Ne garip bir ülkede yaşıyoruz ama!

0

Ne garip bir ülkede yaşıyoruz ama.

Siyasettin mafyaya hiza vermesi gerekirken, mafya siyasete hiza vermeye çalışıyor ve siyaset adamını mafyanın suçlamalarından korumaya çalışırken, mafya siyasetin adamlarının kirli çamaşırlarını ortaya dökmeye çalışıyor.

Ne garip bir ülkede yaşıyoruz ama.

Mafya çamura bulanmış kirli basını deşifre etmeye çalışırken, basın savunmada, bulaştığı kirli işleri saklamaya çalışıyor.

Ne garip bir ülkede yaşıyoruz ama.

Mafya her tür rüşvet ve yolsuzluğa bulaşmış bürokrasiye saldırıyor, bürokrasi savunmada, içine girdiği yolsuzlukları örtbas etmenin derdiyle dört dönüyor.

Ne garip bir ülkede yaşıyoruz ama.

Mafya belediyelerin başta imar rüşvetleri olmak üzere ve ne tür yolsuzluklarla döndüğünü ifşa ederken, belediyeler savunmada, aldıkları rüşvet ve içine girdikleri kanunsuzlukları aklamanın derdiyle çalkalanıyor.

Ne garip bir ülkede yaşıyoruz ama.

Mafya hukuk sisteminin içine düştüğü çürümüşlüğe saldırıyor, hukukçulardan çıt yok, kimse böyle bir pisliğe bulaştığını inkâr bile edemiyor.

Ne garip bir ülkede yaşıyoruz ama.

Mafya devletin kurumlarına saldırırken, siyaset kurumu savunmada, ne yapacağına karar vermek için değil, mafyaya vereceği cevaba karar vermek için toplantı üzerine toplandı düzenliyor.

Ne garip bir ülkede yaşıyoruz ama.

Mafya içişleri bakanlığını etik değerlere uymaya davet ederken, içişleri bakanlığı belden aşağı iniyor, kadın iç çamaşırlarını diline dolamış mafya bu şekilde devam ederse adeta gerekirse ne çirkef olabileceğini gösteriyor. 

Ne garip bir ülkede yaşıyoruz ama.

Mafya basının içine düştüğü çürümüşlüğü kişiler üzerinden ifşa etmeye devam edeceğini söylerken, o kişiler ellerinden tüm basın ve yayın olanaklarına rağmen karşı cevap vermeye yeltenmiyor, geldikleri savaş geleneği itibariyle adeta mafya ile mafya usulleriyle savaşacağını söylüyor.

Ne garip bir ülkede yaşıyoruz ama.

Mafya bakanından geçmiş başbakanlara kadar önüne gelene geçmişte girdikleri kanun dışı ifşaatlara saldırıyor, bakanından başbakanına kadar herkes savunmada, kendilerini aklamanın derdine düşmüş, yaptıklarına mazeret bulmanın bir yolunu arıyor. 

Ne garip bir ülkede yaşıyoruz ama.

Mafya eski içişleri bakanlığı yapmış bir muhtereme saldırıyor, nerde kimin malını ne şekilde gasp ettiğini, çocuğunun kimi, hangi şekilde öldürdüğünü ve babası olan muhteremin oğlunu yargı yoluyla ne şekilde akladığını anlatıyor, siyaset kurumu ve tüm yargı camiası sus-pus, sarsılan itibarlarını izlemekle yetiniyor.

Ne garip bir ülkede yaşıyoruz ama.

Mafya oradan-buradan kaçırılan paraların peşine düşmüş, kimlerin hangi paraları ne şekilde aldığını veya çaldığını ve hükümetin onları ne şekilde kolladığını anlatırken, muhatapların cılız yalanlamaları dışında ne hükümetten bir ses çıkıyor ne de yargıdan.

Ne garip bir ülkede yaşıyoruz ama.

Mafya doğrudan basın holdinglerinin hangi gazeteleri ne şekilde ve nasıl gasp ettiklerin söylerken, bu holdingler sus-pus siyaset kurumunun arkalarında durmasını yeter bir savunma görüyor.

Ne garip bir ülkede yaşıyoruz ama.

Mafya basının kirli yüzünü ifşa etmeye çalışırken, basın adeta bunda bir beis görmüyor, vazifeleriymiş gibi yalnızca mafyanın siyaset kurumuna dönük suçlamalarını aklamanın bir yolunu arıyor.

Ne garip bir ülkede yaşıyoruz ama.

Mafya her cepheden cumhurbaşkanının yanında duran adamların içine düştüğü yolsuzlukları deşifre etmeye ve bu deşifrasyon üzerinden itibarsızlaştırmaya çalışıyor, cumhurbaşkanı ise yaşananların halktaki yansımalarını göreceğine ve en azından halkı yatıştıracak bir-iki soruşturma komisyonu kurduracağı talimatını vereceğine, yanındaki adamları savunuyor -dolaylı da olsa- bir şekilde onlara kefil olduğunu beyan etmiş oluyor.

Ne garip bir ülkede yaşıyoruz ama.

Cumhurbaşkanı yanındaki adamları savununca mafya bu seferde cephe büyütüyor, doğrudan cumhurbaşkanı ve ailesine saldırıyor, ailesinin içine girdiği veya olmasına göz yumduğu yolsuzlukları sıralamaya başlıyor.

Ne garip bir ülkede yaşıyoruz ama.

Mafya saldırılarını iktidar üzerinden geliştirip ülke siyasetine hiza vermeye çalışırken muhalefet kurumu sus-pus, başka bir ülkenin muhalefetiymiş gibi olanları yalnızca dışardan izliyor ve yabancı sefirlerin adetleri gereği söyledikleri gibi ülkenin sorunlarını kendi içinde çözmesi temennisinde bulunuyor. Yabancı bir ülke sefirinin bunu böyle söylemesi anlaşılırdır, ama söyleyen şayet ülkenin kendi muhalefeti ise bu kesinlikle anlaşılamazdır. Lütfen birileri bunlara bu ülkenin muhalefeti olduklarını hatırlatsın, yoksa neden besliyoruz ki!

Ne garip bir ülkede yaşıyoruz ama.

Ve belki de en garibi, ülke insanının yarısı güven endeksinde bu ülke bu muhalefete teslim edileceğine bu iktidarda kalmasını yeğliyor.

Artık burada kesmeme izin veriniz; sonu yok bu işin, bu iktidarla, bu muhalefetle, bu halkla bu iş daha böyle çok gider, çünkü mevcut iktidar umutsuz bir vaka olsa da muhalefeti tam bir alametifarika.  

Düşünün artık, ya da hatırlıyorsunuzdur; İtalya’da hükümet mafyaya karşı “Temizeller Operasyonu” başlatmıştı. Ama farkımız bu olsa gerek; bizde mafya hükümete karşı “Temizeller Operasyonu” başlatmış bulunuyor.

Belli ki bizde elleri başka temiz yok!

Sonu bağlarken Joseph de Maistre’nin “Her millet layık olduğu şekilde yönetilir” sözünü etmeden edemeyeceğim.

Öyle değil misiniz?

O zaman öyle olmadığınızı gösteriniz.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here