Neyi nasıl yazmalı? Neyi yazmamalı?

2

Merhaba Ocak Medya okurları…Yine bir dünya konu başlık var konuşacak yazacak. Ancak hangi biri nasıl yazılmalı? ya da yazılmamalı mı?

Bilmiyorum.

Ama gündemi meşgul eden konular öyle konular ki, ülkenin bütün problemleri bitmiş ortalık güllük gülistanlık ve sanki biz pahalılık altında ezileceğimiz bir kara kış geçirmeyeceğiz de çocukluk yıllarımızda okulda panoda asılı olan ve kar altında mahalle arasında oyun oynayan neşeli çocukların olduğu o huzur veren resimdeki gibi bir kışı karşılayacağız. Nasıl olsa doğalgaz cebi yakmıyor evi ısıtıyor, elektrik faturaları sudan ucuz çarşı pazar bayram yeri ve işsizler ordusu o pazar yerlerinden eli boş evlerine gidiyor zaten pazarcı esnafı da üniversite tahsilli. Yani ülkenin hiçbir problemi kalmadı şimdi de kızımızı kime vermemeliyiz diyerek bölündüğümüz kamplaştığımız yetmiyormuş gibi ülkeyi hala bölmeye çalışan birtakım hocalar(!). Liderini büyültmek isterken kendilerini küçük düşüren siyasetçiler vs. Oysa bu toplum ve özellikle ülkenin geleceği olan gençlerin umutları bu gayrı ciddi yönetenlerin siyaset erbaplarının böylesi salvoları karşısında tükendi tükenmeye de devam ediyor ne yazık ki. 

Gitti damat geldi geldi Ali İhsan Yavuz…

AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz o beyin şoklayan kürsü konuşmalarına yenilerini ekleyerek formunda olduğunu göstermeye devam ediyor. Geçtiğimiz hafta yine kendisine sunulan bir kürsüdeki konuşmasını izliyorum. Paranın çoğunun enerji açığına gittiğini anlatmaya çalışan Yavuz’un ses rengi, vücut dili ve de kurduğu cümleler bana bir dönem bakanlık yapan damat Berat Albayrak’ın ekonomiden dert yanan bir vatandaşa, bulunduğunu iddia ettiği bir doğalgaz rezervi ile nasıl uçacağımızı anlatışını hatırlattı.

Sayın Yavuz başka bir gün yine bir kürsüde, bu sefer Sayın Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan için neler söylüyor neler. 2007 gibi Milli Güvenlik Kurulu toplantısını anlatan Yavuz, irtica ve imam hatipler hakkında konuştuklarında Tayyip Bey duramıyor ve masaya vuruyor. ‘Yeter be kardeşim ne irticası, ben de imam hatipliyim. Ne başörtüsü benim eşimin de başı kapalı. Kapalısı var, açığı var. Yeter artık’ dedi

O günden sonra irtica kavramı Milli Güvenlik Kurulu’nun gündemine gelmiyor diyen Yavuz, idam sehpasına gitmeyi göze alacak bir liderimiz olmasaydı şu anda gündem yine irtica kavramlarıyla dolup taşacaktı diyor. Hızını alamayan Yavuz, kendilerinin de oylarıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’a destek verdikleri için hanelerine sevap yazılmaya devam edildiğini belirterek sanırım dinin siyasete alet edilmesinin ne kadar tehlikeli ve pis bir durum olduğunu göstermiş oluyor.

NOT: Türkiye Cumhuriyeti’nde ölüm cezası, 1984’ten bu yana uygulanmamaktadır ve 2004’te kaldırılmıştır. Ölüm cezası önce 2001’de savaş tehdidi ve terör suçları halleri dışındaki suçlar için kaldırılmış, 3 Ağustos 2002’de “Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hâllerinde işlenmiş suçlar hariç” şartı ile kaldırılmıştır.

Ve bu ülkede, halkı ve vatanı için şeyhülislam tarafından hakkında idam fetvası verilen, padişah tarafından idam kararı onaylanan yalnızca bir lider vardır. O da 83 yıl önce sadece bedenen ebediyete göçen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Bu vesile ile kendisini saygı ile anıyorum.

AKP hep halkın yaşam standartlarından ödün vermeyi seçiyor…

Dünya genelinde ve Türkiye özelinde ekonomik anlamda kötü günler geçiriyoruz artık bunun herkes ve her kesim farkında.  Ancak ülkemizdeki yönetim anlayışına baktığımız da değerli siyasetçilerimiz, her kötü gidişin faturasını diyetini bizlere has bir şekilde şark kurnazlığı ile sadece vatandaşa kesiyor. 2016 itibarıyla resmi gazetede yayınlanarak kaldırılan kış saati uygulaması da sanırım bunlardan biri. Neden mi? Kış saatinin başlangıç saati olan 31 Ekim tarihi geldiğinde kış saati uygulamasının yeniden uygulamaya konulup konulmaması gerektiği konusu siyasiler tarafından yine hararetle tartışmaya açıldı. Peki sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ne yaptı? Büyük bir iş başarmış olmanın verdiği bir gururla olsa gerek yıllık 1 milyar TL civarında tasarruf ettik dedi. Tamam tabi ki de tasarruf edelim kaynaklarımız buhar olup uçmasın ancak heyhat…! Biraz da samimi olmamız gerekmez mi? Çok arabesk bir şekilde itibardan tasarruf olmaz diyerek kamunun tepeden tırnağa her alanında hanlara hamamlara saraylara makamlara makam araçlarına kadar yedi sülaleye yetecek kadar masraf yapabilenler konfordan vazgeçmeyenler, tasarrufu akıllarına getirmeyenler, bu ülkenin çocukları sabahın karanlığında okula gitmeye çalışırken, kadını erkeği tüm çalışanları o karanlıkta işe giderken nedense tasarrufu akıllarına getiriyor öyle mi? Vatandaşın yaşam standartları akıllarına gelmiyor ne yazık ki. Hükümetimizin bu tasarruf konusuna yaklaşımına bu açıdan bakınca nedense hiç samimi gelmiyor bana.

Cehalet kin yine hortladı…Alevi’ye kız vermeyin dedi fetvacı

İşte geldim saatin gece yarısını geçtiği bir zaman diliminde ilk başlığa…neyi nasıl yazayım? ya da neyi yazmayayım?

Ülke kamplaşmış, siyaset herkesi uzun yıllardır bölmediği kadar bölmüşken millet ağır ekonomik krizden dolayı nefes alamazken perdenin kenarından birisi kafayı uzatıp bir şeyler söyleyip kayboluyor sanki.

Yeni Şafak gazetesinin ilahiyatçı yazarı Hayrettin Karaman’ın bir kız annesi tarafından kendisine sorulan “Alevi ile evlenmek” ile ilgili sorusuna “Eğer bilerek Aleviliğini koruyorsa, Alevilere ait olup İslam ile bağdaşması mümkün olmayan inançları ve uygulamaları muhafaza ediyorsa o genç ile sünni bir kız evlenemez.” yanıtını verdiği ortaya çıktı. Yetmedi mi bu ülkeyi böldüğünüz fişlediğiniz acılar çektirdiğiniz bilemiyorum ki. Sana kızamıyorum ki senin sicilin zaten ortada. Ama bu soruyu sorabilen zihniyet nasıl bir ruh halindedir merak etmiyor değilim.

2 YORUMLAR

  1. “Ve bu ülkede, halkı ve vatanı için şeyhülislam tarafından hakkında idam fetvası verilen, padişah tarafından idam kararı onaylanan yalnızca bir lider vardır. O da 83 yıl önce sadece bedenen ebediyete göçen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Bu vesile ile kendisini saygı ile anıyorum.”

    neyi yazıp neyi yazmayacağınızı siz bilirsiniz ama yerinizde olsam tırnak içindeki ifadeniz gibi tartışmalı tarihi konulara girmem, girersem de devlet arşivlerinden o şeyhulislamın fetvasını delil olarak koyarım. tam aksini iddia eden tarihçiler çok çünkü.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here