Müslümanlara ADALET tavsiyeleri

0

Müslümanların hallerine bakarak karar vermek İslam adına karar vermede yanlış hükümlere düşmemize sebep oluyor. Sanıyorum bu konuda hepimiz de hemfikiriz. Müslümanların İslam’ı temsil etmediği anlamına da gelen bir ifade aslında bu. Müslümanlar İslam’ı temsil etmiyorlarsa o halde neyi temsil ediyorlar?

Mekke’deki İman Toplumu’nun farklılığını ifade ettim, ediyorum. Konu sadece iman olmuş olsaydı 13 yıl bir süreç olmazdı. İman denen kavramın içinde bilinç düzeyini arttırma, evreni-dünyayı ve insanı gözleme, farkındalık ve birey olma durumu da mevcut. Çünkü bunları yapabilen bireyler Medine’ye göç (hicret) edebilecek duruma gelebilirler.

İman eden kişi Mümin’dir.

Mümin, emana alan yani güvene alan kişi demektir.

Kuran, insanlar arasında adaleti tesis etmekle görevlendirilmiş kişilere ‘Mümin’ der.

Yöneticilerin de Mümin olmalarının önemsenmesi ve tavsiye edilmesi de bu nokta sebebiyle çok önemlidir.

İnsanlar arasında adaleti tesis etmekle yükümlüdür. Haklıyı haklı olduğu için, haksızı da haksız olduğu için değerlendirmek ve bu adalet yapısını güvene almak.

Baştaki yöneticiler taraf tutarsa bu haksızlık olur ve zulümdür. Haksızlık olduğunda da güven ortadan kalkar. Yöneticilerden taraf olanlar da bir zaman sonra şüpheye düşerler. ‘Bugün haklıya haksız dediklerine göre belki ilerde de biz haklı olduğumuzda bize de haksız derler’ diye düşünmeye başlayan halkın yöneticilere karşı güveni kaybolduğunda toplumda adalet kaybolur ve kaos meydana gelir.

Nisa Suresi’nde konuyla ilgili önemli bir ayet vardır.

Nisa Suresi Medine’de gelmiştir ve 176 ayettir. Medine’de gelmesinin önemi ise yerleşik hayata geçmiş, şehir yönetimi ile ilerleme kaydetmiş Müslümanların sorunlarına değinmiş olmasıdır.

Nisa, kadınlar demektir.

Surede kadınlarla ilgili hükümler bulunduğu için bu isimle anılır.

Nisa suresi ikinci ayette şöyle geçer: ‘Yetimlere mallarını verin, temizi pis olanla değişmeyin, onların mallarını kendi mallarınıza katarak (kendi malınızmış gibi) yemeyin; çünkü bu, büyük bir günahtır’.

Bu ayette yetimlerle ilgili hükümler vardır ve bu hükümler hukuku ortaya koyar. Yetimlerin mallarını sahiplenmemeyi açıkça vurgular.

Bir diğer ayette de konu adalete gelir:

‘Şüphesiz Allah, size emanetleri ehline (sahiplerine) teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor. Bununla Allah, size ne güzel öğüt veriyor!.. Doğrusu Allah, işitendir, görendir’. (Nisa suresi, 58)

Eda etmek, bir borcu yerine getirmek anlamında. Namazı eda ediniz ayetinde olduğu gibi. Namaz borcunu yerine getirmek ne kadar önemli ise, emanetleri de yerine getirin yani bu borcu da ödeyin demektir. Emanetler de kamusal işlerdir. Kamuya ait olan işlerde (Yani evinizdeki işlerin haricinde kalan ve kamuyu ilgilendiren bütün işler) de ehil olanları bulun görevlendirin demektir. Yapılacak işi ehline vermek Kuran’ın namaz gibi önem verdiği bir fiildir. Siyasette uygulanması gereken bu emir Müslümanlara çok önemli bir kıstası sunar.

Kendinden olanlara değil, o işi yapan ehil kişiye tevdi etmek.

Müslümanlar eskiden beri bu ayete ters davrandılar, ta Emeviler’den beri. Hala daha aynı davranışı sürdürüyorlar.

Kamu işlerini yapacak kişiler, inançları ne olursa olsun, işinin ehli olan insanlardan seçilmelidir der Kuran.

Dindarı, Müslümanı, kendi cemaatini, kendi tarikatını kayıran Müslümanlar bu işlerinde KURAN’A AYKIRI davranmaktalar. Ve bunu da DİN ADINA yapıyorlar.

Yani din adına İslam’a ve Kuran’ a uymayan bir işi yapmaktalar. Bundan dolayı Müslümanların yaşadıkları ülkelerde devlet haksızlık üzerine inşa ediliyor, toplumlarda haksızlıklar hızla yayılıyor ve savaşlar çıkıyor. Bu savaşlardan kaçan Müslüman halk da ‘gavur’ ve ‘inançsız’ dediği Avrupa ülkelerine gitmek için ellerinden ne gelirse yapıyorlar.

Yani Müslümanlar, Müslümanların yaptıkları haksızlık ve adaletsizlikten, Müslüman olan beldelerden GAVUR illerine hicret ediyorlar.

Hayırlısı…

Sevgi ve Bilgiyle kalın

Önceki İçerikHüzün çiğleri
Sonraki İçerikİlk Müslüman federal yargıcı Zahid Quraishi, Senatodan onay aldı..
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen Sinan Eskicioğlu evli bir çocuk babasıdır. Almanca, İngilizce bilen yazarın şimdiye kadar yayınlanmış olan beş kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here