Mutlu olmak ve mutlu kalmak isteriz

2

Psikologları sevenler olduğu gibi sevmeyenler de çok. Bazı insanlar da duygularının yakalandığı hissine kapılıp rahatsız oluyorlar.

Psikologların hedefi önce davranışları tanımlamak. Sonra da bu davranışı açıklamak. Sonrasında da danışanlara yardımcı olmak.
Ne için yardımcı oluyoruz?

Sorunlardan kurtulup huzurlu ve mutlu olmaları için.

Geçen Pazar günü Ocakmedya Twitter odasında bir başka program vardı. Psk. Dr. Ziya Hoca’yı dinledik.

Dinledik çünkü ben de keyifle dinledim.

Aynı meslekteniz, bu yüzden de zevkle dinledim.

İşitsel, görsel ve dokunsal zekayı anlattı.

Ayrıca proses ve prosedür kişiliklere de değindi. Ben çok zevk aldım bu konuların konuşulmasından ve dinleyenlerin de memnun olmasından.

Çünkü danışanlarımızdan gördüğümüz insanların psikolojiye ilgisi çok ama psikolojik bozuklukları olduklarını kabul etmeleri de zaman alıyor.

Psikoloji çok önemli.

İnsanın kendini tanıması, davranışlarını tanımlayabilmesi ve neden bu davranışı yaptıklarını açıklamaları ve yapılan yorumları kabul etmeleri kendilerini daha iyi hissetmeleri için güzel.

Belki Türkiye’deki insanlar Almanya’daki Türkiyelilerden farklılar ama insan davranışı genel olarak benzer.

Burada yaşayanların bir derece daha sorunlu olmaları kendi ülkelerinden uzakta yaşamaları yüzünden. Danışanlarım da bunun farkındalar.

Dr. Ziya Hoca’nın anlattıklarından anladığım Türkiye’de de insanların kendilerini tanımadıkları için iletişimde oldukları kişilerle sorun yaşıyorlar.

Zaten Psikolojinin birinci amacı da danışanlara kendilerini tanımaları için ışık tutmak.

Dr. Ziya Hocanın anlattıklarından benim anlayamadığım tek bir konu var o da ‘mutlu olma hedefi’ konusu.

Ziya Hoca kendisi de söyledi, dindar ve İslam’a inanan bir kişi. Bu yüzden de bu dünya ve öldükten sonraki dünya olarak ikiye ayırarak anlattı. ‘Bu dünya mutlu olma yeri değil’ gibi anladım ben. ‘Ölümün olduğu yerde mutlu olamayız’ da dedi sanırım. Kendi açısından belki haklı ve bu cümle doğru.

Ama bana göre ölümün olduğu yerde hayata daha fazla sarılarak, hayatı bütünüyle kucaklayıp mutlu olabilir insanlar.

Ölümü düşünerek sürekli mutsuz olmak mı iyi yoksa hayata daha fazla sarılarak mutlu olmak mı?

Sanırım Muhammed peygamber de böyle bir cümle söylemiş.

‘Hiç ölmeyecek gibi bu dünya için, yarın ölecek gibi öbür dünya için çalışın’ mıydı tam hatırlamıyorum.

Hayatın stresi, koşturmacası ve ölümün çaresizliği zaten var. Bu yüzden de ben danışanlarıma Muhammed peygamberin sözünün ilk kısmını öneriyorum.

Mutlu olmaya çalışın ve mutluluğu yakalayacağınız şeyler yapın, hayatınızda değişiklikler yapın, farklı şeyleri öğrenin, doğada yürüyüşler yapın ve yakaladığınızda da mutlu kalmaya çalışın. Çünkü bizi mutsuz eden çok şey var.

Ocakmedya’nın sesli odalarında söz almıyorum çünkü Türkçem o kadar iyi değil.

Hani hep derler ya: ‘Anlıyorum ama konuşamıyorum 😊’

Hoşça kalın

2 YORUMLAR

  1. “Ama bana göre ölümün olduğu yerde hayata daha fazla sarılarak, hayatı bütünüyle kucaklayıp mutlu olabilir insanlar.” kesinlikle katılıyorum.beğenerek takip ediyorum yazılarınızı.Ellerinize sağlık

  2. sizce “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, hemen ölecekmiş gibi de ahiret için çalışın” cümlesi sadece ‘çalışma’ eylemini vurgulamak için mi söylenmiş bir söz?

    mesela gerçek mutluluğun, gerçek manada bir iç huzura kavuşmanın harikulade formülünü ifade eden bir söz değil midir? ve öyle ise sözün yarısını alıp geri kalan yarısını geri itmek mutluluğun harikulade olan formülünü bozmak olmaz mı?

    Hz.Peygamber’in bu sözü aynı zamanda “hayatın ihtiva ettiği zıtlıklar arasında bir denge” yakalamamızı öğütlemiyor mu? ve “hayatta var olan zıtlıklar arasında bir denge yakalama” fikri bu günkü psikolojinin bize sunduğu çok ileri seviye bir anlayış değil mi? eğer öyleyse siz bu yüksek anlayış seviyesini sözün yarısını alıp yarısını almayarak protesto mu ediyorsunuz?

    sadeci bu söz üzerinden daha bir çok soru sıralayabilirim ama şimdilik yeter herhalde:))

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here