Nazlı Vefa

2

Anladım ki yazarken yalnız kalbim değil kelimelerin de canı yanıyormuş.

İnsanlar öz vatanlarında vefasızlığa ağlıyormuş. 

Bu bir kâbus olsa da acının çıldırdığı yer, yüreğin ateşiymiş. 

Mevsim sonbahar.

Şimdi her yerde ayrılık rüzgârı. 

Gökyüzünde dallarından koparılan yaprakların şöleni. 

Önümüzde kış çetinliğinde aşılması gereken bir zaman dilimi.

Ey Vefa!.. 

Reklam

Kış uykusundan ne zaman uyanacaksın?

Demir parmaklıklar arasında ‘vefa vefa’ diye inleyen gönüllere ne zaman bahar esintileri göndereceksin?

Ahmet’ler, Mehmet’ler, Ali’ler, Nazlı’lar, Ayşe’ler, Fatma’lar ve nice isimsizler senden bir haber bekler.

Ey Nazlı Vefa!

“Burası evim oldu” diyorsan ve

“Bağrımda fırtına koparan fotoğraflar.” 

Vefayla aramıza mesafe koyalı, feryatlar bizlerin yüreklerinde fırtınalar koparmıyor. 

Senin dolabın çelikten, 

Reklam

Bizim yüreğimiz.

Senin karyolan demirden, 

Bizim insanlığımız.

Esnemiyor bir türlü.

Yaşadıklarını kelimelere emanet edip bizlere göndermişsin.

Ne de iyi etmişsin.

Ruhun yorgunluğu, kelimelerin ızdırabını artıyor.

Lakin emanet, ihanete uğramış. Başkalarının acılarından mutluluk devşirenler çıkmış.

Hepimizin ipi, hayatta kalmak için birbirine bağlıydı. Şimdi herkes birbirinin ipini kesmekle meşgul.

Ne güzel demişsin:

“İnsanlar öz vatanlarında kendileri garip hissetmesinler diye ne çok emek sarf ettiğimi hatırlıyorum. Vefasızlığa ağlıyorum.”

İnan biz de Nazlı Vefa’ya ağlıyoruz..

“Vefa İstanbul’da bir semt adıymış.”

Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyuruyor:

“Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin, eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin, buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, İman 78; Tirmizi, Fiten 11)

Bize düşen çaresizlik..

Annenin sana “Mini mini kızım” dediğini aktarıyorsun. 

Nice analar, şimdilerde evlatlarına hasret. Evlatlar ise analarına yoldaş.

Tıpkı senin annene hasretin gibi.

“Masumiyetime sığınıyorum” diyorsun.

Vicdanın huzur limanıdır masumiyet.

“Ve hayat bayram olsa!!!” talebin var.

Buna kim hayır diyebilir ki..

Zebur’daki bir ayet şöyle der: “Doğru insanların dertleri çoktur ama Tanrı hepsinden kurtarır onları.”

2 YORUMLAR

  1. ”Vefayla aramıza mesafe koyalı,feryatlar bizlerin yüreklerinde fırtınalar koparmıyor.” ‘Lakin,emanet ihanete uğramış.Başkalarının acılarından mutluluk devşirenler çıkmış.” Hepimizin ipi hayatta kalmak için birbirine bağlıydı.Şimdi herkes birbirinin ipi kesmekle meşgul.” Yıllardır muhafazakar,dindar bir yönetim tarzının getirdiği durumu ne kadar net tasvir etmişsiniz.

  2. İşte bu konulardan dolayı insanlar arasında çok derin bir yara açıldı. Bunun kapanması için sanırım 2 nesil geçmesi gerekebilir. Benim çocuklarımın yaşadıklarını unutacağını zannetmiyorum. Belki torunlarım. Ne yazık ki sorumlular bunun olmaması için hiçbir çaba sarfetmiyor, tersini yapıyorlar. İnsanlık ve islamdan nasiplenip güzel işler yapmayı deneseler ülke kazanacak…

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here