ile bölgesel liderlik hususunda çekişme içinde mi?

AS: Türkiye’ye ilk vardığımda 2010’da da bu soru gündeme gelmişti. Ve size şunu söyleyebilirim ki ülkelerimiz bölgedeki en yoğun nüfusa sahip ve birlikte Ortadoğu nüfusunun yarısını kaplıyoruz. İki ülkenin ticari hacmi toplamda bir trilyon dolara geliyor ve birlikte harikalar yaratabiliriz.  Rekabet veya düşmanlıkta iki taraf da kaybeder. Ve Türkiye’nin bugün şikayet ettiği her şeyi, eskiden ticaret yoluyla, barışçı anlaşmalarla, işbirliği içinde hallediyordu ve herkes de bu duruşunu takdirle izliyordu. Mısır boru hattının Türkiye’ye ulaşması için eksik olan kısım 100km idi. Eğer ki bu boru hattı inşasını 2011’de bitirmiş olsa idik, Türkiye bugün Doğu Akdeniz zenginliğine ortak olacaktı, oyunbozan olmak yerine veya kendini izole ederek isteklerini güç yoluyla dayatmak isteyen taraf olmak yerine.

Aklı selim insanların galip geleceğine ve yüzyıllar öncesine dayalı tarihi bağları olan insanlarımızın işbirliğine devam edeceklerine inanıyorum.

RÖPORTAJIN İNGİLİZCESİ

Q: Downgrading the diplomatic representation is indeed a low point in Turkey – Egypt relationship and the developments in the Eastern Mediterranean is somehow making the normalization of the relations between the two countries even more challenging.

President Erdogan said August 26 “We want everyone to see that Turkey is no longer a country whose patience, determination, capability and bravery can be tested. If we say we are going to do something, we do it. We will pay the price, whatever it is.”

But he also said August 13 that “The key to resolution in Eastern Mediterranean is dialogue and negotiations.”

What do you make up of these statements coming out of Ankara? If dialogue, diplomacy and negotiation is the way forward what would Egypt be expecting from Turkey and what do you think Turkey would be expecting from Egypt to start such dialogue?

AS: If the Turkish President made only the second statement, he would have made life easier for his country, for Egypt and for the rest of the region. Unfortunately he also made the first statement. And the two statements are contradictory. Because if Turkey is going to go its way regardless of the interests and the rights of others and is going to force her win on the ground, I am afraid there is nothing left for negotiations and cooperation.

Turkey in the first 10 years of the Ak Party rule was following the second statement, the path of cooperation, of free trade, of free movement of people, of soft power of culture, of tourism, of exchange of students and Turkey showed everyone in the region and the world that it is capable of to be a member of the Middle East and a member of NATO and an aspiring member to the European Union.

In the second 10 years since 2011, unfortunately Turkey is following the first statement, which is going its way alone. This is why it has become isolated unfortunately.

Q: How do you define the problem in the Eastern Mediterranean with Turkey?

AS: The problem is exactly what I outlined. Turkey has all the right to define its borders, it is its legal right where to explore but when the Turkish definition contradicts others’ definitions Turkey needs to refer to two things. One is international accepted legal principle, which in this case is UN Convention of the Law of the Sea. And Turkey decided not to sign, and not to become party of this treaty. And again this is Turkey’s legal right. The second alternative is for Turkey to negotiate with the other partners in the region, in the Mediterranean somekind of a agreed compromise. Unfortunately Turkey is insisting on going its way. And not only on the Mediterranean, on the law of the sea, but the other countries in the region feel threatened by Turkey publicly.

I mean the President of Turkey publicly and openly threaten Europe for example with refugees. Illegal migrants to open the door for refugees. He threatened Egypt with 20,000 militant, armed militant, moving them from Syria to our western borders where they can be a direct threat to our national security. In this kind of environment negotiation does not work.

7:20! We need a more conducive environment that will bring us back to 2010 when Turkey was a model for development in the region not a spoiler, of cooperation…

Q: Recently the Turkish people started to think that the regional countries and also its Western allies are all aligning against it. Would you share this perception?

AS: You know I come from a country where also conspiracy theories are going on. You know in the Middle East we are fond of conspiracy theories. But would you say the same about Turkey of 2010, 11 and even 12? Actually Turkey at the time was the model for everyone to copy, to look up to a secular democracy, that is seeking zero problems with all its neighbors concluding free trade agreement with them.

Q: Do you not regard Turkey as a secular democracy anymore Ambassador?

AS: I am afraid it is not my opinion, it is missing a lot of that in accordance with observers. I am not in Turkey anymore but I follow carefully what is going on. Of course there is a lot of criticism about harsh measures against opposition, about against any criticism. But it is not only that. 9:10! It is how to summarize a big country like Turkey in one simple gang group, gangsters, the Muslim Brotherhood. How can Turkey simplify its interest, its regional relations with all over the Arab countries into the Muslim Brotherhood. How can Turkey be summarized like that?

You know that in Egypt, those who were supporting the Turkish model back in 2010 and 2011, were many many more the Muslim Brotherhood. Because Muslim Brotherhood do not consider Turkey the real true example of political Islam. They think that this somehow is a phony example. But now Turkey jeopardize its relationship with very important allies in the region – Egypt, Saudi Arabia, UAE because of Turkish support to the Muslim Brotherhood. Turkey is hosting people who are convicted in my country of murder, of violent acts and it’s giving them Qatari money and giving them broadcast, tv broadcast to try to smear the reputation of my country and to try to destroy our economy. This is really … This is not the Turkey I used to know; This is not Turkey that I worked very closely with Turkish people and Turkish officials at the time to bring our people together and we were very successful. We tripled the trade between the two countries in 5 years.

Here is my Embassy photo, and here is one of the lunches I hosted for foreign minister Ahmet Davutoglu where we worked together and with of course President Gul presenting our credentials with my wife. We worked together to tripled the size of trade to 5 billion, and the tourism 4 times in 3 years. Cultural exchanges, even in the military to military. 12:00! You know right now Turkey is right now opposing all the navies of the whole Mediterranean. But in 2012 – 2013, the Egyptian and the Turkish navy was doing joint exercises. And it was the same officials in Turkey who was proud of the fact that they are making joint exercises with Egypt, the largest naval force in the Eastern Mediterranean. Today Turkey is isolated because of its own policies no conspiracy whatsoever. Because these same countries — I know there is a lot of talk about US conspiracy, Russia conspiracy, even Egypt conspiracy, all these parties were close friends to Turkey. The same AK Party led Turkey but with different policy and the only difference is putting the Muslim Brotherhood ahead of the Turkish national interests. This is what we would like to bring back.

I am not giving up but I am afraid I am in the minority. People in Egypt, many of my friends are 13:37! telling me you’re illusional. There is no hope, we’re giving up on Turkey and its leadership. I am still arguing with them. 13:50 I hope people who are listening to me today would help me out, bring this relationship to its course.

Q: Ambassador are you saying that your colleagues in Cairo has no hope to normalizing relationships with Ankara?

AS: Everytime I point out to a glimpse of hope like the second statement you just referred to. We receive the first statement that would say Turkey will go its way, will use force, will support terrorism, this is not going to be acceptable. And this is not going to be tolerated. Not only by Egypt, not only by the Arab world, but by the whole world. Everyday we are getting messages, we’re hearing messages to Turkey to change course.

Q: But Turkish President nevertheless said that the solution to the problems in the Eastern Mediterranean goes through dialog and negotiations. When Egypt signed its Exclusive Economic Zone agreement with Greece, it refrained from aligning the Greek points on the islands. So many analysts in Turkey summarized it as a step, as a positive step coming out of Cairo? How would you approach to it? What would be your reading on that?

AS: You actually sighted a very good example. For about 20 years, Egypt abstained from signing an agreement on delimitation of Exclusive Economic Zone with Greece only because Turkey did not resolve its problems over the islands with Greece. And for 20 years, we encouraged both Turkey and Greece to try to resolve these differences before we sign agreement with both. Unfortunately they were not able to resolve their problem and to sign an agreement. 16:55 We only changed our minds, Egyptians only changed their mind, when Turkey decided to intervene in Libya – not only by signing this very phony agreement actually. I don’t think there is one country in the world except for Turkey and the government in Tripoli that are recognizing this agreement. No one else. May be Malta. No one else. And also the Cypriot Republic of Northern Cyprus. But nobody else in the world will recognize the Turkish agreement with Libya because it actually ignores all the international norms. It ignores a big chunk of land called Crete. That has more population than Athens. And also it ignores all the UN conventions including the most important one the UN convention on the law of the sea. But what is more important than this agreement is what the Turkey is doing on the ground in Libya.

As I told you, moving terrorists to Egyptian western borders is something that we can not sit silent against and something that will not help any negotiations to start. I remind your audience with a massacre that was committed in 2015 insight Libya when those people who are in government in Tripoli today, gave sert to ISIS and ISIS kidnapped and slaughtered 32 Egyptians, only because they were Egyptians and they were Christians. They put that on live video. We can not allow this to happen again. Of course the same terrorist killed the US ambassador and killed others.

Q: What is it have to do with the Turkish position in Libya Ambassador?

AS: It is the same groups that Turkey is supporting today in Libya, in Tripoli.

Q: Are you saying that Turkey is supporting DAESH?

AS: Yes mam. Not only in Libya but also in Syria. When Turkey was trying for years dialog with many of the Syrian groups they are now these groups are on the United Nations Security Council terrorism list. But definitely the groups that are in control in Tripoli are the same ones who handed DAESH. This is why Egypt said Cufra is the red line. We are not going to allow these people near our borders and is it allowed in international law to move militants, armed militants from Syria where they were supposedly fighters to liberate Syria against a dictator President to move them, to be them mercinaries, to fight Libya? Is that Turkey’s mission? Is that something the Turkish people approve, I don’t think so.

Q: I do understand your point Ambassador but I think this issue has been discussed widely over the years and then there is an other side of the story which suggests that it is not only Turkey if it is doing such business but other countries are also doing similar dealings with these forces in the region. So this line of talking which only puts Turkey as if doing something wrong where the rest of the world, rest of the regional countries are acting angelic does not really make much sense to the Turkish people either.

AS: Yes, you’re right. I fully agree. This is exactly why when Egypt said it would not accept terrorists on its Western borders in the same announcement we put out the initiative to have a ceasefire and to put out all foreign mercenaries from Libya, all foreign fighters should be pulled out of Libya. We’re not trying to wave the balance in favor of one side against the other. Even though we are clearly, definitely for the Libyan national army and against those gangsters who are in control of Tripoli. However we think this is something for the Libyans to decide. We put an initiative and the Turkish official brushed aside the initiative. They said they are going to send more of those freedom fighters, so called, this is what I am trying to highlight to your audience. Egypt is not trying to pick and choose. The same rule should apply to Turkey, the same rule should be applied to everybody else. All the other – I am not any more a government official. I am speaking my mind. All foreign troops in Libya should leave under UN monitoring; new elections should be held under UN monitoring. It is up to the Libyans to choose their rulers. Not Turkey, not Egypt. We can not choose for them. They need to make their own free choice. I have to remind you the last time they did they selected a parliament where they had no Muslim Brotherhood in it. Not a single one. This is the lesson of freedom because Muslim Brotherhood was very successful in the opposition. You know in developing countries, all the incumbents, have problems have things to criticize. But when they came to power in Egypt in Tunisia and very briefly in other countries they proved a failure. They proved not allowing the opposition to take its chance on a free rotation of power. For Turkey to try to force the Muslim Brotherhood on the people of Libya or on any other people in the region, I am afraid it is not going to work but also it will only gain Turkey the hostility of Arab countries.

Q: Ambassador we started this conversation hoping that we will find a common ground that will open a dialog and negotiation firstly on the Eastern Mediterranena. But as we are closing up the interview, you’re basically drawing us a picture where there is a potential for Turkey and Egypt to clash in Libya. Do I understand you right?

AS: Yes, not only Turkey and Egypt. No. Turkey and probably the rest of the Eastern Mediterranean countries. You can see very clearly that Turkey came very close to a neighbor clash with Greece. With France. You showed actually some of this footage. Now we have Cyprus coming out and saying clearly that Turkey should stop the provocation, of this exploration ship with the frigate around it. Forcing it when into what claim to be, the exclusive zones of others. The US made its position…

Q: But Turkey is also saying that these countries are exploiting its rights in the Eastern Mediterranean. And that Turkey has the longest border to the Eastern Mediterranean. The ways how we are approaching this issue seems to be diverging significantly. It is as if from the Egyptian point of view, it is as if you don’t hear the Turkish side of the story at all.

AS: No, no, no. I think you missed the very important part of my answer. For 20 years, we have been waiting for Turkey and Greece to resolve their differences. And we were willing to wait another 20 years if it were not for the Turkish aggressive hostile behavior against Egypt. Not only in the Eastern Mediterranean but by intervening our borders, moving terrorists to our borders, hosting convicted Egyptian terrorists on its territory, giving them funding and broadcast to try to destabilize our economies. So if Turkey changes this course definitely there will be an opening. And I remind you of one thing.

Q: What would be one single step that would open up such kind of a dialogue with Egypt?

AS: I suggested several steps on both sides. But I think the starting point is for Turkey to declare, and I think this will help Turkey not only with Egypt but with other Arab countries and probably with European countries – 29:40 Turkey should prevent any foreign activist on its territory to try to intervene in his or her country of origin be it in Egypt, in Saudi Arabia, in Emirates, European Union. Europeans are worried about those who have been trained and equipped in Turkey and going back to do terrorist missions in Paris, in Brussels. Turkey should come clean of this association with political Islam and should not allow a foreigner on its territory to try to sabotage other countries, other economies.

Q: I hear you. One final question Ambassador. What do you make up of the agreement between UAE and Israel? Do you think other Arab countries going to follow this train and normalize relations with Israel?

AS: You know Egypt like Turkey has diplomatic relations with Israel. And Egypt like Turkey have no and should have no problem with anyone who wants to normalize relations with anybody else. As long as this normalization is not against us. So that is another strange thing for the Turkish president to come out and criticize UAE for having relations while its own country has diplomatic relations with Israel, has military trade with Israel, have a sizeable trade with Israel. So it’s really very ironic and double standard.

But to answer your question and I don’t want to avoid it. We have a serious problem in the Arab world. Because our own initiative. We call it the Arab Peace initiative which was presented to Israel 18 years ago that if Israel would conclude peace with the Palestinians, give them back those in Gaza, have them establish the independence state in accordance with the international law, have East Jerusalem as the capital and sharing Jerusalem all of Jerusalem together for all religions, if Israel does that the whole Arab world and the whole Muslim countries, 50 including Turkey , would normalize relations with Israel. Unfortunately this did not happen. And now Mr. Netanyahu is telling us no no no , no land for peace; it is peace for peace. The Israelis are going to keep the land, keep to occupying the Palestinians, then have normal relationship with the Arabs. So the Palestinians have the right to reject that. But not Turkey, Turkey has no right to do that especially and you remind yourself, if Turkey is trying to pick and choose and now Turkey is receiving Hamas, another Muslim Brotherhood Offshoot and you can see a lot of criticism for that. Turkey used to mediate between Israeli and Palestinians. All Palestinians. Turkey used to mediate between Syria and Israel. And we helped Turkey on that. Right now Turkey is choosing to side again with the Muslim Brotherhood and that is another good example that the whole world is condemning.

Q: Okay. This is going to be one last final. Please try to give a short answer to it. Is Egypt in rivalry with Turkey in demanding the regional leadership?

AS: I did not get the question.

Q: Is Egypt in rivalry in the region trying to get the leadership of the region with Turkey?

AS: I heard this statement, this question since I first arrived to Turkey in 2010. And I can tell you that our two countries are the largest in population and together we are about half the population of the Middle East. Together we have about a trillion dollar economy and together we can do miracles. In competition or in hostility we both lose. And everything that Turkey is making a big fuss about today, it was getting it through trade, through peaceful agreements, through cooperation, and it was admired by everyone. We were only missing 100 km. of the gas pipeline, the Egyptian gas pipeline, to reach Turkey. If we had finished that in 2011, Turkey would have been a partner of this Eastern Mediterranean wealth rather than a spoiler and isolated party who is trying to force its way on the ground.

Q: Ambassador thank you so much for sharing your point on this very difficult issue. What you shared is not easy to swallow but lets hope that there comes a way to start dialog and negotiation between Turkey and Egypt. These are two very important countries in the region. And we can only be hopeful for normalizing the relationships between the two countries.

AS: I am very hopeful that sensible people will prevail and our two people will continue their historic cooperation that dates back centuries ago.

Q: Thank you so much again for giving us the interview.

1 YORUM

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here