Muharrem Ayının Önemi

0

Muharrem ayı İslam dininde hem Sünniler hem  Şiiler için önemlidir.Hz. Muhammed’in (S.A.V.) M.S.632’de vefatından sonra çok sevdiği damadı Hz. Ali’nin O’nun yerine geçememesi üzerine İslamiyette Sünni fıkıf mezhepleri ve Şii mezhepleri  bölünmesi olmuştur. Türkiye’de Aleviler Hz. Ali’nin takipçileridirler. Hz Muhammed’in (S.A.V.)  kızı Hz Fatma ile evli olan Hz. Ali’nin oğlu Hüseyin ve yakınlarının  Kerbela Savaşında öldürülmesinin ardından İslam’da  Sünni ve Şii mezhepleri bölünmesi kesinlik kazanmıştır. İslamiyette Ramazan ayından sonraki en önemli kutsal ay Muharrem ayıdır. Kerbela Savaşı nedeniyle. Muharrem ayı Türkiye’deki Sünniler ve Aleviler için bir kutlama değil bir anmadır. Bu yıl Hicri takvime göre  Muharrem ayı 20 Ağustos-17 Eylül tarihleri arasındadır. Muharrem ayının 10.günü de Aşure Günü olarak bilinir.Bu yıl 29 Ağustosa rastlayan  Aşure Gününün önemi Hüseyin’in Muharrem ayının 10.gününde Kerbela Savaşı sırasında Şehit edilmesidir. Bu nedenle Aşure Günü matem, yas  ve anma günüdür.

Muharrem  Arapça kökenli olup etimolojik olarak “haram olan”, (mu h r m) ” yasak olan” anlamına gelmektedir. Aşure ise yine Arapça kökenlidir ve 10 rakamını temsil eder.

Sünni fıkıf mezhepleri için de Muharrem ayı kutsaldır. Sünni fıkıf mezheplerinde daha çok Hz. Nuh’un gemisinin Ağrı Dağının tepesine oturmasının Muharrem ayında olduğu inancı hakimdir. Gemide kalan yiyeceklerin karıştırılmasıyla  yapılan tatlıya da  Aşure denir. Aşure burada kurtuluşu temsil eder. İlk semavi din Yahudilik de ise bu ayda Hz. Musa’nın Firavundan kaçarken Kızıldenizin açılarak ona yol vermesi ve kaçması gerçekleşmiştir. Muharrem ayında gerçekleşen çok sayıda olay ve mucize din kitaplarında yeralmaktadır.

Tabii benim burada ifade edebildiklerim ve amacım, üzerine çok sayıda eser yayınlanmış, üzerinde çok konuşulmuş teolojik bir  konuda fikir yürütmek değil. Muharrem ayının önemli bir özelliği de Kerbela Savaşında şehit edilen Hüseyin ve yakınlarının anısına  bu ayda savaş varsa savaşa son verilmesi, savaşılmaması, barışın tesis edilmesidir.Onun için bu ay, Türkiye’deki Aleviler için dua etme,oruç tutma, Şehit edilen Hüseyin ve ailesinin çektiği aynı acıyı çekmek için ritüellerin uygulanmasıdır. Türkiye’de 25 milyon Alevi nüfusun bulunduğu ifade edilir. Dünya nüfusunun % 15’inin Şii olduğu Britanya Ansiklopedisi’nde kayıtlıdır.

Barış ayı olmasına karşın içinde bulunduğumuz bu yıl ve özellikle bu ay, dünyada giderek artan milliyetçilik, enerji savaşları,  otokratik yönetimlerin baskıcı uygulamaları, Doğu Akdenize kıyıdaş olmayan devletlerin ( A.B.D., Fransa, Rusya Federasyonu ve hatta Ç.H.C.) gibi emperyal devletlerin Doğu Akdeniz’e donanma göndererek gergin ortamı daha da germeleri barış ayı olarak Muharrem ayının ne kadar önemli olduğunu gösterir. Çoğu ülkede COVİD 19 salgınının yaygınlaşması, ekonomik sıkıntılar durumu daha da vahim kılabilmektedir. Türkiye’de de COVİD 19 salgınının arttığı yazılı ve görsel medyada yeralan haberler arasında.

 Doğu Akdenizdeki gerginlik ve içerde COVİD 19’a bağlı sıkıntıları bir nebze giderebilmek için  yapılabileceklerin başında Mısır ve İsrail ile diplomatik ilişkilerde ivme sağlamak üzere her iki ülkeye kariyer büyükelçi atanması ve  görüşmelerin olumlu sonuçlanması için de  yan kuruluşların değil doğrudan Dışişleri Bakanlığının görüşmelere  devam etmesi gelmektedir. Her iki ülkede ve ülkemizde  diplomasi gelenekleri kuvvetlidir. Bu bakımdan  kariyer büyükelçiden kasdım  diplomasi geleneğinde, mesleğin başından itibaren yetişmiş, diplomasiyi bilen uygulayan, birikimli ve deneyimli büyükelçilerin bu ülkelere atanması ve görüşmeleri sürdürmeleri gerekir. Bugün Dışişleri Bakanlığında bu görevleri yapabilecek çok deneyimli diplomatların olduğunu biliyorum. Yunanistan’ın bugün Mısır’la yaptığı anlaşmayı Türkiye yapsa idi Yunanistan tek başına kalacak, diğer devletler arkasına sıralanamayacaktı. Ancak vakit yine de geç sayılmaz. Gerek İsrail gerek Mısır’ın arkalarında A.B.D ve İngiltere’nin olduğu artık herkes tarafından bilinen bir gerçek. A.B.D. ve Fransa da askeri açıdan da  Yunanistan’ın arkasında durduklarını açıkça ilan ettiler.

Muharrem ayının içinde bulunduğumuz şu sıralarda Türkiye’nin tezlerinden vazgeçmeyerek bu hamleleri biran önce yapması tezlerimizi savunmamızı da kuvvetlendirecektir.Nihayette bu ülkelere eninde sonunda büyükelçi göndereceğiz. Zamanlama şimdi olursa  tezlerimizi savunmada daha kuvvetli bir statü kazanmış olacağız. Her ülkenin kendi iç işleri kendisini ilgilendirir. Kendi ulusal çıkarlarımız bu ülkelerle biran önce diyalog kurmamızı gerektiriyor.

Kissenger’in “Diplomasi” kitabında da ifade ettiği üzere:Açık ve gizli diplomasi unsurları gerektiğinde aynı anda kullanılmalı. Bu nedenledir ki Kissenger Orta Doğu’da “Mekik Diplomasisi” yürütmüş, Ç.H.C. ile de gizli diplomasi yürüterek amacına ulaşmış ve A.B.D.nin Ç.H.C. ile ilişkilerini geliştirmiştir. Yine aynı Kissenger, Vietnam Savaşını görüşmeler yoluyla sona erdirmiş ve tüm bu başarıları sonucu Nobel Barış Ödülü almıştır.

Dış politikanın kuvvetli olması iç politikaya ve ekonomiye de bir ivme kazandırabilecektir.

Suriye ile ilişkilerimize gelince, güneyde en uzun sınırımızın bulunduğu Suriye ile ilişkilerimiz sorunludur. Ancak güneyimizdeki sınırın öte tarafında artık Arap nüfus kalmamış burası sınır boyunca mimarlığını A.B.D.’nin yaptığı Kürt hakimiyeti altına girmiştir. Böylece güney sınırımız boyunca bir basınç hissedilir boyuta ulaşmıştır denebilir. Özellikle A.B.D.nin PKK-PYD ile 2020 Ağustos ayı başında yaptığı petrol anlaşması ile burada bir Kürt devleti yapılaşmasına doğru gidileceği görülüyor. Her ne kadar Esat artık kuvvetli değilse de yine de Rusya’nın desteği yanıbaşında ve Rusya’nın büyük bir sabırla bekleyip eski komünist geleneklerinden gelen strateji  hamlelerini son ana saklayacağı anlaşılıyor. Tabii bu şekildeki varsayımların kuvvetli olabilmesi ve geleceğin nasıl planlandığının bilinmesi  için A.B.D. ve Rusya arasındaki görüşmelerin ne yönde ilerdiğini öğrenmek gerekiyor.

Barış ayı Muharremde dikkatli bir diplomasi ve strateji uygulanması kaçınılmaz gözüküyor.

İzmir’de aile geleneği olarak gördüğüm Aşureyi ben de her sene yaparak  mahallemizde dağıtıp bu anma gününe katılırım. Bu vesile ile Alevi ve Şii arkadaşlarıma hayırlı bir Muharrem ayı dilerim.

Önceki İçerikYunanistan’a gerginliği azaltma çağrısı yaptı..
Sonraki İçerikHDP Sözcüsü Günay: Selahattin Demirtaş’ın partisi HDP’dir
Deniz Kılıçer
Ocak 2019'da emekli olmuştur. Dışişleri Bakanlığı Statejik Araştırma Merkezi Başkan Yardımcılığı ve Başkan (2011- 2012). Vatikan Büyükelçiliği Birinci ve daha sonra Elçi Müsteşar (2006-2011). Protokol Daire Başkanı (2001-2005). İsveç Stokholm Büyükelçiliği Birinci Müsteşarı (1998-2001). Slovenya Ljubljana Büyükelçiliği Müsteşarı (1996-1998). Boru Hatları ve Enerji Dairesi Başkanı (1994-1996). Kafkas İşleri Dairesi Şube Müdürü (1992-1994). Hollanda Deventer Başkonsolosluğu Başkonsolos Yardımcısı (1988-1992). Enformasyon Dairesi Başkatip (1986-1988). Endonezya Cakarta Büyükelçiliği İkinci Katip (1984-1986). Londra Büyükelçiliği İkinci Katibi (1980-1983). Kıbrıs Siyasi İşler Dairesi İkinci Katip (1978-1980). Papalık Gregoryen Üniversitesi Temel Teoloji Lisansı Diploması(2007-2010). A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü SBF Master Derecesi (1988). Basılı Tez: “İngiliz İmparatorluğundan Commonwealth'e:İki Dünya savaşı Arasında Çanakkale Krizi 1919-1939”. "London School of Economics"'de misafir öğrenci (1988). A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Lisans Diploması (1976). Ödüller İtalya Cumhurbaşkanı G. Ciampi tarafından Ankara'da tevdi edilen “Şövalye” ünvanı (Cavallieri Stella Stara per la Solidarita Italiani) Eylül 2005. İran Büyükelçisi Dowlatabadi tarafından tevdi edilen Humeyni Altın Nişanı Eylül 2005. Dinlerarası diyaloga katkılarından dolayı Papalık Tiberina Akademisi Şeref Üyeliği Kasım 2007. İngilizce, Maley dilleri (Bahasa Endonezya ve Maley) İtalyanca bilmektedir.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here