Naziler de Fetö taktiği kullanıyor

7

Naziler ya da Neonaziler de Fetö taktiği kullanıyorlar.

Ama nasıl?

Neonazilerle Fetö arasında bir bağlantı mı var?

Bir yönüyle neden olmasın diyor insan. İkisinin de gizli emelleri var ve ‘düşmanımın düşmanı dostumdur’ ilkesi her alanda geçerli. İkisi de yerleşik hukuk düzeni olan devlete sızmayı hedefliyorlar ve bu kutsal yolda ‘her yol mübah’ ilkesini benimsiyorlar.

Diğer yönüyle de şu aklımıza geliyor: ‘Her alanda, her konuda suçlama terimi: Fetöcülük’.

Öyle değil mi ya?

Kim beğenmediği bir konu ve kişi olursa hemen fetöcülükle suçluyor.

Hele ki Türkiye’de.

MHP’liler İyi partililere mi kızdı, işlerine mi gelmedi, hemen fetöcüler.

HDP’lilere mi kızdılar, işlerine mi gelmedi, hemen fetöcüler.

Ak partililer kendi hedeflerine taş koyanlardan mı rahatsız oldular, hemen fetöcüler.

Ayıkla ayıkla bitmedi ama hala daha fetöcüler her yerde.

Sizin de aklınıza geliyor mu: ‘İyi de bu nasıl oluyor?’

Konu fetöcülük olunca kimsenin ağzını bıçak açmıyor.

Nasıl açsın ki?

Zerre kadar da olsa bir kelime kullansanız, siz de hemen fetöcüsünüz.

‘Çıplak arama’ya mazur kalanlar açık, net beyan ediyorlar ama inanan yok. Sanki bu konu iman esaslarındanmış gibi Ak partili kadın çıkıp, ‘ben inanmıyorum’ diyebiliyor.
Neden?

Evet, neden?

Neyse biz Neonaziler-Fetö bağlantısına devam edelim, çünkü fetöcülük konusu daha çok su götürecek.

Fetöcüler ne yapıyorlardı?
Kendi iç grup dinamiklerini sonuna kadar yaşayıp, uygulayıp dış hayatta çok normal insanlar gibi görünüyorlardı.

Almanya’daki Neonaziler de aynı şekilde davranıyorlar.

Eskiden dövmeleri, giyim tarzları ve sahip oldukları köpekleriyle hemen kendilerini belli eden Naziler artık yok.

Neonaziler daha farklı.

Büroda çalışıyorsa takım elbise, gömlek, kravat giyiyorlar. Dövmeleri yok ya da görünmeyen yerlerde. Sahip oldukları köpek cinsi hepsinde aynı değil. Ve açık olarak kin ve düşmanlıklarını belli etmiyorlar.

Peki ya nasıl?
Kendilerini saklıyorlar.

Giyim-kuşam ve tarzlarından anlaşılmıyor.

Yabancılar ve sığınmacılarla ilgili konuşmalarda gayet insani cümleler kullanıyorlar ancak cümlenin sonunda mutlaka bir ‘aber’(ama) oluyor.

‘Ich habe nichts gegen Ausländer, aber……(Yabancılara karşı değilim ama…..)

Bu yeni tarz sebebiyle Neonazileri tanımak mümkün değil.

Bu kişi ‘neonazi’dir diye bir sonuçlamaya gidemiyorsunuz, çünkü veriler yok.

Ancak davranışlarda, bakışlarda ve kullanılan kelimelerde hissediyorsunuz.

Hukuki bir süreç başlatmak da mümkün değil, çünkü hukuk hislerle çalışmıyor, elle tutulur deliller gerekiyor.

Son zamanlarda çeşitli polis teşkilatlarında neonazi mesaj grupları bulundu ama gözlerden kaçtı. Sebebi de Korona ve Korona kısıtlamalarının daha öncelikli olması.

Yetkililer de açıklamalarında ‘böyle bir yapılanma yok, ilişkisi olan üç-beş kişi de görev değişikliği ya da görevden uzaklaştırılmayla cezalandırıldı’ diyorlar.

Bunlara şaşırmıyorum işin gerçeği.

Çünkü sadece Almanya’da olan bir durum değil.

Türkiye’de de Polis Okullarında aleni şekilde ‘bozkurt selamı’ yapılıyor.

Bundan rahatsız olan ya da hukuki süreç başlatanlar var mı?
Yok.

Demek ki, bu ve benzeri gelişmeler her ülkede aynı ve her ülke kendi aşırısını koruyor.

Birisi ‘Deutschland über alles’ (Almanya her şeyin üzerinde) diyor, diğeri de ‘Bir Türk dünyaya bedeldir’….

Ne diyelim.

Hakkımızda hayırlısı.

Sevgi ve Bilgiyle kalın  

(Not: İzmir Menemen’de 23 Aralık 1930 tarihinde şehit edilen Kubilay’ı unutmadık.

Erenköylü Derviş Mehmet ve arkadaşları, ‘Ben mehdiyim, dinimiz mahvoluyor, şeriatı kurtarmaya geldim’ diyerek ükümet konağını bastılar. Ve başka ne iddia ettiler: ‘Biz şeriat ordusuyuz’

Bu dinciler yedeksubay sıfatıyla askerlik görevini Kubilay’ı da şehit ettiler.

Unutmadık.

Unutulmamalı…)

7 YORUMLAR

  1. türkiye’de “fetö” kelimesi sazan sarmalına giriş şifresi. bu dört harfli sihirli şifreyi ağzına alan sarmala girmiş oluyor, bu şifreyi kullananların sarmalın dışına çıkmaları mümkün değil. şeytan insani işte böyle çıkmaza sokar.

  2. Not’a yorum:Derviş Mehmet ve arkadaşları tetikçi.Olay yerine Kubilay’ı yalnız göndermemeliydi komutanı.o zamanki yönetim ihmalkar davranmış.

  3. Dünyanın en gelişmiş ve de en demokrat ülkelerinden sayılan bir ülkede sosyal bilimler konusunda araştırmacı olduğunu biliyoruz. Bir örgütün kurulması, eylemleri, terör, terörist vb ifadeleri hakkında biraz araştırma yapmanı tavsiye ederim. Etkileme pozisyonu yüksek olanlar, mesela köşe yazarlığı gibi, en çok sevap ama en çoj günah işleme pozisyonunda olanlardır. Burada yaptığınız bir güzelliği benimseyenler çok olursa sizin için ne mutlu. Ama bir de tersi sözkonusu … Bu yüzden ithamlara çok dikkat edilmeli… Ha bir de haksızlık karşısında alınacak tavır var, bilirsin sen onu…

  4. Her ülkenin bir iyi birde kötüsü mutlaka vardır. Bizim bir f, yada p ile başlayan bir nazi ciklerimiz bile yok! tur belkide.
    Adam kazandı, pardon amerkanyada yaşıyan biri. Bir diğeri bir ulaşılamayan adada ıssız adam modunda..
    Diş ülkelerin adamları nasıl oluyorda bizim nazimiz oluyor anlayamadım. Bir nazimiz bile yok aslında, ne sen bunun farkındasın nede o saydığınız partiler farkında; kandil nirenin bir vilayeti acaba?
    Ya pendilvanya? Doksanı ncı il (bizde eyalet yok) açıldı da bizmi duymadık?
    Sızma, dış güçlerin adamları dır onlar, öyledir öyle.
    Biz kendi insanlarımızı koruyup kollayalım, ahtapot kollarını kestikmi iş tamam inşallah.
    Hepsi gelir geçer, geldikleri yere geri dönerler. Belki salgını çıkaranların bile gün gelir bir de duyarız ki bizzat kendileri kavit 29 olmuş, hepsini sevmiş🚭🔥😈

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here