Müşriklerin Zulmü (2)

0

Zulüm ve işkence anlaşmasını (kanunu) ortadan kaldırmak için harekete geçen beş yiğit 

 Nübüvvetin onuncu yılında idi ki, Kureyş müşriklerinin Haşim ve Muttalib oğulları aleyhindeki yazılı antlaşmalarını bozup yürürlükten kaldırmak için, Kureyşlilerden birkaç kişi harekete geçti. Onların içinde, bu hususta, Hişam b. Amr’ın çabasından daha güzel çabalı kimse yoktu.

 Hişam b. Amr; Nadle b. Hişam b. Abdi Menaf’in ana bir kardeşinin oğlu olduğu için, Hâşim oğullarından sayılırdı. Kendisi kavmi arasında şerefli ve itibarlı idi.

Hişam b. Amr, Züheyr b. Ebi Ümeyye`nin yanına vardı.

 Züheyr b. Ebi Ümeyye`nin annesi Âtlke Hatun, Abdulmuttalib`in kızı idi.

 Hişam b. Amr, Züheyr`e:

 “Ey Züheyr! Dayılarının birşey almaktan, satmaktan, evlenmekten, evlendirmekten mahrum edildiklerini; darlık ve yokluk içinde kıvrandıklarını bilip durduğun halde, istediğini yemeye, içmeye, giyinip kuşanmaya, istediğin kadınla evlenmeye senin gönlün nasıl razı oluyor? Nasıl içine siniyor?Allah`a yemin ederim ki; [Ebu Cehil] Ebu`l-Hakem Amr b. Hişam`ın seni dayıların aleyhinde antlaşmaya davet ettiği gibi, sen de onu kendi dayıları aleyhinde böyle bir antlaşmaya davet etmiş olsaydın, senin davetine hiçbir zaman icabet etmez, yanaşmazdı” dedi.

 Züheyr b. Ebi Ümeyye:

Reklam

“Allah senin iyiliğini versin ey Hişam! Ben bir tek adamım. Tek başıma ne yapabilirim?! Vallahi, yanımda başka bir kişi daha olsaydı, muhakkak o antlaşma sahifesini bozmaya kalkar, bozuncaya kadar uğraşırdım!” dedi.

 Hişam b. Amr:

 “Ben sana ikinci bir adam buldum!” dedi.

 Züheyr b. Ebi Ümeyye:

 “Kim imiş o?” diye sordu.

 Hişam b. Amr:

 “Benim!” dedi.

 Züheyr b. Ebi Ümeyye:

Reklam

 “Sen bize üçüncü bir adam daha ara!” dedi.

 Hişam b. Amr, kalkıp Mut`im b. Adiyy`e gitti. Ona: “Ey Mut`im! Kureyşlilere uyarak Abdi Menaf oğullarından iki batın ailenin gözünün önünde yok edilmelerine gönlün nasıl razı oluyor? Nasıl içine siniyor?! Vallahi, onları bundan kurtarmaya imkân bulabilseydin, içinizden onlara ilk koşacak olanı, beni bulurdun!” dedi.

 Mut`im b. Adiyy:

 “Allah senin iyiliğini versin! Ben bir tek adamın! Tek başıma ne yapabilirim?” dedi.

 Hişam b. Amr:

 “Ben sana ikinci bir adam buldum!” dedi.

 Mut`im b. Adiyy:

 “Kim imiş o?” diye sordu.

 Hişam b. Amr:

 “Benim!” dedi.

 Mut`im b. Adiyy:

 “Bize üçüncü bir adam daha ara, bul!” dedi.

 Hişam b. Amr:

 “Buldum bile!” dedi.

 Mut`im b. Adiyy:

 “Kim imiş o?” diye sordu.

 Hişam b. Amr:

 “Züheyr b. Ebi Ümeyye`dir” dedi.

 Mut`im b. Adiyy:

 “Sen bize dördüncü bir adam daha ara, bul!” dedi.

 Hişam b. Amr, kalkıp Ebu`l-Bahterî b. Hişam`ın yanına gitti. Onunla konuştu.

 Ona da, Mut`im b. Adiyy`e söylediklerine benzer sözler söyledi.

 Ebu`l-Bahterî:

 “Bize bu hususta yardım edecek, bu görüşte kimseler var mı?” diye sordu.

 Hişam b. Amr:

 “Evet! Vardır” dedi.

 Ebu`l-Bahterî

 “Kim imiş onlar?” diye sordu.

 Hişam b. Amr:

 “Züheyr b. Ebi Ümeyye, Murim b. Adiyy`dir. Ben de yanındayım!” dedi.

 Ebu`l-Bahterî:

 “Sen bize beşinci bir adam daha ara, bul!” dedi.

 Hişam b. Amr, kalkıp Zem`a b. Esved`e gitti. Onunla konuştu.  Kendisinin onlarla olan akrabalığını ve haklarını andı.

 Zem`a b. Esved:

 “Beni davet ettiğin bu iş üzerinde duran kimseler var mı?” diye sordu. Hişam b. Amr:

 “Evet! Vardır” dedi.

 Zem`aya, onların isimlerini birer birer saydı.

 Mekke`nin yukarısındaki Hacun mevkiinin başlangıcında, geceleyin toplanmaya hazırlandılar.

 Orada toplanıp, yapacakları işi konuştular.Sahife üzerinde durup, onu bozuncaya kadar uğraşmaya ahd ve akd ettiler.

 Züheyr b. Ebi Ümeyye ise:

 “Sizden, işe ilk başlayan ve ilk konuşan kimse ben olayım!” dedi.

 Ertesi günü, sabahleyin, Kureyş müşriklerinin toplantı yerine gittiler.

 Züheyr b. Ebi Ümeyye; üzerine ağır ve kıymetli bir elbise giyinmiş olduğu halde Kabe`yi yedi kere tavaf ettikten sonra, halkın yanına geldi ve:

 “Ey Mekkeliler! Bizler istediğimiz gibi yiyip içelim, giyinip kuşanalım da, Hâşim ve Muttalib oğulları alışverişten mahrum edilerek helak olsunlar, yakışır mı?! Vallahi, akrabalık bağlarını kesen şu zalim sahife yırtılıncaya kadar, oturmayacağım!” dedi.

O sırada, Mescid-i Haram`ın bir köşesinde oturan Ebu Cehil:

 “Sen yalan söylüyorsun! Vallahi, o sahife yırtılamaz!” dedi.

 Zem`a b. Esved:

 “Vallahi, asıl sen yalan söylüyorsun! Zaten, biz o yazıya yazıldığı zaman razı değildik!” dedi.

 Ebu`l-Bahterî:

 “Zem`a doğru söylüyor! Biz onda yazılı şeyleri ne kabul, ne de ikrar ettik!” dedi.

 Mut`im b. Adiyy:

 “Her ikiniz de doğru söylüyorsunuz. Bunun aksini söyleyen yalan söyler! Biz bu sahifeden ve onun içinde yazılı olanlardan uzaklaşır, Allah`a sığınırız!” dedi.

 Hişam b. Amr da, Mut`im b. Adiyy`in sözlerine yakın sözler söyledi.

 Ebu Cehil:

 “Herhalde, bu, buradan başka bir yerde geceleyin konuşulmuş, üzerinde karara varılmış bir iş olsa gerek!?” dedi.

O sırada, Ebu Talib de, Mescid-i Haram`ın bir köşesinde oturuyordu.

 Mut`im b. Adiyy kalkıp, Kabe`nin içinde asılı sahifeyi yırtmak için yanına vardığı zaman; “Bismik`allahümme” sözleri dışındaki bütün yazılı yerleri ağaç kurdu (güvesi) yemiş bir halde buldu!

 Bunun üzerine, Adiyy b. Kays, Zem`a b. Esved, Ebu`l-Bahterî ve Züheyr b. Ümeyye silahlanarak Hâşim ve Muttalib oğullarının yanlarına gittiler, onları Şı`b`dan evlerine döndürdüler.

 Kureyş müşriklerinin elleri yanlarına düştü! Hâşim oğullarının Peygamberimiz’i (sav) sonuna kadar koruyacaklarına, kendilerine teslim etmeyeceklerine kanaat getirdiler.

 Peygamberimiz (sav) ile cemaatı, Şı`b`dan çıkarak, halk arasına karıştılar. (Asım Köksal, İslam Tarihi)

Sonuçta, ağır ve üç yıl süren bu büyük zulmü yapan başta Mekke müşriklerinin ileri gelenleri (Ebu Leheb, Ebu Cehil, Ukbe b. Ebi Muayt, Ümeyye b. Halef, Nadır b. Haris, As b. Vail) olmak üzere zalimlerin  akibeti, Bedir’den başlayarak Mekke’nin fethi ile tamamlanan süreç içinde (altı yıl) tamamen yok olup gitmişlerdir. Tebbet suresinde olduğu gibi daha hala lanetle anılmaktadırlar. Kıyamete kadar böyle anılacaklardır.

Mehmet Akif ne güzel söylemiş;

Geçmişten adam hisse kaparmış… Ne masal şey!

Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?

“Tarih”i “tekerrür”  diye tarif ediyorlar;

Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?

Mehmet Akif ERSOY

[Safahat: Yedinci Kitap]

Şunu da ifade etmeliyiz ki, şer olarak görülen boykot zulmü, diğer taraftan hayırlara da vesile olmuştur.

Hac, umre ve ticaret gibi sebeplerle Mekke’ye gelip de ambargoyu duyanlar ne sebepten bu zulmün reva görüldüğünü merak etmeye, kendi aralarında konuşmaya tartışmaya başladılar. 

Böylelikle Ceziret’ül Arap coğrafyasında, Peygamberimiz’in (sav) adını, iddiasını,  davetini ve tebligatını duymayan kalmadı.

Arapların önemli şahsiyetlerinin bir kısmının çarşı pazarda görülmemesi ve onların alış verişten men edildiklerini işitmek büyük bir sorgulama başlattı. 

Mekke’ye gelenlerin Haşimoğulları ve Müslümanlarla ilişki kurmalarının müşrikler tarafından engellenmesi, İslam davetinin mahiyetini anlamak için büyük merak uyandırdı. Daveti duyanlardan bir çoğu da iman etmeye başladı.

“İhtimal ki hoşlanmadığınız şey sizin iyiliğinizedir ve ihtimal ki sevdiğiniz bir şey sizin kötülüğünüzedir. Siz bilmezsiniz, Allah bilir.” (Bakara,2/216) ayet-i kerimesinin ifade ettiği külli kaide, her zaman, her devirde geçerlidir. 

Vesselam.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here