Neslican Tay Öldü ama Nifak Ölmedi

0

Neslican Tay, 20 Eylül günü hayata gözlerini yumdu. Daha önce 3 (üç) kez kanseri yenmiş olan bu kardeşimiz, “Gelişen çoklu organ yetmezliği” ile son ışığını sunarak aramızdan ayrıldı. Bir “azim” öyküsüydü bu… Bitti… Film yapılacak bir senaryoydu, sona erdi. Gişelik – Oscarlık olur muydu bilmem ama hepimizi damla damla gözyaşlarına boğacak bir serüven 20 Eylül günü sona erdi…

Keza dün oynanan Fenerbahçe – Ankaragücü maçında bile tribünlerde tek ses vardı; “Neslican Tay”. Fenerbahçe sahaya aynı pankartla çıktı. Ankaragüçlü futbolcular alkışladı. Ankaragüçlü deplasman tribününden alkış geldi. Tüm Türkiye’nin acısına ortak olduğu, paylaştığı bir gündü… Ne yazık ki; Neslihan kardeşim, bu sefer yapamadı. Belki yoruldu, belki “Artık yeter” dedi… Kimbilir?

Ama asıl acı olanlar, sonrasında sosyal medyada çalkalandı. Bazıları “kin ve nefretle” karalamaya kalktı bu azmi… Adına “Çıplaklık” diyerek.. Tanrı rolünü üstlenerek… Bazıları “siyaset” dedi, bazıları ise cahilce “ajitasyon”

Sosyal medyada bunları diyen hesap sahipleri ne kadar “gerçek” orası tartışılır. Ama bakın; “Nesl-i Han” nickli ve “AkFeraset”kullanıcı adıyla paylaşım yapan kişi ne demiş: “Neslican Tay ölmüş. Herkes cennete kavuştu diyor. Orasını Allah bilir. Yalnız bu çıplaklıkla biraz zor…” Cennete kavuşup kavuşmadığını Allah’a bırakırken “çıplaklık” yargılamasını kendi tekeline alıp direk hükmünü vermiş; “…biraz zor…” Öyle ya! İsmini Arap özentisiyle yazıp, bir de sağına soluna “AK” koyunca bu konularda karar mercii oluyorsun. Karar sende. Sünme Haşa, Allah bunu bilemez, değerlendiremez, onun icra yetkisi yok. Sen dediysen; “Bu çıplaklıkla biraz zor…” Allah hemen seni dinleyip, diyor ki; “Evet, haklısın Nesl-i Han! Bu çıplaklıkla mümkün değil. Ben bunu neden daha önce düşünemedim ki?” Ve karar; Direk cehennem! Bu dünyada yaptıkların, ilham verdiğin kişiler, ilham verdiğin insanlık ve azim öyküleri… Hepsi çöp! Ama bir şortla, t-shirtle fotoğrafın mı var? Var! Peki, direk cehennem! 

Bunu diyen kişi bilmiyorum “ironi” mi yapıyor ama cümlesinin başında bir de diyor ki; “Orasını Allah bilir…” Madem o biliyor da, bu kadar “çıplaklıkla” cennetin zor olacağı hükmünü nereden veriyorsun! Allah değil midir ki; “Her şekilde karşıma gelin! Ama kul hakkıyla sakın gelmeyin” diyen? Peki, senin yaptığın nedir burada “Nesl-i Han”? “Kul Hakkı” değil midir? Sadece soruyorum? Hocalar muhakkak daha iyisini bilir… Ama “GERÇEK HOCALAR…”

Başka bir sosyal medya takipçisi; “Sunni Layik” nickli ve “GenclikAK” kullanıcı adıyla paylaşım yapan… Şöyle diyor: “Neslihan Tay! Sen şimdi öldün ya! Bu dünyada ananın babanın giydiremediği türbanı öte tarafı kimbilir nasıl giyeceksin?” 

Evet, bir hüküm ve karar mercii daha sahada… Neslihan Tay, kanseri 3 (üç) kere yenmiş ve dördüncüsünde “Yine yeneceğim” diyerek organlarının iflas etmesi sonrası hayata gözlerini yummuş ama nifak sevdalıları yine sahneye çıkmış. Annesi ve babası sanki baskı kurmuş ve Neslihan Tay itiraz edip de dik durmuş gibi kapanmamaya… Ben böyle bir şey olduğunu zerre sanmıyorum ama velev ki oldu! Bunun yargısı sana mı düştü “Sunni Layik”? Elinde çetele ile kim ne kadar kapanmış, kim nasıl ölmüş, kim öldükten sonra ne kadar azap çekecek hesabıyla görevlendirilen sen misin? Sen gittin de oraya geldin mi? Oraya gidip de gelen var mı? Gelgelim o kadar kendimizi kaptırmışız ki; kocaman bir “başkaldırı öyküsünü” türbana bağlamış durumdayız… O varsa tamam… Her şey yolunda… Bu hayatta yaptıkların, insanlara ve insanlığa verdiklerin, katkıların, değerlerin hepsi yok oluyor ama türban varsa başında direk cennetliksin… Oysa başını kapatmak dışında hiç bir şey yapmamışsın. Sünme Haşa, Allah’ın, senin başını kapatıp, kapatmamana ihtiyacı mı var? Sanki hepsini yapıp da geriye tek o kalmış gibi… Her şey onunla çözülecek gibi… Ne türban içinde kadınlar tanıdık ömrümüzde, bir karış onur yok, ne türbansız kadınlar tanıdık heykelini yapmaya yetecek beton yok… Ama “türban” varsa tamamdır… Yoksa fena… Sunni Layik’e göre durum böyle ama… Ben demiyorum bunu…

Bakınız Efendiler, tekrar söylüyorum; Ne bu Sunni Layik ne de bu Nesl-i Han denilen sosyal medya sahipleri, gerçek kişiler değillerdir. Bu hesaplar bir kaç farklı kişi tarafından ince ince düşünülerek, hesaplanarak “toplumu bölme” – “kutuplaştırma” – “keskin uçları bileme” politikası güden programlı hesaplardır. Bu tüm dünyadaki istihbarat kuruluşlarının uyguladığı bir politikadır. Keza biz de yapıyoruz bunu kendi ulusal ve milli değerlerimiz için… Ama burada yapılan bu paylaşımlar kesinlikle; “Öz Müslümanlara” ait paylaşımlar değildir. Çünkü kendi halinde, saf ve ari Müslüman şunu der bir ölümün arkasından; “Allah günahlarını affetsin, hakkım varsa helal olsun” Ama burada böyle bir çıkış yoksa ben bunda art niyet ararım. Nifak ararım. Kutuplaştırma ararım. Keza da öyle. Bizler ne zaman, ölen gencecik bir insan için, başı açık mı kapalı mı, örtülü mü değil mi diye düşünür olduk? Ne zaman konu buralara geldi? Kim çıkardı bunları? Nasıl ortaya çıktı? Neden bunları düşünür olduk? 

Reklam

Neslican Tay aslında hepimize tek bir şey öğretti ve gitti… Oda; “PES ETMEMEKTİ…” Bu bile insanlığa kattığı bir değerdir, kıymettir…

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here