Mustafa Öztürk zındık mı? İlahiyat Fakülteleri’nin ahvali. Hadi bakalım buyrun…

13

‘Hocam, kim bu Mustafa Öztürk?’

‘Hocam, bu adam ne diyor şimdi?’

‘Hocam, bu hoca iyi birşey mi diyor, yoksa kötü mü?’

‘Hocam, bu adam zındık mı?’

Bu ve benzeri sorulara muhatap oluyorum.

Mustafa Öztürk zındık mı?

Bütün bu hengamenin, toplumsal trajedi halinin düğümlendiği o küçücük nokta işte bu soruda saklı aslında.

Açıklayacağım.

Mustafa Öztürk’ün sosyal medyaya düşen konuşmasından sonra bildik çevreler linç kampanyasına başladılar.

Bildik çevreler diyorum çünkü Takvim gazetesinin cümlesi aynen şöyle: ‘Karar yazarı sözde ilahiyatçı Mustafa Öztürk’ten Kur’an-ı Kerim hakkında skandal sözler: Bu Allah dili olabilir mi?’…

Sözde İlahiyatçı!!!

Mustafa Öztürk’ün tarihsellik fikirlerini ve yaklaşımlarını çözüm odaklı görmem.

Yabancı fikir insanlarından çok etkilendiğini de ifade edebilirim.

Ama Mustafa Öztürk’e yapılan bu linç kampanyasını kesinlikle kabul edemem.

Gelelim soruların cevaplarına.

  • Mustafa Öztürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi fakültelerinde akademik çalışmalar yapmış

bir bilim insanıdır.

Diğerleri gibi merdiven altı dini gruplarda ezbercilikle, sakal-cübbe-sarıkla din satışı yapan biri değildir.

  • Bu adam, yüzyıllardır tartışılan bir konuyu ifade ediyor: Kuran’ın mana ve lafız olarak

vahyedilmesi konusu. Ona ve birçok diğer İslam alimine göre de, Kuran mana olarak vahyedilmiş ve lafız olarak Hz.Peygamber’in kelimeleriyle dünya hayatına gelmiştir.

  • Bu hoca iyi birşey diyor.

Ne diyor biliyor musunuz? Kuran ve Allah üzerine düşünün, ezbere iman etmeyin, imanınızı çalışarak kazanın diyor. Ayrıca şunu da ilave ediyor, sizlere dini duygularınızı kullanarak din satan dincileri sorgulayın diyor.

  • Bu adam zındık mı değil mi beraber karar verelim. Zındık, kelime manası olarak Allah’a ve

ahiret gününe inanmayan kimsedir.

Mustafa Öztürk, ben Allah’a inanmıyorum mu diyor?

Hayır.

Kuran’daki bazı kelimeler, kullanılan tarz Allah’ın söyleyeceği bir tarz değil diyor.

Bütün bu kavganın, yüzyılları bulan ‘daha dindarım’ savaşının çıktığı noktadır bu soru.

Bugün Mustafa Öztürk yarın bir başkası.

Bu soru, kendilerini Yaratıcı’nın, Rabbin, Allah’ın yerine koyan küstah grubun yöneltmekten çekinmediği, utanmadığı bir sorudur.

Onun zındık olup, olmadığına karar verecek olan Allah’tır.

Allah’ın aciz, sefil, basit kulları değil.

Bu soru etrafında çıkan tartışmalar tarih boyunca çok kafa almış, çok canlar feda edilmiştir.

Muaviye’de en tepe noktasına çıkan devletleşen rijit din anlayışının ürünüdür.

Bu soruyu yöneltenler, kendilerini korumaya almak için bütün dinsel şekilleri üzerlerinde barındırırlar: Sakal, bıyık, cübbe, sarık, şalvar aklınıza ne gelirse ama iman, teslimiyet ve düşünceden yoksundur.

Mustafa Öztürk tarihselci bile olsa, ÖZGÜRLÜK adına desteklenecektir ve desteklenmelidir.

Mustafa Öztürk İlahiyat fakültelerinin durumlarını da ortaya serdi.

İçinde söyleyecek tezi, düşüncesi olmayan bir tezle doktora yapanlar.

Doktorayı yaptıktan sonra üst kadrodakilerin egolarını tatmin etme gayretine düşerek doçentlik yapmaya çalışanlar.

Doçentlikten sonra profesör olmak için konuyla ilgili ezbere bir iki kitap yazma.

Kadro gelince de profesör olma.

Sonrasında da  rektörlük ya da dekanlık kapma hırsı.

Hal böyle olmasaydı, ülkede bu kadar din satışı yapan dinci gruplar olur muydu?

Olmazdı tabiki de.

‘Bu mahallenin, alemin bir delisi ben miyim ya?’ dedi Mustafa Öztürk.

Yok Hocam, bu mahallenin tek delisi siz değilsiniz…

‘Özgürlük ve sorgulama’yı kıstas alan deliler de arkanızda…

Sevgi ve Bilgiyle kalın

13 YORUMLAR

  1. Mustafa hocanınki lüzumsuzluk! Onunkisi sorgulamada özgürlük ise onu eleştirilenler de aynı hakka sahip. Onlar da Mustafa hocayı sorgulamakta özgür olmalılar. Tabi bunun için zındık türü şeyler demek doğru değil. Mustafa hocanın bir prof olarak kendini bu hale düşürmesi ve sonunda havlu atarak bir de işi bırakması da yakışmamış. Kuran’ın iyi anlaşılması konusuna istifa etmeden devam edebilirdi. Umarım bir süre sonra Aziz Nesin gibi biri olup çıkmaz! Kuran’da ayet olarak “Kuran’ı rehber olarak biz indirdik, öylece koruyacak olan da Biziz” şeklinde bir vurgu var. Yerin ve Göklerin yaradılışına sahip çıkan Allah, DiN’in ve Mahşerin sahibi olduğunu da bildiriyor. Yegane hükümran O. Hiç kimsenin hesap soramayacağı hükümranlıksa bu, herşeyden münezzehtir (ki öyledir). Hal böyleyken bir ilahiyatçının kalkıp ta “Allah’ın böyle bir şey demesi mümkün mü? Bir fani olarak Hz. Peygamber kendisini düşman bilen o dönemki inanmayanlara kızarak muhtemelen kendisi söylemiştir ve bu da Kuran’a Allah kelamı olarak sokulmuştur” demeğe getirmesi cüretli bir zan. Olaya daha temkinli yaklaşmamasıyla “Ya, ben bu işi Allah’a yakıştıramadım” türü bir tavır sergilemiş oluyor. Bu da haşa Allah’ı kendi tahayyül ettiği bir kalıba sokmağa çalışmasına eşdeğer olarak “Şirk’e girebilecek bir cüret. O zaman da hristiyandan pek bir farkı kalmaz.

    Hristiyanlardan açılmışken, İncil’e bakalım benzer ifadeler orda yok mu (değiştirildiği halde bazı örnekler muhafaza edilmiş demek ki!). Bunlarla bariz kızgınlık ifade ediliyor. Örneğin, bir yerinde displinden yoksun yanlışlarda diretenlere “… Siz doğru düzgün çocuklar değilsiniz, p.çsiniz” ifadesi var. “Bu tür insanların Tanrının huzurunda yeri yok” diyor. Bir başka bölümde kötü insan örneklerine hitabederek “..Yazıklar olsun size; yılanlar, engerek yılanları..” şeklinde reaksiyon gösteriyor, ki tanrılaştırılan İsa Batı aleminde “tatlım şekerim İsa (= Sweet Jesus)” olarak lanse edilmektedir.

    Velhasıl, Mustafa hocayı tefe tutanlar bir alem, Mustafa hoca ayrı bir alem! Kuranı araştırırken “böyle şeyler Allah kelamı olamaz” şeklinde bir iddiadan ziyade. “Bakın arkadaşlar Tanrı’nın bu yönü de var” deyip bilgi vermekle yetinseydi çok daha iyi ederdi. Mustafa hocanın video kırpıntısındaki ifadelerinden bana öyle geliyor ki “Kainattaki galaksileri yaratmış olan yüce Tanrı (Allah) ile Kuran’ın bazı bölümlerinden tanıdığımız Tanrı (Allah) dil olarak bir olamaz” şeklinde bir zanna varmış. Ispinoza’nın tanrısı da böyle bir şey olsa gerek!

    • iyi de Mustafa hocaya en üst perdeden cevap veren var zaten. hadi olmasa neyse.

      bakınız sizin zihniniz bile itirazınıza rağmen net değil. “tanrının bu yönü de var dese” diyorsunuz. halbuki Mustafa hocaya cevap veren başka bir ilim adamı olan Edip Yüksel Hoca müthiş güzel bir cevap veriyor:

      “ZENİM kelimesi piç olarak tercüme edilmez bu dili Kur-an’a nasıl yakıştırıyorsun? bu kelime sözlüklerde kulağı kesilerek işaretlenmiş, kötü olarak işaretlenmiş, sabıkalı gibi manalara gelir.

      şekspirden de şu örneği veriyor; günümüzde gay kelimesi homoseksüel anlamında kullanılıyor, peki 300 sene önce şekspir bu kelimeyi homoseksüel anlamında mı kullanmış, hayır gay kelimesi şen şakrak adam anlamına geliyor.

      temiz, pak Kur-an’a dar kafalarınızla argo anlamlı manalar veriyorsunuz sonra da kalkıp ben bunu ALLAH’a yakıştıramadım diyorsun olacak şey mi?”

      kimse başkasının ışlediği suçtan dolayı suçlanamaz, bu da Kur-an’ın hükmü tercüme yaparken başka hükümlerle çeliştirmemeli.”diyor.

      • Üst perde, en üst perde diyerekten başkasının ipiyle kuyuya ineceğine senin de kendi muhakemenle bu konuda has bir düşüncen var mı ondan haber ver!… ben mustafa Öztürk’ün olaya yaklaşım hatasını ifade ettim, istifasına kadar götüren olayda (video kırpıntısındaki heyecan ve iddiayla) “..bu budur” şeklinde bir tavırdan ziyade olaya temkinli yaklaşması daha uygun olabilirdi dedim. Kuran’da değişik şekilde yorumlanmaya uygun bazı ayetler olduğunu genel bilgiler dahilinde. Bu durum Allah kelamı olan Kuran’a has bir zenginliktir. Geçen zamanın beraberinde geleceğe taşıdığı anlamları barındırmasıyla diğer Kitaplar arasında özel bir yere sahip Kuran. Ancak, kalplerinde kötülük olanların bunları istedikleri yöne çekebileceğine dikkat çekilir (ikaz da var tabii). Ben konuyu buradaki yazıdan öğrendim. Edip Yüksel veya bir başkası ne demiş haberim yok, özgürce kendi fikrini söylemiş (ya sen?). Zaten o da yakıştıramadığından itiraz etmiyor mu?

        Ancak, “zındık” diyenlerden bir farkı olsaydı da keşke Mustafa Öztürk (ne de olsa profesör)’e “dar kafa”lı demeseydi. Yani, değindiğin (bir profesör dahi olmayan) Edip Yüksel de ayrı bir alem (bütün hadisleri ‘bataklık’ dediği aynı çuvala sokan bir alem!). Allah ise istisnasız her yaratığın rabbi: Rabbü’l-âlemîn! Anlaşıldı mı Baran!

        • aman hocam ben ilkokullu Cin Ali, benim ne düşüncem olacak da yazayım.

          Mustafa Öztürk hoca efendi, pakistanlı din alimi Fazlurrahman ve o’nun etkisiyle Ankara İlahiyat hocalarından Ömer Özsoy hoca efendinin kaleme aldığı üç-beş makalenin etkisinde kalarak ‘tarihselcilik’ düşüncesini benimsemiş ve bu düşüncenin gelişimine ciddi araştırmalarıyla kaktı sağlamış tarihselci perspektifin geniş kitlelere ulaşmasında büyük emekleri olan bir ilim adamı.

          her düşüncede olabileceği gibi tarihselcilik düşüncesi de kendini bu düşünceye biraz fazla kaptıranlara bir takım tuzaklar barındırması muhtameldir ki Mustafa hoca bu tuzaklara maruz kalmış biri. konunun bu tuzak kısmının benimle hiç ilgisi yok. ben tehlikeli alanlara girmem:))

          konu din konusu olunca münferitçi olarak tarif edilen kesimde ilmi her konunun tartışılması gerektiği ve bu tartışmalara her inançtan ateist, tek tanrıcı, başka başka inanç insanlarının da katılması gerektiğini söyleyenler var. bu tür tartışmalarda her şey konuşulur, kavgalar küfürleşmelere kadar gider. bu halkı ilgilendiren bir mesele değil. halktan insanların bu tartışmalardan uzak durması en sağlıklısı gibi görünüyor bana. yani benim gibi merak edenler de uzaktan izlemesi kafi.

          netice de Mustafa hocaya yazık oldu.

          benim merakım şu aslında; Mustafa hoca bir linçe maruz kaldı ve işini kaybetti. bu linç kültürü Mustafa hocanın bizzat kendisinde de yok mu?

          • Dediğime geldin o zaman, Baran. Ben de onu diyordum, dikkat edersen. Ne diyordum? lüzumsuzluk! daha temkinli olsaydı konuyu yine o şekilde gündeme getirir tartışmaya açabilirdi. Konu tartışılır işin doğrusu neyse mutabık kalınırdı. Konuların uzmanları restleşmeden de insanlar aydınlanırdı. Sonuçta Mustafa Öztürk’ün istifasına da gerek kalmazdı. “Benden bu kadar” deyip havlu atması “inadım inad” türü bir yapısı olduğunun da bir işareti belki de… Bu konular yakın tarihimize de değinen çok daha önemli konuları çağrıştırıyor, ancak lüzumu da yok; bir başka bahara…

  2. Benim ulkemde Din ile ilgili yazilanlarin tamamina yakini yeni bilgiler vermez, eski bilgileri tekrar ederler, buna ezbercilik diyebiliriz.
    M.Ozturk Hoca degisik bir sey yapiyor, Din’i ve Kur’an’i inceliyor. Kucuk kitapligimda hocanin bir kitabi var (Kur’an ve Tarihsellik Uzerine, Ankara Okulu Yayinlari, 2018).
    Hoca ele aldigi konulari detayli sekilde inceliyor, tamami belgelere dayali, belgelerin tamami yerli kaynaklardan ve Islam Literaturunden, hic yabanci kaynak yok.
    Kendi adima ufuk acici buldum, gercek hayatta yasadigim ikilemlerin nedenlerinin bir kismina vakif oldum…

  3. Allahın bütün sıfatlarını taşıyan lider,bu seçimde bize oy verin yoksa kudüs kaybedilir,bize oy vermesseniz uhud savaşındaki okçular gibi olursunuz,hz.peygamber (s.a.v)mekke fethinde gururlandı ama biz asla gururlanmadık,‘Allah‘ın yeryüzündeki gölgesi, ona dokunmak ibadettir,rahmetimiz gazabımızı geçmiştir.
    bu sözler söylendiğinde itikadi açıdan sorumluluk durumu hakkında ne diyanet camiası ne ilahiyat fakültelerinden bir yorum ve açıklama duyamadık.
    sn.mustafa öztürk bugün dayatılan din anlayışına aykırı bir iki laf etti diye yapılan baskılar sonucu istifa etmek zorunda bırakıldı.sn.hocanın olmadığı ilahiyat üniversite dünyası daha bir rafinemi olacak.sahabe efendilerimiz hz.peygamber(S.a.V)efendimize bir konu kafalarına yatmaz sa ya resulallah bu senin fikrinmi yoksa vahiy mi diye sorabiliyorlardı.peki şimdi durum ne.
    sakal şalvar sarık edebiyatı yapanların hz.peygamberimiz zamanında ebu lehebin ebu cehilin de sarıklı şalvarlı sakallı olduğu konusunu görmezden neden geliyorlar.
    katılım bankasına para yatıranlara kar payı olarak bankaların verdiklerinden çok daha az kar payı verildiği halde onlardan kredi kullanırken neden bankaların oranları ile borçlandıkları konusunda fetva kurulları ne düşünüyor acaba.
    ev alımında banka faizine caiz fetvası yapıştıran camia enflasyon altında kar payı veren katılım bankalarının helal enflasyon üstünde faiz veren bankaların faizi konusunda ne düşünüyor.
    hala cuma hutbesinin sonunda adil olun diye başlayan ayeti kerime okunuyor mu.bu ayeti okuyan hatib efendiler bu ülke de bu ayeti kerimenin gereğinin layıkıyla yapıldığına inanıyor mu.gereği yapılıyorsa adalet bakanı neden adalet yerini bulsun isterse kıyamet kopsun demek ihtiyacını duyuyor.bugün yapılan icraatlarda kul hakkı konusuna ne kadar hassasiyet gösteriliyor bu konuda diyanet teşkilatından ve anlı şanlı ilahiyat fakülte camiasının yüksek fikirlerini öğrenmek isterdik.
    ondan sonra sıra bu ülkenin gençliği neden dinden diyanetten camiden hoca dan soğudu ateizm ve deizm girdabına yuvarlanıyorun bilimsel incelemesine sıra gelecekmi acaba.
    bu ülkenin geleceği aykırı sözlere kulak vermeden geçiyor.

  4. Mustafa hoca önemli, değerli ve cesur bir adamdır.
    Herkesin aslında gördüğünü yüksek sesle söyleme cesareti göstermesi insanlığındandır.
    Tanrıyı özgürleştirmesi bize de özgürlük getirecek.
    Korunup kollanması farzdır.

  5. Rahmetli amcam, bir din adamının bilgili ve düzgün bir din adamı olup olmadığını şu soruyu sorduğunda takındığı tavırdan anlayabilirsin derdi; “Hoca, bazı arkadaşlar Allah eşcinsel diyorlar, siz ne diyorsunuz?” Hoca sizi oturtup bunun kocaman bir yalan olduğunu anlatmaya başlarsa o hoca hem bilgili hem düzgün bir adamdır. Ama “Haşaaa! bre zındık” diye fevaran etmeye başlarsa bil ki o şarlatanın tekidir. Sizce bu iki hoca tipinin Türkiye’deki, Dünya müslümanları içindeki oranları yüzde kaçtır? Ve bu iki tip hocanın islam alemine katkısı, yararı yüzde kaçtır?

  6. Çocukluktan itibaren camide başlayan, imam hatip ve ilahiyat fakülteleriyle tamamlandığı sanılan din öğretisi,
    ahlak, davranış, adalet, sosyal bilimler, hak hukuk, insanların (kendinden başka kiler) diğer canlılara sevgiler maddeleriyle zenginleşerek çeşitlense, bir bütün olarak ele alınsa ne güzel olurdu tam da ihtiyacımız olan şey. Ana kaynağı Kur’an olmak kaydiyle.
    Anlaşılacağı gibi diyanet vb bir kurumu bu işlerde daha yetkili kılarak.
    Devletin kontrolünün olmadığı yerde kaos, çatışma, aykırı bin bir türlü işler olması gayet normaldir. Muaviye zihniyetinin en tepeye çıkaracağı sistemin ne faydası olacağını da göz ardı etmeden.
    Hiçbişey yapmadan sadece kişilere bakıp, seyrederek, dini kendi çıkarları için kullanacak kişilere boş bir meydan bırakırız sadece.
    Sonra biri gelir zincirle kendi kendine zarar verdirir, diğeri çorabının suyunu içirtir, öteki ağzına aldı ğiı hurmayı şifa niyetine yedirir. Birileride kuzu kuzu gider..
    Allah, Peygamber ve Kur’an vasıtasıyla bize bildirmiş, yoksa herkese tek tek adrese teslim! Bildiremez miydi? Niçin bu yolu seçti?
    Araştırma dım ama kuranda herhangi bir sonraki nesilden yüksek bir zat’ın ismini vermiş mi acaba? Yoksa, “size akıl verdim son damlasına kadar damıtarak kullanın” mı demiş?
    Sayın yazarımız Allah rızası için insanlık adına bir adım atmış, yeterlimi?
    Kişiye özel değil de, konuların tek tek masaya yatırıldığı, ortak platformlarda buluşulan güzel günler görmek dileğiyle..

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here