Müslümanlar öğreniyorlar ve öğrenecekler. Ama ne yazık ki, acı tecrübelerle…

2

Ben Müslümanlar olarak yazdım ama siz İslamcılar diyebilirsiniz, ya da muhafazakarlar veya dindarlar…

Öğrenme hep acı tecrübelerle mi olur?

Aslında hayır.

Bir filozofun da dediği gibi, ‘akıllı insanlar başkalarının tecrübeleriyle öğrenirler’.

Peki neden Müslümanlar acı tecrübelerle öğreniyorlar?

Aslında cevabını sizler de benim gibi biliyorsunuz ama yüksek sesle ifade etmeye çekiniyorsunuz. Sizin çekindiğiniz konuyu ben de öylece bırakayım…

Ak parti’nin iktidara geldiği dönemi ve o zamanın şartlarını hatırlıyorsunuz. Belki Z kuşağındakiler hatırlamazlar, artık onlar da zahmet edip okusunlar.

Büyük idealler ve hedefler vardı.

Aradan geçen 18 seneden sonra gelinen noktayı Cumhurbaşkanı sayın Tayyip Erdoğan itiraf niteliğinde açıkladı:

Genç bir nüfusa sahibiz ama medeniyet tasavvurumuzu layıkıyla hayata geçiremiyoruz

Gerçek iktidarın fikri iktidar olduğunu gayet iyi biliyoruz. Şahsen bu konuda kendimi biraz mahzun hissediyorum. Samimi bir muhasebeyle geçtiğimiz 18 yılda her alanda, tarihi eserlere ve hizmetlere imza attığımızı ama eğitim ve öğretimde, kültürde arzu ettiğimiz ilerlemeyi sağlayamadığımızı düşünüyorum. Medyamız en modern altyapıya sahip ama bizim sesimizi ve nefesimizi yansıtmıyor. İlimde, sanatta, kültürde hep benzer sıkıntılarla karşı karşıyayız. Fikri iktidarımızı hala tesis edemediğimiz kanaatindeyim…‘

Eğitim, öğretim ve kültür.

Ve bütün bunların birleşmesiyle oluşan ‚medeniyet tasavvuru‘

Ak Parti’ye yakın olup, yazan-çizenler de bu konuları ele alıyorlar.

‚Medeniyet tasavvuru‘

Müslümanlar, medeniyet tasavvurlarını hayata geçiremediler.

Nedir bu medeniyet tasavvuru?


İslam medeniyeti.

İslam medeniyeti, gökten inen bir yapı değil.

Medeniyet, insanların ve kültürlerin katkılarıyla oluşur ve zaman alır.

Müslümanların medeniyet tasavvurlarını hayata geçirememelerini masaya yatırıp, inceleyecek olursak, öncelikli sorun yukarıda bahsettiğim: ‚Gökten inen bir yapı değil…‘

Ama sizler de bilirsiniz ki, vahye dayalı, yani gökten inen bir sisteme dayalı inanca sahip olanların, medeniyeti de gökten beklemesi normaldir. Bunu suçlama ya da eksik görme adına dillendirmiyorum, realite budur.

Vahye dayanan sisteme inananlar, her zaman vahyin geldiği kaynaktan uyarıcı ve düzeltici beklerler.

Mehdi ve mesih inancı bu yüzden çok yaygındır.

Ayetlerde ‚siz hiç akletmez misiniz‘ geçse de, Müslümanları yönetenler (Evet, Müslümanları yönetenler) kurtarıcı geleceği inancını hadislerle tesis ederler.

O hadislerin doğruluğunun önemi yoktur.

Önemli olan, birisinin gelecek olmasıdır.

Ak Parti’de olan insanlar da böyle düşünürler, diğer Müslümanlar da..

Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu açıklamasını bu bakımdan çok değerli ve önemli buluyorum.

Aslında sayın Cumhurbaşkanı şunu demek istiyor: ‚Beklediğiniz kişi ben olsam bile, medeniyet tasavvuru konusunu yapamadık‘.

Bu durum birinci derecede Ak Parti’lileri ve sonrasında diğer Müslümanları üzse de, aslında sayın Cumhurbaşkanı çok önemli bir görevi ifa etmiş oluyor:

‚Gerçeği ifade etmek‘.

Medeniyet, siyasal iktidarda olmayla, bütün yetkileri tek makamda bulunduran Başkanlık sistemiyle olan bir şey değil, demek istiyor.

Medeniyet tasavvurunun oluşabilmesi için öncelikle dünyayı ve hayatı anlamlandırma sorununun üstesinden gelinmeli.

Müslümanların, dünyayı ve hayatı anlamlandırma sorunları hala çözüm aşamasına girmiş değil.

Osmanlı Devleti’nin yıkılıp sanayi toplumunun oluşması ve sonrasındaki dünyayı anlama sorunu, hala daha vahye dayalı bakış açısıyla anlamlandırılmaya çalışılmakta.

Sadece vahye dayalı bakış açısı olduğu için de olaylara vakıf olma gücü yarıya iniyor.

Şöyle örnek verirsem sanırım daha iyi anlaşılır:

Tek gözünüzü kapatarak birkaç gün geçirdiğinizde derinlik anlayışınız yavaş yavaş kaybolur. Yaşı ileri olanlar gibi elinizdeki bardağı masaya ya da mutfak tezgahına çarpmaya başlarsınız. Çünkü derinliği hesap edemezsiniz.

Bugün Müslümanların durumu da aynen bu şekilde.

Bu yüzden sürekli acı tecrübelerle öğreniyoruz.

Tek gözle (Tek vahiy bakış açısıyla bakıldığı için) hayatın içinde yol almaya çalıştıkça, derinlik duygusu kayboluyor.

Kaybolunca hatalar artıyor.

Aradan 18 yıl geçse de sayın Cumhurbaşkanı’nın ifadelerinde bu gerçeği duymuş oluyoruz.

Birçok şey oldu ama en önemli olan konular, yani eğitim, öğretim ve kültür gerçekleşmedi…

Ne diyelim, hayırlısı olsun…

Sevgi ve Bilgiyle kalın

2 YORUMLAR

  1. Medeniyetin gelmesi için tek dişi kalmış canavarın insafa gelmesini yada ölmesini beklemek.
    Zeki insanların inanc kazanının dibine bandıra bandıra yemeye başlaması sonrasında kendini (gerçekten belkide) tanrının yeryüzündeki temsilcisi, hatta sureti sanmaya bile başlaması.
    Siyasetin bir koltuğuna oturunca Fatih lerle Kanuni’ lerle değil, yezid ile yarışmaya kalkanların bulunması.
    İnsanlarımızın aklının olmadığından yada gerçekten herşeyi gökten bekledikleri, aslında gerizekalı olduklarını sanmak insafsız lık olur.
    Belki de çaresizliktir, gücünün yetmemesindendir.
    Cumhuriyet, demokrasi, hak(dogduğu andan itibaren), adalet (ömerden beri), insanların eşitliği (ademden beri), hukukun önemi, laiklikle inancın zenginliğini tam ve doğru haliyle anlamamıza engel olunmasından dır.
    Bu makus talihimizin bunları anlayarak bilerek adımlarını doğru yönde atacak basiretli yönetenlerimiz sayesinde olumlu yönde döneceğini umuyorum.

  2. 18 yıldır bu ülkeyi yöneten bir iktidarın hala fikri iktidarını tesis edememekten bahsediyor.
    bu durum kendi sözleri ile iflas ettiklerinin ilanıdır.
    ne yani bu ülke insanından 18 yıl daha mı isteniyor.
    değil 18 yıl yüz yıl geçse bu kafa değişmez.aynı lafları gene ederler.
    fikri iktidarı değil ama maddi iktidarlarını bayağı abad ettiler.
    kardeşinizin parmağında sadece bu yüzük var zengin oldu derlerse haram yemiştir dendiği zamanları unutmadık.
    63 yaşındayım bizi yönetenlerin kendilerinin ve babalarının akıl hocalarının fetvacılarının rahle-i tedrislerinde sohbetlerinde oturmuş dinlemiş biri olarak hayal kırıklığımın derecesini ifade etmem mümkün değil.
    ne adalet ne kalkınma ne eğitim ne insan hakları ne kültür ne irfan ne ekonomi ne dış politika tam bir hayal kırıklığı.
    bugünkü haberlerde mısır yunanistan kıbrıs rum yönetimi bir arada türkiye ye karşı bir bildirge yayınlıyorlar.
    rüyamda görsem şeytandan bilirdim.
    geldiğimiz nokta önce biz bize yeteriz devamı askıda ekmek.
    askıda ekmek bu ülkede yıllardır var.inşallah bu kampanyaları sonucunda o da sekteye uğramaz.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here